Anasayfa Haber Days Gone İncelemesi | PS4

Days Gone İncelemesi | PS4

PlayStation 4’ün özel oyunlarından biri olan Days Gone İncelemesi ile karşınızdayız.

8. Nesil oyun konsolları söz konusu olduğunda PlayStation’ın böylesine büyük bir başarı elde etmesinde özel oyunların etkisi yadsınamaz. Daha konsol neslinin başların alevlenen grafik tartışmaları bile, ardı ardına çıkan kaliteli oyunlarla beraber hızlıca sönüverdi.

God of War, Bloodborne, Uncharted 4: Bir Hırsızın Sonu Horizon: Zero Dawn, Marvel’s Spider-Man ve daha birçok sağlam özel oyun, PS4’ü ve PS4 Pro’yu günümüze kadar taşımayı başardı. Artık PlayStation 5’i konuşmaya başladık ama Sony’nin durmak gibi bir niyeti de yok. Son parti olarak duyurulan Last of Us: Part II, Ghost of Tsushima ve Days Gone üçlüsü de en az saydığımız diğer ağır toplar kadar dikkat çekiyor.

Bu üçlüden Days Gone ise en çok tartışılan yapım oldu. Açık dünyada geçen sağlam bir hayatta kalma oyunu mu olacaktı, yoksa standart bir Assassin’s Creed kırmasıyla karşı karşıya mı kalacaktık?

Hikayemiz Deacon’un eşini kurtarma çabası ile başlıyor. Zombiler tarafından istila halindeki şehirde havalanacak son helikopterde sadece iki kişilik yer vardır ve Deacon kendi ile en yakın arkadaşı arasında seçim yapmak zorundadır. Oyunun daha en başında böylesine karakter çatışmasıyla başlaması beni gerçekten etkiledi.

Elbette kararları biz vermiyoruz ve Bend’in hazırlamış olduğu çizgisel hikayeyi takip ediyoruz ama, hikaye içerisinde yer alan çatışmalar o kadar kuvvetli ve hikayenin kendi sunumu o kadar kaliteli ki, görevler sona ererken bir sonraki aşamada neler olacağını hemen merak etmeye başlıyorsunuz.

Hikayenin etkili olmasında görsel sunum, senaryo yazımı ve başarılı sinematik anlatım etkili rol oynuyor. Sony tarafında hikaye sunumuna oyunlarda gerçekten de çok dikkat ediliyor.

Özellikle ana karakterlerin duyguları, düşünceleri müthiş bir şekilde yüzlerine yansıyor. Onların mutlulukları, üzüntüleri, şaşkınlıkları her daim sizi etkilemeyi başarıyor.

Üstelik Days Gone tamamen Türkçe metin desteği ile beraber geliyor. Oyunun yerelleştirilmesi her ne kadar başarılı olsa da, alt yazıları okumak özellikle geniş TV ekranlarında sıkıntı yaratabiliyor. Monitörden oynuyorsanız sıkıntı yok ama tıpkı God of War’da olduğu gibi, altyazılar insanlara göre değil, karıncalara göre yapılmış.

Gelelim açık dünya sistemine. Genelde şehirleri ele geçiren zombiler, bu kez ormanlık alanlarda karşımıza çıkıyor. Onlar açık dünyanın bir parçası ve uğraşıp uğraşmamak size kalmış. Bazen bir otoyolun kenarında kendi kendilerine besin tüketirken, ağaçların arasında dolanırken veya diğer kazazedelere bulaşırken zombilere rastlamanız olası. Genellikle görev bölgelerinde kendi başına takılan bol miktarda zombi bulmanız olası. İster onların kökünü kurutmayı deneyin, isterseniz de hiç umursamadan yanlarından geçin gidin. Size kalmış.

Zombiler çeşit çeşit ve hepsinin farklı özellikleri var. Onlarla karşılaştığınızda, nasıl alt edeceğiniz ise tamamen oynanış şeklinizle ilgili. İster gizlilikle ilerleyerek tek tek temizleyin, isterseniz de ortalığın tozunu dumana katın.

Days Gone hayatta kalma özellikleriyle ön plana çıkan bir oyun olsa da, bunları tadında ayarlamayı başarıyor. Silah değiştirirken, bu animasyonları gerçekçi bir biçimde yapan Deacon, çevreden topladığı hurdalarla farklı araç gereçler yapabiliyor. Bu malzemelerle Molotof kokteyli, sargı bezleri ve daha birçok özel eşya üretebiliyor. Yakın dövüş silahlarına çivi takviyesi yapabiliyor ve hatta hasar almış motosikletini bile tamir ediyor.

