The Witcher: Kitap, Oyun ve Dizi

In Makale by Ali Güngör3 Comments

Netflix yeni fantastik serisi The Witcher ile türü seven sevmeyen pek çok insan ile Rivialı Geralt’ı tanıştırdı. Peki nereden çıktı bu Witcher? Kitabı, oyunu, ilk dizisi ve nihayetinde en son Netflix dizisiyle işte sizin için bir özet…

Lauren Schmidt Hissrich’in yapımcılığında, 20 Aralık’ta Netflix’te yayınlanan The Witcher serisinin ilk sezonunu soluksuz izledik ve sizlerle izlenimlerimizi hemen paylaşmak istedik. Ama öncesinde bir özetleyelim…

Nereden Geliyor Bu Witcher?

Fantastik edebiyata ve RPG türünde PC oyunlarına aşina olanlar, “The Witcher” oyun ve kitap serilerini mutlaka duymuştur. Beyaz saçlı, karizmatik canavar avcısı Gwynbleidd yani Elf dilindeki lakabıyla Beyaz Kurt “Rivialı Geralt”, bazen gümüş bazen de çelikten kılıcına başvurarak, yoluna çıkan canavarları ve canavarlaşmış insanları alt eder.

Geçimini canavarları para karşılığı öldürerek sağlayan Geralt; abanoz saçlı, büyücü sevgilisi Yennefer, (Neyi olduğunu bilmeyenlere henüz söylemeyelim) platin saçlı Ciri, en yakın dostu, şair Dandelion ve Geralt’a platonik hisler besleyen büyücü Triss ile maceradan maceraya koşar.

Bunu yaparken de iki taraflı kader kılıcının üzerinde gezinmektedir. Beyaz Kurt, krallıkların, imparatorlukların güç sahipleri elinde sürekli değiş tokuş edildiği, canavarların türlerinin yok olmaya yüz tuttuğu ve dengelerin her an değişebildiği bu dünyada, insanlar tarafından her seferinde ehvenişeri seçmek zorunda bırakılır.

Türkiye’de Yayınlanan Kitaplar

Polonyalı yazar Andrzej Sapkowski’nin hayat verdiği bu karakterin başından geçenler, ülkemizde Pegasus Yayınları tarafından Regaip Minareci’nin başarılı çevirisiyle 6 kitap olarak Türkçe’ye kazandırıldı bile. Yayınevinin yakın zamanda Instagram hesabından yaptığı paylaşıma göre, 7. kitap da ocak ayında okurlarıyla buluşacak. Kitap serisini oyunu ve diziyi denedikten sonra okursanız kendinizi o görselleri hayal ederken buluyorsunuz. Ancak tercih sizin.

Bilgisayar Oyunları

Bu popüler kitap serisi, ilk defa 2007 yılında Polonyalı “CD Projekt Red” firması tarafından The Witcher adıyla aksiyon-rol yapma oyunu olarak sanal dünyaya uyarlanmıştı. Serinin üç ana oyunu, Blood and Wine ve Hearts of Stone adında eklenti paketleri ile masaüstü kutu oyunu bulunuyor. Bunlar dışında farklı platformlarda oynanabilen Gwent: The Witcher Card Game ve Lyria ile Rivia Kraliçesi Meve’in hikâyesine odaklanan Thronebreaker gibi oyunlar da yıllar içinde serinin tutkunlarının beğenisine sunulmaya devam etti.

Bu arada dizi tekrar The Witcher 3’ün Steam üzerinde ve diğer platformlarda onbinlerce oyuncunun tekrar oyunu oynamasını sağladı. Oyunu özleyenler anlık 50.000 kişiye çıkan oldukça büyük bir kitle.

Witcher 3 gibi oyunlar bu renk farkını daha iyi gösteriyor

Witcher 3 gibi oyunlar bu renk farkını daha iyi gösteriyor

Polonya’dan Bir Film ve Dizi…

Polonyalı yapımcılar Gwynbleidd’ı 2001 ve 2002 yapımı, az bilinen bir film ve dizi serisi ile beyaz ekrana da taşıdı.
Ancak bu yapımlar düşük bütçeli ve zayıf görsel efektlere sahip olduğundan ne yazık ki yerel izleyici ile sınırlı kaldı. Zira IMDB sayfalarına baktığımızda çok fazla beğenilmemiş olduklarını görüyoruz:
Polonya yapımı film için…
Polonya yapımı dizi için…

Neden Netflix’te?

Netflix ve Hulu gibi online film ve dizi izleme platformlarının oldukça popülerleştiği ve yükselişe geçtiği bir çağda, “Neden olmasın?” dedi ve Beyaz Kurt şimdi de Netflix ile ekranlarımıza taşındı. Artık bu tür önemli dizileri TV’den ziyade Netflix, Hulu, Amazon Prime ve Disney+ üzerinde görüyoruz.

