Anasayfa Oyun Xbox Series X İncelemesi

Xbox Series X İncelemesi

Microsoft’un birçok yenilikle ve güçlü donanımla dolu yeni nesil Xbox Series X oyuncu konsolunu derinlemesine inceliyoruz.

Öncelikle, Microsoft’un yeni oyuncu konsoluna verdiği ismin pek de kullanıcı dostu olduğunu düşünmüyorum. Önceki modelin adı “Xbox One X” iken “Xbox Series X” adında yeni bir konsol çıkarmanın, özellikle de teknolojiyle arası pek barışık olmayan konsol oyuncu kitlesi tarafından yanlış siparişlere sebep olabileceği düşünülmeliydi. Ki bunun gerçekleştiğini haberlerde okuduk.

Ama yine de isim tercihinin vasat olması bu 15x30m’lik kulenin gezegendeki en yüksek performanslı oyun konsolu olduğu gerçeğini değiştirmediği gibi tasarım, sessizlik, soğutma, donanım ve yazılım noktasında başarılı bir mühendislik harikası olduğunu da değiştirmiyor.

Değişen Form Faktörü

Tasarım detaylarıyla başlamak istiyorum bu incelemeye. Ben uzun süre Xbox One X kullandım ve konsolum tam olarak burda, TV’nin altındaki sehpanın gözünde duruyordu. Günümüzde TV sehpalarının hemen hepsinde tasarım benzer şekildedir. Uydu alıcılar, medya oynatıcılar ve oyun konsolları da bu tasarımı benimsemiş ve yıllar yılı ince uzun kasalarla gelmişlerdir.

Ancak bu sene konsollar biraz geleneği bozdular mı ne? Tamam her iki konsol da yatay kullanılabiliyor ancak teaser videolarına ve pazarlama materyallerine baktığınızda hem Playstation hem de Xbox dik duruyor.

Yeni konsollar sadece dik durmakla kalmıyorlar, çok daha büyükler de. Bu da bize sundukları performans konusunda biraz ipucu veriyor.

Series X benim TV sehpamdaki göze sığmadı, yani yatay kullanamadım. Çoğu kullanıcının da benzer şikayetleri olacağını düşünüyorum. Ama bunun satın almada tercih sebebi olacağını sanmıyorum. Çünkü mutlaka TV sehpası yanında bir alan yaratılacaktır, tıpkı benim yaptığım gibi.

Yeni Xbox yatay da durabiliyor.

Series X oldukça şık ve sade bir tasarıma sahip. Eğer oturma odanızda minimalizmi seviyorsanız, odanıza ve eğlence ortamınıza yakışacak bir dekor olacağı şüphesiz. Açıkça söylemek gerekirse ben Series X’i Playstation 5’e göre daha çok beğendim. En azından Playstation 5 siyah renkli modelini çıkarana kadar böyle düşüneceğim. Series X, One X’ten büyük olsa da benzer performans sunduğu mid-tower kasalı oyuncu bilgisayarına göre oldukça küçük diyebilirim. Hatta kıyaslanamayacak ölçüde küçük. Bu derece güçlü bileşenleri bu kadar küçük bir kasaya sıkıştırmak ve çok ısınmayacak şekilde soğutmak, üstelik bunu yaparken sessiz kalmasını sağlamak büyük bir mühendislik başarısı. Benzer şeyleri Playstation 5 için de söyleyebiliriz ki Emin onun da incelemesini yaptı ve buradan ulaşabilirsiniz. Her iki kamptan da bu zor problemlere getirilen farklı ama sıra dışı çözümler görüyoruz.

Series X Konsol Boyutu
Intel NUC ve Series X aynı karede.

Tasarım

Konsol monolith diyebileceğimiz siyah uzun bir küp şeklinde. Üstünde içe doğru kavisli yapıda büyük delikler ve bu deliklerin iç kısmında bize göz kırpan Xbox yeşilini görüyoruz. Burası konsolun sıcak havayı dışarı attığı nokta. Dolayısıyla konsolu konumlandırırken bu noktanın kapanmadığından kesinlikle emin olmanız gerekiyor.

Konsolun önünden başlayarak gidersek, sol alt kısımda dikey pozisyonda optik disk sürücüsünü görüyoruz. Bu sürücü 4K blu-ray destekli.

Series X, slot yüklemeli bir sürücü yuvasına sahip.

Hemen sağa baktığımızda bir USB 3.0 tip A yuva ve bu yuvanın hemen üzerinde bir tuş var. Bu tuş kumanda gibi eski Xbox’lar için üretilen donanımları kullanmanızı sağlıyor. Aynı zamanda bu tuşun içine kızılötesi alıcı da gizlenmiş. Kumandalarınız bu sayede konsola komut gönderebiliyor.

Ama konsoldaki USB yuvalarının 5 Gigabit hızla sınırlı tutulması büyük bir eksi. Özellikle de Playstation 5’in arkasında 2 adet USB tip A ve 1 adet Tip-c yuvaların 10Gigabit hızı desteklediği düşünüldüğünde. Microsoft’un bunu Seagate’e ürettirdiği 1TB’lık resmi SSD’yi daha cazip kılmak için ve insanlar gidip çok daha uygun fiyata 1TB’lık Samsung T7 gibi harici SSD’lerden alıp yüksek hızda kullanamasınlar diye yaptıklarını düşünüyorum ve pek de kullanıcı dostu bir hareket olarak görmüyorum.

Konsolun önünde sol üst köşedeki Xbox logosu, konsolun beyaz aydınlatmalı güç tuşu.

