Bulut Ne Yakar?

In Modern Zamanlar, Yazar Köşeleri by Berker GüngörLeave a Comment

Her şey buluta yükleniyor ama, bulutu ayakta tutmak bedava değil!

Bir süredir “bulut” kavramı kaldırdığınız her taşın altından çıkıyor. Her türden servis ve yazılım, ucundan kıyısından buluta bağlanıyor, bulutla çalışıyor, hatta bazıları sadece bulutla var olabiliyor. Her ne kadar bu durum yükselen trend olsa da, bu durumun ne kadar böyle süreceği konusunda ciddi tartışmalar var.

Geçtiğimiz günlerde New York Times’da yayınlanan bir makale, aslında bilişim sektöründe gayet iyi bilinen ancak üzerinde açıkça pek fazla tartışılmayan bir sorunu tekrar gündeme getirdi. Herşeyi buluta yüklemek aslında ne kadar kârlı? Bulut demek, gerçekte bir yerlerde dev bir veri merkezinin, yani sunucu çiftliklerinin harıl harıl çalışması demek. Bu dev veri merkezlerini ayakta tutmak, gerçekte inanılmaz miktarlarda enerji tüketmeyi gerektiriyor.

Basit bir kaç örnek vermek gerekirse, bugün için Google’ın veri merkezlerinin yıllık enerji tüketimi 300 Megawatt civarında, Facebook ise yıllık 60 Megawatt harcıyor. Üstelik bu rakamlar gün geçtikçe daha da büyüyor, çünkü bulut servislerin artışı, kurulan veri merkezi sayısını da etkiliyor. Öyle ki, Google uzun süredir ciddi olarak hem kendi sunucularını üretiyor, hem de kendi enerji ihtiyacını güneş gibi alternatif kaynaklardan üretmeye çalışıyor. Devletlerin bu amaçla ne kadar enerji tükettiği hakkında ise genellikle pek fazla bir şey söylenmiyor, çünkü işin içine ulusal güvenlik giriyor.

İşin en ilginç tarafı, bu harcamaların aslında lüzumsuz yere yapılıyor olması! Çoğu veri merkezi enerji şebekesindeki olası çökmelere karşı birden fazla önlem alıyor. Sunucu çiftlikleri ihtiyaç olmasa bile, her an ihtiyaç olabileceği farz edilerek devamlı rölantide tutuluyor. Mesela sıradan bir kullanıcının Dropbox ya da Skybox hesabına erişme sıklığı çok düşük olsa bile, bu servisleri barındıran sunucular devamlı olarak anında erişime hazır durumda bekliyor. Şüphesiz olması gereken de bu, sonuçta bulutun ardında yatan mantık buna dayalı, ancak enerji tüketimi açısından hiç mantıklı bir uygulama sayılmaz.

Uzmanlar uzun vadede interneti oluşturan bilgisayarların ve özellikle de dev veri merkezlerinin, gezegendeki en büyük enerji tüketicisi haline geleceğini düşünüyorlar. Üstelik bugünkü teknolojilerle enerji verimliliğini daha da iyileştirmek pek mümkün gözükmüyor. Her en kadar şirketler alternatif enerji kaynaklarına yönelseler de, bunları kurmak ve işletmek de bedava değil. Yani sonuçta giderek büyüyen bir enerji ihtiyacı var. Kaldı ki gezegende enerji bolluğu yaşandığı da söylenemez. Çin ya da Hindistan gibi dev nüfuslu ülkelerin veri merkezlerinin enerji ihtiyacı, şüphesiz daha küçük ülkelerle kıyaslanamayacak kadar büyük boyutlarda.

Haliyle insan kendi kendine sormadan edemiyor; enerji maliyetleri gibi önemli bir gider kalemi firmaların sırtında gittikçe büyüyen bir kambur oluştururken, herşeyi buluta yüklemek ne kadar güvenli? Sonuçta kapitalizm hayrına iş yapılan bir sistem değildir. Ve her ne kadar bulut hizmetler tüketiciye şimdilik pek maliyet yüklemiyor gibi görünse de, enerji maliyetleri bu şekilde artmaya devam ederse bu da değişecektir.