Dijital evrimin halkaları hızla birbirine kenetleniyor

Sosyalist Medya

In Yazar Köşeleri by İlker KaraşLeave a Comment

Dijital evrimin halkaları hızla birbirine kenetleniyor

Kısa bir süre önce dijital ortam yoğun tartışmaların yaşandığı bir evre geçirdi.

Kullanıcılar, devlet ve Facebook – Twitter gibi sosyal medya mecraları arasında oluşan bu gerginliğin sebebi oldukça ilginçti. Toplumsal olayların yankılarının yayıldığı sosyal medya mecralarına devlet tarafından müdahale edileceği söylentisi önce kullanıcıları öfkelendirdi sonra da devlet kanalında yürütülen bir çalışmanın olmadığı yönünde açıklama yapılmasına kadar büyüdü.

Özellikle firmaların ve kullanıcıların farklı farklı amaçlarla ortak olduğu Facebook ve Twitter gibi geniş bir arayüzde çeşitli sorunların aşılması, firmalarla kullanıcıların yine aynı ortamda birlikte hareket etmesiyle gerçekleşiyor.

Gerilla reklam kampanyaları olsun, çeşitli gençlik hareketleri olsun, engellenemeyen içeriklerin barınması (bkz. Trollemek için sosyal medya kullanımı) olsun hepsi doğasında var olan kalabalığın bir göstergesidir. İşlek bir cadde gibi düşünebileceğimiz sosyal medya kavramı yakın zamanda “sansüre uğruyoruz” ve “engellemiyoruz” etiketli açıklamalara maruz kaldı. Sosyal medyanın uzunca süredir, ırkçılık, karşıt görüş, cinsiyet ayrımı vb. konularda bolca propaganda materyali ile beslendiğini, haddinden fazlaca görselin ve video materyalinin etrafta dolaştırıldığını, kitlelerin deyim yerindeyse olası bir ortam için hazırda tutulduğunu görüyoruz.

Amacının çok dışında diyebileceğimiz durumlar varmış gibi gözükse de, biraz gözümüzü kendi ülkemizin ötesine çevirdiğimizde durumun sandığımız gibi olmadığını görüyoruz. 90’larda medya savaş ve diğer durumları kendi üzerinde yayın politikası olarak sırtlanabiliyorken, 2000’lerin sonunda bu durum internetin yaygınlaşması ile sahte habercilikle birleşti. Özellikle asparagas habercilikte sınır tanımayan internet sitelerinin halkı yanlış bilgilerle doldurup olur olmaz şeylere inandırma yönündeki gücünün keşfedilmesi her şeyin başlangıcı oldu diyebiliriz.

Sosyal medya devrimi ile yayılan ve “kitlesel aydınlanma potansiyeli” olarak niteleyebileceğimiz  teknoloji ışığı, kişilerin beslediği asılsız içerikler ile ne kadar tehlikeli boyutlara ulaşabilirdi ki? Temiz ve optimist duygularımızla “hiiiç” diyerek ağzımızdan dökülecek kelimeler duygularımıza belki tercüman olabilir. Gözümüzden kaçan nokta, Arap Baharı gibi hareketlerin odağının sosyal medya olmasıdır. Hani Fransız İhtilali dönemi Twitter / Facebook olsaydı eminim yine aynı şeyler yaşanırdı. Sonuçta kitlesel iletişim dünde aynı temeller üzerine kuruluydu, bugün de aynı mekaniklerle ilerliyor. Gözümü kapatıp söyleyebilirim ki, yarın da bu şekilde işleyecektir.

Peki biz nereden geldik buraya?

Arif’in Manchester’a attığı golü ararken buraya gelenler gibi miyiz? Yok canım daha neler… Sosyal bir birey olmanın faturası mıdır peki bu? Bence hayır. Ama açık açık söylenemeyen bir şey var ki, “Biz interneti sizin için güvenli yaptık, sırada sosyalliğini de sizin için düzenleyeceğiz” şeklinde. Bu işin biraz korkutucu boyutudur… İnterneti internet yapan bu ortamın kozmopolit yapısıdır. İlginç bir şekilde kozmopolitliğin yitirildiği ya da çok taraflı olarak kontrolünü kaybettiği durumlar da ırkçılık vb. konuların yükselişe geçtiği dakikalardır. Bir tarafın propagandası Twitter’da trend topic olduğu an, diğer tarafın ya da tarafların sempatizanlarının karşı atağı ile bir anda trend topiclerde bir konu hakkında aynı anda hem olumlu hem olumsuz içerikler dolanabiliyor.

Uzunca süre dijital alemde “klavye delikanlılığı” olarak nitelendirilen durum, sosyal medyanın kullanım amacının değiştirilmesine yönelik içerik beslemeleri ile linç kampanyalarına zemin haline gelince, devletin bu noktada “dur” deme isteğinin oluşması, sağduyu çağrıları yapmaya zemin hazırlama isteği çok doğal bir süspansiyon etkisi olarak düşünülebilir. Fakat yanlış algılanan ve işleme konulmaya çalışılan mekanizmada çarkların dönüş stili olarak okuduğumuz “sosyal medyayı durdurma” fiili gerçekten biraz düşündürücü bir seçenek. Terör bölgelerine özel OHAL’den farksız bir uygulamanın insanların haber alma özgürlüğüne jammer etkisinin ötesinde bir blokaj olarak yansıması, dijital geleceğin doğasına tamamen aykırı. Olası sorunlar şu an jammer etkisiyle ortamlardan silinebiliyor fakat bu defa durum çok farklı.

Girilen içeriğin durdurulmaya, engellenmeye ya da otomatik blokaja maruz bırakılma isteği, bizim ileride uygulanan masum internet filtresinin çok daha ciddi ve acımasız bir çeşidini üzerimizde uygulanırken bulabileceğimiz anlamına geliyor. Kozmopolitliğin distopya ile birleşiminin bizleri nereye sürükleyeceğini açık ve seçik olarak görüyoruz. Bunu görememek için gözlerimizi sıkı sıkıya kapatmamız lazım.