Konsolun sağına baktığımızda köşelerde kauçuk ayaklar görüyoruz. Bunlar tabiki konsolu yatay kullanmak isteyen oyuncular için düşünülmüş. Dikey kullanıldığında konsolun altındaki hava deliklerinin kapanmaması için yuvarlak bir stand bulunuyor. Bu stand malesef çıkarılamıyor. Keşke çıkarılabilir olsaymış çünkü yatay kullanıldığında biraz sırıtabiliyor bu stand.

Arkadaki Giriş Çıkışlar

Arkaya geldiğimizde en üstte bir Kensington kilidi, 2 tane daha 5 Gigabit’lik USB 3.0 tip a yuva, Gigabit ethernet yuvası, HDMI 2.1 görüntü çıkışı ve dahili güç kaynağına giden 2 pinli güç kablosu girişini görmekteyiz.

Kutudan güç kablosu ve HDMI 2.1 kablosu çıkıyor. HDMI 2.1 demişken Xbox Series X bu yeni standart sayesinde 4K 120Hz ve 8K gibi çözünürlüklere destek veriyor üstelik HDR açıkken.

Bununla birlikte HDMI’ın 2.1 sürümü oyunlar için 2 önemli özelliği bizlere sunuyor:

  • Variable Refresh Rate (VRR) – Değişken ekran yenileme hızı
  • Auto Low Latency Mode (ALLM) – Otomatik düşük gecikme modu
Xbox Series X, HDMI 2.1 desteğiyle geliyor.

Değişken ekran yenileme hızı AMD Freesync ya da Nvidia Gsync benzeri bir teknolojiyi konsollara getiriyor. Yaptığı şey ekran kartının o anlık verebildiği FPS değeri ile TV ya da monitörünüzün ekran tazeleme hızının senkronize edilmesi. Bu sayede ekranda oluşabilecek yırtılma dediğimiz kötü görüntülerin önüne geçiliyor.

Otomatik düşük gecikme modu ise oyunlara girdiğinizde TV’nizin desteklediği en düşük gecikmeli modu otomatik aktif hale getiriyor. Bilirsiniz bazı TV’lerde Standart, Sinema, PC ya da Oyun gibi modlar vardır. PC veya Oyun modunu seçmezseniz çok yüksek Input Lag yani giriş gecikmesi yaşarsınız. Otomatik düşük gecikme modu bunu azaltma noktasında pratik bir özellik.

Series X Gamepad

Tabiki kontrolcü de bir takım iyileştirmeler görmüş bu yeni nesilde. Öncelikle dış tasarımına biraz değinelim. Playstation 5’in Dual Sense kontrolcüsü kadar köklü bir değişiklik göremiyoruz yeni Xbox kontrolcüsünde. Bana daha çok Microsoft güvendiği sulardan ayrılmak istemiyor gibi geliyor. Hali hazırda Xbox kontrolcüsünün tasarımı ve ergonomisi çoğunluk tarafından beğeniliyor ve Microsoft bu sebeple Sony gibi cesur kararlar alıp, kontrolcü tasarımında köklü değişikliklere gitmek için bir sebep görmüyor. Bunun yerine ufak tefek iyileştirmelerle yetiniyor.

Series X ve S ile gelen kontrolcüye karşıdan baktığımızda ilk gözümüze çarpan iki fark dahili Paylaş tuşu ve Xbox Elite kontrolcüyü andıran yön tuşları oluyor. Dikkatimi çeken şey bu yeni yön tuşlarının yüksekliği biraz daha fazla ve ortadaki çukur biraz daha derin. Ayrıca daha ince bir sesi var.  Videomuzda her iki kontrolcünün Dpad tuşlarının ses karşılaştırmasını dinleyebilirsiniz.

Paylaş tuşuna oyun içinde bastığınızda oyununuzun ekran görüntüsü kaydediliyor.

Home tuşuna da ufak bir makyaj gelmiş. Eskiden ortadaki X harfi kabarıktı ve dokununca hissedebiliyordunuz şimdiyse pürüzsüz hale getirmişler.

Kontrolcünün önüne baktığımızda parlak plastik yüzeylerin gittiğini ve kontrolcünün tamamen mat siyaha büründüğünü görüyoruz. Ayrıca eski kontrolcüdeki Micro USB şarj yuvası yerini modern Tip-C yuvaya bırakmış.

Yeni kontrolcü Tip-C bağlantı kullanıyor.

Farklar bununla da bitmiyor, yeni kontrolcünün altına baktığımızda, kontrolcüyü kavradığınız bölgelerdeki küçük noktalarla oluşturulan pürüzlü doku daha belirgin hale getirilmiş. Hatta bu pürüzler artık tetik tuşlarında da bulunuyor.

Daha Düşük Gecikme

Ama bir de kontrolcünün içinde ve Xbox’ta kontrolcü sinyallerinin işlenmesi konusunda yapılan değişiklikler var ki bence asıl büyük farkı yaratan onlar. Microsoft bu kontrolcüyle DLI, Dynamic Latency Input yani Dinamik Gecikme Girişi adını verdiği bir takım iyileştirmeler yapmış.

Bu sistem sayesinde kontrolcü Xbox’a daha sık sinyal gönderiyor ve bu sinyaller ekranda gördüğünüz karelerle eşleştiriliyor. Bu sayede giriş gecikmesinden birkaç milisaniye traşlamayı başarmışlar. Yani hızlı reflekslerinizin karşılığını daha iyi alabiliyorsunuz.

Xbox Series X “kolu”.

