Anasayfa Makale Ay’a İnişin 45. Yılı Kutlandı

Ay’a İnişin 45. Yılı Kutlandı

apollo11-kalkış

Apollo 11 uzay gemisinin Ay’a seyahatinin kırkbeşinci yılı kutlandı.

16 Temmuz 1969 tarihinde Amerika Birleşik Devletleri’ndeki Kennedy uzay üssünden kalkan Apollo 11 kodlu uzay aracı, kaydedilmiş insanlık tarihindeki bir ilki gerçekleştirmek üzere yola çıkıyordu. ABD ile Sovyetler Birliği arasında tüm hızıyla süren Soğuk Savaş’ın bir parçası olan Uzay Yarışı, bu yolculukla bir sonuca ulaşacaktı. Her iki ülke de o günün teknolojisiyle gidilebilecek en uzak nokta olarak görülen Ay üzerine canlı bir insan indirebilmek ve bayrak dikebilmek için büyük çaba sarf ediyordu.

Bu yarışta her iki ülke de zaman zaman diğerinin önüne geçen adımlar atmıştı. Ve aslında SSCB tarafından gönderilen insansız bir uzay aracı Ay üzerine çoktan inmişti. Ancak esas hedef astronotlardan oluşan bir takımı buraya ulaştırmak, bayrak dikmek, çeşitli çalışmalarda bulunmak ve en nihayetinde de Ay üzerinde bir üs kurmak idi. Dönemin ABD başkanı Kennedy 1961 yılında yaptığı tarihi bir konuşmada, bu hedefe 1960’lı yıllar dolmadan ulaşılacağına dair söz vermişti. Amerikan halkında oluşturulan kanı, üzerinde kızıl bayrak dikili bir Ay’ın ışığında uyumanın kabul edilemez olduğu yönünde idi. Özellikle 1967 yılında Küba Füze Krizi esnasında iki süper gücün topyekün nükleer savaşın eşiğine gelmiş olması, bu durumu daha da önemli kılıyordu. Her iki blok için de Dünya yörüngesinde nükleer silahlanma kaçınılmaz görünüyordu. Ancak Ay’ın tapusunun karşı tarafa kaptırılması kabul edilemezdi.

Apollo 11 Görevi

Apollo 11 görevi 13 Temmuz 1969 tarihinde, yani Kennedy tarafından verilen sürenin dolmasına pek az kala başladı. O güne dek yapılmış en büyük roket olan Saturn V tarafından taşınan Apollo 11 uzay gemisi, içindeki üç astronot ile Ay’a doğru olan yolculuğuna başladı. Neil Armstrong, Michael Collins ve Edwin “Buzz” Aldrin bu görev için özellikle seçilmiş üç astronottu. Ancak Ay üzerine sadece Armstrong ve Aldrin inecek, Collins ise Apollo 11 gemisiyle Ay yörüngesinde onların geri dönüşünü bekleyecekti.

apollo-11-personel

Başarılı bir kalkışın ardından üç gün süren yolculuktan sonra Apollo 11 uzay gemisi Ay yörüngesine girdi ve çevresinde dönmeye başladı. Apollo 11’in beraberinde taşıdığı Eagle iniş modülü iki astronotla birlikte 20 Temmuz tarihinde ana gemiden ayrılarak, önceden tespit edilmiş olan bölgeye inişini gerçekleştirdi. Ay yüzeyine ilk ayak basan kişi Neil Armstrong oldu. Amerikan televizyonlarından canlı olarak verilen ve neredeyse televizyon alt yapısı olan tüm ülkelerde canlı olarak yayınlanan iniş esnasında söylediği sözler tarihe geçti. “Benim için küçük ama insanlık için dev bir adım!”

Ay üzerinde bir müddet zaman geçiren iki astronot geri getirmek üzere toprak ve kaya örnekleri topladılar. Ayrıca beraberlerinde götürdükleri çeşitli bilimsel cihazları yüzeye yerleştirdiler. ABD bayrağı ve üzerinde dönemin başkanı olan Nixon’ın barış mesajının yazılı olduğu levhayı da Ay yüzeyine diken iki astronot, süre dolunca Eagle kapsülünün üst yarısındaki geri dönüş modülünü kullanarak Apollo 11’e geri döndüler.

Üç gün süren geri dönüş yolcuğundan sonra ana kapsülü kullanarak atmosfere giren üç astronot, Pasifik Okyanusu üzerine paraşütle yumuşak iniş yaptı. İniş şamandıraları açılan Apollo 11 gemisi su üzerinde kendisini almaya gelen Amerikan Donanması görev gücü tarafından tespit edildi. Ardından helikopterle uçak gemisinin güvertesine çekilen Apollo 11, böylece görevini bitirmiş oldu. Üç astronot ise takip eden haftaları karantinada muayene ve gözlem altında geçirdiler. Ardından da önce ABD şehirlerini, sonra da diğer ülkeleri kapsayan geniş bir propaganda gezisine başladılar ki, bu da tüm programın bir parçasıydı.

Sonuç

Apollo 11 görevi Uzay Yarışı’nda tam bir dönüm noktası oldu. ABD’nin zaferini ilan etmesi SSCB’nin bu yarışta yenilgiyi kabul etmesi olarak algılandı. İzleyen yıllarda NASA’nın Ay hedefli Apollo görevleri 1973 yılına dek devam etti. Ancak değişen Dünya gündemi ve SSCB’nin uzay çalışmalarını yakın yörüngeye odaklaması, Ay’ın önemini gittikçe azalttı ve en sonunda gündemden tamamen düştü.

Ay’a seyahatin masrafı gerçekten de çok yüksekti, çeşitli küresel krizler de durumu kolaylaştırmıyordu. Ay üzerine kurulması planlanan askeri ve sivil üslerin maliyeti ise, özellikle o dönemin teknolojisiyle altından kalkılacak gibi görünmüyordu. Amerikan halkı uzay çalışmalarına olan ilgisini yitirmeye başlamış, ABD Kongresi’nden NASA’ya ayrılan bütçe artmak yerine gün geçtikçe daha da azalmaya başlamıştı.

Bu açıdan bakıldığında, Apollo 11 görevinin aslında uzay çalışmalarında zirve noktası olduğu söylenebilir. Bu çabalar esnasında NASA tarafından yetiştirilen personel ve üretilen teknolojiler, sonraki 45 yıla damgasını vuracaktı. Nitekim bugün son kullanıcıların emrinde olan ve artık sıradan kabul edilen teknolojilerin çoğu, ABD ve SSCB arasındaki uzay yarışının ürünleridir. Bugün ise Rusya ve Çin gibi devletler yine kendi özkaynakları ile uzay çalışmaları yapıyor ve Ay’ı hedef alıyorlar. NASA ise kısıtlı bütçesiyle Mars ve göktaşları üzerine yoğunlaşmayı tercih ediyor. ABD’den Japonya’ya kadar pek çok farklı ülkedeki sivil havacılık firmaları ise uzay çalışmalarında önemli bir rol oynamak üzere hızla gelişmeye devam ediyorlar. Ancak 45 sene önceki Apollo 11 görevi başarılı olmasaydı, bugün herşeyin çok daha farklı olacağına da hiç şüphe yok.

Video Reklam: