Anasayfa Makale FreeSync ve G-Sync Arasındaki Farklar

FreeSync ve G-Sync Arasındaki Farklar

G-Sync karşısında FreeSync 2 ile adaptif senkronizasyon teknolojileri gelişiyor, değişiyor. Yeni makalemizde bu farklara ve ek özelliklere bakıyoruz…

Adaptif senkronizasyon teknolojisinin öncüleri FreeSync ve G-Sync bir süredir piyasadaki monitörlerde bulunabiliyor. Ancak bu teknolojilerin ana akım düzeyinde yaygınlaşmasına daha yeni şahit oluyoruz. Oyuncular artan monitör çeşitliliği ve her bütçeye hitap eden modeller sayesinde adaptif senkronizasyon teknolojisine daha kolay ulaşabiliyor.

FreeSync ve G-Sync teknolojileri ilk etapta hem uygulama hem de kullanıcı deneyimi açısından oldukça farklıydı. Zaman içinde bu iki teknoloji de çeşitli alanlarda evrimleşti. Ancak hala bu iki teknoloji arasında bazı önemli farklar bulunuyor. Bu yazımızda bu teknolojilerin güncel sürümlerine göz atıp önemli farklılıkları belirleyeceğiz.

Bu makalemiz daha önceki FreeSync vs G-Sync makalesinin, yeni sürüm teknolojiler için güncellenmiş ve ek bilgiler içeren sürümüdür. Yine en temelden başlıyoruz, ancak temelleri bilenler okumaya “İki teknoloji arasındaki önemli farklar” alt başlığından devam edebilirler.

Nedir bu adaptif senkronizasyon?

FreeSync ve G-Sync monitörlerin sunduğu adaptif senkronizasyon teknolojisini özetleyelim önce. Bu teknolojiye sahip olmayan geleneksel monitörler sabit bir yenileme hızına sahiptir. Bu monitörler bilgisayardan gelen içeriğe bakmaksızın görüntüyü önceden belirlenmiş bir aralıkta yeniler. Örneğin eğer monitör sabit 60 Hz yenileme hızına sahipse, görüntü her 1/60 saniyede yenilenir.

Ancak söz konusu oyunlar olduğunda ekran kartlarının ürettiği kareler her zaman monitörün sabit yenileme hızıyla aynı zaman dilimine uymayabiliyor. Bu koşullarda kusursuz eşleşme için ekran kartının sürekli sabit bir şekilde 60 FPS üretmesi gerekecektir. Ne yazık ki her sistem bu yükün altından kalkabilecek kadar güçlü veya stabil değildir.

Kusursuz eşleşmenin sağlanamadığı koşullarda oyuncular monitörlerinde yırtılma efektini gözlemleyecektir. Bunun nedeni, ekran kartının çizdiği bir karenin, monitörün yenileme sürecinin ortasında ekrana gönderilmesidir. Yoğun yırtılma efektleri oyun deneyimini ciddi oranda etkileyebilir.

Adaptif senkronizasyon öncesi bu sorunun çözümü V-Sync adı verilen dikey senkronizasyon özelliğiydi. Bu özellik etkinleştirildiğinde yırtılma efektleri yok oluyor zira sistem, ekran kartı tarafından çizilen kareleri monitör hazır olana kadar bekletiyor. Ancak bu özellik akıcı bir oyun deneyimi için kusursuz bir çözüm sunamıyor zira V-Sync özelliği etkin olduğunda gözle görülebilir bir takılma sorunu ortaya çıkıyor.

Bu iki sorun için en etkili çözümü ise adaptif senkronizasyon sunuyor. Bu teknoloji, monitörün yenileme hızını ekran kartının kare çizme hızına eşitliyor. Örneğin bir oyun 50 FPS ile çalışıyorsa, adaptif senkronizasyon monitörün yenileme hızını 50 Hz değerine sabitliyor. Eğer oyunun FPS değeri 45’e düşerse de, monitörün yenileme hızı 45 Hz değerine indiriliyor. Bu şekilde elde edilen dinamik yenileme hızı, hem yırtılma hem de takılma sorunlarına kökten bir çözüm sağlanarak daha akıcı bir oyun deneyiminin önü açılıyor.

Adaptif senkronizasyonun uygulanma teknikleri ise FreeSync ve G-Sync teknolojilerini birbirinden ayırıyor. FreeSync bu teknolojiyi uygulamak için DisplayPort 1.2a bileşeni olan VESA standardını ve çeşitli görüntü ölçekleyicileri kullanıyor.

G-Sync ise geleneksel görüntü ölçekleyici yerine kendi ürettiği özel bir modül kullanıyor. Ek modül gerektirmesi ve kapalı bir yapıya sahip olması, G-Sync teknolojisini üreticiler için daha masraflı kılıyor.

İki teknoloji arasındaki önemli farklar

Hem FreeSync hem de G-Sync monitörler adaptif senkronizasyon teknolojisini sunuyor. Ancak uygulamadaki önemli farklılıklar sebebiyle iki teknoloji bazı önemli konularda birbirinden ayrılıyor.