Klavye fare desteği

Tabiki kontrolcüden bahsedip Xbox’ın klavye fare desteğini unutmak olmaz. Geçtiğimiz yıllarda Microsoft Xbox için klavye ve fare desteğini duyurdu. Bu durum klavye ve farenizi takar takmaz Xbox arayüzünde fare imlecini göreceğiniz ve konsolunuzu bir bilgisayar gibi kullanacağınız anlamına gelmiyor. Microsoft altyapıyı hazırlasa da klavye ve fare desteğini sunmak oyun geliştiricilerine kalmış.

Xbox Klavye
Xbox One’da olduğu gibi Series X de klavye ve fare desteğiyle geliyor. Görsel kaynağı: Windows Central

Bugün bu desteği sunan oyunlara baktığımızda listenin pek de kabarık olmadığını görüyoruz. Bu oyunlar arasında Metro Exodus, Gears 5, Minecraft, Fortnite, Ark Survival Evolved, Sims 4, Warframe ve Call of Duty Warzone var.

Bu noktada Microsoft’un Razer ile Xbox için özel geliştirdiği Razer Turret kablosuz klavye ve fare setinin Series X ile çalışabildiğini belirtelim. Sizi bilmem ama ben özellikle FPS oyunlarında gamepad’le hiç nişan alamayan birisiyim. O sebeple klavye ve fare desteğini çok olumlu buluyorum. Keşke destekleyen oyun sayısı biraz artsa ve güncel oyunlar artık bu destekle çıksa. Örneğin Cyberpunk 2077’yi Razer Turret’la oynamak mükemmel olurdu.

CPU

Xbox Series X işlemcisi 8 çekirdekli ve 16 izlekli ve AMD’nin büyük başarı yakalayan Ryzen 3000 serisindeki Zen 2 mimarisini kullanıyor. Sony de Playstation 5’te çok benzer bir işlemci kullanıyor. TSMC’nin 7nm+ üretim teknolojisiyle üretilmiş işlemci. Ancak tabiki bugün raflarda satılan Ryzen 3800’ü alıp olduğu gibi konsola koymamışlar. Microsoft işlemci üzerinde pek çok ince ayar yapmış, konsolda işe yaramayacak olan kısımları çıkarmış ve yeni kısımlar eklemiş.

Örneğin sistem belleği olarak kullandıkları RAM modülleri GDDR6 tip, masaüstü bilgisayarda kullanılan Ryzen işlemcilerse DDR4 bellekle çalışmak üzere tasarlanmışlar. Yani bu işlemcilerin bellek kontrolcüleri baştan tasarlanmış.

Bu işlemci Xbox One X’deki Jaguar mimarili işlemcilere göre 4 kat daha hızlı. Ki hatırlarlarsınız hem Xbox One hem de Playstation 4’ün en büyük dardoğaza sebep olan bileşeni zayıf işlemcisiydi. Oyun geliştiricilerinin bu işlemciyle çalışırken FPS düşüşleri yaşamamak için oldukça dikkat etmeleri gerekiyordu. Oyunlar geliştirilirken tasarım aşamasındaki pek çok güzel fikir de bu işlemcinin izin vermemesi sebebiyle ya çöpe atılıyor ya da basitleştiriliyordu. Benzer hikayelere pekçok geliştiricinin günlüğünde denk gelebilirsiniz. Yine oyunlarda karmaşık yapay zekaların önünü kesen bu zayıf işlemciydi. Hem Xbox Series X hem de Playstation 5’te bunun çözülmesi gerçekten biz oyuncular güzel bir haber. Bu kesinlikle oyunlarda yol, su ve elektrik olarak geri dönecek.

Series X işlemcisi AMD tarafından üretilmekte.

Series X’in detaylarına geri dönersek, çekirdeklerden 1’i ve ona  bağlı izlekler Xbox’ın işletim sistemine ve arkaplanda çalışan hizmetlere ayrılmış durumda. İşlemcinin izlekleri kapatıldığında çalışma frekansı 3.8Ghz oluyor. Microsoft bunu geliştiricilerin insiyatifine bırakmış. Eğer geliştirici izlekleri açarsa hız 3.6 GHz’e düşüyor.

Microsoft mühendisleri oyun geliştiricilerinin bu izlekleri kapatıp 3.8Ghz ile yollarına devam etme eğilimi olduğunu belirtiyor. Zaten geleneksel olarak 3D iş yükleri çok da paralel değil. Belirli çekirdek sayısına ulaştıktan sonra yüksek çalışma frekansları oyunlarda daha çok FPS elde etmenizi sağlayan şey.

Microsoft’un bir diğer üzerinde durduğu nokta da bu çalışma frekanslarının iş yükü ya da sıcaklık koşullarına göre değişmemesi ve sabit olması. Xbox’da ne işlemci ne de GPU Turbo frekanslara sahip. Bu da elde edilen tecrübenin herkes için aynı ve sürekli olmasını sağlıyor ve Microsoft’un konsolda kullandığı soğutma sistemine ne kadar güvendiğini gösteriyor bize.

GPU

Bir konsolun en önemli bileşeni tabiki ekran kartı, takdir edersiniz ki adı üzerinde oyun konsolu. Microsoft ekran kartında da yine AMD’nin güncel çözümü olan RDNA2 mimarisini tercih etmiş. Bu mimari bugün AMD’nin Radeon RX 6000 serisi ekran kartlarına da güç veriyor. Bu ekran kartları artık nerdeyse herkesin bildiği Ray Tracing yani ışın izleme özelliğini destekliyor. Bu sayede oyunlarda gerçekçi gölgeler ve yansımalara kavuşuyoruz. Malesef an itibariyle ışın izlemeyi destekleyen oyun listesi oldukça kısıtlı. Cyberpunk 2077 bizim bu özelliği test etmek için özelllikle beklediğimiz oyun. Ne yazık ki oyun ilk çıktığında konsollarda ışın izleme desteklenmiyor ve CD Project Red 2021’de çıkaracağı bir güncellemeyle bu özelliği konsol oyuncularına ve AMD ekran kartı kullanıcılarına sunacak.

