Hayatta nefes alamaz bir hale geldim

Katrei Matem

Megapat
Katılım
8 Eylül 2014
Mesajlar
8.830
Makaleler
59
Çözümler
64
Üniversiteyi bu sene bitirdim. Bilgisayar programcılığı diplomamı almaya gidecektim. Ta ki babam kalp krizi geçirene kadar. Akşam işten geldi kendisi esnaf. Video falan izledi YouTube'dan bu memleket nereye gidiyor falan dedi. Sonra uyudu kalktı. Ben de o ara uyanığım gece yarısı. Lavaboya gitti. Lavabodan çıktı çok kötüydü yüzü benzi falan atmıştı. Oğlum ben kötüyüm ambulans çağır dedi ben direkt acili aradım ambulans 5 dakika içinde geldi koskoca adam yürüyemiyordu sedyeyle ambulansa bindirdik. Hatay/Dörtyol devlet hastanesine gittik burada yaşıyoruz çünkü. Hastanede adam inliyor. Adama sürekli dil altı uzatıyorlar. 1. EKG bir şey yok, 2. EKG bir şey yok, 3. EKG kalp krizi olduğu anlaşıldı. Doktor hemşireyi fırçaladı ben size düzgün çekin demiyor muyum gibisinden. Doğrudan İskenderun'a sevk edildi. Ambulans geldi biz ablamlarla ağlaya ağlaya ambulansı takip ediyoruz. Ambulans bir ara yolda yavaşladı dedim bir şey mi oldu falan. Her neyse İskenderun'a ulaştık direkt yoğun bakıma alındı anjiyor falan yapılıyor. Doktor çıktı dedi ki durumu kritik her türlü sonuca hazırlıklı olun dediler. Sonra tekrar çıktı dedi ki ambulansla yolda gelirken 2 defa kalbi durdu şok yapmışlar, şu an 3. damara giremiyoruz eğer girersek masada kalır dediler. Ben bu şeyin arasında krize girmişim sabah gözümü diğer eski İskenderun SSK'da açtım gözümü. Doktor babamın 3. damarı için bu bizim üstümüzde deyip Adana Medline hastanesine sevk ettiler ambulansla. Oradaki profesör 3. damar ile boş yere uğraşmışlar, 3. damarın hayati bir önemi yok kalbi boş yere yormuşlar dedi. Birkaç gün sonra babam eve geldi dedim çok şükür geçti inşallah derken akşamleyin öksürük tuttu. Öksürük tutunca Profesör, İskenderun Gelişim'e gidin dedi orada öğrencim sizinle ilgilenir dedi sonra birkaç gün orada yattı akciğerinde zatürre çıkmış. Ciğerler su topluyor, CRP çok yüksek. Babam tekrar hastanede kaldı ilaç verdiler, serum taktılar. Bir şekilde zatürreyi atlattı. Sonra ciğerleri tekrar bir su topladı yine serumla rahatladı idrar ile söktürdüler. En son bu hafta yine ciğeri su topluyor serum ile idrar yoluyla ödemi söktürüyorlar. Kalbin çalışma oranı %35. Kalp yetersiz çalışıyor. Kalpte yaralar var. Şu durumda kalp pili takılamaz. Beklemekten başka çaremiz yok, vücudun hormonlara alışması lazım diyor profesör. Bu anlattığım süreç 2 aylık bir süreç. Peki ben süreçte ne yaptım? 25 senedir okul haricinde evden çıkmayan biri olarak babamın dükkanını açmak zorunda kaldım. Sabah 9'da açıyordum, akşam 18:30'da kapatıyorum. Ehliyet bile yok, yürüyerek gidip geliyorum halen. Dükkanda çalıştıkça babamın 0 hayatla yaşadığını anlıyorum. Ben pazar günü açmıyorum dükkanı, kendisi açıyordu. Ben 18:30'da kapatıyordum kendisi 21:00'da kapatıyordu. Annem de şizofreni hastası bakılması gerekiyordu. Adam bu halde akşam saat 21:00'da eve geldiğinde bize yemek yapıyordu buna rağmen. Müşteri tiplerinden bahsetmeme gerek bile yok çoğu kişi bu işi yaptıysa bilir. Çok iki yüzlü kötü insan, çok iyi insanlar da var. Dükkanı açtığım ilk gün dolandırıldım. Bir tane yaşlı bir adam geldi. Kızımın yanına gideceğim Osmaniye'ye 30 lira versene öğleden sonra getiririm dedi. Tamam verdim acıdım tipine bakılırsa bu kadar da olmaz diyordum. Bu kadar da oldu o günden sonra o adamı görmedim. Ben gün geçtikçe dükkan ortamına ve insanları yavaş yavaş ayırt etmeye başladım. Her gün 7'de uyanıyor kahvaltı yapıp anneme ilaçlarını içiriyor 8:30, 9:00 gibi dükkanı açıyor, 18:30 gibi kapatıyorum. Pazar günü çalışmıyorum. Bu aralıkta aklıma pandemide sokağa çıkma yasağında babamla evde tek kaldığımız günler geldi aklıma. 3 hafta bir yasak olmuştu. O aralıkta Assassin's Creed serisini bitirmiştim, baştan sona. Babam da vardı yanımda. Gülüyorduk, mutluyduk. Dishonored serisini de bitirmiştim. Ama bu oyunun hayatımdaki oynayacağım son seri olduğunu bilmiyordum. Artık evden işe gidiyor, işten eve geliyor direkt uyuyordum. Bilgisayarın başında ayık bile duramıyorum. Uykum geliyor kapatıyorum. Pazar günleri ise genelde uyuyorum ya da filme bakıyorum. Annemle vakit geçiriyorum. Meğer babam zamanında kendine hiç zaman ayırmamış, bunu yaşadıkça anlıyorum. Nefes alamıyorum, boğazım düğümleniyor her gün.
 
