Altın piyasası haftaya sert bir yükselişle başladı ve Altın, yalnızca fiyatıyla değil, toplam piyasa değeriyle de küresel teknoloji devlerini gölgede bıraktı. Son veriler, yatırımcıların yeniden güvenli limanlara yöneldiğini açık biçimde ortaya koyuyor. Bu hareketlilik, finans dünyasında dengelerin nasıl hızla değişebildiğini bir kez daha gösteriyor.
Altın fiyatları rekor seviyelerle sahneye çıktı
26 Ocak’ta Altın, ons başına 5.100 dolar seviyesini aşarak tarihî bir zirveye ulaştı. Gün içi işlemlerde spot altın 5.110 dolara kadar tırmandı. Aynı saatlerde ABD vadeli kontratları da benzer bir tablo çizdi. Bu yükseliş tesadüf değildi. Artan jeopolitik gerilimler, özellikle ABD ile Kanada arasındaki siyasi sürtüşmeler, yatırımcı davranışlarını doğrudan etkiledi.
Bu ortamda Altın, hisse senetlerine kıyasla daha istikrarlı bir sığınak olarak öne çıktı. Çünkü belirsizlik arttıkça, risk iştahı zayıflıyor. Doğal olarak sermaye, değerini koruyan varlıklara kayıyor.
Altın ve gümüş piyasa değerleriyle şaşırttı
Piyasa değeri karşılaştırmaları ise dikkat çekici. Altın yaklaşık 35,4 trilyon dolarlık büyüklüğe ulaştı. Gümüş ise 6,3 trilyon dolarla güçlü bir ikinci sırada yer aldı. Buna karşılık teknoloji tarafında tablo daha sınırlı kaldı.
Aşağıdaki liste, farkın ne kadar açıldığını net biçimde gösteriyor:
- Nvidia: 4,5 trilyon dolar
- Alphabet: 4 trilyon dolar
- Apple: 3,7 trilyon dolar
- Microsoft: 3,7 trilyon dolar
- Amazon: 2,55 trilyon dolar
Bu tablo, değer saklama araçları ile büyüme odaklı hisseler arasındaki farkı çarpıcı şekilde ortaya koyuyor.
Altın fiyatları yükselirken diğer metaller de takipte
Altınla birlikte gümüş de güçlü bir performans sergiledi. Gümüş fiyatı yüzde 6,8 artışla 110 dolar sınırına yaklaştı. Platin ve paladyum da yükselişe katıldı. Analistler, sanayi talebinde ilerleyen aylarda yavaşlama olabileceğini söylüyor. Buna rağmen fiziksel arzın sıkı kalması, fiyatları yukarıda tutuyor.
Altın neden hâlâ güvenli liman?
Uzmanlara göre Altın, şirket kârlarına veya teknolojik yeniliklere bağlı değil. Bu özelliği, onu sistemsel bir teminat haline getiriyor. Ayrıca zayıflayan ABD doları da altının cazibesini artırıyor. Genişleyici para politikaları ve bütçe açıkları, yatırımcıyı enflasyona karşı korunmaya itiyor.
2025’i yüzde 64 artışla kapatan altın, bu yıl da şimdiden yüzde 18 kazanç sağladı. Bankalar ve merkez bankaları alımlarını sürdürürken, yıl sonu için 5.200 dolar tahminleri masada duruyor. Bu tablo, altının sadece bir emtia değil, küresel finansın merkezinde yer alan bir güç olduğunu net biçimde gösteriyor.



