HepsiJET PRO, e-ticaret dünyasında kazanılan hız ve operasyonel deneyimi kurumsal lojistik sahasına taşıyor. HepsiJET’in yeni B2B hamlesi, sadece mağaza ve depo transferlerini değil, aynı zamanda markaların tedarikçi ve iş ortakları arasındaki tüm sevkiyat süreçlerini kapsıyor. Böylece şirketler hem maliyet baskısını azaltıyor hem de operasyonlarını daha kontrollü biçimde yönetebiliyor.
HepsiJET PRO ile kurumsal taşımacılık yeniden tanımlanıyor
Bu yeni hizmet modeli, klasik B2B lojistik anlayışını geride bırakmayı hedefliyor. Artık firmalar, kendi lojistik filolarını kurmak ya da büyütmek zorunda kalmadan sevkiyat süreçlerini dış kaynakla yönetebiliyor. Üstelik tüm gönderiler, gelişmiş takip sistemleri sayesinde anlık olarak izlenebiliyor. Böylece planlama daha isabetli hale geliyor, sürpriz gecikmeler en aza iniyor.
Mağazadan depoya kadar kesintisiz akış
HepsiJET’in sunduğu yapı, mağazadan mağazaya ve depodan depoya teslimatları tek merkezden yönetilebilir kılıyor. Bu yaklaşım, özellikle çok lokasyonlu perakende markaları için ciddi bir zaman kazancı yaratıyor. Aynı zamanda operasyonel karmaşa azalıyor. Çünkü farklı taşıyıcılarla çalışmak yerine tek bir sistem üzerinden ilerlemek mümkün oluyor.
Bu modelin öne çıkan noktaları arasında şunlar bulunuyor:
- Mağaza ve depo arası hızlı transfer
- Tedarikçi ve iş ortaklarını kapsayan geniş ağ
- Uçtan uca dijital takip ve raporlama
- Filo kurma maliyetine katlanmadan operasyon yönetimi
HepsiJET PRO markalara nasıl avantaj sağlıyor
Hizmetin en dikkat çeken yönlerinden biri, şeffaf ve öngörülebilir bir yapı sunması. Firmalar, stok hareketlerini daha net görebiliyor. Bu da karar alma süreçlerini hızlandırıyor. Ayrıca B2B operasyonlarda sıkça yaşanan koordinasyon sorunları da büyük ölçüde ortadan kalkıyor. Sonuç olarak lojistik, işin arka planında sorun çıkaran bir alan olmaktan çıkıyor.
HepsiJET, sadece taşıma yapan bir yapı olmanın ötesine geçiyor. Teknoloji destekli altyapı sayesinde veriler anlamlı hale geliyor. Bu sayede şirketler, geçmiş sevkiyat performanslarını analiz edebiliyor. Ardından daha sağlıklı planlar yapabiliyor. Özellikle hızlı tüketim ve dayanıklı tüketim sektörlerinde bu yaklaşım fark yaratıyor.
HepsiJET Genel Müdürü Atilla Alver’in de vurguladığı gibi, hedef yalnızca kurum içi transferleri kolaylaştırmak değil. Aynı zamanda markaların tüm ekosistemini kapsayan bütünleşik bir yapı kurmak amaçlanıyor. Bu vizyon, B2B dünyasında teslimat süreçlerinin tek bir çatı altında toplanmasını sağlıyor. Böylece lojistik, büyümeyi yavaşlatan bir yük olmaktan çıkıp stratejik bir avantaja dönüşüyor.



