Farklı oynanış mekanikleriyle adından söz ettiren Watch Dogs Legion incelemesi ile karşınızdayız. Sizler için hazırlamış olduğumuz bu makale ile beraber yeni Watch Dogs oyununu derinlemesine inceliyoruz.
Ubisoft, 12 Temmuz’da düzenlemiş olduğu Ubisoft Forward etkinliğinde büyük vaatler ve umutlarla Watch Dogs Legion oyununu duyurmuştu. Duyurulduğu günden bu yana özellikle ‘’Play as Anyone’’ (Dilediğin Kişiyle Oyna) özelliğiyle sık sık gündeme gelen Watch Dogs Legion’ı sizler için detaylısına inceledik. Peki, Watch Dogs Legion söylendiği kadar başarılı ve iddialı bir oyun mu? Tüm merak ettiklerinizi Watch Dogs Legion incelemesi ile beraber cevaplıyoruz.
Watch Dogs Legion İncelemesi
San Francisco’nun renkli sokaklarından Londra’ya geçiş yaptığımız oyunda bizleri oldukça farklı bir oynanış yapısı karşılıyor. Bu kısımda Play as Anyone yani Dilediğin Kişiyle Oyna özelliğiyle karşımıza çıkan oyunda, daha önceden yayınlanan tanıtımlarla da olduğu gibi Londra’daki tüm NPC’ler ile oynayabiliyoruz. Dilerseniz, oyunun detaylarına geçmeden önce oyunda nasıl bir hikayenin bizleri beklediğinden de kısaca bahsedelim.

Watch Dogs Legion Hikâyesi
Ubisoft Toronto stüdyosu tarafından geliştirilen serinin üçüncü oyunu Legion, yakın gelecekteki Londra’da geçiyor. Oyunun hikayesine göreyse Zero Day adlı terörist grup Londra’daki çok sayıdaki bölgeyi bombalıyor. Londra’nın çeşitli yerlerinde yaşanan bu bombalama olayı ise oynayacağımız karakterinde üyesi olduğu DedSed hacker ekibinin üzerine yıkılıyor. Yaşanan bu patlamaların ardından İngiliz hükümeti ise kaosa sürüklenen Londra’yı yeniden düzene sokabilmesi adına özel bir güvenlik şirketi olan Albion ile anlaşıyor.
DedSec ekibi ise tüm bu suçlamalardan sonra eskisi kadar etkinliğini koruyamıyor ve kabuğuna çekiliyor. Asıl oyun ise tam da bu noktada başlıyor. Bu kısımda üzerimize atılan iftiralardan kurtulmak için DedSec ekibine yeni üyeler kazandırmaya çalışıyoruz.
Play As Anyone / Dilediğin Kişiyle Oyna Mekaniği
Oyunun ana karakterinden bahsedemiyoruz. Çünkü Ubisoft’un da dediği gibi oyundaki baş karakter Londra’daki herkes. Oyunda yer alan NPC’leri ise yoldan geçerken yardım ederek DedSec ekibine dahil edebiliyoruz. Ancak, bu karakterleri ekibimize katabilmek için bazı görevleri yerine getirmemiz gerekiyor. Ancak, bazı NPC’ler için bu durumun geçerli olmadığını da belirtelim.
Bu görevleri de yerine getirdikten sonra karakteri direnişimize dahil edebiliyor ve yönetebiliyoruz. Bu kısımdaysa Play As Anyone (Dilediğin Kişiyle Oyna) özelliği devreye giriyor. Gelin, bu özelliğin artılarından ve eksilerinden bahsedelim.

Oyunda görebildiğiniz her karakteri kontrol ediliyorsunuz. Örneğin sokakta gördüğünüz yaşlı bir teyzeyi, bir inşaat işçisini, bir dövüş uzmanını aklınıza gelecek her türkü karakteri DedSec ekibine dahil edebiliyoruz.
Bu mekaniğin aslında Watch Dogs’a oldukça uyum sağladığını söyleyebilirim. Çünkü, ilk oyundan beri halka karşı farkındalık yaratmaya ve halka direnme gücü sağlamaya çalışıyoruz. Son oyundaki bu mekaniğin ise Ubisoft için en doğru seçim olduğunu görmekteyiz.
Tabi, en çok merak edilen soru ise bu mekanik istenileni veriyor mu? Üzülerek söylüyorum ki bu özellik tam olarak istenileni veremiyor. Ekibimize dahil edebileceğimiz her bir karakterin kendine has özellikleri bulunuyor. Fakat Ubisoft’un en büyük hatası ise bu kısımda başlıyor. Ne yazık ki Ubisoft karakterlerin çeşitliğini görevlere yansıtamıyor. Hangi karakteri seçerseniz seçin, görevde herhangi bir avantajınız bulunmuyor. Oyun nasıl ilerlemenizi istiyorsa öyle ilerliyorsunuz. Bu da elimdeki karakterin şu özelliği var bunu bu görevde kullanabilirim düşüncesini ortadan kaldırarak sıradan bir oyun haline geliyor. Eğer, Ubisoft görev dizaynı konusunda daha fazla emek sarf emek sarf edip, karakter çeşitliliğini de görevlere en iyi şekilde yansıtabilseydi belki şu an daha farklı konuları konuşuyor olacaktık.
Her karakterin kendine has özelliği olduğunu hemen yukarıda belirtmiştik. Ancak, oyunda ilerleyip ekibimize yeni karakterler dahil ettikçe aslında karakterlerin yeteneklerinin benzer olduğunu görmekteyiz. Bu da oyunun belli bir süreden sonra tekrara düşmesine neden oluyor.