Son düzenleme:

AyazTüzin

Centipat
Katılım
14 Mayıs 2020
Mesajlar
944
Çözümler
1
Yer
Mersin
Üniversiteyi bu sene bitirdim. Bilgisayar programcılığı diplomamı almaya gidecektim. Ta ki babam kalp krizi geçirene kadar. Akşam işten geldi kendisi esnaf. Video falan izledi YouTube'dan bu memleket nereye gidiyor falan dedi. Sonra uyudu kalktı. Ben de o ara uyanığım gece yarısı. Lavaboya gitti. Lavabodan çıktı çok kötüydü yüzü benzi falan atmıştı. Oğlum ben kötüyüm ambulans çağır dedi ben direkt acili aradım ambulans 5 dakika içinde geldi koskoca adam yürüyemiyordu sedyeyle ambulansa bindirdik. Hatay/Dörtyol devlet hastanesine gittik burada yaşıyoruz çünkü. Hastanede adam inliyor. Adama sürekli dil altı uzatıyorlar. 1. EKG bir şey yok, 2. EKG bir şey yok, 3. EKG kalp krizi olduğu anlaşıldı. Doktor hemşireyi fırçaladı ben size düzgün çekin demiyor muyum gibisinden. Doğrudan İskenderun'a sevk edildi. Ambulans geldi biz ablamlarla ağlaya ağlaya ambulansı takip ediyoruz. Ambulans bir ara yolda yavaşladı dedim bir şey mi oldu falan. Her neyse İskenderun'a ulaştık direkt yoğun bakıma alındı anjiyor falan yapılıyor. Doktor çıktı dedi ki durumu kritik her türlü sonuca hazırlıklı olun dediler. Sonra tekrar çıktı dedi ki ambulansla yolda gelirken 2 defa kalbi durdu şok yapmışlar, şu an 3. damara giremiyoruz eğer girersek masada kalır dediler. Ben bu şeyin arasında krize girmişim sabah gözümü diğer eski İskenderun SSK'da açtım gözümü. Doktor bu bizim üstümüzde deyip Adana Medline hastanesine sevk ettiler ambulansla. Oradaki profesör 3. damar ile boş yere uğraşmışlar, 3. damarın hayati bir önemi yok kalbi boş yere yormuşlar dedi. Birkaç gün sonra babam eve geldi dedim çok şükür geçti inşallah derken akşamleyin öksürük tuttu. Öksürük tutunca Profesör, İskenderun Gelişim'e gidin dedi orada öğrencim sizinle ilgilenir dedi sonra birkaç gün orada yattı akciğerinde zatürre çıkmış. Ciğerler su topluyor, CRP çok yüksek. Babam tekrar hastanede kaldı ilaç verdiler, serum taktılar. Bir şekilde zatürreyi atlattı. Sonra ciğerleri tekrar bir su topladı yine serumla rahatladı idrar ile söktürdüler. En son bu hafta yine ciğeri su topluyor serum ile idrar yoluyla ödemi söktürüyorlar. Kalbin çalışma oranı %35. Kalp yetersiz çalışıyor. Kalpte yaralar var. Şu durumda kalp pili takılamaz. Beklemekten başka çaremiz yok, vücudun hormonlara alışması lazım diyor profesör. Bu anlattığım süreç 2 aylık bir süreç. Peki ben süreçte ne yaptım? 25 senedir okul haricinde evden çıkmayan biri olarak babamın dükkanını açmak zorunda kaldım. Sabah 9'da açıyordum, akşam 18:30'da kapatıyorum. Ehliyet bile yok, yürüyerek gidip geliyorum halen. Dükkanda çalıştıkça babamın 0 hayatla yaşadığını anlıyorum. Ben pazar günü açmıyorum dükkanı, kendisi açıyordu. Ben 18:30'da kapatıyordum kendisi 21:00'da kapatıyordu. Annem de şizofreni hastası bakılması gerekiyordu. Adam bu halde akşam saat 21:00'da eve geldiğinde bize yemek yapıyordu buna rağmen. Müşteri tiplerinden bahsetmeme gerek bile yok çoğu kişi bu işi yaptıysa bilir. Çok iki yüzlü kötü insan, çok iyi insanlar da var. Dükkanı açtığım ilk gün dolandırıldım. Bir tane yaşlı bir adam geldi. Kızımın yanına gideceğim Osmaniye'ye 30 lira versene öğleden sonra getiririm dedi. Tamam verdim acıdım tipine bakılırsa bu kadar da olmaz diyordum. Bu kadar da oldu o günden sonra o adamı görmedim. Ben gün geçtikçe dükkan ortamına ve insanları yavaş yavaş ayırt etmeye başladım. Her gün 7'de uyanıyor kahvaltı yapıp anneme ilaçlarını içiriyor 8:30, 9:00 gibi dükkanı açıyor, 18:30 gibi kapatıyorum. Pazar günü çalışmıyorum. Bu aralıkta aklıma pandemide sokağa çıkma yasağında babamla evde tek kaldığımız günler geldi aklıma. 3 hafta bir yasak olmuştu. O aralıkta Assassin's Creed serisini bitirmiştim, baştan sona. Babam da vardı yanımda. Gülüyorduk, mutluyduk. Dishonored serisini de bitirmiştim. Ama bu oyunun hayatımdaki oynayacağım son seri olduğunu bilmiyordum. Artık evden işe gidiyor, işten eve geliyor direkt uyuyordum. Bilgisayarın başında ayık bile duramıyorum. Uykum geliyor kapatıyorum. Pazar günleri ise genelde uyuyorum ya da filme bakıyorum. Annemle vakit geçiriyorum. Meğer babam zamanında kendine hiç zaman ayırmamış, bunu yaşadıkça anlıyorum. Nefes alamıyorum, boğazım düğümleniyor her gün.
Allah kimseye yaşatmasın. Geçmiş olsun.
 

