Google Kusursuz İnsanı Arıyor

In Makale, Modern Zamanlar, Yazar Köşeleri by Berker GüngörLeave a Comment

dna

Google gezegenlerin haritasıyla yetinmiyor, şimdi de insan DNA’sının haritasını çıkarmayı hedefliyor.

İnsan DNA’sının genel haritasının çıkarılması aslında geçtiğimiz yüzyılda başladı. Human Genome Project kapsamında yapılan yaklaşık 20 yıllık bir çalışmadan sonra 1984 yılında başlayan proje, 2003 yılında tamamlandı. Bu proje halen dünya tarihindeki en büyük, kapsamlı uluslararası biyoloji projesi olma ünvanını koruyor. Bu çalışma sayesinde insanın genetik zincirini oluşturan kimyasal kombinasyonlar keşfedildi. Ayrıca bu zincir halkalarının hangisinin ne işe yaradığına dair genel bir harita çıkarıldı. Ancak bilimde her zaman olduğu gibi, bu muhteşem keşif çok daha derinlere yapılacak olan bir yolculuğun ilk adımından başka bir şey değildi.

DNA haritasının çıkarılmasından sonra ortaya çıkan sorulardan biri de, hatalı genlerin nasıl tespit edileceği ve düzeltileceğidir. İnsan, potansiyel olarak 4,000’den fazla genetik kökenli hastalığı taşıma ihtimali olan bir canlıdır, tabii bunlar sadece henüz keşfedilmiş olanlar! Farklı sebeplerden oluşacak genetik mutasyonlar ve evrimsel varyasyonlar işin tamamen farklı bir boyutunu oluşturuyor.

Burada en önemli soru şu; kusursuz bir DNA neye benziyor olabilir? Burada kusursuzdan kasıt, herhangi bir hastalık ya da yapısal bozukluk içermeyen, saat gibi çalışan bir insanı oluşturacak potansiyel DNA kombinasyonudur. Elimizde böyle bir DNA’nın haritası yok, çünkü halen böyle bir insan keşfedilmiş değil. Bu durum elde herhangi bir plan olmadan her gün milyonlarca otomobil üreten bir fabrikanın ürünlerini tamir etmeye benziyor. Otomobiller arızalanıp duruyor, ama siz elinizde herhangi bir mühendislik projesi olmadığından, neyi nasıl düzelteceğinizi bilmiyorsunuz. Sonuçta da körlemesine tamirat yapmaya çabalıyorsunuz. Modern tıbbın yapmaya çalıştığı şeyi bu şekilde özetlemek mümkün.

Google X

Google tarafından kurulan Google X ekibi bu sorunun cevabını bulmak için Project Baseline adı verilen uzun soluklu bir çalışmayı başlatmış bulunuyor. Projede 100 civarında uzman yer alıyor ve bunlar biyokimyadan tutun da moleküler biyolojiye kadar değişen pek çok farklı bilim dallarına mensuplar. Projedeki en tanınmış isimlerden biri Andrew Conrad, kendisi kan bağışlarında uygulanabilecek hızlı ve ucuz bir HIV (AIDS) kan testinin geliştirilmesinde de başı çekmişti.

Ekip çalışmaya 175 kişilik bir denek listesinden örnekler toplayarak başlamış, ancak ileride bu sayının binlerle ifade edileceği tahmin ediliyor. Uzmanların yapmaya çalıştığı şey, alınan örneklerdeki hatalı ve sorunlu DNA moleküllerini tespit edip işaretlemek ve bunların düzgün çalışan hallerini tespit etmek. En son aşamada tüm hatalardan arındırılmış bir DNA modelinin oluşturulması, böylece teorik olarak düzgün çalışan bir insan vücudunun planlarının çıkarılması amaçlanıyor. Yani örneğimizdeki otomobilin doğru düzgün çalışan bir örneği elde edilecek, en azından kağıt üzerinde.

Uzmanlar bu projenin bir kaç yılda bitmeyeceğine eminler. Ekipten doktor Sam Gambhir vaktiyle kansere bir kaç yılda çare bulunabileceğinin sanıldığını, ancak olayların akışının hiç de öyle yürümediğini örnek gösteriyor. İnsan biyolojisinin karmaşıklığı buna imkan tanımıyor. Bu yüzden de ekip kendini çok uzun ve yorucu bir projeyi yıllarca sürdürmeye, gerekirse gelecek yeni kuşaklara devir etmeye hazırlamış.

Tabii burada Google’ın her geçen gün daha da büyüyen veri işleme ve depolama gücünden de faydalanmaları gerekiyor. Tıpkı Yandex’in veri düzenleme algoritmalarının CERN deneylerinde kullanılması gibi, burada da Google’ın yazılımsal ve donanımsal gücü işleri çok kolaylaştıracak. Bu imkanlar olmadan belki de asırlar sürecek olan bir çalışma, Google’ın sağladığı imkanlar sayesinde belki de bir insan ömründen kısa sürede tamamlanabilecek.

Tabii burada en önemli sorunlardan biri, geçen yıllarda yaşanan skandallar nedeniyle başta Google olmak üzere büyük bilişim şirketlerinin güvenilirliklerine önemli bir darbe vurulmuş olmasıdır. Google bu projede örnek toplanan deneklerin kimliklerinin kesinlikle anonim olduğunu ve üçüncü bir partiyle paylaşılmayacağını ısrarla belirtiyor. Ne var ki özellikle NSA skandallarıyla birlikte Google, Microsoft, Facebook, Twitter ve daha pek çok büyük markaya duyulan güvensizlik sürmeye devam ediyor. Bu güvensizlik duygusunun haklı çıkıp çıkmayacağını ise ancak gelecek yıllarda yaşanacak olaylar bize gösterecek.