Her ne kadar bu özellik oyuna bazı eleştiriler getirse de farklı bir hava kattığını da söyleyebiliriz. Bu özelliğin en büyük artısı ise oynanış özgürlüğü kısmında ortaya çıkıyor. Örneğin oyunda bir suikastçıyı yönetebiliyoruz. Bu karakterin ön plana çıkan en büyük özelliği ise yakın dövüş yetenekleri olarak karşımıza çıkıyor.
Bu karakterle oynarken tıpkı John Wick gibi yakın dövüş yetenekleri kullanabiliyor ve düşmanlarınızı bir savaş makinesi gibi teker teker indirebiliyorsunuz. Ancak, bu karakter yakın dövüş konusunda uzmanken hack’leme konusunda oyundaki hack yeteneği yüksek olan karakterlerin biraz gerisinde kalıyor. Bunun tam tersinin hack’leme yeteneği yüksek olan NPC’ler için de geçerli olduğunu belirtelim. Kısacası karakterleri oynanış şeklinize göre seçebiliyorsunuz.
Yetenek Ağacı
Karakterlerden bahsetmişken oyunculara sunulan Yetenek Ağacı sistemine de değinelim. Bu kısımdaysa Ubisoft’un tekrara düşmemek adından Yetenek Ağacı’nda oldukça fazla çeşitliliği oyunculara sunduğunu görüyoruz.
Aynı zamanda yetenek ağacında bir karakterin yeteneğini geliştirdiğiniz de, bu geliştirme tüm DedSec üyelerini etkiliyor. Böylelikle Ubisoft, her bir karakter için ayrı ayrı uğraşmamızın önüne geçiyor.
Ekipmanlar
Oyundaki ekipman çeşitliği de oyunun mekaniğinde olduğu gibi her karaktere hitap ediyor. Bu ekipmanları ise oynanış stilinize göre belirliyor ve kullanabiliyorsunuz. Bu ekipmanları ise oyundaki görevlerden ve açık dünyadaki yan görevlerden kazandığınız paralarla açabiliyorsunuz. Genel anlamda oyundaki ekipmanları değerlendirecek olursak, bu ekipmanların oldukça çeşitli ve yeterli olduğunu da gönül rahatlığıyla söyleyebilirim.
Oyundaki görevler her ne kadar uzaktan bakıldığında oyunculara eğlenceli geliyor olsa da, oyunda belli bir saat geçirdikten sonra bu görevlerin temel olarak aynı olduğuna şahit olmaktayız. Bu konu da Ubisoft’un görev dizaynı konusunda biraz eksikliklerinin olduğunu söyleyebiliriz.
Oyundaki görevler ise genelde hack üzerine kuruluyor. Örneğin bir görevde bir bölgeyi hack’leyip DedSec’in propagandasını yapmamız isteniyor. Bu görev başta hoş görünse de, oyundaki diğer görevlerinde benzer bir yapıya sahip olduğunu görünce, görevlerin birbirini sıklıkla tekrar ettiğini anlıyorsunuz.
Ancak, Ubisoft görevler sırasında örümcek veya drone kullanmamıza da olanak sağlıyor. Hatta bazı görevleri bu ekipmanlarla tamamlayabiliyoruz. Bunun oldukça eğlenceli olduğunu söyleyebilsem de oyundaki yapay zeka hataları da gözümüze çarpıyor.
Tüm bu olumsuzluklardan bahsetmiş olsak da oyundaki görevlerin birbirini tekrar etmesinin dışında, oldukça eğlenceli bir yapıya sahip olduğunu da söyleyebiliriz. Görevler ile oyunculara belli bir keyif vermeyi başaran Ubisoft, ayrıca son derece başarılı şehir tasarımıyla da karşımıza çıkıyor. Bu kısımda Londra’nın oldukça başarılı ve göze hoş göründüğünü söyleyebiliriz.
Grafikler ve Sonuç
Grafik bakımından son derece başarılı bir yapım olan Watch Dogs Legion, Londra’nın kapalı atmosferini oyunculara en iyi şekilde yansıtıyor. Genel olarak Legion’ın iyi bir oyun olduğunu söyleyebiliriz. Ancak, yazımızda da bahsettiğimiz gibi Ubisoft görevlere, karakterlere ve oyundaki araç kullanım mekanikleri gibi unsurlara daha fazla özen gösterseydi, şu an bambaşka bir oyunu konuşacak olurduk.
Ancak, bunun bir başlangıç olduğunu ve Ubisoft’un Legion ile beraber yarattığı Herkesi Kontrol Et konseptini serinin sonraki oyunların da daha farklı noktalara taşıyacağını tahmin etmekteyiz.



