Spyro Reignited Trilogy İncelemesi

In İncelemeler, Makale, Oyun by Emin ÇıtakLeave a Comment

Oyun tarihinin en sevilen klasiklerinden biri olan Spyro Reignited Trilogy, sonunda Nintendo’nun konsolu Switch için piyasaya sürüldü.

PlayStation One zamanında aile oyunları çok popülerdi. Nintendo ile büyük bir çekişme içerisinde olan Sony, her yaşa uygun oyunlarla karşımıza çıktı. Bu oyunlardan biri olan Spyro, her yeni yapımıyla üzerine biraz daha kattı ve dönemin en ünlü oyunlarından biri olmayı başardı.

Artık oyunlara Remastered etiketi koyup, yeni nesilde bir daha satmak çok popüler olduğundan, 8. konsol nesli bu tarz projelerle doldu, taştı. Ama Activision tarafından yayınlanan Crash serisi ve Spyro Reignited Trilogy diğer remastered projelerden ayrılmayı başarıyor. Spyro Reignited Trilogy baştan aşağıya yenilenen grafikleri ve oynanış mekanikleriyle bir şekilde 2019’a ait hissettirebiliyor.

Spyro’nun ilk üç oyununu yeniden bizlerle buluşturan Spyro Reignited Trilogy, eğlenceli grafikleriyle dikkat çekmeyi başarıyor. Nintendo Switch için uzun zamandır beklenen oyunlardan biri olan Spyro, zaten çıkışıyla beraber dikkatleri üzerine toplamış durumda. Hem karakterler hem de seslendirmeler elden geçirildiği için oyun çok şık duruyor.

Spyro Reignited Trilogy Hikayesi ve Detayları

Eğer Spyro evreninden haberiniz yoksa, şöyle açıklayalım: Spyro bir çocuk ejderha. Ve ilk üç oyun ilginç bir mekanik altyapıya sahip. Spyro’nun hedefi bölüm arasında yolculuk yaparak olabildiğince elmas toplamak ve diğer ejderhaları kurtarmak. Bu yüzden çeşitli platform bulmacalarını çözerek bölümleri olabildiğince başarılı bir şekilde tamamlamanız gerekiyor.

Peki, tüm olayı ejderhaları kurtarma odaklı bir oyun nasıl bu kadar güzel olabilir? Aslında bunun cevabı geçmişte yatıyor. Spyro yayınlandığı dönemde gerçekten bonkör bir hareket şemasına sahipti. Spyro yapabildiği akrobatik hareketleri sayesinde bugün bile rakiplerinden sıyrılıyor. Koşarak düşmanları etkisiz hale getirebiliyor, alev püskürtebiliyor, havada süzülebiliyor ve yanlara doğru yuvarlanarak gelen saldırılardan kaçabiliyor. Üstelik bu hareketler hem geçici hem de kalıcı olarak geliştirilebiliyor.

Elbette bu gelişim üç oyuna birden yayılıyor. Teknolojinin de gelişmesiyle her seferinde daha geniş, daha eğlenceli Spyro oyunları ile karşılaşıyoruz. İlk oyun olan Spyro the Dragon son derece basit mekanikler üzerine kurulu. Bölümler arasında yolculuk yapıyor gem toplayıp, ejderhaları serbest bırakıyoruz. Bölümleri yeniden ziyaret edebiliyor ve ilerleyişinizi yüzde 100 seviyesine çekmeye çalışabiliyorsunuz.

Mesela daha önce açamadığınız bir gem sandığını, daha sonra yeniden aynı noktaya gelerek bu kez kırabiliyor ve ödülünüzü alabiliyorsunuz. 20 yıl önce gördüğümüz her şeyi bu kez yenilenmiş grafiklerle, bir el konsolunda görmek son derece keyifli bir durum.

Spyro 2: Ripto’s Rage! ise serinin ikinci oyunu. Bu oyunda karakterler arası etkileşimden tutun da, oyun dünyası ve hikayeye kadar her şey bir adım öteye taşınmış durumda. Ripto’ya karşı durduğumuz bu mücadelede bazı yeni mekanikler bizleri karşılıyor.

Artık sadece gem’ler değil, aynı zamanda oyun dünyasına yayılmış olan orb’ları da toplamanız gerekiyor. Bu orb’lar sayesinde yeni bölümleri açabiliyor ve yeni hareket setleri öğrenebiliyorsunuz. Oyun dünyası bu kez ilk oyuna göre çok çok daha büyük olduğu için Spyro ile geçirdiğiniz zaman da aynı oranda artıyor. İkinci oyun aynı zamanda serinin en sevilen bölümü olduğu için mini oyunlar, etrafta sizleri karşılayan sürprizler Spyro eğlencesini ikiye katlıyor.

Spyro: Year of the Dragon ise çok daha geniş bir oyun alanını, bazı farklı mekaniklerle buluşturuyor. Bu kez orb’lar ve gem’ler dışında farklı kaynaklarımız da bulunuyor. Ayrıca Spyro’nun hareket şemasına yere sert iniş yapma gibi yeni yetenekler ekleniyor.

Ama oyunun en büyük özelliği, ilk kez geniş kadrosunu oynanışta kullanıyor olması diyebiliriz. Bu kez farklı karakterler de oyuna katılıyor, böylece oynanış diğer iki oyunun toplamından bile daha çeşitli hale geliyor.

Özetle, eğer Spyro serisini geçmişte sevdiyseniz, onun yenilenmiş grafikleri ve kontrol şemasını daha çok seveceksiniz. Sevimli ejderha bu haliyle uzun süre Switch’te sizi meşgul edecek gibi görünüyor.