Çin Sosyal Puanlama Sistemi, Tüm Nüfusu Gözetleyecek

In Haber by Ruşen Göbel1 Comment

Çin hükümeti, tüm vatandaşlarının her hareketini takip edecek ve puanlayacak.

Çin, 2020’de Black Mirror dizisini aratmayacak bir uygulamayı hayata geçirmeyi planlıyor. Sosyal Puanlama Sistemi (Social Credit Score, SCS) adı verilen uygulama, her vatandaşın tüm davranışlarını takip edecek.

Çin vatandaşlarının parasını nerede harcadığı, faturalarını ne kadar düzenli ödediği, nasıl bir sosyal etkileşime girdiği gibi pek çok veriyi toparlayacak olan sistem, tüm bu veriler sonucunda kişiye bir vatandaşlık puanı çıkartacak. Bu puanlar vatandaşın girebileceği işler, alabileceği krediler, çocuklarının kayıt olabileceği okullar gibi çok önemli noktalarda kullanılacak.

Uygulamaya China Rapid Finance (Tencent’ın ortağı) ve Sesame Credit gibi şirketler katılacak. Bu şirketlerin elinde AliPay ve WeChat gibi servislerden gelen dev miktarda kullanıcı verileri bulunuyor. Tencent’ın SCS sisteminin, QQ isimli bir sohbet uygulamasıyla geleceği belirtiliyor. 300 ila 850 arasında puanın verildiği uygulamada 5 kategori bulunuyor; sosyal bağlantılar, tüketim alışkanlıkları, güvenlik, varlık ve uyumluluk.

Bu sistemin, aslında iyi niyetle kullanılacağı söyleniyor. Bireylerin finansal anlamda kendini aşırı yükün altına sokmaması için bankaların kredi vermeden önce gerçekleştirdiği araştırmadan pek de farklı olmadığı savunuluyor. Diğer taraftan pek çok teknoloji markasının bu uygulamaya karşı çıktığı da gözlemleniyor.

Uygulamanın yaygınlaşmasıyla ortaya çıkacak hatalı puanlamaların, bireylere çok büyük sıkıntılar yaşatabileceği tahmin ediliyor. Evinde günde 10 saat oyun oynayan biri SCS tarafından “işsiz” olarak etiketlenebilir. Fakat bu kişi, aslında bir profesyonel oyuncu, oyun geliştiricisi, beta test görevlisi gibi bir meslek sahibi de olabilir. Birey bu şekilde işsiz olarak etiketlendiğinde ise pek çok sosyal haktan faydalanamıyor, hatta çocuğunun gideceği okul bile etkileniyor.

SCS ile Çin Hükümeti’nin 1 taşla 2 kuş vuracağı tahmin ediliyor. Bunlardan ilki, devletin bireylere layık gördüğü kabul edilebilir sosyal davranışların zorla kabul ettirmesi. İkincisi ise tüm vatandaşlarının hayatlarını istediği gibi gözetlemesi. Uygulamanın uzun vadede başarısızlıkla sonuçlanacağı tahmin edilirken, büyük veri uğruna devletlerin bile bu tip uygulamalara yönelmesi endişe verici.