Yine de tüm bu işlemler çok tadında ayarlanmış. Silah menüsünden hızlı üretim yapıp, kullanabiliyorsunuz ve aksiyon anlarında böylece rahat ediyorsunuz. Ama iş motorunuzu tamir etmeye veya benzin doldurmaya geldiğinde, bunun için bir miktar zaman harcamanız gerekiyor. Peşinizde zombi sürüsü varken, yüzde 5 kalan benzin uyarısı bir anda tüm planlarınızın değişmesine neden olabiliyor.

Kısacası Days Gone açık dünyası artık standartlaşmış mekaniklerle geliyor ama, araya kattığı güzel soslarla dikkat dikkat çekmeyi başarıyor. Oyunu baştan sona değiştiren şey kesinlikle motosikletimiz. Deacon kendi motorunu kaybettikten sonra, hurda bir araçla hikayeye giriş yapıyor. O anda hissetmiyor ve motorun ne kadar kötü olduğundan şikayet edebiliyorsunuz. Ne zaman ki benzin göstergesi sıfır noktasına yaklaşıyor, o zaman altınızdaki hurda bir anda Lamborghini gibi gelmeye başlıyor.

Aracınızın sonsuz yakıt deposu yok, bu yüzden yakıt tüketimi söz konusu olduğunda tasarruflu olmak özellikle oyun başında hayati önem taşıyor. Yakıt ikmalinizi benzin istasyonları ve oyun dünyasına dağılmış benzin bidonlarından yapabiliyorsunuz ama bazen öyle anlarda depo sıfıra geliyor ki, dımdızlak ortaya kalıyorsunuz. İşte bunu yaşadığınız anda, artık yokuşlarda gaza basmak yerine motoru boşa almaya başlıyorsunuz.

Hızlı seyahat bile yakıt deponuzla doğrudan ilişikli. Bir bölgede bulunan zombi kovanlarını yok ettiğinizde orada hızlı seyahat hakkı kazanıyorsunuz. Ama bu olay Skyrim, Assassin’s Creed oyunlarında olduğu gibi bedava değil. Haritada seçtiğiniz yere hızlı gitmek istiyorsanız belli oranda yakıt ve değerli zamanınızdan tüketmeniz gerekiyor.

Yetenek menüsü sayesinde Deacon birçok farklı yeni özellik kazanabiliyor. Menzilli silahlarda odaklanarak zamanı yavaşlatabilir, motosikletinizi çok daha az hurda ile tamir edebilir, envanterinizi genişleterek daha fazla ekipman kullanabilir veya Afetzede Görüşü’nde düşmanların da görünmesini sağlayabilirsiniz. Özellikle görevler sayesinde kolayca yetenek puanı kazanıyorsunuz. Eğer yetenek ağacını hızlı bir şekilde geliştirmek ve Days Gone’un vahşi doğasında bir nebze olsun rahat etmek istiyorsanız görevlere asılmanız şart.

Unreal Engine ile geliştirilen Days Gone gerçekten muhteşem görünüyor. Özellikle PS4 Pro’da oyunun vahşi doğasına ve grafik detaylarına gösterilen büyük özene hayranlık duyacaksınız. Karakter modellemelerinin detayı ve animasyonların yumuşak geçişleriyle, hikayenin bizlere aktarıldığı anlar tam anlamıyla film edasında geçiyor. Yağmur damlalarının Deacon’ın üzerinden sekmesi bile düşünülmüş ve oyuna eklenmiş.

30 FPS genel olarak sabit kalsa da özellikle sisli arazilerde standart PS4 bazı sorunlar yaşayabiliyor. Ayrıca TV’niz destekliyorsa bile, PS4 kullanıcılarının HDR’ı açmamasını öneririm. Pro’da HDR oyunun tadına tat katıyor ama, normal PS4’te grafikler büyük oranda sırıtmaya başlıyor.

Sonuç olarak Days Gone, PlayStation 5’i beklediğimiz bu günlerde, PS4’ün işinin halen bitmediğini kanıtlayan bir yapım olarak parlıyor. Zaman zaman yaşanan grafik hataları, hikayesinin daha başından nereye gideceğini belli etmesi ve açık dünyasının artık alışılagelmiş bazı mekaniklere sahip olması oyunun artıları yanında devede kulak kalıyor.