G-Sync monitörler özel bir ölçekleyici modül kullandıkları için çoğu G-Sync monitörü DisplayPort ve HDMI bağlantılar ile sınırlıdır ve adaptif senkronizasyon için DisplayPort’un kullanılması zorunludur. FreeSync ise standart görüntü ölçekleyici kullandığı için daha fazla bağlantı seçeneğine sahiptir. Bu seçenekler arasında birden fazla HDMI portu ve DVI ve VGA gibi eski bağlantılar da mevcuttur.

FreeSync’in bir diğer avantajı ise adaptif senkronizasyon teknolojisini HDMI portu üzerinde çalıştırabilmesidir. Eğer kullanılan GPU ve monitör FreeSync destekliyse, HDMI bağlantısı ile adaptif senkronizasyon kullanılabilir.

Bu teknolojiyi DisplayPort yerine HDMI üzerinden kullanmanın birden fazla avantajı mevcut. Bunlardan ilki, HDMI kabloların DisplayPort kablolara kıyasla daha ucuz olmasıdır. Bir diğer avantaj ise dizüstü bilgisayarlar gibi port sayısı sınırlı sistemler için HDMI desteği oldukça önemlidir.,

G-Sync’in özel modülünün de kendine has bazı çekici avantajları mevcut. Örneğin G-Sync modülü sürekli bir şekilde monitöre ince ayar çekerek ghosting adı verilen rahatsız edici efektin önüne geçebiliyor. Her ne kadar FreeSync monitörler sürücü ve monitör güncellemeleri ile bu konuda ilerleme sağlamış olsalar da, G-Sync monitörler ghosting efektini engelleme konusunda hala rakipsiz sayılır.

Bir diğer kayda değer G-Sync modülü avantajı ise Ultra Low Motion Blur (ULMB) adı verilen bulanıklık engelleme teknolojisi. ULMB, monitörün arka aydınlatmasının çalışma hızını monitörün anlık yenileme hızına sabitleyerek bulanıklığı ciddi oranda azaltıp görüntünün netliğini arttırabiliyor. 85 Hz ve üzeri sabit yenileme hızında çalışan bu özelliğin kendine has dezavantajları da mevcut. ULMB etkinleştirildiği zaman yer yer parlaklıkta azalma gözlemlenebilir. Ancak bu teknolojinin en büyük dezavantajı, G-Sync’in adaptif senkronizasyon özelliği ile aynı anda kullanılamamasıdır. Bir diğer değişle G-Sync teknolojisinin sunduğu dinamik yenileme hızı ile ULMB teknolojisinin sunduğu netlik arasında bir seçim yapmanız gerekecektir.

Low framerate compensation (LFC) özelliği de G-Sync ile FreeSync arasındaki önemli farklardan biridir. Dinamik yenileme hızına sahip tüm monitörlerin sahip olduğu bir yenileme hızı aralığı vardır. Örneğin kullandığınız monitörün aralığı 30-144 Hz ise, monitörünüz bu yenileme hızları arasında geçiş yapabilir demektir. Peki ya oynadığınız oyun 30 FPS altında çalışıyorsa? LFC özelliği bu senaryoda devreye girecektir.

LFC özelliği, FPS değeri 30’un altına düştüğünde devreye girer ve çizilen her karenin bir kopyasını yaratarak oyunun, monitörün desteklediği yenileme hızı aralığına geri dönmesini sağlar. Örneğin bir oyun 20 FPS değerinde çalışıyorsa, LFC kareleri kopyalayarak oyunun 40 Hz yenileme hızında çalışmasını sağlar. LFC desteğine sahip olmayan monitörler ise bu oyunları minimum yenileme hızında çalışmaya zorlar ve bu durum yırtılma ve takılmalara neden olabilir.

Özellikle 48 Hz gibi yüksek minimum yenileme hızına sahip monitörlerde LFC özelliği hayat kurtarıcı olabiliyor. Bu monitörlerdeki LFC, yenileme hızı aralığını çoğu oyun için gerekli olan 30-48 Hz değerlerini katacak şekilde genişletebiliyor. LFC olmadığı takdirde bu tip monitörler alt sınır olan 48 FPS’nin altına veya üstüne çıkıldığında rahatsız edici geçişler yaratabilir.

Neyse ki G-Sync sahiplerinin bu konuda endişelenmesine gerek yok zira tüm G-Sync monitörler varsayılan olarak LFC özelliğini destekliyor. Ne yazık ki FreeSync monitörler aynı güvenceyi veremiyor zira günümüzde sadece üst seviye FreeSync monitörlerde LFC desteği mevcut.

Her iki teknolojinin de ilk etaplarında sahip olduğu bazı sorunlar da çözülmüş durumda. Emektar V-Sync özelliği artık hem FreeSync hem de G-Sync monitörlerde aynı işlevi görüyor. Bu monitörlerde V-Sync artık sadece oyunların belirlenen yenileme hızı aralığında nasıl çalışacağını kontrol ediyor. Ayrıca FreeSync ve G-Sync monitörler artık çerçevesiz pencerelerde adaptif senkronizasyonu destekliyor.