Series X GPU’sunun detaylarına geri dönersek, Microsoft Xbox Series X için AMD’ye 52 işlem birimine sahip bir özel ekran kartı yaptırmış. Aslında tam sayı 56 ancak silikon veriminin yüksek olması için 4 birim iptal edilmiş ve sadece 52’si işlevsel. Bu da tam tamına 12 Teraflop’luk bir hesaplama gücü anlamına geliyor. Tabiki bu sayı tek başına ekran kartının 3D performansı konusunda kesin bir fikir vermiyor. Zira AMD’nin Radeon Vega 7 ekran kartını hatırlarsanız 14.2 TFLOP FP32 gibi çok yüksek bir işlem gücüne sahipti. Nvidia 2080 Ti ise 13.45 TFLOP’da kalıyordu. Buna rağmen Nvidia 2080Ti Radeon Vega 7’ye oyun testlerinde ortalama %40 fark atıyordu.

Ama Raja Koduri’nin AMD’nin ekran kartı departmanından ayrılmasından sonra AMD GPU konusunda kökten değişikliklere gitti. Bunlardan birisi de iş istasyonları için ayrı, oyunlar için ayrı GPU mimarileri tasarlayıp, tek GPU ile herşeyi başarmaya çalışmaktan vazgeçmek oldu. Ki bunun meyvesini bugün RDNA2 ile fazlasıyla yiyorlar diyebiliriz. RDNA2 gerçekten güç tasarruflu ve yüksek performanslı bir mimari, yıllar sonra AMD Nvidia’yı performans noktasında yakalamayı başardı.

AMD RDNA 2
Xbox Series, AMD RDNA 2 GPU ile Ray Tracing desteği sunuyor.

Xbox Series X Grafik Performansı

Xbox Series X’in GPU’suna geri döndersek, 52 işlem birimine sahip demiştik. Bu işlem birimleri içindeki shaderlarların sayısı da 3328’e takabül ediyor. Yani Radeon RX 6800 ile RX 6700XT arasında bir yerde bu GPU. Nvidia bir kartla kıyaslamak gerekirse yaklaşık olarak RTX 2080 Super performansına denk bir kart diyebiliriz Xbox Series X’in GPU’su için.

Bu GPU’nun çalışma frekansı 1825Mhz’de sabit tutulmuş, yine işlemcide olduğu gibi herhangi bir Turbo frekans durumu söz konusu değil.

Microsoft mühendisleri Series X’i geliştirirken hedeflerinin Xbox One X’in 2 katı ham GPU performansı elde etmek olduğunu belirtiyorlar. Ki bu 4K60 ve 120p gibi iddialı çözünürlük ve kare saniye hedeflerini tutturmak için gereken bir performans eşiği.

Series X ve 6800 XT yan yana.

Ancak konsol 3D performansını artırmak için sadece saf GPU beygir gücüne güvenmiyor. Microsoft DirectX 12 API’sinde yer verdiği güncel teknolojileri bu konsolda destekliyor. Bunlardan birisi VRS yani Variable Rate Shading. Bu teknoloji ön planda olan yerlerde detay seviyesini yüksek tutarken, arka planda olan ve fark edilmesi güç noktalarda detayları düşürerek daha stabil kare saniye oranları ve daha yüksek çözünürlüğü mümkün kılıyor. Bu yeni bir teknoloji ve henüz tam anlamıyla oyunların bundan faydalandığını söyleyemeyiz. Ancak önümüzdeki yıllarda çıkacak olan ve üzerinde yüzlerce kişilik ekiplerin, yıllarını vererek hazırladıkları ve her karesi üzerinde özenle durulan yapımların bu gibi teknolojilerden ziyadesiyle faydalanacağını düşünüyorum. Özellikle de bu konsol jenerasyonun ömrünün sonlarına doğru gelmeye başladığımız zamanlarda VRS gibi teknolojiler daha da önem kazanacak ve geliştiriciler yüksek derece optimizasyon yoluyla 3-5 FPS daha kazanabilecekler.

Bellek

Konsoldaki bellek da boyutu da performansı etkileyen önemli bir unsur. Eskiden konsol nesilleri arasındaki süre çok uzun olduğu için her yeni nesilde astronomik bellek artışları olurdu. Örneğin 2001’yılında ilk çıkan Xbox oyun konsolunun 64MB belleği vardı, sonra 2005 yılında Xbox 360 ile bu 512MB oldu, 2013’te Xbox One bunu 8GB’a çıkardı, derken 2017’de Xbox One X’de 12GB’ı gördük. Bugünse Series X’teki bellek boyutu 16GB’a çıkmış durumda.

Hem sistem belleği hem de ekran kartı belleği olarak GDDR6 kullanılıyor. Bu belleğin ekran kartı için optimize edilen 10GB’lık kısmı biraz daha hızlı. Yani 560GB/s bant genişliğine sahip. Geriye kalan 6GB bellek 336GB/s bant genişliği ile geliyor.

Günümüzde ciddi oyuncu sistemlerinde görmeyi beklediğimiz minimum sistem belleği de 16GB olduğu için bu rakam oldukça iyi ve yeterli.

Xbox Series X, 16 GB RAM ile geliyor ve modüller, işlemci etrafına yerleştirilmiş durumda.

