Facebook Parayı Sokağa mı Attı?

In Modern Zamanlar, Yazar Köşeleri by Berker Güngör3 Comments

Oculus_Rift

Oculus’u 2 milyar dolara alan Zuckerberg’in kafasından neler geçiyor?

Girişimciliğin temel koşullarından biri, kimsenin cesaret edemediği bahislere zar atmaktır. Facebook bir Amerikan şirketi olduğuna göre oralardan örnek verelim; ABD’de yeni kurulan bir işin başarılı olma ihtimali, değişen ekonomik koşullara ve diğer şartlara göre, % 5 ila 10 arasında değişen oranlardadır. Kaldı ki bu genel ortalama, işin içine fantastik teknolojilere yatırım yapmak gibi uç noktadaki örnekler girdiğinde bu rakam rahatlıkla % 1’in altına düşüyor.

Silikon Vadisi bu açıdan gayet büyük bir mezarlıktır desem yanlış olmaz. Buradaki başarılı firmaların ofisleri genellikle binlerce ölü girişimin mezarı üzerine kuruludur. Kaldı ki bugün başarılı olan firmalar, yarın ortadan kaybolabilir. Tüm bu hengame aslında bir sonraki büyük atılımı herkesten önce tahmin edip yapabilmek üzerine kurulu bir oyundur. Yarın tüketicinin ilgisini ne çekecek? İşte kilit soru budur. Bu ortamda “Facebook benzeri site yapma projesi” olanlara gülünüp geçilecek vakit bile yoktur, onlar zaten bölgeye yaklaşacak kadar bile yaşayamazlar.

Sanal Gerçeklik

Bunların Facebook ya da Oculus ile ne alakası var, diye sorabilirsiniz. Belki duymamış olabilirsiniz, Facebook geçtiğimiz günlerde 2 milyar dolar ödeyerek Oculus adlı firmayı satın aldı. Henüz 2 senelik bir firma olan Oculus, bir süredir KickStarter üzerinde Rift adını verdikleri tasarımları için destek topluyordu. Peki Rift nedir? Kısaca anlatmak gerekirse Rift kafanıza takıp kullandığınız bir sanal gerçeklik vizörü, her ne kadar teknolojisi ve tasarımı öncekilerden daha ileri olsa da, yepyeni bir fikir filan değil. Bu tür sanal gerçeklik vizörlerinin (VR) geçmişi 30 seneden önceye dayanıyor.

Peki ama Facebook neden öncelikle eğlence sektörünü ilgilendiren bir teknolojiye 2 milyar dolar verdi? Bu sorunun cevabını Facebook CEO’su Mark Zuckerberg şöyle veriyor; VR teknolojileri belki bugünün değil ama bundan on yıl sonrası sosyal ağların vazgeçilmez unsurlarından biri haline gelecek! Evet, Zuckerberg Rift’in bir gün herkesin günlük hayatta devamlı kullandığı bir cihaz olacağını hayal ediyor, bu hayalin gerçekleşmesi için de yatırım yapıyor. Oyunlar, filmler filan bir yana, kullanıcıların devamlı birbirleriyle sanal ortam üzerinden iletişim kurmak için sanal gerçeklik gözlüklerini kullanacağını öngörüyor.

Kim İstiyor?

Peki ama bu yönde bir talep var mı? İnsanlar gerçekten de bu türden bir iletişim istiyor mu? Sanal gerçeklik sosyalleşmek için arzulanan bir araç mı, ya da gelecekte olacak mı? Bu soruların cevabını bugünden kestirmek pek kolay değil. Ancak geçmişteki örneklere bakıldığında ortaya çıkan sonuçlar çok iç açıcı görünmüyor. Sanal gerçeklik vizörleri daha önce söylediğim gibi pek yeni bir buluş değil ve bırakın şahsi haberleşmeyi, eğlence sektöründe bile kendilerine düzgün bir yer bulamadılar. Aynı şeyi 3D televizyonlar için de söyleyebiliriz. Hatta işin içine haberleşme girdiğine göre, şunu sorayım; kaçımız cep telefonlarımızdaki görüntülü konuşma teknolojisini kullanıyoruz?

Silikon Vadisi’nin tecrübeli analizcilerine göre Facebook ve Oculus VR kurucuları arasındaki alışverişten en kârlı çıkan taraf, Oculus VR oldu. KickStarter üzerinde bir kaç milyon dolar toplamaya çabalarken ellerindeki henüz piyasaya bile çıkmamış bir ürünü 2 milyar dolara satabilmeleri, hem de bunu 2 sene içinde yapabilmiş olmaları, çoğuna göre bu hikayedeki tek gerçek başarıdır. Facebook’a gelince, bundan on yıl sonra hala gündemde olacağını düşünmek bile bana hayli iyimser geliyor.