Anasayfa Yazar Köşeleri Modern Zamanlar 4K Tutacak mı?

4K Tutacak mı?

4K_Grafikler

Teknoloji gelişiyor ama sonuçlar ne kadar başarılı oluyor?

“Akıllı televizyon” teriminin artık pek kullanılmadığının farkında mısınız? Peki ya 3D televizyonlara ne demeli? Şüphesiz vitrinlerde seçenek var, ancak 3D televizyon satışlarının tüm markalar için çok büyük bir hayal kırıklığı haline geldiği çok açık. Akıllı televizyonlara gelince, daha önce de dediğim gibi, pek akıllı değiller. Ve işin doğrusu tüketiciler için bir televizyonun ne kadar “akıllı” olduğu da pek öyle kayda değer bir tercih sebebi değil. İnsanlar televizyon alırken halen ekran boyutlarına ve fiyata göre seçim yapıyorlar.

Peki ama neden böyle oldu? Hani akıllı televizyonlar bizim eğlenceye bakışımızı değiştirecekti? Hani 3 boyutlu görüntüler eskiden beri hayalini kurduğumuz, geleceğin teknolojisiydi? Bir zamanlar bunların hayalini kurarken, şimdi neden kimsenin ilgisini çekmiyorlar? Aslında bunun sebebi çok basit, burada kullanılan teknolojiler belki üreticiler açısından piyasaya sürülecek olgunluğa ulaşmış olabilirler, ancak sonuçlar tüketici için bekleneni vermekten çok uzak. Akıllı televizyonlar, basitçe söylemek gerekirse, pek çok şeyi aynı anda yapmaya çalışan ama hantallıktan kurtulamayan dev ekranlar olmaktan öteye gidemediler. Markalar arasında belirli bir standardın oluşmaması da ayrı bir problem, her marka kendi uygulamalarını çıkarıyor, kendi arabirimini tasarlıyor, kendi eko-sistemini kurmaya çalışıyor. Sonuç? Her evde farklı şekilde çalışan bir televizyon ortaya çıkıyor.

Benzer bir durum 3D televizyonlar için de geçerli, piyasada sayılı miktardaki Blu-ray film dışında doğru düzgün 3D içerik yok. Kimi marka aktif teknoloji kullanıyor ve gözlükleri pahalıya satıyor. Kimi firma pasif 3D kullanıyor ve gözlükleri neredeyse bedavaya getiriyor, ama görsel kalite pek o kadar iyi olmuyor. Kaldı ki 3D görüntülerin çok fazla insanda deniz tutması etkisi ya da en azından baş ağrısı yarattığı da ayrı bir gerçek. Kim kalkıp bu teknolojiye para harcamak ister?

Ve şimdi, yeni bir moda olarak 4K ekranlar geliyor, hem de büyük bir gürültüyle! Sırf televizyon üreticileri değil, bilgisayar endüstrisi de 4K teknolojisine büyük ümitlerle yatırım yapıyor. 4K ekranların eğlence dünyasında devrim yaratacağından, 1080p görüntülerin yanında Taş Devri duvar resimleri gibi kalacağından dem vuruluyor.

Peki ama gerçekten durum böyle mi?

Şüphesiz 4K görüntü teknolojisi, görüntü kalitesi olarak çok daha gelişmiş, buna itirazım yok. Ama işe bir de son tüketici açısından bakalım:

Soru: 4K ekranların fiyatları nasıl olacak?
Cevap: Yüksek, hem de hayli yüksek! HD televizyonların ilk çıktığı zamanlardaki fiyat etiketlerini hatırlayın. Kaç kişinin evine hemen girebildiler? Standartlar oturana ve fiyatlar makul seviyelere düşene kadar bu sayı pek yüksek değildi. Ama fiyatların makul seviyelere inmesi çok uzun sürmedi, çünkü ince panelli televizyonlar zaten bir sonraki nesildi ve kısa süre içinde firmalar tüplü ekran üretmeyi bıraktıkları ve tüm yatırımlarını bu yöne kaydırdıkları için, bu dönüşümden kaçmak mümkün değildi. Halen evinizde bir tüplü televizyon ya da monitör kullanıyorsanız bile, bir gün bozulduklarında yeni tür ekranlara geçmekten başka seçeneğiniz yok. Ama o gün geldiğinde, en pahalı ve en yeni ekranı değil, alım gücünüze en uygun olanı seçeceksiniz. Bu da büyük ihtimalle 3D ya da 4K etiketi taşımıyor olacak.

Soru: 4K içerik ne alemde?
Cevap: 4K içerik sunan bir televizyon kanalı yok, doğrusu ülkemizde bu türden bir yayını kim, ne zaman yapmaya başlar, o da pek kesin değil. Kaldı ki 4K yayın konusu tüm dünyada açıklığa kavuşmuş değil. Bu durumda yine en iyi 4K içerik kaynağı olarak Blu-ray filmlere ya da özel internet servislerine ihtiyaç duyacaksınız. Tabii bu da ek gider kapısı demek. Kaldı ki Blu-ray veri depolama formatı, her ne kadar halen piyasada kalmaya devam etse de, aslında ekonomik açıdan başarısız olduğu artık açıkça kabul edilen bir başka teknoloji.

Öte yandan, hem filmlerin, hem de oyunlarında dağıtımında Blu-ray gibi “basılı medya” yöntemleri, geçen zamanla beraber yerlerini internet üzerinden hizmet veren servislere bırakıyorlar. Mesela Playstore, Steam, Origin gibi servisler, artık oyun satın alma konusunda ilk bakılan kaynaklar olma yolunda ilerliyorlar. Daha doğrusu ilerlemeye çalışıyorlar, ancak önlerinde çok büyük bir engel var; internet kotaları!

Bugün ortalama bir AAA sınıfı oyunun dosya büyüklüğü 20 GB civarına dayanmış durumda, ancak eğer 4K işin içine girerse, bu boyutların rahatlıkla 40 GB üstüne çıkacağı hesaplanıyor. Fiber optik internet paketlerinin 50 bilemedin 100 GB “adil kullanım kotalı” olarak tüketiciye sunulduğu bir ülkede, bu oyunları, bu filmleri kim, nasıl satın alacak, indirecek? Kaldı ki “kotalı internet” sırf bizim ülkeyi boğan bir sorun değil, dünya genelinde servis sağlayıcıların ciddi biçimde kota uygulamasına geçişi söz konusu.

İnternet üzerinde üretilen ve paylaşılan içeriğin boyutları günden güne katlanarak büyürken, internet alt yapısının evrimi neredeyse emekleme hızında gerçekleşiyor. Çünkü alt yapı kurmak ucuz bir iş değil ve servis sağlayıcılar tıpkı pek çok başka endüstride olduğu gibi, burada da mecbur kalmadıkça büyük boyutlu yatırımdan kaçmaya çalışıyorlar. Haliyle internet gün geçtikçe daha yetersiz hale geliyor. Ve içerik üreticileri 4K içeriği müşterilerine dayatmaya kalkarlarsa, bu yangına bir bidon benzin dökmüş olacaklar!

İçerik olmadan 4K destekli televizyonları, monitörleri, ekran kartlarını kim, neden alacak? Bu sorunun cevabı gayet açık; tıpkı daha önce dibe vuran pek çok teknolojide olduğu gibi, 4K teknolojisinin de içi boş kalacak. Tabii o zamana kadar bir mucize olup da internetin kapasitesi bin kat filan artmazsa! Ama o da şahsen üzerine bahis oynayacağım bir olasılık değil!