Anasayfa Makale 5G İnternet: AB, ABD ve Türkiye

5G İnternet: AB, ABD ve Türkiye

5G her ülkede farklı bir tempoda internet kullanıcıların hayatına girecek. Türkiye’de 5G nasıl olacak? Dünya’da durum nasıl? Hangi ülkede ne oluyor? AB, ABD ve Türkiye’yi son gelişmeler nezdinde özetliyoruz.

Öncelikle 5G mevcut 4G’ye göre çok daha düşük gecikmeye sahip. 1 ms altında gecikme süreleri şu an kullandığımız standart ev ve ofis internet altyapılarından çok daha iyi bir değer. Bu bağlamda 5G’nin performans bazlı olarak klasik ev internetlerine göre dev bir potansiyel avantajı var.

Nesnelerin interneti için çok daha fazla cihazın aynı anda sıkışmalar olmadan bağlanabilmesini sağlıyor. Bu bağlamda salt daha hızlı değil, daha tepkisel bir internet erişimi söz konusu. Bu da hem son kullanıcı deneyimi, hem de endüstriyel kullanımlar için önemli.

LTE – Long Term Evolution olarak da adlandırılan uzun vadeli yolculukta yeni bantlar devreye giriyor. Bant dediğimiz şey veri transferinde kullanılan frekanslar. Cihazlar nasıl kablosuz ağa 2.4 GHz ve 5GHz bantlarından bağlanıyorsa, 4G ve 5G’de de farklı ve daha önce baz istasyonları tarafından kullanılmayan frekanslar ihale ile operatörlere veriliyor, bu sayede bilgi otoyolunda yeni şeritler açılıyor.

Ancak bu bantların performansları nitelikleri sebebiyle mesafelere ve koşullara göre değişiyor, bu yüzden işin teknik kısmı önemli. Operatörlere donanım ve yazılım teknolojisi sağlayacak firmalar uzun süredir bu iş üzerinde çalışıyor. Ancak her ülkenin şartları, stratejisi farklı. Bu yazıda ABD, AB ve Türkiye örnekleriyle genel anlamda 5G’nin gelişiminin mevcut şartlarına bakıyoruz.

ABD’de 5G Tarımsal Bölgelere Uzanacak

Çok geniş topraklara sahip olan Amerika Birleşik Devletleri üzerinde her yere hızlı internet ulaştırmak oldukça yüksek maliyetli bir iş.

ABD Başkanı Donald Trump 20.4 milyar dolar ile devletin 5G yatırımlarına mali destekte bulunacağını ve ülkenin bu yeni teknolojiye hızlı bir giriş yapılacağını duyurdu. ABD 5G’den en farklı şekilde yararlanacak olan ülke. Zira uzak kırsal bölgelerde 5G’nin bazı spektrumlarından çok verimli faydalanmak üzere servis sağlayıcılar planlarını kurdular bile.

Burada dikkat çekici nokta mmWave denilen 24, 28, 37, 39 ve 47 GHz bantlarına odaklanılması. ABD içerisinde bu bantların odak alınması teknolojik anlamda ABD’yi yalnızlaştırıcı ve diğer ülkeler ile uyumsuz hale getireceği endişeleri ve eleştirileri de konuşuluyor.

ABD bu esnada kendi altyapısında Çinli teknoloji şirketlerini oyun dışı bıraktı. Çin ile ticaret savaşı devam eden ülke, iç üretimi artırıp dışarıdan ithalatı azaltmaya çalışıyor. Ancak bu esnada bazı zorluklarla da karşı karşıya kalıyor.

Avrupa Birliğinde Almanya Ayrı, Fransa Ayrı Stratejiler İzliyor

Avrupa Birliği ise ABD’nin müttefiklerine ve hemen hemen herkese ilettiği “Çin ile iş yapmayın” tavrını 5G konusunda son derece diplomatik bir şekilde kenara itti. AB, Çinli şirketlerin altyapı yatırımlarına girmesini yasaklamadı ancak endişeleri olduğunu, bu konulara dikkat edilmesi gerektiğini söyledi ve topu üye ülkelere attı.

AB içerisindeki her ülke 5G ihalelerinde kendi kararını kendisi alacak. Avrupalı üreticiler elbette tercih edilecek, ancak Çinli şirketlere de kapı kapatılmadı. Hatta geçtiğimiz günlerde Çin – AB diplomatik ilişkilerine baktığımızda iki taraf adına da olumlu gelişmeler yaşandığını söyleyebiliriz.

Avrupa Birliğinin 5G konusunda çalışma hızı makul seviyede. ABD kadar iddialı bir duyuru ve ek bütçe söylemleri olmasa da Almanya başta olmak üzere hızlı bir gelişme bekleyebiliriz.

Öte yandan Almanya içerisinde frekansların aynı operatörlerin elinde birikmemesi için bazı bantların ihalesi yapılmadı. Olan bantların dörtte biri endüstri devleri ve hatta KOBİ kullanımları için ayrıldı. Bu kısım oldukça ilginç zira Volkswagen, BASF, Daimler ve Siemens, “Connected Factories” yani bağlı-akıllı fabrikalar için bazı bantları kullanmak istiyor. Almanya’nın bu tavrı operatörlerin çok hoşuna gitmese de, ülkede bantlar belirli amaç ve sektörler için birbirinden net bir şekilde ayrılacak gibi görünüyor.

