Anasayfa Makale Fintech Ve Değişen Finans Dünyası

Fintech Ve Değişen Finans Dünyası

Teknoloji şirketlerinin yeni büyüme alanı bankacılık ve ödeme sistemleri oluyor. Bir yanda popüler teknoloji markaları, diğer yanda köklü bankalar…

Dijital para transferinin ortaya çıkması ile birlikte büyük ve sessiz bir devrim yaşandı. Değerli madenlerden, kağıt paraya geçiş kadar büyük bu devrimdi. Yankıları halen dünya çapında sürüyor ama bu ayrı bir yazının, hatta bir yazı dizisinin konusu. Bu yazımız ise Fintech üzerine olacak.

FinTech Nedir?

Peki nedir bu Fintech? Financial Technology, yani finansal teknoloji denilen bu kavram, yeni ve atılgan teknoloji şirketlerinin mevcut finansal sisteme sunduğu hizmetlerden oluşuyor. Yavaş ve eski tarz uygulamalar, Fintech şirketlerinin sunduğu donanımsal ve yazılımsal yenilikler ve eğitimler ile birlikte değişiyor.

Bu şirketler bankalara ve diğer finans şirketlerine teknoloji sağlıyor, onları geliştiriyor. Böylece hantal finansal sistemlerin teknoloji ile donandığı bir dönem yaşanıyor. Daha çevik, daha modern yapılar hayatımızda büyük bir hızla yer ediniyor.

Bugün bütün bankaların dijital hizmetler sunduğunu görüyoruz. Bir yandan internet üzerinden daha kolay alışveriş için geliştirmeler sürüyor, öte yandan güvenlik önlemleri artırılıyor. Mobil uygulamalar son kullanıcının en sık gördüğü araçlardan. İşin arka planında veritabanı hızının, verimliliğinin ve güvenilirliğinin artırılmasının yanında, entegrasyon ve IoT’ye uzanan bir otomasyon süreci söz konusu.

CTO’lar ve Kurum Kültürü

Mevcut finansal kurumlar yeni dijital çağa ayak uydurmak için kendi içlerinde dönüşüm geçiriyor. CTO yani Chief Technology Officer olarak adlandırılan yöneticiler özellikle bu alandan sorumlular. Ve aslına bakarsanız bankalarının uzun vadeli geleceğinde kritik kararlara imza atıyorlar. Elbette hiç kimse bu süreci tek başına gerçekleştirmiyor. Zira belirli bir çapın üzerindeki şirketlerde iş tecrübesi olan insanların bildiği üzere, bu tür dönüşümler hem zihniyet, hem de ekip işidir.

Ancak halen para çektiğimiz ATM’lerde Windows XP işletim sistemi kullanılıyor. Bu dev yapının değişimi büyük bir yatırımın yanında, kökleri yüzyıllara varan finansal kuruluşlarda büyük bir zihniyet değişimi de gerektiriyor. İlk bankacılık işlemlerinin antik Sümer ve Babil tapınaklarında milattan önce 2000’li yıllarda yapıldığı düşünülüyor. Taş ve kil tabletlerden bugünlere iyi gelmişiz doğrusu.

Değişim ve Teknoloji Şirketleri

Dedik ya kimse tek başına süreci gerçekleştirmiyor diye; bu işten sorumlu yöneticiler ya da çalışanlar değişim ihtiyacının farkında olsalar da hem işin çapı, hem de maliyeti bu süreçte bütün şirketin hedef birliğini gerekli kılıyor. Şirket ne kadar köklü, ne kadar büyük ve ne kadar işine hakimse, değişime uyum sağlaması da o kadar zor oluyor.

Diğer yanda genç ve çevik teknoloji şirketleri var. Üstelik her yıl olmasa da, birkaç yılda bir yeni bir teknoloji şirketi trendi oluştuğunu görüyoruz. Her yenilik yeni bir ihtiyaç doğuruyor ve finansal alanda elektronik para transferlerinin, e-ticaretin ulaştığı boyutlar son dönemde az önce bahsettiğimiz büyük değişimleri getiriyor.

Yeni kurulan teknoloji şirketlerinin önemli bir kısmı FinTech alanında yer alıyor. Çok cesur olanlar bankalara rakip olarak, daha güvenli oynayanlar ise tamamlayıcı hizmetler ile karşımıza çıkıyor.

Önce bir sorunu buluyorlar, sonra ona çözüm üretiyorlar ve ardından finansal hizmet sunan şirketlere çözümlerini sergileyip B2B yani iş yerleri arası ticaret yapıyorlar. Ödeme sistemleri, güvenlik sistemleri, cihaza entegre yenilikler ile her gün burada önemli adımlar atılıyor.

Burada çok büyük yapıların değişimi söz konusu. Büyük değişimler, büyük ihaleler ve B2B fırsatları demek. Buradaki rekabetçi ortam, değişimde maliyeti üstelenecek olan geleneksel finansal yapıların ve onları kullanan müşterilerinin yararına işliyor.

