Anasayfa Oyun Batman: Arkham Origins İncelemesi

Batman: Arkham Origins İncelemesi

Kara Şövalye bir kez daha bilgisayarlara konuk oldu. Technopat olarak yakından inceledik. Afiyet olsun.
Kara Şövalye bir kez daha bilgisayarlara konuk oldu. Technopat olarak yakından inceledik. Afiyet olsun.
Kara Şövalye bir kez daha bilgisayarlara konuk oldu. Technopat olarak yakından inceledik. Afiyet olsun.
Kara Şövalye bir kez daha bilgisayarlara konuk oldu. Technopat olarak yakından inceledik. Afiyet olsun.

Çizgi Roman Dünya’sının en sevilen karakterlerinden biri olan Batman geri döndü. Ama bu sefer karşımızda daha toy ve daha sinirli bir Batman var. İşte karşınızda Batman: Arkham Origins incelemesi!

Batman, 30’lu yıllarda DC Comics markası altından çıktığından bu yana en sevilen çizgi roman kahramanlarından biri. Ona kahraman demek aslında pek doğru değil. İyi ile kötüyü birbirinden ayırt ettiği doğru. Siyah pelerini ve ikonik maskesini yüzüne takan Bruce Wayne, doğruluk yolunda hiç çekinmeden kötü(!) karakterlerin kolunu kırabiliyor ya da bir kız çocuğu gibi çığlık attırabiliyor. Batman, kahramandan öte bir anti-hero. Bu da onu diğer çizgi roman karakterlerinden ayıran en önemli özellik.

Batman, öncelikli olarak Nolan’ın unutulmayacak Dark Knight üçlemesiyle yeniden gündeme oturmuştu. Çizgi romanı takip edenler de Area 52 ile tüm hikayenin toparladığının farkına varacak. Video oyunları alanında ise Arkham serisi inanılmaz bir iş çıkarıyor. Arkham Asylum ve Arkham City, Rocksteady Studios tarafından geliştirilmişti. Serinin dağıtımcılığını üstlenen Warner Bros. Entertainment, son oyunu kendisi yapmaya karar verdi. Göze batmayan bir iş çıkardıklarını söylemek gerek. Hakkını vermişler.

Batman'i uğraştıracak karakterlerden biri: DeathStroke.
Batman’i uğraştıracak karakterlerden biri: DeathStroke.

İşin güzel tarafı ise Arkham City’den sonra bir devam oyunu getirmek yerine, Batman’in köklerine inerek öncesine dönmeye karar vermişler. Arkham Origins ile karşımıza körpecik bir Batman çıkıyor. Kendisi daha toy. Bu yüzden daha sinirli ve daha korkutucu. Gotham şehrinde yaşanan karanlık olayların peşinde koşuşturan, ama zaman zaman amatör kararlar veren bir Bruce Wayne görüyoruz. İşin daha da güzel tarafı ise Batman’in ana hikayesini oluşturan birçok kötü karakterle de ilk defa karşılaşıyoruz. Buna ileride değineceğim.

Na Na Na Na Na Na Batman!

Birazdan birilerinin canı çok yanacak.
Birazdan birilerinin canı çok yanacak.

Batman: Arkham Origins, Arkham Asylum’dan 5 yıl öncesini konu alıyor. Batman, Noel Arifesi’nde Gotham’ın karanlık yüzünün ne kadar kirli olabileceğini öğreniyor. Bu sefer bilindik kötü karakterler yerine, çizgi roman okurlarının aşina olacağı Black Mask’i karşımıza alıyoruz. Kendisini bir mafya babası olarak adledebiliriz. Black Mask, Batman’in başına bir ödül koyuyor ve peşine Dünya’nın en tehlikeli kiralık katilleri takılıyor. Kara Şövalyemiz ise onların kendisine gelmesinden önce geride bıraklın ipuçlarının toplayarak, kendisini avlamaya çalışanların peşine düşüyor. Bir yandan da Black Mask’ın başına ödül koymasının arkasındaki planı anlamaya çalışıyor.

Yukarıda da söylediğim gibi Batman’in ana hikayesini oluşturan o büyük kötü karakterlerle ilk defa karşılaşıyoruz. Arkham Asylum’da dövemediğimiz, kanalizasyon kanallarında koştura koştura kaçtığımız Crocodile ile ilk defa yüzleşme imkanımız oluyor. Şehrin her tarafını kaos etkisi altına almış durumda. Bir yanda Batman’in Enigma olarak adlandırdığı Riddler, Gotham’ın köşe bucak her tarafına bulmacalar yerleştirerek Batman’in işine kazık çakıyor, öte yandan Anarky şehri havaya uçurmak istiyor. Bizi en fazla uğraştıracak kişi ise yine Bane olacak. Tabii Batman’in en eski düşmanı Joker’i de unutmamak gerek.

