Hikaye: Oyunun hikayesi oldukça başarılı ve güzel kurgulanmış ancak çok karışık ve takip etmesi oldukça zor. Ayrıca oyun her karakterin hikayesini sizlere bölüm bölüm sunmakta, örneğin bir bölümde oyunda bulunan bir karakterin hikayesini anlatırken sizin o karakterle bağ kurmanızı sağlıyor. Ben bu karakterlerin hemen hemen hepsiyle bağ kurdum. Muhtemelen oynarken siz de kuracaksınız.
Grafikler: Oyunun grafikleri gerçekten üst düzey, oyunun geçtiği dönem ele alınmazsa 'yaşamıyor' olgusu oluşabilir fakat bu oyun olağanüstü bir dönemde geçiyor ve hikayeyle birleşen canlılık sizi saşırtacak yani açık dünya yaşıyor. Çimenlerin rengi, kayalar, yağışlar, hava ve uzaktan bakıldığında mükemmel görünen doğa manzaraları, dağlar, tepeler, kayalar, karlı, sisli ortamlar. Death Stranding'de görselliğe doyuyorsunuz. Özellikle karlı bölümlerde ben resmen mest oldum. Mükemmel hissiyat ve harika grafiklerle buluşan karlı bölümlerden en son bu kadar sadece Red Dead Redemption 2 oynarken zevk almıştım.
Karakterler: Oyunun ana karakteri sam porter bridges, biraz sessiz bir karakter ama sessiz atın çiftesi pek olur misali bir karakter sam. Öyle inanılmaz bir bağ kurmuyorsunuz ama birlikte yolculuk yaptığınız BB ile olan bağınız her geçen teslimatta daha da güçleniyor. Diğer karakterlerden de aklınızdan uzun süre silinmeyecek olanlar kesinlikle var. Oyun bittiğinde hepsi aklınızda bir yerlerde yaşamaya devam edecek.
Mekanikler ve oynayış: Oyun ilerlediğiniz her an size yeni oynanış unsurları sunuyor. Tam kendini tekrar ediyor derken bir anda başka bir zevk almaya başlıyorsunuz. Size her ilerlemenizde verdiği yeni ekipmanlar oyuna bağlı kalmanızı sağlıyor. Hissiyat güzel oynadığınızı hissediyorsunuz. Adım attığınız yeri hissediyor, elinize aldığınız bir çantayı gerçekten tutuyorum hissine kapılıyorsunuz. Yalnız Sam'i kontrol etmek biraz zor. Ama oyunun ana oynanış amaçlarından birinin Sam'in dengesini sağlamak olduğundan bu da bence yerinde olmuş ki öyle ahım şahım zor değil. Hatta bazı çıkamam dediğiniz tepelere sürpriz bir şekilde tırmanıyor sam, sizi sevindirdiği kadar Bb'yi de sevindiriyor. Son olarak tırmanma olayına değinmek istiyorum. Hani bazı açık dünya oyunlarında olmadık kayalara tırmanmaya çalışırsınız ya, aslında oyun yapımcıları o kayayı siz üstünde yürüyesiniz diye koymamıştır ama siz ısrarla üstünde yürümeye çalışırsınız ve hüsrana uğrarsınız. İşte bu Death Stranding'te yok. Çünkü sam her yerde yürüyebilir, tırmanabilir, merdiven ya da tırmanma kazığı ekipmanlarını ürütmenize gerek yok çünkü rahatlıkla her tepeye bayıra çıkıyor sam. Malum 'daha beterlerini de çektik'.
Kısaca Death Stranding'e sadece bir kargo simülasyonu demek için hikaye sevmeyen bir oyuncu olmanız lazım ya da duygularınızdan arınmış olmanız lazım. Death Stranding hideo Kojima'nın kendi hayal dünyasını sunduğu özel ve özgün bir oyun.
Değerlendirme:
Hikaye: 98/100.
Atmosfer: 99/100.
Müzikler: 97/100.
Sesler: 98/100.
Karakterler: 97/100.
Ana karakter: 95/100.
Mekanikler ve oynayış: 97/100.
Genel: 96/100.
Oyun notu: Kendine özgü, grafik ve atmosfer harikası.
Almalı mı? : Oyun gerçekten güzel ama 399 lira bir oyun için çok fazla. Hiçbir oyun 399 lira etmez. Etmemeli. Eğer bu parayı verebilme şansınız varsa verin ve oynayın. Çünkü oynanış süresi de güzel bir oyun. Vermezseniz de indirim bekleyebilirsiniz. Ama bu oyunu ne yapın edin, oynayın.