Muhammet Halit

Centipat
Katılım
21 Ekim 2020
Mesajlar
530
Çözümler
1
Üniversiteyi bu sene bitirdim. Bilgisayar programcılığı diplomamı almaya gidecektim. Ta ki babam kalp krizi geçirene kadar. Akşam işten geldi kendisi esnaf. Video falan izledi YouTube'dan bu memleket nereye gidiyor falan dedi. Sonra uyudu kalktı. Ben de o ara uyanığım gece yarısı. Lavaboya gitti. Lavabodan çıktı çok kötüydü yüzü benzi falan atmıştı. Oğlum ben kötüyüm ambulans çağır dedi ben direkt acili aradım ambulans 5 dakika içinde geldi koskoca adam yürüyemiyordu sedyeyle ambulansa bindirdik. Hatay/Dörtyol devlet hastanesine gittik burada yaşıyoruz çünkü. Hastanede adam inliyor. Adama sürekli dil altı uzatıyorlar. 1. ekg bir şey yok, 2. ekg bir şey yok, 3. ekg kalp krizi olduğu anlaşıldı. Doktor hemşireyi fırçaladı ben size düzgün çekin demiyor muyum gibisinden. Doğrudan ıskenderun'a sevk edildi. Ambulans geldi biz ablamlarla ağlaya ağlaya ambulansı takip ediyoruz. Ambulans bir ara yolda yavaşladı dedim bir şey mi oldu falan. Her neyse ıskenderun'a ulaştık direkt yoğun bakıma alındı anjiyor falan yapılıyor. Doktor çıktı dedi ki durumu kritik her türlü sonuca hazırlıklı olun dediler. Sonra tekrar çıktı dedi ki ambulansla yolda gelirken 2 defa kalbi durdu şok yapmışlar, şu an 3. damara giremiyoruz eğer girersek masada kalır dediler. Ben bu şeyin arasında krize girmişim sabah gözümü diğer eski iskenderun Ssk'da açtım gözümü. Doktor bu bizim üstümüzde deyip Adana medline hastanesine sevk ettiler ambulansla. Oradaki profesör 3. damar ile boş yere uğraşmışlar, 3. damarın hayati bir önemi yok kalbi boş yere yormuşlar dedi. Birkaç gün sonra babam eve geldi dedim çok şükür geçti inşallah derken akşamleyin öksürük tuttu. Öksürük tutunca profesör, iskenderun gelişim'e gidin dedi orada öğrencim sizinle ilgilenir dedi sonra birkaç gün orada yattı akciğerinde zatürre çıkmış. Ciğerler su topluyor, crp çok yüksek. Babam tekrar hastanede kaldı ilaç verdiler, serum taktılar. Bir şekilde zatürreyi atlattı. Sonra ciğerleri tekrar bir su topladı yine serumla rahatladı idrar ile söktürdüler. En son bu hafta yine ciğeri su topluyor serum ile idrar yoluyla ödemi söktürüyorlar. Kalbin çalışma oranı %35. kalp yetersiz çalışıyor. Kalpte yaralar var. Şu durumda kalp pili takılamaz. Beklemekten başka çaremiz yok, vücudun hormonlara alışması lazım diyor profesör. Bu anlattığım süreç 2 aylık bir süreç. Peki ben süreçte ne yaptım? 