Ana hikayenin, spoiler vermeden anlatabileceğim özeti bu şekilde. Batman, Gotham Polis Departmanı tarafından da tam olarak anlaşılamadığı için görevlere koşuştururken, polis memurlarıyla da uğraşıyor. Komiser Gordon ile de bu vesile ile tanışma ve onu biraz hırpalama imkanı buluyoruz.

Hikayenin ilerleyişi öyle alelade bir şekilde ilerlemiyor. Oyuncuya bilmesi gerekeni veriyor ve sonra onu çözmesini istiyor. Bir yanda ana hikayeye odaklanmışken, Enigma ya da Anarky tarafından sağlanan yan görevlere de koşuşturabiliyoruz. Oyunu bence bir açıdan güzel yapan da bu. Elimizde kocaman olmasa da bir Gotham Şehri var. Görevle alakalı noktalara ulaşana kadar yapacak o kadar fazla iş çıkıyor ki. Bazen çatıların tepelerinde süzülürken, polis telsizi üzerinden bir suç duyurusu alıyorsunuz. Mekana ulaşıp, suçluları pataklamak ya da kendi hallerine bırakmak sizin elinizde. Bunun size bir eksisi maalesef yok. İdrak etmediğimiz suçların, uzun dönemde yavaş yavaş artmasını dilerdim. Şehrin bölgelerinde daha fazla suçlunun çıkması ve güçlenmelerini beklerdim. Ancak döverseniz bol bol tecrübe puanı kazanabiliyorsunuz.

Kaç kere diyeceğim o kolinin yeri orası değil diye!
Kaç kere diyeceğim o kolinin yeri orası değil diye!

Tecrübe puanı kazandıkça, haliyle seviye atlıyorsunuz. Kazandığınız her seviye size 1 puan veriyor. Bu puanı Batman’i geliştirmek için kullanıyorsunuz. İsterseniz zırhını mermilere karşı daha kuvvetli yapabilir, isterseniz Batman’in araç-gereçlerini güçlendirebilirsiniz.

Batman’in araç-gereçleri demişken, elimize kullanabileceğimiz bir sürü üst teknoloji silah geçiyor. Bunlar bir anda oyuncunun eline verilmiyor. Oyunda ilerledikçe, düşmanlarınız ekipmanlarını kendinize uyarlıyorsunuz ya da BatCave’e geri dönerek, ekipmanınıza yeni silahlar katıyorsunuz. Bu güzel bir nokta. Çünkü Batman’in yığınla silahı ve araç-gereci bulunuyor. Bir anda oyuncuyu bunlarla boğmak, kafasını karıştırabilir. Elinizdekileri tam hakim olduğunuz anda yeni bir silah ortaya çıkıyor ve ekipmanı kafanız karışmadan kullanabiliyorsunuz.

Oyunun en eğlenceli taraflarından biri ise davaları çözmek. Batman, özünde aslında ileri seviye teknolojik araç-gereçlere sahip bir dedektif. Görevlere bağlı ya da görevlerden bağımsız davalar bulunuyor. Dedektif moduna geçerek, davaları çözmeye çalışıyorsunuz. Suç mahalindeki parçaları biraraya getirerek, katili öğrenebiliyorsunuz. Dava çözme görevleri tahmin ettiğinizden daha uzun zaman alabiliyor. Yarım kalmış bir davayı çözmek için Gotham’ın arka sokaklarında saklanmış bir suçluyu konuşturmanız gerekebiliyor. Böylece puzzle’ın son parçası da yerine oturuyor.

Kim Döveceğimi Şaşırdım!

Ben diş doktoru değilim. Gösterme şu dişleri bana!
Ben diş doktoru değilim. Gösterme şu dişleri bana!

Gotham’da sürüsüne bereket suç unsuru var. İstediğinize, dilediğiniz gibi bulaşabiliyorsunuz. Gürültü patırtı çıkararak biraz da dayak yiyerek sonuca ulaşabilirsiniz ya da tamamen gizliliğe dayalı bir biçimde kimsenin sizi görmesine izin vermeden de bitirebiliyorsunuz. Tamamen size kalmış. Oyuncuya önceki oyunlardaki gibi bir rahatlık tanımaya devam etmesi hoşuma gitti. Dövüş sahneleri de o kadar göze batmıyor. Gayet akışkan ve seri combolar yapabiliyorsunuz. Tek gözüme çarpan, Batman’in beklenmedik insanüstü hareketlerde bulunabilmesi. Yani bir anda bulunduğunuz noktadan 10 metre ötedeki adamın üzerine tek bir tıklama ile zıplayabiliyorsunuz. Bu da ortaya abes görüntüler çıkarabiliyor.