Depolama

Belki de bu jenerasyon konsolların en çarpıcı özelliği depolamada antika diyebileceğimiz 5400 RPM devir hızlı mekanik sabit diskten kurtulup günümüzde artık yüksek performanslı bilgisayarlarda standart kabul edilen NVM-Express tabanlı SSD’lere geçmesi.

Eskiden beri konsol oyunlarının kanayan yarası olan bu durum geliştiriciler tarafından sahte yükleme ekranlarıyla çözülmeye çalışılırdı. Benim en iyi hatırladığım örneği Mass Effect 1’deki asansör. Bu asansörle 1 kat çıkmak için yarım saat beklerdiniz. Tabi bir tane resim gösterip, “Yükleniyor…” yazmak yerine geliştiriciler böyle küçük ve akıllıca numaralarla siz asansörde beklerken geçtiğiniz bölümün verilerini bellekten silip, gitmekte olduğunuz bölümün verilerini kaplumbağa hızındaki sabit disken okuyup belleğe aktarırdı.

Series X’in SSD’sine yakından baktığımızda M.2 2230 form faktöründe olduğunu görüyoruz. Microsoft marka ve model olarak Western Digital’in 1TB’lık SN530 SSD’sini seçmiş.

Seagate tarafından üretilen Xbox Series X SSD’si.

Kapasite konusunda eski nesil konsollarla kıyaslandığında bir artışın olmaması üzücü olsa da bu malum SSD’lerin yüksek fiyatıyla alakalı bir konu. Bu Series S’in 512GB kapasiteye sahip olduğunu düşündüğünüzde daha da vahim. Series X’te sistem dosyaları ve Xbox işletim sistemi için 198GB ayrılmış durumda. Geriye oyun yüklemek için kullanıcıya 802GB kalıyor. Series S’teyse 364GB ile yetinmek durumundasınız.

Pahalı Harici SSD Çözümü

Bu alanı artırmak istediğinizde Seagate’in Xbox Series X vs S için ürettiği harici SSD’yi 219 dolara alabiliyorsunuz. Series S’in 300 dolar fiyat etiketi olduğu düşünüldüğünde konsol fiyatının %70’i kadar tutan bir SSD’ye çok da talep geleceğini sanmıyorum. O kadar parası olan kişi zaten gider 1TB depolama alanı olan Series X alır.

Tabiki isterseniz harici SSD veya sabit disk de kullanabiliyorsunuz ancak bu durumda birazdan değineceğimiz Quick Resume gibi özellikler kullanılamıyor.

Series X’in SSD’sini internette arattığınızda bütçe odaklı ve PCI-Express 3.0 destekli bir model olduğunu ve maksimum 2400MB/sn ardışık okuma hızı olduğunu görüyoruz. Ancak Xbox’da kullanılan model piyasaya sürülen modelden farklı, özel olarak elden geçirilmiş ve ister PCI Express 3.0 x4, ister PCI-Express 4.0 x2 modunda çalışabilme özelliği eklenmiş. Bu teorik olarak 3938MB/s bant genişliği anlamına geliyor. Ancak Microsoft’un hedefi 2400MB/s gibi daha mütevazi bir değer.

Her ne kadar mütevazi desek de bu Xbox One konsollardaki mekanik sabit diske göre 40 kat bir artış demek. Tabiki tek farkı yaratan 2400MB/s’lik maksimum ardışık okuma hızı değil, SSD’lerin asıl parladığı alan olan çok düşük erişim hızları ve yüksek IOPS değerleri. Konsolu açıp kapatırken, oyun kaydederken, menülerde gezinip, YouTube, Netflix ve Spotify gibi uygulamaları açarken bu oldukça düşük erişim süreleri ve yüksek IOPS değerleri konsolu çok daha hızlı yapıyor.

Eski bir Xbox One X kullanıcısı olarak gerçekten bu ilk hissettiğim fark oldu. Artık herşey anında olup bitiyor, hemen hiçbir yerde beklemiyorsunuz.

Depolamayla ilgili tüm teknoloji bunlarla kalmıyor tabiki. Microsoft disk işlemlerini oldukça hızlandırmak için kendi geliştirdiği ve Velocity Mimarisi adını verdiği özel bir donanım ve yazılım çözümü kullanıyor. Bu sayede sistem donanım hızlandırmalı şekilde sıkıştırılmış verileri okuyabiliyor. Bu donanım hızlandırma sayesinde sıkıştırılmış oyun verileri söz konusu olduğunda efektif okuma hızı iki katına yani 4800MB/s’ye kadar çıkabiliyor.

Microsoft DirectStorage Teknolojisi

Bununla birlikte Microsoft DirectStorage ismini verdiği bir API’yi de geliştiricilerin hizmetine sunmuş durumda. Bu API ile oyun geliştiricileri artık konsolun okuma/yazma işlemlerine çok daha temel bir seviyede müdahale edebiliyorlar. İstedikleri veriyi önceliklendirip, oluşabilecek gecikmelerin önüne geçebiliyorlar.