Teknoloji Devleri: Telekom ve Telefon

Diğer yanda teknoloji devleri var. Sadece telefon, bilgisayar ya da teknolojik ürün üreten şirketlerden bahsetmiyoruz. Telekom, altyapı alanında inanılmaz cirolara sahip, milyonlarca müşteriye erişen kurumlar var. Şimdi bunları ayrı ayrı ele alalım.

Bir yanda bankalar gibi geleneksel yapılara sahip ve bir kısmı eski kamu iktisadi teşebbüsü olan telekom şirketleri var. Su, elektrik ve enerji gibi vazgeçilmez ihtiyaçlar onların ellerinde. Geçtiğimiz yıllarda telefon iletişimini takiben mobil iletişim ve internet, günümüzde ise hızlı, genişbant internet ve mobil internet odaklı ihtiyaçları karşılıyorlar. İnternetin kesilmesi ya da yavaşlaması günümüzde elektriğin ya da suyun kesilmesinden farksız sonuçlar doğuruyor. Telekom şirketleri uzun vadeli altyapı yatırımları yapıyorlar, yani yavaş hareket eden şirketler. Ancak öte yandan tüketici ihtiyaçları çok hızlı artıyor ve değişkenlik gösteriyor, bu da onları daha çevik olmaya zorluyor.

Diğer yanda ise cihaz devleri var. Her gün değişen donanım ve yazılımlar ile teknoloji dünyasının milyonlarca cihaz ihtiyacını karşılıyorlar. Yaşları henüz on yıllarla ölçülen bu şirketler çok kaygan bir zeminde mücadele etmeye son derece alışkınlar. Ürün ve teknoloji, tasarım, üretim, pazarlama kısacası her alanda süper hızlı yeni yöntemler geliştirme ve uygulama konusunda çaplarına göre oldukça çevikler. Donanımın üzerine yazılım çözümleri de sunarak daha geniş kapsamlı hale geliyorlar. Son tüketicinin yanında kurumsal ihtiyaçlara yönelik çözümler geliştiriyorlar.

Bankaların hakimiyetindeki paranın kontrolü konusunda, bu iki türdeki teknoloji devlerinin de artık ciddi hamlelerini görüyoruz. Fintech şirketlerini satın alıyorlar, kendi departmanlarını kuruyorlar, kendi teknoloji ve çözümlerini geliştiriyorlar.

Marka sadakati ya da fatura bağımlılığı üzerinden milyonlarca kullanıcıya olan erişimlerinde yeni hedefleri paranın akışındaki anahtar nokta olmak. Şimdilik borç para verdiklerini görmüyoruz, ancak aldıkları yasal izinler onları gün geçtikçe finansal kuruluşlara daha yakın hale getiriyor.

Peki Ne Olacak?

Bankalar, finans şirketleri, telekom devleri ve teknoloji şirketleri birbirine daha yakın bir hal almaya başlasalar da, temel farklılıkları en azından günümüzde ortadan kalkmıyor.

Krediler, mevduatlar ve sayısız konu finans şirketlerinin kontrolünden çıkmıyor. Ancak ödeme çözümleri ve araçları, bunların güvenliği, hızı ve etkinliği konusunda seçenekler artıyor. Hem banka, hem operatör, hem de cihaz üreticisi ve teknoloji geliştiricisi bir şirket ortaya çıkmadığı sürece mega tekel ile karşılaşmayacağız. Bu tür durumlar zaten rekabet yasaları ile kontrol ediliyor.

Ancak artan rekabet ve hızlı gelişmeler önümüzdeki yıllarda finansal işlemlerimizde, para alışverişinde, hizmet ve ürün akışında çok daha büyük kolaylıklar olarak biz kullanıcıların hayatına olumlu bir şekilde yansıyacak. Değişimin hızlanması, teknolojik atılımların sürmesi bütün sistemlerde verimsizliği, israfı, hantallığı büyük oranda ortadan kaldıracak.

Neden tamamen değil? Bu işi yine insanlar yapacak da ondan. Tamamen yapay zeka kontrolüne geçmedikçe, yeni araçların ve teknolojilerin verimliliğe katkısı, kullanan insanların şevkine, kararlılığına ve çalışkanlığına bağlı.

Bu noktada kurumsal ve toplumsal eğitim, teknoloji kullanabilme yetisi ve kullanımın etik olması için teknoloji kültürü devreye giriyor. Technopat olarak bu yetenekler ve kültür için değerli okurlarımız ve izleyicilerimiz ile bilgiyi paylaşmayı sürdürüyoruz. Fintech alanında da insan ve teknoloji bir bütün olarak değerli, diyerek bu makalemizi burada, şimdilik sonlandırıyoruz.