Söz konusu ekran kartı desteği olduğunda ise FreeSync teknolojisinin Sea Islands Radeon Rx 200 serisini gerektirdiğini, G-Sync teknolojisinin ise en az Kepler GeForce 600 serisini talep ettiğini görebiliyoruz.

Yukarıda belirttiğimiz tüm özellikleri ve farklılıkları göz önüne aldığımızda G-Sync teknolojisine sahip monitörlerin paket halinde ihtiyaç duyulan tüm özellikleri ve teknolojileri barındırdığını görebiliyoruz. Öte yandan FreeSync damgalı monitörler sunulan özellikler açısından çeşitlilik gösterebiliyor.

Özetle tüm G-Sync monitörler, üst seviye oyunculuk için gerekli olan LFC gibi özellikleri varsayılan olarak barındırdığı için her halükarda güvenli ancak nispeten daha pahalı bir seçim olacaktır.

FreeSync monitörler ise genellikle G-Sync monitörlerden daha ucuz olmasına rağmen LFC gibi olmazsa olmaz ek özellikler konusunda herhangi bir garantiye sahip değil. Ayrıca unutmamak gerekir ki AMD, FreeSync monitörleri üst seviye oyunculuk için olduğu kadar gündelik kullanım için de geliştirmektedir. Yani oyun amaçlı FreeSync monitör alışverişine çıkıldığında satın alınacak monitörün dikkatle incelenmesi gerekecektir.

Fiyat farkı

Yukarıda kısaca bahsettiğimiz üzere G-Sync monitörler, genellikle aynı seviyedeki FreeSync monitörlere göre daha pahalıdır. Bunun başlıca nedeni ise, G-Sync monitörlere pek çok ek özelliği kazandıran özel ölçekleme modülüdür.

Birbirine eş veya denk G-Sync ve FreeSync monitörleri karşılaştırdığımızda, G-Sync monitörlerin 100 ile 200$ civarında daha pahalı olduğu gözlemleyebiliriz. Ancak G-Sync’in sunduğu ULMB ve overclock seçenekleri, üst seviye oyunculuk için fiyat farkını makul kılabiliyor.

FreeSync monitörler ise dünya çapında G-Sync karşıtlarından daha ucuz fiyata bulunabiliyor. Ancak daha önce belirttiğimiz gibi LFC tarzı önemli özelliklerden bazıları bu monitörlerde bulunmayabiliyor.

FreeSync ve G-Sync teknolojilerinin geleceği

AMD ve NVIDIA önümüzdeki aylarda yeni nesil monitör teknolojilerini tüketici pazarına sunmaya hazırlanıyor. FreeSync 2 ve G-Sync HDR adı verilen bu yenilenmiş teknolojiler, adaptif senkronizasyon akımını bir sonraki seviyeye taşımaya hazırlanıyor.

G-Sync HDR, adından da anlaşılabileceği gibi HDR desteği ile ön plana çıkıyor. G-Sync desteğine sahip yeni HDR monitörler bu sayede ULMB ve LFC gibi önemli özelliklerin yanı sıra, HDR görüntü kalitesini korumak için daha geniş renk aralığı ve daha yüksek parlaklık sunacak. Yenilenen sürücüler ise, gündelik işlerde kullanılacak SDR ile oyunlarda kullanılacak HDR modları arasında akıcı bir geçiş yapılmasını sağlayacak.

FreeSync 2 ise çok daha geniş çaplı bir güncelleme. Rakibinin en büyük kozu olan HDR teknolojisini dahil etmesinin yanı sıra monitör sertifika uygulamasını başlatacak olan FreeSync 2, bu uygulama ile sadece en iyi monitörlerin FreeSync 2 sertifikasını almasını sağlayacak. AMD tarafından yayınlanan bilgilere göre tüm FreeSync 2 sertifikalı monitörler, standart sRGB monitörlere kıyasla en az iki kat daha yüksek parlaklık ve renk hacmine sahip olacak. FreeSync 2 monitörler ayrıca gecikme süresi için test edilecek ve istenen değere ulaşamayan monitörler bu sertifikayı alamayacak. Son olarak tüm FreeSync 2 monitörler varsayılan olarak LFC teknolojisini destekleyecek.

AMD’nin FreeSync 2 sertifikası için üreticilerden ek ücret isteyip istemeyeceği ise henüz bilinmiyor. İlk FreeSync 2 monitör örneğini incelemiş olmamıza karşın henüz bu yeniliklerin tamamını göremedik. AMD’nin sürücü güncellemesi ve rakip modellerin çıkması ile burada henüz açılmayan özellikleri de görebileceğiz.

Samsung C27HG70 HDR Monitör İncelemesi

HDR Oyunculuk Nedir?

AMD FreeSync 2 Hakkında Bilmeniz Gereken Her Şey!