Tamamen depolamayla ilgili olmasa da disk okuma/yazma performansını iyileştiren bir başka teknoloji de SFS, Sampler Feedback Streaming adıyla karşımıza çıkıyor. Bundan da kısaca bahsetmek gerekirse, oyunlarda hepiniz farketmişsinizdir objelere yaklaştıkça üzerlerindeki kaplamaların da çözünürlüğü artar. Bu farklı çözünürlükteki kaplamalara mipmap adı veriliyor. Mesela oyunda önemsiz bir odada bir paslı metal yüzey var. Eskiden beri yapılan uygulama bu objenin tüm mipmaplerinin aynı anda yüklenmesi olurdu. Muhtemelen yanına bile gitmeyeceğiniz bir teneke için ekran kartınıza onlarca MB’lık kaplama dosyaları yüklenirdi yani. Bu da hem GPU belleğinin hem de SSD okuma/yazma kuyruğunun boş yere kullanılması anlamına gelirdi. Xbox GPU’sunda yapılan geliştirmelerle bu mipmap’lerin sadece kullanılan kısmının yüklenmesini mümkün kılınmış ve ihtiyaç oldukça, gecikme olmaksızın diğer çözünürlükler de anlık yüklenebiliyor. Bu da yine toplam sistem performansını olumlu etkileyebilecek bir diğer iyileştirme.

Quick Resume

Tam da bu noktada size Quick Resume’dan bahsetmek istiyorum. Microsoft Xbox’ın işletim sistemine bu hızlı SSD’den faydalanarak Quick Resume adında bir özellik entegre etmiş. Bunun yaptığı şey aslında Xbox One konsollardakine benziyor. Xbox One açık bıraktığınız bir oyunu konsol kapansa dahi kaldığınız yerden devam etmenize izin veriyordu. Bunu konsol belleğini sabit diske atarak yapıyordu. Bugünse bu özelliğin evrimleşip Quick Resume adına kavuştuğunu görüyoruz. Quick Resume aynı anda 3 Series X oyunu açık bırakıp, bunlar arasında neredeyse anlık geçiş yapabilmenizi sağlıyor ve konsolu kapatıp açsanız dahi oyun kaldığınız yerden devam ediyor. Bu özellik oyunda geldiğiniz yeri isteğe bağlı kaydetme olanağı sunmayan, bunun yerine belirli noktalara ulaştığınızda otomatik kayıt yapan oyunlar düşünüldüğünde avantajlı olabiliyor.

Quick Resume’da 3 oyun kısıtlaması Series X oyunları için geçerli. Çok daha az bellek tüketen Xbox One ve 360 oyunları söz konusu olduğunda sayı oldukça artabiliyor. Quick Resume yaptığınızda fazladan disk alanı kullanılmıyor, Microsoft zaten işletim sistemi için SSD’de ayrılmış olan 198GB’lık kısmı kullanıyor.

Malesef bu özellik Xbox uygulamalarında desteklenmiyor. Çünkü Microsoft zaten uygulamaların çok hızlı açıldığını ve bu sebeple ihtiyaç olmadığını belirtmiş. Ancak ben buna katılmıyorum ve şahsen oyunuma ara verip Netflix uygulamasına döndüğümde izlediğim diziye kaldığım yerden anında devam etmek hoş olabilirdi.

Soğutma ve gürültü

Microsoft’un Series X’e şimdiye kadar bir konsolda kullanılan en güçlü donanımı koyduğunu söylemiştik. Bu durum dikkat edilmezse soğutma ve fan sesi gibi sorunları da beraberinde getirebilecek bir konu.

Microsoft’un bulduğu çözüm negatif hava basıncını ve doğal konveksiyonu kullanmak olmuş. Doğal konveksiyon ısınan sıcak havanın yukarı doğru yükseleceğini bize söyler. Microsoft bu etkiyi güçlendirmek için konsolu kule tipi yapıp üste bir fan koymuş. Bu 130mm’lik bir egzos fanı. Fan soğuk havayı konsolun altındaki ve arkasındaki deliklerden çekip, ısınan aluminyum kanatçıklar arasından geçmeye zorlayıp, konsolun üzerindeki büyük deliklerden dışarı atıyor. Bilindiği üzere fanın çapının büyüklüğü gürültünün azaltılması açısından önemli. Küçük fanlar daha hızlı dönüp, daha gürültülü çalışırken, büyük fanlar daha yavaş dönerek aynı hava akışını daha az gürültüyle sağlayabiliyorlar. Bu açıdan 130mm’lik bir fanın kullanılması isabetli olmuş.

Oyunlarda dahi konsola yaklaşık 2 metre mesafedeyken sesini duymak çok zor. Bu anlamda Xbox One X kadar sessiz olmuş diyebilirim Series X için. Merak edenler için farklı uzaklıklardan konsolun sesini kaydettik. İnceleme videomuzda bu ses kayıtlarını dinleyebilirsiniz.

Xbox Series X Hava Delikleri
Series X hava çıkışı üstte yer alıyor.

Konsolun 5 Gigabitlik USB yuvalarına ek olarak bir başka bariz eksisi de WI-FI6 yerine 5 desteğine sahip olması. Wi-fi 5 ile 6 arasında pratikte bir hız farkı olduğunu söyleyemeyiz aslında. Çünkü bu standartların desteklediği teorik hızlar zaten bir çoğumuzun internet bağlantısının 10 katı belki de.

Fark WI-FI 6’nın sağladığı OFDMA, 1024QAM gibi özellikler sayesinde gibi kalabalık ve kablosuz sinyal parazitinin yüksek olduğu ortamlarda dahi yüksek hız sunabilmesi.

Kablosuza ek olarak konsol arkasında bir de Gigabit ethernet yuvası var.

Ses

Series X ses konusunda bazı iyileştirmelerle geliyor. Barındırdığı dahili donanım bazlı ses hızlandırıcı sayesinde Dolby Atmos, DTS:X, Windows Sonic gibi çevresel ses efektlerinin işlemci üzerinde oluşturacağı ek hesaplama yükünden kurtulmuş olunuyor.

