Anasayfa Haber Telefon Görüşmeleri, Farklı İletişim Yöntemlerine Kıyasla Stresi Azaltıyor

Telefon Görüşmeleri, Farklı İletişim Yöntemlerine Kıyasla Stresi Azaltıyor

Telefon Görüşmeleri

Son yapılan araştırmalara göre, uzun yıllardır hayatımızda yer alan telefon görüşmeleri vasıtasıyla iletişim kurmanın yalnızlık hissiyatını ve stres seviyesini düşürdüğü ortaya çıktı.

Konu teknolojiye geldiğinde, çoğu kullanıcı refleks olarak en yeni çıkan yazılımın her zaman iyi olduğunu varsayıyor. Bunu özellikle COVID-19 pandemisi başladığından itibaren iletişim seçeneklerimizi dijitale kaydırdığımızda fark ettik. Herkes farklı video konferans yazılımlarını kullanıyor ve en yeni yazılımın çok daha iyi olduğu kanısı etrafta dolaşmaya devam ediyor. Buna karşın geçen hafta sonuçları paylaşılan bir araştırmaya göre, pandeminin yarattığı stres ve yalnızlığı azaltmadaki en etkili iletişim teknolojisinin, 1918’deki grip salgınından beri var olan telefon görüşmeleri olduğu belirtildi. Bu teoriye göre stres ve yalnızlık kaygıları ne kadar düşükse, iletişim o kadar sağlıklı yürütülebiliyor.

2020’nin Mayıs ayında ABD’de yaklaşık 2.000 yetişkinin katıldığı bir ankette katılımcılar, duygusal sağlıkları ve elektronik cihaz kullanımları hakkında yöneltilen soruları yanıtladı. Anketten sonra yapılan araştırmanın sonuçları, Human Communication & Technology dergisinde yayımlandı. Özetle sonuçlar; pandemi süreci boyunca arkadaşları ve ailesiyle telefon görüşmeleri üzerinden iletişim halinde olanların, Zoom gibi yeni araçları kullananlara göre daha düşük stres ve yalnızlık hissettiklerini ortaya koydu.

Las Vegas’taki Nevada Üniversitesi‘nde İletişim Çalışmaları Profesörü olan ve bu araştırmayı gerçekleştiren Natalie Pennington, “Yalnızlıkla mücadele için sesli aramaların etkisi gerçekten yüz yüze iletişim kadar oldu. Hatta telefon görüşmeleri, stresi yüz yüze iletişimden daha fazla azalttı.” dedi. Natalie Pennington ve meslektaşları, yaptıkları çalışmada yalnız ve stresli kişilerin de sosyal medyayı aktif olarak kullandıklarını tespit ettiler. Zamanlarını başka insanların gönderilerini paylaşarak ve yorum yaparak geçirenlerin, özellikle pandemi süreci de eklenince, aşırı derecede stres altında oldukları yapılan araştırmayla doğrulandı.

İletişim Yöntemlerinin Strese Etkisi

Natalie Pennington konuyla alakalı verdiği röportajda, Zoom üzerinden yapılan görüşmelerin kullanıcıları yormasının yanında, çevrimiçi toplantı sırasında yoğun göz temasından dolayı oluşan stresin de belli bir zaman sonra insan psikolojisini olumsuz etkilediğini söylüyor. Kullanıcılar her ne kadar iletişimin video konferans teknolojileriyle iyi sürdürüldüğünü düşünse de, telefon görüşmeleri psikolojik açıdan insanı çok daha rahat ettirmekte. Bunun asıl nedeni ise sesli iletişimin sunduğu fiziksel rahatlık olarak karşımıza çıkıyor. Zira telefonla yaptığınız standart bir aramada dış görünüşünüzü, video konferansla katıldığınız bir toplantıdaymış kadar önemsemezsiniz. Haliyle sesli iletişimde sarf ettiğiniz enerji az ve odaklanmanız gereken konu sadece görüşmede konuşulanlar oluyor.

Telefon Görüşmeleri

Röportajın devamında sosyal medyanın insan üzerindeki etkisini ele alan Natalie Pennington, pandemiden önceki yaşantıda da bu platformları aşırı şekilde kullananların yalnızlık sorunları yaşadığını belirtiyor. Ancak COVID-19 patlak verdiğinde ortaya çıkan toplumsal sorunlar, sosyal medya sayesinde geniş kitlelere yayıldığından dolayı hemen herkes, gündemi takip etmek veya iletişim kurmak için bu sitelerden daha fazla yararlanmaya başladı. Bu durum ruhsal anlamda mutsuzluk hissiyatının oluşmasına da zemin hazırladı. Natalie Pennington, sosyal medyanın 2 sene önce sadece günlük rutinlerin paylaşıldığı ortam iken, günümüzde ülkeler içerisinde yaşanan sorunların duyurulduğu bir ortama dönüşmesini pek iç açıcı bulmadığını söylüyor. Çünkü çoğu yaş grubundan her bireyin internet ortamındaki paylaşımlardan etkilendiği yadsınamaz bir gerçek.

Peki iletişimin en eski dijital yollarından biri olan e-posta, kullanıcıların stres ve yalnızlık seviyesini nasıl etkilemiş olabilir? Human Communication & Technology dergisinde yayınlanan makaleye göre, orta yaş ve üstü insanlar e-posta kullandıklarında kendilerini yalnız hissetmiyorlar. Ancak 29 yaşında veya daha genç olanlar için e-posta, ileri seviye yalnızlıkla ve stresle ilişkilendirilmiş. Natalie Pennington bunun açıklamasını şu şekilde dile getiriyor: “E-posta, 49 yaş üstü kişiler için internet iletişimine ilk giriş noktalarından biriydi ve o zamanlar arkadaşlarınızla bağlantı kurmanın tek yoluydu. Bu nedenle orta yaş grubu e-posta kullanırken rahatlar. 29 yaş ve altı olanların ise ergenlik çağlarındayken cep telefonları vardı. E-postayı okulda veya işte kullanım için resmi bir araç olarak gördüler, iletişim aracı olarak değil.

Yapılan araştırmayı genel anlamda yeniden değerlendirirsek, pandemi sürecinde iletişimi çok farklı yöntemlerle gerçekleştiriyoruz. Bunlar arasında insanı en olumsuz etkileyen sosyal medya. Mental açıdan en çok yoran ise video konferans yazılımları. Belli bir yaşa hitap eden iletişim yöntemi olarak e-posta kendini gösteriyor ancak genç kesimin pek de benimseyerek kullandığını söyleyemeyiz. Bahsettiklerimiz arasında kullanıcıları yormayan ve stres seviyesini düşük tutan iletişim şekli ise telefon görüşmeleri oldu. Bu araştırma hakkında siz neler düşünüyorsunuz?

Teknolojiyle büyüyen, yazmaya olan hevesini Technopat ile birleştiren öğrenci. Araştırmayı, okumayı ve en büyük tutkusu kullanıcılara yardımcı olma yolunda kendisini emin adımlarla geliştirmeye devam ediyor.