Bosch, mobilite, üretim ve günlük yaşam alanlarında yazılım ile donanımı entegre eden yeni çözümlerini kamuoyuna sundu. Şirket, yapay zeka destekli sistemlerle araçlardan fabrikalara, sensörlerden tüketici ürünlerine kadar geniş bir yelpazede teknolojik dönüşümün hızlandığını açıkladı.
Bosch fabrikalar ve araçlar için yeni çözümler sundu
Bosch, yazılım ve hizmet gelirlerinin önümüzdeki on yılın başına kadar 6 milyar Euro seviyesinin üzerine çıkmasını öngörüyor. Bu gelirin yaklaşık üçte ikisinin mobilite iş kolundan sağlanması bekleniyor.

Şirket, sensör teknolojileri, yüksek performanslı bilgisayarlar ve ağ bileşenlerinden elde edilen geliri 2030’lu yılların ortasına kadar iki katına çıkararak 10 milyar Euro’nun üzerine taşımayı planlıyor. Yapay zeka alanında ise 2027 sonuna kadar 2.5 milyar Euro’dan fazla yatırım yapılacağı belirtiliyor.
Bosch, araç içi deneyimi dönüştüren yeni yapay zeka tabanlı kokpit çözümünü de tanıttı. Hepsi bir arada yapıdaki bu sistem, büyük dil modeli ve görsel dil modeli ile çalışıyor. Sistem, kullanıcıyla doğal bir iletişim kurabiliyor ve araç içi ile araç dışı ortamı algılayarak yorumlayabiliyor. Varış noktasında park yeri arama ya da çevrim içi toplantılar sırasında otomatik not oluşturma gibi işlevler bu yapı üzerinden sağlanıyor.

Otomatik ve yazılım tanımlı sürüşte kritik öneme sahip by wire sistemleri de Bosch’un odak alanları arasında yer alıyor. Brake by wire ve steer by wire çözümleri sayesinde mekanik bağlantılar yerini elektrik sinyallerine bırakıyor.
Bosch bu teknolojilerle 2032 yılına kadar 7 milyar Euro’nun üzerinde kümülatif satış geliri bekliyor. Araç Hareket Yönetimi yazılımı ise fren, direksiyon, güç aktarma ve şasi sistemlerini merkezi olarak kontrol ederek sürüş konforunu artırıyor. Virajlarda savrulma ve dur kalk trafikte sallanma gibi hareket kaynaklı rahatsızlıkların azaltılması hedefleniyor.

Sensör tarafında Bosch, Radar Gen 7 Premium çözümünü ilk kez tanıttı. Yeni radar sensörü 200 metrenin üzerindeki mesafelerde çok küçük nesneleri algılayabiliyor. Bu sayede otoyol pilotu gibi gelişmiş sürüş destek sistemlerinin daha hassas ve güvenli çalışması mümkün hale geliyor. Karmaşık trafik ortamlarında kayıp yüklerin ve diğer yol kullanıcılarının doğru tespiti sağlanıyor.
Bosch’un donanım ve yazılım uzmanlığı eBike güvenliğine de yansıyor. eBike Flow uygulamasına eklenen yeni özellik sayesinde kullanıcılar bisikletlerini ya da bataryalarını çalıntı olarak işaretleyebiliyor. Bu durumda yetkili servisler ve ikinci el alıcılar uygulama üzerinden uyarı alıyor ve yeniden satış önemli ölçüde zorlaşıyor.
Şirket, dijitalleşmenin temel yapı taşlarından biri olan yeni BMI5 AI MEMS sensör platformunu da duyurdu. Bu sensörler yüksek hassasiyet, dayanıklılık ve enerji verimliliği sunuyor. Entegre yapay zeka fonksiyonları sayesinde hareket ve konum algılama yetenekleri gelişiyor. Sanal ve artırılmış gerçeklik uygulamalarında bas hareketlerinin gecikmesiz izlenmesi ve robotik sistemlerde yüksek doğruluklu algılama bu platform ile mümkün oluyor.
Bosch, üretim alanında da önemli bir adım attı ve Microsoft ile Manufacturing Co Intelligence adını taşıyan iş birliğini genişletti. Ajan tabanlı yapay zeka ile geliştirilen bu çözüm, üretim, bakım ve tedarik zinciri süreçlerinde büyük veri setlerini analiz ederek otonom karar alma kabiliyeti sunuyor. Amaç, fabrikaların daha verimli çalışması ve çalışanların üzerindeki operasyonel yükün azaltılması olarak ifade ediliyor.
Sahte ürünlerle mücadelede ise Origify adlı yeni bir yazılım ekosistemi tanıtıldı. Bu sistem, ürün yüzeyinin benzersiz fiziksel özelliklerini analiz ederek kopyalanamaz bir dijital kimlik oluşturuyor. Canlı video akışı ile yapılan kontrol sayesinde ürünün orijinal olup olmadığı saniyeler içinde tespit edilebiliyor.
Bosch Tech Compass araştırmasının sonuçları yapay zekanın geleceğin en etkili teknolojisi olarak görüldüğünü ortaya koyuyor. Yedi ülkede 11 binden fazla kişinin katıldığı çalışmada katılımcıların yüzde 70’i yapay zekayı vazgeçilmez olarak değerlendiriyor. Türkiye sonuçları ise katılımcıların dörtte üçünün yapay zeka çağına hazır hissettiğini ve teknolojik gelişmelere küresel ortalamanın üzerinde bir güven duyulduğunu gösteriyor.