İlk prototiplere baktığımızda konsolun arkasında SPDIF optik çıkışla geldiğini görsek de Microsoft malesef final sürümde bu yuvadan vazgeçmiş. Logitech Z906’ım ve ben bu durumu epey bir içerlesek de benim gibi surround ev sinema sistemi kullanıcıları optik bağlantıyı HDMI Arc destekli televizyonları üzerinden yapmak durumundalar.

Bunun için Ayarlar’da Genel kategorisine gidip, oradaki ses düzeyi ve ses çıkışı altından HDMI ses çıkışı seçeneğini “Veri çıkışı” olarak belirlemeniz gerekiyor. Altındaki seçim menüsünden de ses sisteminizin dekoderinin desteklediği dijital ses standardını seçmeniz gerekiyor. Bendeki Logitech Z906 biraz eski bir sistem olduğu için DTS Digital Surround ve Dolby Digital desteği var sadece. Eğer ses sisteminiz destekliyorsa kesinlikle Dolby Atmos’u öneririm.

Arayüz

Konsolu ilk başlattığınızda yepyeni bir açılış animasyonu sizi karşılıyor ve en son Xbox kullanmanızın üstünden uzun bir süre geçtiyse, ilk farkettiğiniz şey arayüze gelen makyaj ve hız oluyor. Hemen belirtelim bu arayüz Series X ile gelse de yapılan güncelleme ile Xbox One’ın versiyonlarında da kullanılabilir durumda.

Bu güncelleme çok da büyük diyemeyeceğimiz türden, daha çok rötuşlanmış ve basitleştirilmiş. Yine klasik gri ve arka plan üzerinde yeşil renk temasını görüyoruz. Metinler kalınlaştırılmış, butonların ve menülerin köşeli kenarları yumuşatılmış. Alışageldiğimiz Xbox arayüzü ile büyük benzerlik taşıyor. Oyunlarınızı gördüğümüz ve yönettiğimiz kütüphane nispeten aynı kalırken, değişikliklerin çoğu sol menüde toplanmış. Örneğin artık gruplar ve sohbetlere tek bir sekmeden ulaşılabiliyor. Mağaza arayüzü ise baştan aşağı yenilenmiş.

Ayarlar kısmı da oldukça sadeleştirilmiş. Oldukça uzun olan sol menüdeki kategori sayısı azaltılmış.

Xbox Series X ana menüsü.

Eğer 4K 120Hz ve HDR destekleyen bir TV’niz veya Dolby Atmos destekli ses sisteminiz varsa konsolunuzun bu özellikleri etkili bir şekilde kullandığından emin olmak için Ayarlardan Genel’e oradan da TV ve Görüntü Seçenekleri’ne gidip oradaki 4K TV Ayrıntıları butonuna basmak. Neyin desteklenip, desteklenmediğini gösteren bir özet görebiliyorsunuz. Bazen HDR’ın TV’nin kendi ayarlar menüsünden aktif hale getirilmesi gerekebiliyor. Zaten karmaşık olan bu donanım standartlarını bu şekilde kullanıcı dostu şekilde listelemesi, eğer bir sorun varsa saptamak açısından oldukça hoş ve eskiden beri Xbox’ta bu özelliği çok seviyorum.

Bu arada benden size bir tüyo. Netflix Xbox uygulamasında o an izlediğiniz içeriğin çözünürlüğü, bit-rate’i, ses kalitesi ve kanal sayısı gibi özellikleri gösteren küçük bir bilgi kutusunu sağ ve sol thumbstick’in tuşlarına aynı anda basarak açabileceğinizi biliyor muydunuz? Mesela 4K HDR sunulan bir filmi gerçekten 4K HDR izleyip izlemediğinizi görmek açısından güzel bir özellik. YouTube’daki Stats for Nerds’e benziyor.

4K 60p ve 120p – Konsol oyunculuğunda yeni bir eşik

Konsolda oyun tecrübesinin PC’ye göre en kısıtlayıcı bulduğum tarafı 30FPS kilidi olmuştur hep. Eğer 60FPS’ye çıkmak istiyorsanız bazı oyunlar size çözünürlükten feragat edip bu imkanı tanısa da Series X ile artık bunun aşıldığını ve çoğu oyunda 4K 60p’nin yeni standart haline geldiğini görmek güzel.

Microsoft geliştiricilerle yakından çalışarak mevcut ve yapım aşamasındaki oyunları Series X ve S için optimize ediyor. Bu oyunların çalıştığı çözünürlükleri 4K’ya çıkarıp hedef kare saniye hızlarını 60 ya da 120 FPS’ye çekiyor.

Bu doğrultuda şimdiye kadar optimize edilen oyunların bir listesini Technopat Sosyal’de bulmanız mümkün, bunu video açıklamalarına da ekleyeceğiz.

Xbox Series X Uyumlu Oyunlar
Xbox Series X, geriye dönük olarak birçok oyunla uyumlu.

Örneğin Xbox One X’ten hatırladığım kadarıyla No Mans’s Sky’da iki grafik geçeneği vardı. İster 1080p 60 kare saniye ister 1440p 30 kare saniyede oynayabiliyordunuz. Ancak 1440p seçeneği bitkilerin yoğun olduğu yerlerde 20-25 kare saniyeye düşebiliyordu.

Series X’te bu seçeneği tamamen kaldırmışlar ve oyunu 4K 60p’de sabitlemişler. Sadece bununla da kalmayıp grafikler detaylarını yükseltip, kullanıcıların inşa edebileceği üslerdeki sınırları kaldırmışlar, çoklu oyunucu sınırını 32’ye kadar yükseltmişler. Tüm bunlara rağmen oyun çok akıcı ve herhangi bir yavaşlama ya da takılma hissetmiyorsunuz.

