Dünya’yı Şekillendiren Çarpışma!

In Teknoloji by Berker GüngörLeave a Comment

mega-meteor

Biliminsanları gezegenimizin bugünkü haline sebep olan çarpışmanın izlerini buldular.

Güneş Sistemi içinde yer alan gezegenler arasında büyük jeolojik benzerlikler olduğu bir süredir biliniyor. Mars, Venüs ve Merkür gibi gezegenler yapı olarak Dünya ile benzer bir kesite sahipler. Ne var ki Dünya üzerinde gözlemlenen tektonik plaka hareketleri ve bunun sonucu olarak ortaya çıkan depremler ve kıta kaymaları gibi olaylar, sistemimizdeki diğer gezegenlerde görülmüyor. Biliminsanları uzun zamandır bu ciddi farkın sebebini bulmaya çalışıyorlardı. Yapılan araştırmalar sonucu bunun sebebinin bulunduğu düşünülüyor.

Dünya’nın devamlı olarak uzaydan gelen değişik boyutlarda meteorlar tarafından bombalandığını biliyoruz. Bunlar genellikle kum tanesinden otomobile kadar değişen boyutlarda oluyorlar, çoğunlukla da atmosferde yanıyorlar. Ne var ki arada bir Güneş Sistemi içinden çok büyük boyutlu bir meteor da Dünya atmosferine giriyor. Bu tür çarpışmaların ne sıklıkta olduğu tahmin edilemese de, en sonuncusunun yaklaşık 65 milyon yıl önce olduğu biliniyor. Chicxulub adı verilen bu 10 kilometre çapındaki göktaşı bundan 65 milyon yıl kadar önce, bugün Meksika Körfezi olan noktada Dünya’ya çarpmıştı. Bu olay sonucu yaşanan küresel iklim değişikliği gezegendeki dinazorların soyunu tüketmiş, daha küçük boyutlu memeli canlıların evrimsel yükselişini başlatmıştı.

Ne var ki biliminsanlarının bulduğu yeni kanıtlar, gezegene çok daha önceden çarpan, çok daha büyük bir meteorun olduğuna işaret ediyor. Bu çarpışmanın yaklaşık 3.23 ila 3.47 milyar yıl önce gerçekleştiği tahmin ediliyor. Çarpışmanın üzerinden çok fazla zaman geçtiği için artık bir krater bulmak mümkün değil, ancak Güney Afrika’daki Barberton yeşiltaş kuşağının bu çarpışma sonucu oluştuğu tahmin ediliyor.

3 milyar yıldan fazla bir süre önce Dünya’yı vuran bu meteorun yaklaşık 37 kilometre çapında olduğu tahmin ediliyor. Kütle olarak on taneden fazla Himalaya dağını bir araya getirdiğinizde, buna yakın bir taş parçası elde edebilirsiniz. Kayanın gezegene vuruş hızı tahminen saniyede 20 kilometre civarındaydı, yani saatte 72,000 kilometre gibi korkunç bir süratle geldi. Darbe sonrasında 500 kilometrelik bir kraterin açıldığı ve tüm gezegen çapında Richter ölçeğinde 10.8 şiddetinde depremlerin yaşandığı hesaplanıyor. Çarpışma sonrası denizde oluşan deprem dalgalarının yüksekliği birkaç bin metreyi geçiyordu ve gezegeni bir kaç kez dolaşmış olmaları da muhtemeldir. Ayrıca ortaya çıkan enerji tüm gezegen çapında atmosferin tutuşmasına ve denizlerin üst tabakasının kaynar hale gelmesine sebep olmuştu.

Antik din kitaplarındaki kıyamet tanımını aratmayan bu olayların, gezegenin yapısını ciddi biçimde değiştirdiği tahmin ediliyor. Yüzeyde yaşanan felaketin, o dönemde gezegende yeşermiş olan hayat formlarının çok ciddi bir kısmını yok etmiş olduğu şüphesiz. Ancak bu çarpışmadan ortaya çıkan enerjinin aynı zamanda Dünya’nın tektonik dengesini de bozduğu ve kıta sahanlıklarının çok daha hızlı kaymaya başladığı tahmin ediliyor. Bu hareketlilik kıtalar ve üzerindeki dağların bugün bildiğimiz şeklini almasına sebep oldu.

Peki, buna benzer bir çarpışma bugün yaşanabilir mi? Biliminsanları bunun gayet mümkün olduğunu düşünüyorlar, zaten çeşitli uzay ajanslarının Güneş Sistemi içindeki başıboş cisimleri takip ve önleme projeleri de buradan yola çıkılarak başlatılmış. Bu büyüklükte bir çarpışma bugün yaşanırsa, gezegendeki yaşamdan geriye sadece mikrobik seviyede olanların kalacağı tahmin ediliyor. İnsanlık ve yaptığı her şey ise tamamen toz ve küle dönüşecektir.