Dijital yayın platformları için en önemli konu içerik, tanınmış markalar, örneğin Marvel lisansları ya da geçmişte popüler olmuş dizi ve film serileri bir miktar başarı ve tanınırlık garantisi sunduğu için daha değerli. Ancak yeni ve ilk kez duyulan yapımların da önemli bir yeri var. Fantastik diziler arasında son dönemin en popüler yapımlarından biri olan Game of Thrones da artık bitti. Bu bir boşluk doğurdu, doğal olarak kitabı ve oyunu popüler The Witcher hem tanınır, hem de doğru zamanda teklif edilmiş bir dizi oldu.

Tanıtımı

Bu Netflix serisinin reklamlarında gördüğümüz sloganı ise bize Nietzsche’nin canavarlarla savaşırken dikkatli olmamızı öğütlediği o ünlü özdeyişini anımsatıyor:

“En kötü canavarlar, yarattıklarımızdır!”

Bu sözün bir benzerini Baldur’s Gate oyuncuları da hatırlayacaktır. Bu tür deyişler klasik fantastik edebiyatta sıkça görülür. Netflix’in Türkiye afişlerinde yazım hataları olsa da genelde pek az insan dikkat etti diyebiliriz. Netflix’in pazarlaması dijital bir platform olmasına karşın klasik TV izleyicisini hedefliyor ve açık hava reklamcılığı gibi alanlarda afişlerle karşımıza çıkıyor.

Henry Cavill ve Oyuncular

Başrollerinde “The Tudors” dizisi, “The Man from U.N.C.L.E.” ve “Superman” filmleri ile şöhret kazanmış aktör Henry Cavill (Rivialı Geralt)var. Ayrıca Anya Chalotra (Yennefer), Freya Allan (Ciri) ve Anna Shaffer (Triss) gibi oyuncular rol alıyor. Henry Cavill’in dizide Geralt’ı oynaması çok tartışıldı, tip olarak uyacak mı, uymayacak mı derken dizide karşımızda gerçekten oyundakine benzer ve ikna edici bir Geralt gördük.

Ana karakterimiz Rivialı Geralt’ın zırhı, konuşma biçimi ve ses tonu, oyundakilerle birebir örtüşmüş. Buradan, Henry Cavill’ın The Witcher oyun serisinin sıkı bir tutkunu olduğunu ve kendisini tamamen Geralt karakteri ile özdeşleştirdiğini anlıyoruz.  Cavill gerçek hayatta bir PC oyuncusu ve The Witcher’ı da severek oynamış. Karakteri canlandırırken tıpkı oyun diyaloglarındaki gibi konuşuyor. Zaten dizi de estetik olarak oyun ile kitapların bir harmanı nitelikte.

Yennefer, fiziksel görünüşüyle kitaba uygun; o tuttuğunu koparan, dişli hallerini ilerleyen bölümlerde göreceğimizi umuyorum. İlk bölümlerde geçmişini ve hırslarını görüyoruz.

Triss ise oyunlardaki gibi ateş kızılı saçlarıyla arz-ı endam etmiyor, onun yerine kitaba uygun olarak kestane rengi saçlı ve doğal bir güzelliğe sahip olan aktris Anna Shaffer seçilmiş. Oyundaki gibi kızıl olmayan Triss günümüzde internetin tartışma konuları arasındaki yerini aldı.

Ciri’nin ormanda karşısına siyahi bir Elf genci çıkıyor. Bu tercih, yapımcıların, Yüzüklerin Efendisi evrenindeki klasik Elf imajı dışında tercihler yaptıklarını gösteriyor. Bu elbette ilk değil, Dungeons&Dragons filminde de benzer bir karakter vardı.

Dryad ve pek çok yaratıkta da klasik İskandinav ya da Polonya mitolojisinden farklı olarak Amerikanlaştırma ya da modernleştirme görüyoruz. Netflix ve diğer ABD şirketlerinin yayıncılarının yapımlarında son yıllarda sık sık gördüğümüz bir durum, sebepleri ise çeşitli. Özetle karakterleri oyundaki gibi bulmayı beklemeyin.

Oyunculuk oyuncudan oyuncuya değişse de elflerin sivri kulaklarını ise oldukça yapay buldum. Dizinin bütçesine göre bu kulaklar ve estetik makyajlar bence daha iyi yapılabilirdi. Siz ne düşünüyorsunuz?