Ancak her oyun Series X’ten yararlanabilmiş değil. Örneğin Red Dead Redemption 2 gibi çok yüksek grafik detayına sahip oyunlar Series X’te 4K 30p’de çalışıyor.

Red Dead Redemption 2, Series X’te 4K 30p’de çalışıyor.

Cyberpunk 2077’de oyun ayarlarına baktığımızda Kalite ve Performans modu altında 2 seçenek sunulduğunu görüyoruz. Kalite modunda oyun 4K 30 kare saniyede çalışırken, Performans modunda 60 kare saniye elde edebiliyorsunuz fakat çözünürlük düşüyor.

Geriye doğru uyumluluk

Series X’e terfi eden Xbox One sahiplerinin sıkça sorduğu sorulardan birisi de “eski hesabımla girdiğimde satın aldığım bütün oyunlar Series X’te görünecek ve oynayabilecek mi?” Cevap Evet. Üstelik bu oyunlar eğer Series X için özel olarak güncelleme aldı ise bunları da ücretsiz edinebileceksiniz.

Otomatik HDR

Eski oyunlara değinmişken Xbox Series X ve S’le gelen bir başka özellik olan Auto HDR’dan bahsetmemek olmaz. Auto HDR, HDR özelliği bulunmayan oyunlara otomatik olarak HDR eklemeye yarıyor. Başka biraz şüpheli yaklaşsam da aslında gayet güzel sonuçlar aldığımı söylemeliyim.

Özellik varsayılan olarak açık geliyor, yapmanız gereken küçük bir kalibrasyon. Uygulamalar altından HDR Oyun Ayarları uygulamasın çalıştırıp ekrandaki en parlak ve en karanlık noktayı seçmeniz gerekiyor. Bunun ardından özellik optimum şekilde çalışıyor.

Xbox Series X, HDR olmayan oyunlarda da HDR açabiliyor.

Fiyat

Yakın zamanda oyun konsollarına gelen ek %20 ÖTV sebebiyle an itibariyle fiyatlar oldukça şişmiş durumda. Güncel vergilerle Xbox Series X’i ülkemizde 8400TL’ye satın alabiliyoruz.

Bu vergilere rağmen aynı performansa sahip bir bilgisayar toplamak istediğinizde maliyet daha yüksek olacaktır. Hatta sadece eşdeğer performans sunan bir ekran kartının fiyatı bile Xbox Series X seviyesinde olabilir. Bu anlamda Cyberpunk 2077 gibi oyunları yüksek kalite ve çözünürlükte oynamak için PC toplamak yerine konsol almak daha cazip gibi dursa da bizim tavsiyemiz şimdilik geçici gibi duran ÖTV vergilerinin bitmesini beklemeniz. ÖTV vergisini düştükten sonra konsolun fiyat/performans oranının çok daha cazip hale geleceğini düşünüyoruz.

Tabi hâlâ 2020’deyiz, her an bu vergiler kalıcı hale getirilebilir ya da uzatılabiliyor, bu konuda belirsizlik sürüyor.

Oyun fiyatları ve GamePass

Bir de denklemin oyun fiyatları kısmı var ki, özellikle güncel oyunlara baktığınızda oyun başına 500 lira gibi fiyatlar görebiliyorsunuz. Bu noktada Microsoft’un Game Pass aboneliği bu el yakan oyun fiyatlarından tasarruf etmenizi sağlıyor. Aylık 30TL’lik ve 45TL seçenekleri var bu aboneliğin ve yüzlerce oyuna ekstra ücret ödemeden erişmenizi sağlıyor. GamePass kütüphanesindeki oyunlar sık sık güncellense de mesela Cyberpunk 2077’yi içermediğini belirtelim.

Sonuç değerlendirme

Sonuç değerlendirmemize gelirsek bence Series X’te en büyük farkı yaratan SSD.Sadece SSD güncellemesi bile elde ettiğiniz tecrübeyi kat kat artırıyor. Bekleme süreleri düşüyor ve Quick Resume ile sevdiğiniz oyunlarınızı kapatmadan, bunlar arasında anlık geçişler yapabiliyorsunuz.

30 kare saniye kısıtlamasının da artık azalarak bittiğine şahit oluyoruz. Oyunların büyük çoğunluğu artık 4K 60 ve hatta 120 kare saniyede çalışıyor. Bu anlamda Series X için gerçek 4k tecrübesini yaşayabileceğiniz ilk konsol diyebiliriz.

Ölçüleri alışageldiğimiz konsollardan farklı olsa da sunduğu avantajlar söz konusu olduğunda oturma odanızın düzenini değiştirip bu konsola yer açmanın problemlerin en küçüğü olacağını düşünüyorum.

Konsolun görebildiğim iki eksisi var. Playstation 5’e göre yavaş USB 3.0 yuvaları ve Wi-fi 6 desteğinin olmayışı. Belki exclusive oyunların sayıca az olmasını da bir eksi olarak sayabiliriz. Sony Spider Man, God of War ve Uncharted, Death Stranding gibi oyunları Xbox’a vermeyerek Playstation 5 almak için sebepler yaratıyor. Ancak buna cevap olarak Microsoft kısa süre önce ünlü RPG stüdyosu Bethesda Game Studios’u bünyesinde bulunduran Zenimax Media’yı satın aldı. Bu sebeple Bethesda’nın uzun zamandır beklenen ve çok satması muhtemel Starfield ve Elder Scrolls 6 gibi RPG oyunlarının Playstation 5’e daha geç çıkmasına tanık olabiliriz.