25 senedir okul haricinde evden çıkmayan biri olarak babamın dükkanını açmak zorunda kaldım. Sabah 9'da açıyordum, akşam 18:30'da kapatıyorum. Ehliyet bile yok, yürüyerek gidip geliyorum halen. Dükkanda çalıştıkça babamın 0 hayatla yaşadığını anlıyorum. Ben pazar günü açmıyorum dükkanı, kendisi açıyordu. Ben 18:30'da kapatıyordum kendisi 21:00'da kapatıyordu. Annem de şizofreni hastası bakılması gerekiyordu. Adam bu halde akşam saat 21:00'da eve geldiğinde bize yemek yapıyordu buna rağmen. Müşteri tiplerinden bahsetmeme gerek bile yok çoğu kişi bu işi yaptıysabilir. Çok iki yüzlü kötü insan, çok iyi insanlar da var. Dükkanı açtığım ilk gün dolandırıldım. Bir tane yaşlı bir adam geldi. Kızımın yanına gideceğim Osmaniye'ye 30 lira versene öğleden sonra getiririm dedi. Tamam verdim acıdım tipine bakılırsa bu kadar da olmaz diyordum. Bu kadar da oldu o günden sonra o adamı görmedim. Ben gün geçtikçe dükkan ortamına ve insanları yavaş yavaş ayırt etmeye başladım. Her gün 7'de uyanıyor kahvaltı yapıp anneme ilaçlarını içiriyor 8:30, 9:00 gibi dükkanı açıyor, 18:30 gibi kapatıyorum. Pazar günü çalışmıyorum. Bu aralıkta aklıma pandemide sokağa çıkma yasağında babamla evde tek kaldığımız günler geldi aklıma. 3 hafta bir yasak olmuştu. O aralıkta Assassin's Creed serisini bitirmiştim, baştan sona. Babam da vardı yanımda. Gülüyorduk, mutluyduk. Dishonored serisini de bitirmiştim. Ama bu oyunun hayatımdaki oynayacağım son seri olduğunu bilmiyordum. Artık evden işe gidiyor, işten eve geliyor direkt uyuyordum. Bilgisayarın başında ayık bile duramıyorum. Uykum geliyor kapatıyorum. Pazar günleri ise genelde uyuyorum ya da filme bakıyorum. Annemle vakit geçiriyorum. Meğer babam zamanında kendine hiç zaman ayırmamış, bunu yaşadıkça anlıyorum. Nefes alamıyorum, boğazım düğümleniyor her gün.

Reis Allah yardımcın olsun gerçekten çok zor. Annen ve babanda iyileşir de tekrar mutlu olursunuz inşallah.
 
Yukarı