2021 yılında internetten satın alınan bir dizüstü bilgisayarın kargo sürecinde kaybolmasıyla başlayan uyuşmazlık, yaklaşık 5 yıl süren başvuru ve dava sürecinin ardından Yargıtay kararıyla sonuçlandı.
Dosyada yer alan belgelere göre tüketici, satın aldığı ürünün kendisine teslim edilmediğini öğrenince önce Tüketici Hakem Heyeti’ne başvurdu, ardından konu mahkemeye ve sonrasında Yargıtay incelemesine kadar taşındı.
Yargıtay, taşıyıcının sorumluluğunu açık biçimde ortaya koydu
Dosyada yer alan bilgilere göre söz konusu ürün 13 Ekim 2021 tarihinde İstanbul Koşuyolu şubesinden taşımaya verildi. Gönderinin alıcısı BDH Bilişim Destek Hizmetleri Sanayi ve Ticaret A.Ş. olarak kayıt altına alındı.
Kargo, alıcı tarafından teslim alınmadıktan sonra çıkış şubesine iade edildi ancak gönderinin daha sonra bulunamadığı tespit edildi. Kayıtlarda paket içeriği belge olarak beyan edilmişti, ürün ise Lenovo Yoga C930-13IKB model dizüstü bilgisayardı.
Tüketici, fatura bedeli olan 9.808,79 TL üzerinden zararın karşılanmasını talep ederek hakem heyetine başvurdu. Yalova İl Tüketici Hakem Heyeti 19 Haziran 2023 tarihli kararıyla bilgisayarın yenisinin temin edilerek tüketiciye teslim edilmesine karar verdi. Kargo şirketi bu karara itiraz etti ve taşıyıcının yalnızca taşıma hizmeti verdiğini, ürünün yenisini sağlamakla yükümlü tutulamayacağını ileri sürdü.
Dosya Yalova 4. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görüldü. Mahkeme, tüketiciye bilgi verilmeden depoya alınan ve burada kaybolan ürün nedeniyle hakem heyeti kararını yerinde buldu ve itirazı reddetti. Şirket yeniden başvuru yaptı ve dosya kanun yararına temyiz yoluyla Yargıtay 11. Hukuk Dairesi incelemesine taşındı.
Yargıtay incelemesinde uyuşmazlık Türk Ticaret Kanunu’nun taşıma hükümleri çerçevesinde değerlendirildi. Kararda taşıyıcının eşyayı teslim aldığı andan teslim edilmesi gereken ana kadar geçen süre içinde eşyanın ziyaı, hasarı veya teslim gecikmesinden doğan zararlardan sorumlu olduğu vurgulandı. Taşınan mal tamamen veya kısmen kaybolduğunda tazminatın, eşyanın taşınmak üzere teslim alındığı yer ve zamandaki değere göre hesaplanacağı belirtildi.
Kararda ayrıca taşıyıcının sorumluluktan kurtulabilmesi için zararın kaçınılmaz ve önlenemez bir sebepten kaynaklandığını ispat etmesi gerektiği, somut olayda böyle bir durumun ortaya konulamadığı değerlendirildi.
Bu nedenle önceki kararların kanun yararına bozulmasına hükmedildi ve taşıyıcının oluşan zarardan sorumlu olduğu kabul edildi. Karar 18 Kasım 2025 tarihinde oy birliğiyle verildi ve yayımlandı.
Dosya süreci yaklaşık beş yıl sürdü. Bu süreç boyunca kargo şirketi ürünün yenisini sağlamak yerine ilk fatura bedelini ödemeyi teklif etti. Ancak yargı mercileri, kaybolan eşyanın güncel değeri ve teslim yükümlülüğü üzerinden değerlendirme yaptı.
Karar, kargo taşımacılığında sorumluluğun sınırlarını açık şekilde ortaya koyuyor. Taşıyıcı, kendisine teslim edilen ürünü alıcıya ulaştırmakla yükümlü kabul ediliyor ve ürünün kaybolması halinde yalnızca sembolik bir bedel teklif edilmesi yeterli görülmüyor. Taşınan eşya teslim edilene kadar hukuki sorumluluk taşıyıcıda kalıyor.
E-ticaret tarafında ise dosya önemli bir pratik sonucu da ortaya koyuyor. Satış platformları ve büyük perakende şirketleri teslimat riskini çoğu durumda kendileri üstleniyor ve tüketiciyle doğrudan çözüm süreci yürütüyor. Buna karşılık doğrudan satıcı-kargo ilişkisine bırakılan gönderilerde tüketici çoğu zaman hakem heyeti ve dava yoluna başvurmak zorunda kalabiliyor.
Bu karar da tüketicinin hak arama yollarını kullanması halinde geç de olsa sonuç alınabildiğini gösteren örneklerden. Aynı zamanda taşıma hizmeti veren şirketlerin teslim aldıkları ürün üzerinde teslim gerçekleşene kadar hukuki sorumluluk taşıdığını da açık biçimde ortaya koydu.




Tamam güzel de 5 yıl nedir ya, kaç kişi uğraşır bununla, bu davalar bu kadar uzun sürmese hakkını arayan daha çok insan olacaktır tabii ama 5 yıl çok uzun ve tabiki insanlar bununla uğraşmak istemez, dava sürelerinin kısalması lazım.