Combolar değişiklik gösterdiği için zaman zaman suçluların alakasız yerlerine yumruk, tekme savurabiliyorsunuz. Her dövüş sahnesi sinematik bir biçimde bitiriliyor. Bu sırada suçlu, combonun gidişatından alakasız bir yerde duruyorsa, Batman havaya tekme atıyor ama adam yere yığılıyor. Vay be, rüzgarıyla adam dövdü demek de burada olmuyor.

Önceki oyunlarda olduğu gibi grafik motoru olarak Unreal Engine 3 kullanılmış. Bu grafik motoru aradan 5-6 yıl geçse de eskimeyecek. Göze batmayan grafik motoru sayesinde Gotham şehrini en ince detaylarına kadar inceleyebiliyorsunuz. Her bir sokak özenle tasarlanmış gözüküyor. Hiçbir yer birbirine benzemiyor. Batman’in modellemesi ise bana biraz kaba geldi.

Tamam kabul ediyorum, Bruce Wayne’in vücudu için istikrarlı bir spor takvimi gerekiyor. Ancak sorun şu ki, önceki oyunlarda gördüğümüz Batman’den biraz farklı modelleme kullanılmış. Kolları ve bacak bölgesi gereğinden fazla şişkin. Batman, fit hatta üçgen vücuda sahip bir karakter. Kaslı ve yarma bir vücudu hiç bir zaman olmadı. O yüzden itici geldiğini söyleyebilirim. Gördüğüm en kötü Batman tasarımı değil. Ama nedense sahiplenmem biraz uzun sürdü.

Mad Hatter karakterini oyun içerisinde duymak, güzel bir detaydı.
Mad Hatter karakterini oyun içerisinde görmek, güzel bir detaydı.

Tüm olaylar sadece tek bir gece içerisinde geçiyor. Bu yüzden Batman’in kostümü hikaye ilerledikçe hırpalanıyor, çiziliyor hatta bölge bölge çatlaklar oluşuyor. BatCave’de bulunan Alfred zaman zaman “Efendi Wayne, lütfen üstünüze başınıza biraz dikkat edin. Kıyafetlerinizi ben yıkıyorum” diye takılmadan edemiyor.

Alfred, BatCave üzerinden bize sürekli talimatlar veriyor. Haritamızı güncelliyor. Hızlı seyahat seçeneği ile BatCave’e gidip Alfred ile oturup 2 dakika muhabbet edebilme şansımız da var. BatCave’e geri dönerseniz buradaki antrenman sahasındaki ufak görevleri de yapabiliyorsunuz. Yeni kazandığınız silahları ve comboları test etmek için ideal bir ortam. Eğer verilen görevleri de yerine başarıyla getirirseniz, yeni tasarım çalışmaları açılıyor. Üstüne üstlük tecrübe puanı ile ödüllendirilip seviye atlayabiliyorsunuz.

Antrenman sahası içerisinde diğer karakterleri de kullanabilme şansınız var. Oyuncuların en çok merak ettiği karakterlerden biri olan Deathstroke ile de bu sahada çalışma yapabiliyorsunuz. Böylece Batman dışında bir karakterle de oynama imkanınız oluyor.

Bu Sefer Robin’i Unutmadık

Multiplayer modundaki karakterinizi dilediğiniz gibi kişiselleştirebilirsiniz.
Multiplayer modundaki karakterinizi dilediğiniz gibi kişiselleştirebilirsiniz.

Batman: Arkham Origins’de Batman dışında da karakterler var. Bunları ise Multiplayer modunda deneyebiliyoruz. Oyunun Multiplayer modunun oldukça eğlenceli olduğunu itiraf edeceğim. Bazı oyuncuların hoşuna gitmemiş olabilir. Ama ortaya farklı bir deneyim sundukları kesin.

Multiplayer modunda bir haritada 8 kişi oynuyor. 3’er kişiden 2 takım oluşturuluyor. Biri Bane’in takımı diğeri ise Joker’in takımı. Bu iki takım haritadaki önemli bir noktayı ele geçirmeye çalışıyor. Geriye kalan 2 oyuncu ise Batman ve Robin olarak bu iki takımı durdurmaya çalışıyor. Elbette diğer oyunculara göre daha fazla avantajları var. Binaların üzerinde dolaşmak, kapakların arkasına gizlenmek ve tek vuruşta oyuncuyu öldürmek gibi. Takımların da eli armut toplamıyor tabii. Onların da elinde Batman ve Robin’e karşı kullanabilecekleri yığınla özel ekipman var. Bu ekipmanlar, Multiplayer modunda seviye aldıkça, Single Player’da belli antrenman görevlerini tamamlayınca açılıyor. Dilerseniz WBID üyeliğinizi aktif ederek, gerçek parayla da satın alabiliyorsunuz.