Fransa tam tersi bir tavırla olan bantların tamamının ihalesini yapıyor. Zaten operatörler dışı bir talep görmediğini belirtirken, Fransa’da Vodafone gibi devler için maliyetler Almanya’dan daha uygun olabilir.

Özetle AB’nin iki büyük gücünün birbirinden çok farklı 5G davranışları var. Birkaç yıl içerisinde ortaya çıkacak manzarayı merak ediyoruz.

Türkiye’de 5G için Yol Haritası Belli

Türkiye’ye gelirsek, bizde 4G ihalesinde 4.5G olarak bazı 5G bantlarının da lisanslanması zaten gerçekleşmişti. Türkiye’de etkin en büyük üç mobil operatör olan Turkcell, Turk Telekom (Avea) ve Vodafone da şu an 2G, 3G ve 4.5G istasyonlara sahipler. Üstelik 4.5G’de baz istasyon paylaşımı konusunda devlet eliyle tasarruf için bazı kararlar alınmıştı.

Türkiye’de iki tür 5G yükseltmesi göreceğiz. Şehir merkezinde çok yüksek trafik olan yerlerde doğrudan yeni baz istasyonları gelecek. Operatörler prestij için İstanbul, Ankara ve İzmir’de en göz önündeki yerlerde mutlaka bir 5G gösterisi yapacaklar.

Yeni baz istasyon eklenmesinin ötesinde, 4.5G Türkiye’de geç yapıldığı için mevcut baz istasyonların belirli kapasitelerde yükseltilmesi de mümkün. Aslında yol haritasını BTK daha önceden çizdi. Çekirdek ağ grubunda NETAŞ, fiziksel ağ grubunda ASELSAN, hizmet ve uygulama grubunda HAVELSAN, standardizasyonda BTK var. Bunlar 5GTR forumunu oluşturuyor.

İsmi geçen diğer markalar ULAK, Huawei, SPARK, NETAŞ, i2i Systems, Ericsson ve Samsung. Son günlerdeki haberlere baktığımızda Turkcell’in Çin Kalkınma Bankası üzerinden 235 milyon Euro kredi kullanması ve Huawei ile yakın işbirliği açıklamaları, Türkiye altyapısında Çin şirketlerinin etkin olacağını gösteriyor.

Elbette bunların birbiriyle bağlantısı sorgulanabilir, ancak geçmişe baktığımızda bir ülkeden kredi kullanımı olduğunda, büyük projelerde o ülkenin şirketlerinin hep etkin konumlandığını görüyoruz. Editörün yorumu diyebilirsiniz, ancak yeni İstanbul Havalimanı’nda da Asyalı teknoloji şirketlerinin çözümlerini bol bol gördük. Sonuçta elbette tek bir marka Türkiye altyapısını oluşturmayacak, birden çok şirket bu işi üstlenecek. 5GTR de çalışmalarında başarılı olursa uyumluluk yüksek olabilir.

Genel olarak Türkiye’de altyapı çalışmalarında ve standartlar alanında AB ile daha uyumlu bir gidişat var ve bu uzun yıllardır bu şekilde devam ediyor. Kısa vadede de, uzun vadede de ciddi bir sapma beklenmiyor. Ancak Türkiye’de Almanya modelinde olduğu gibi endüstriyel devlere lisanslanmış bantlar görmeyeceğiz.

Zira bizde şirketler ve endüstriler, akıllı fabrikalar gibi işlere gireceğinde de operatörlerden hizmet satın alma yoluna gidecektir. Bu da ilerleyen yıllarda Türkiye’de operatörlerin akıllı şehirler, fabrikalar ve tarım gibi kurumsal alanlarda geniş çaplı çözüm sağlayıcı olarak da gelişeceğini gösteriyor.

Öte yandan hızlı bir başlangıç olmayacak. 2020-2023 arası dönem Türkiye’de 5G’nin başlangıcıysa, bu yazıyı okuyan herkesin 5G kullanabilmesi için, yani uzak noktalara da altyapının yükseltilmesi için, rahatlıkla 5 yıllık bir süreden bahsedebiliriz. Mevcut ekonomik durum göz önüne alındığında, 5G altyapısının ihalelerinin büyük oranda yabancı şirketler tarafından alınması ve bu şirketlerin ülkelerinin kredi sağlaması da daha önce büyük altyapı yatırımlarında gördüğümüz durumlarla uyumlu olacaktır. Bu yerli teknoloji şirketleri için daha zor rekabet koşulları oluşturabilir. Burada yerli bankalar ve sübvansiyon ne kadar rol oynayacak, bekleyip göreceğiz.

Bu esnada kullanıcı tarafında düşük gecikmeli internet talebinin operatör tahmininden daha yüksek olacağını da yine yorum olarak not düşelim. Zira Technopat kitlesine baktığımızda, sokak altyapılarından ve Latency yani gecikme ve QoS – hizmet kalitesi şikayetlerini bolca görüyoruz. Bu yüzden mobil modem çözümlerinde port yetişmeyebilir ve kullanıcı tarafında gecikme memnuniyetsizlikle sonuçlanabilir. Dileriz gelişmeler beklenenden daha hızlı olur.