Buzul Çağı’nın Sırrı Çözülüyor

In Haber by Berker GüngörLeave a Comment

buz_devri

Bilim insanları gezegendeki Buzul Çağı döngülerinin sırlarını çözdü.

Dünya gezegeni, Güneş’in çevresindeki yörüngesel yapısının da etkisiyle, her 100,000 yılda bir soğuma evresine giriyor. Bunun sonucunda Buzul Çağı başlıyor ve uzun bir süre hüküm sürüyor. Bu çağların ne aralıkla gerçekleştiği ve gezegen üzerindeki etkilerine dair büyük miktarda kanıt zaten toplanmıştı. Ancak bilim uzun süredir bu döngülerin tam olarak nasıl gerçekleştiğini çözmekte zorlanıyordu.

Japon, İsviçre ve Amerika’dan bir araya gelen bilim insanları, gerçekleştirdikleri çok detaylı bir bilgisayar simülasyonunun da yardımıyla, Buzul Çağı dinamiklerini çözme konusunda çok ciddi gelişmeler kaydettiler. Daha önce yapılan hesaplamalar ağırlıklı olarak astronomik döngüleri temel alıyordu. Ancak uzmanlar bu çağların dönüşümünde gezegendeki topoğrafik değişikliklerin de iklimsel döngülere büyük etkisi olduğunu fark ettiler.

Her Buzul Çağı gerçekte astronomik döngülere bağlı olarak başlıyor ve yüzey ısısı düşen Dünya üzerinde, kıtaları kaplayan ve yer yer kalınlığı 3 kilometreyi geçebilen buz katmanları birikiyor. Tabii ki karasal bölgeler Kuzey yarıkürede yoğunlaştığı için, buzul katmanlarının büyük kısmı da Kuzey Amerika, Avrupa ve Asya kıtaları üzerinde birikiyor.

İlk başlarda gayet ince olan buzul katmanları, güneş ışığını giderek daha fazla yansıttıkları için, gezegen ısısının daha da fazla düşmesine sebep oluyor. Bu da buzulların kalınlaşmasına ve yüzey şekillerinin değişmesine sebep oluyor. Dağlar, ovalar ve diğer yer şekilleri düz bir buzul kütlesinin altında kaldıkça, bunların gerçekte atmosferik olaylara olan etkileri de düşüyor. Sonuçta Buzul Çağı zirve yaptığında, gezegen topoğrafik olarak dümdüz bir zemin arz ediyor ve bu da atmosferik olayların tek düze bir hal almasına sebep oluyor.

Bunun yanı sıra, buzulların büyümesiyle birlikte giderek düşen deniz seviyeleri de sıcak ve soğuk akıntıların durulmasına, denizlerin atmosferik etkisinin giderek azalmasına sebep oluyor. Sonuçta onbinlerce yıl süren Buzul Çağı, bir noktada zirve noktasına ulaşıyor. Çünkü gezegen ulaşabileceği en düşük ısıya ulaşmış oluyor. Ne var ki buzulların varlıklarını koruyabilmeleri için ısının daha da düşmesi gerekiyor. Çünkü dev boyutlara ulaşan buzulların katı formda kalabilmesi için daha fazla soğutulmaya ihtiyaçları oluyor.

İşte bu noktada gezegen daha fazla soğumadığı için, buzullar kendi ağırlıklarının da getirdiği basınç ve ısıyla, hızla erimeye başlıyorlar. Tabii Dünya’nın Güneş çevresindeki soğuk döngüsünün sonuna yaklaşıyor olması da buna etkide bulunuyor. Buzul Çağı’nın zirve noktasına ulaşması için gereken süre onbinlerce yıl iken, sonraki bir kaç bin yılda gezegenin ısısı hızla yükseliyor ve eriyen buzullar atmosfer ve okyanus döngülerinin yeniden işlemeye başlamasına sebep oluyor.

Tabii bir önceki Buzul Çağı yaklaşık 50,000 yıl önce bittiğinden, henüz bir sonraki çağın kendini göstermesine çok var. Ancak bu arada insanlığın gezegene ve özellikle de atmosfere yaptığı etkilerin bu döngüye ne kadar etkili olabileceği de araştırılıyor. Sebep olduğumuz tüm kirlilik bu süreci hızlandırabilir mi? Bazılarına göre insanın gezegene etkisi buna yetecek kadar büyük değil. Ancak öte yandan yapılan hesaplamalar, tüm detayları kapsamasa bile, yakın zamanda bizi tehdit edebilecek bir dönüşümle karşılaşabileceğimize işaret ediyor. Ancak sincaplar ve fındıklar bundan ne kadar etkilenecek, o konuda pek yorum yapılmıyor.