Bane ve Joker takımlarının en büyük silahları ise isimlerini aldıkları kötü karakterler. Maçın belirli bir kısmında oyunculardan biri belirtilen noktaya giderse kötü karakterimiz de oyuna dahil oluyor. Bane’in ve Joker’in oyunculara karşı fazlasıyla üstünlüğü var. Batman ve Robin’le de birebir mücadele edebiliyorlar.

Genel açıdan baktığımızda Batman: Arkham Origins’in Multiplayer modu oldukça keyifli olmuş. Single Player hikayede alıştığınız gibi kolay değil. Bazı kısıtlamalarınız mevcut. Sürekli koşamıyorsunuz ya da dedektif modunda sonsuza kadar kalamıyorsunuz. O yüzden gayet stratejik maçlar ortaya çıkabiliyor.

Sonuç

Kambersiz düğün olmaz ama değil mi?
Kambersiz düğün olmaz ama değil mi?

Batman: Arkham Origins, tek başına bir oyun olarak ele aldığımızda oldukça başarılı. Arkham serisinin devamlılığı açısından da önemli bir noktada duruyor. Bazı eksikleri var. Ama gözünüze batmasa, haftalarca keyfini çıkarabileceğiniz bir oyun. Özellikle dövüş sahnelerinde bazen saçmalamalar ortaya çıkabiliyor. Oyunun konsoldan birebir entegre edildiğini söylemekte fayda var. Bu yüzden kontroller de alışana kadar saç baş yoldurabiliyor. PC için özel bir yazılımla uğraşmak yerine, konsoldan aynen entegre edilmiş.

Batman’in o yarma tipli tasarımını da pek gözüm tutmadı. Alışıyorsunuz ama yadırgıyorsunuz. Serinin sürekliliği açısından ortaya da absürd bir durum çıkıyor. Gene de Gotham’ı kısıtlı da olsa açık-dünya konsepti ile oyunculara sunmaları hoş olmuş. Ana görevlerin peşinde koşmadan yapabilecek bir sürü şey bulabiliyorsunuz. Sadece çatının birinden, adamın tepesine inmek bile inanılmaz bir eğlence çıkarıyor ortaya.

Oyunun sizi WBID üyeliği açmaya iteklemesi de biraz sinir bozucu. Multiplayer’da kullanabileceğiniz kostümleri ya da ekipmanları gerçek para ile bu platform üzerinden satın alabiliyorsunuz. Batman’e, Robin’e ve diğer karakterlere ait farklı kostümler de bu platform üzerinden alınabiliyor. En çok hoşuma giden şey, Türkiye’de de yayınlanan Batman: The Animated Series çizgi filmindeki Batman ve Robin kostümünün bulunması.

Batman: The Animated Series'deki kostüm Arkham Origins içerisinde bulunuyor.
Batman: The Animated Series’deki kostüm Arkham Origins içerisinde bulunuyor.

Sonuç olarak Batman: Arkham Origins, Arkham serisinin bütünlüğünü ve o çizgi romansı havasını bozmayan harkulede bir yapım olmuş. Origins’in ilk haberleri duyurulduğunda Rocksteady’nin göreve çağrılmamış olması beni biraz düşündürmüştü. Ama ortaya başarılı bir oyunun çıktığını gönül rahatlığıyla söyleyebilirim. Arkham Origins, Batman’in köklerine inerken bir yandan yapacak tonla şey sunuyor. Bunları yaparken de Batmanliğinizden bir gıdım kaybetmiyor gene doyasıya adam pataklayabiliyor, gizlilik içerisinde yeraltı organizasyonlarını çökertebiliyorsunuz.

Elbette adam pataklamak dışında, plot hikaye üzerine oturtulmuş insanı içine çeken bir senaryosu var. Nolan’ın Dark Knight üçlemesinden sonra bayağı kurgularla donatılmış bir Batman hemen hissedilecektir. Arkham Origins de o ince detayları, güzel bir kurguyla biraraya toparlamış.

Gene de Origins’i oynamadan önce önceki oyunlara göz atmakta bir fayda olduğunu düşünüyorum. Tek başına bir oyun olarak ele alındığında gayet keyifli saatler geçirebiliyorsunuz. Ama önceki oyunları da oynamışsanız, tadından yenmiyor.

Batman: Arkham Origins’i Playstore’dan uygun taksit imkanlarıyla satın alabilirsiniz.