Görüşler, Eleştiriler

Kitapları okumayanlar ya da oyun serilerini oynamayanlar da, şayet fantastik türe ilgi duyuyorlarsa, bu yeni Netflix serisini keyif alarak izleyebilirler. Zira çocuksu değil yetişkin bir dizi var karşımızda, şiddet, kan ve cinsellik içerdiği için aile denetimiyle izlenebilir.

Dizinin genel renk tonlamalarına baktığımızda, bizi gri, gotik ve kasvetli bir hava karşılıyor. Şahsen Blood and Wine eklentisi kadar rengarenk bir dünya beklemiyordum ancak bu karanlık hava, dizinin konsepti ile uyumlu olmuş.

Yine tartışılan bir konu Geralt’ın sırtında genelde tek bir kılıç görmemiz. Hem gümüş hem çelikten kılıcını taşıması gerektiği durumlarda onları bir kına yerleştiriyor. Genellikle beraberinde, atının ardında sarılı olarak beraberinde ekipman taşıdığını görüyoruz. Beyaz Kurt’un atı “Roach” da ihmal edilmemiş ve dizide yerini almış. Atlar da dizinin önemli oyuncuları arasında, zira Geralt’ın genelde atıyla dertleştiğini görebilirsiniz.

Diğer tartışılan konu dizideki zırhlardı, bunların bazıları, yani buruşuk olanlar aynen dizide. Ancak renk ve filtreler sonrasında yani özel efektler uygulandıktan sonra göze çok batmıyorlar. Özel efektlerin yer yer çok başarılı, yer yer TV dizisi seviyesinde olduğunu söyleyebiliriz. Game of Thrones ile kesinlikle yarışacak bir efekt bütçesi yok.

Bütün eleştirilerimize karşın dizinin başarılı olduğunu, tuttuğunu ve geniş kitlelere fantastik kurguyu yakınlaştıran bir yapım olduğunu söylemeliyiz. İzlerken eğlendik.

Zaman Örgüsü

Olayların gidişatına ve zamanın akışına baktığımızda, ilk kitap The Last Wish (Son Dilek) ve The Witcher 1 oyunun odak alındığını anlıyoruz.

İlk oyunu oynamaya başlarken olduğu gibi olaylar başta karışık gelebilir. Zira zamanda ileri, geri gidilen yerler var. Bazen öncesi, bazen sonrası şeklinde ilerliyor. Bu takip etmeyi biraz zorlaştırsa da tempo açısından ve merak uyandırma açısından iyi bir taktik. Kitapları okumamış ve oyunu oynamamış izleyicilerin karıştıracağı çok yer var.

Dizinin ilk bölümü ile Geralt’ın “Blaviken Kasabı” lakabının, üzerine bir giysi gibi yapıştığı o tatsız olayı öğrenerek, ana karakterin, tarafsız kalmak istediği her seferinde bir şekilde olayların içine çekilerek, insanlar tarafından bir tercih yapması için adeta zorlandığına tanık oluyoruz.

Öte yandan Nilfgaard ve Cintra ülkeleri arasında amansız bir savaş patlak verir. Bu savaşın sonucu, Cintra Kraliçesi Calanthe ve torunu, aslan yavrusu Cirilla’nın kaderini belirleyecektir.

İkinci bölümde ise şair Dandelion ve Beyaz Kurt’un bir handa yollarının nasıl kesiştiğini ve birlikte köylülerin ürünlerini çalan ve bir tür şeytan olan Sylvan’ı avlamaya çalışmalarını, ikilinin arasında geçen komik diyaloglar sayesinde yüzümüzde bir parça tebessümle izliyoruz.

Üçüncü bölüme geldiğimizde, Yennefer’ın genç, güzel, kendinden emin ve güçlü görünen bir kadın büyücüye dönüşmek için neleri feda edebileceğini görüyor ve onun, krallara danışman olma yolunda yükselmeden çok önceki hikâyesini ve bu öykünün dramatik detaylarını keşfediyoruz.

Bu bölümde aynı zamanda The Witcher oyunlarından ilkini oynayanların aşina olacağı bir kapışma görüyoruz. Geralt ve lanetlendiği için bir canavara dönüşen Striga’nın bu mücadelesinde, acaba kazanan ve kaybeden kim olacak?
Peki, eski kanın sürpriz çocuğu Ciri, onca yolu ve zorluğu aşıp, kaderlerinin bağlı olduğu Geralt’a ulaşabilecek midir?

Hepinize iyi seyirler…

Yazan: Beyza Güngör
Düzenleyen: Ali Güngör

Dipnot: Keyif kaçırıcı “Spoiler” vermemek için uğraştığımız için bazı kısımların kesildiğini ve bilerek eksik bırakıldığını not düşmek isterim.