İnceleme NieR Replicant ver 1.22474487139...

NieR_Replicant_ver.1.22474487139_Logo_Black.png

NieR Replicant benim için oldukça inişli/çıkışlı bir deneyimdi. Oyundaki tüm sonları yapmış olmama rağmen hala daha bu oyunu oyunculara önerip önermeyeceğimden emin değilim, gelin size oyun hakkındaki düşüncelerimi detaylıca anlatayım.

Hikaye & Senaryo
Hikayemiz 2053 yılında ismini bilmediğimiz, muhtemelen yıkık bir alışveriş merkezinin içinde başlıyor. Nier ve kız kardeşi Yonah içeriye hapsolmuştur, Yonah çok hastadır ve Nier onu korumak için elinden gelen her şeyi yapar. Bu ikilinin yanında kara büyüye sahip Grimoire Noir adında bir kitap vardır. Nier elinden geldiğince bu kitaptan uzak durmaya çalışır ve aynı şekilde kız kardeşini de kitaba dokunmaması konusunda uyarır. Ancak işler kötüye gider, Shade adı verilen hayaletler bulundukları yıkık binayı basar ve Nier onlarla baş etmekte güçlük çeker. Ne kadar istemese de kız kardeşini korumak için kitapla işbirliği yapar ve kitabın sahip olduğu büyülerle birlikte Shade adı verilen yaratıkların üstesinden gelir.

(Büyük spoiler içerir!)
Hikayenin başlangıç kısmı burada sona erer ve oyun bizi 1412 yıl sonrasına atar. 1412 yıl sonrasında Nier ve kız kardeşi Yonah hiçbir şekilde büyümemiş, aynı kalmışlardır ancak Yonah'ın hastalığı hala devam etmektedir. Nier kardeşinin bu hastalığını çözmek için çözüm ararken kardeşi Yonah, Gölge Lord'u olarak tanınan biri tarafından kaçırılır. Burada oyuna ilk başladığınızda kafanız epey karışıyor, koca 1412 yıl nasıl hiç büyümemiş veya ölmemişler diye düşünüyorsunuz ancak oyun size her şeyi açıklıyor merak etmeyin. Yonah'ın başında olan bu ölümcül hastalık tüm dünyayı sarmıştır ve insanlık bu hastalığın çözümünü insanların ruhlarını ve bedenlerini ayırmakta bulmuşlardır. Artık insanların ruhu ile bedenleri ayrıdır, ruhlar Gestalt (orijinal oyunun ismidir aynı zamanda bu isim) ismini alırken, bedenler ise Replicant (bu da elden geçirilmiş oyunun ismi zaten) ismini almıştır. Ancak bedenler kendi kendilerine benlik kazanmışlar ve asıl insanlığı, oyunun Shade olarak tanıttığı Gestaltları, yani insanların ruhlarını öldürmeye başlamışlardır. Oyunun başından beri öldürdüğümüz yaratıklar aslında gerçek insanların ruhlarıdır ve biz 1412 yıl öncesindeki karlı bölgede kardeşini kurtarmaya çalışan Nier'in replicant'ını yani benlik kazanmış bedenini kontrol ediyoruzdur, bu bedenin sahibi olan ruh ise bizim kardeşimizi kaçıran Gölge Lord'unun ta kendisidir (aslında onun kardeşi oluyor ama neyse).
(Spoiler bitişi)

Tüm bunları öğrendiğiniz zaman epey etkileyici oluyor ve hepsi bu kadar da değil. Daha Grimoire Noir ve Grimoire Weiss kitaplarından ve onların neden var olduklarından bahsetmedim bile. Hikayenin bahsedilmesi gereken çok detayı var ancak benim hepsinden burada bahsetmem mümkün değil elbette. Biraz da oyunun bu hikayeyi bize anlatış şeklinden bahsedelim isterseniz. Oyun bu konuda hem iyi, hem de rezalet.

Genel olarak iyi, çünkü anlatılması gereken hikaye çoğu zaman oynanışa güzelce yedirilmiş ara sahnelerle anlatılıyor. Hani bazı oyunlarda hikayedeki önemli detaylar savaşın ortasındaki telsiz konuşmalarıyla falan anlatılır ve siz savaşırken dikkat edemediğiniz için her şeyi kaçırırsınız, o tarz bir acemilik neyse ki bu oyunda yok. Oyun hikaye anlatması gerektiği noktaları da iyi biliyor, savaştırması gerektiği noktaları da. Bu konuda övgüyü hak ediyor.

Rezalet olduğu noktalara gelirsek, oyun bazı noktalarda oyun olmaktan çıkıyor ve bir kitapmış gibi davranıyor. Cidden oyuna dair hiçbir şeyin olmadığı, simsiyah arkaplanın üzerine yazı bulunan bir kitap okuyorsunuz sadece. Bakın ben hayatında kitap okumamış bir birey falan değilim, kitap türüne göre severek okurum ancak bir oyun alırken kitap okuma isteğiyle almıyoruz öyle değil mi? Neden oynamak için girdiğim bir oyunda kitap okuyorum ben? Oyunlar görsel birer sanat eseridir arkadaşlar ve bizler oyun alırken bu oyunun bize görsel yollarla hikayeyi sunmasını bekleriz, okutarak değil. Ben bunun iş yükünden kaçmak için yapıldığına nerdeyse eminim. Çünkü oyunun başında bir bölge var ve oyun bize bu bölgenin içini asla göstermiyor, bu bölgeye ne zaman gitsek başlıyoruz kitap okumaya, sadece anlatıyor ancak göstermiyor. Fakat oyuna Replicant sürümüyle birlikte gelmiş 5. sonda bu bölgeye girebiliyorsunuz. Yani demek ki bu bölge yasaklı falan değil, girmememiz için bir sebep de yok. Zaten orijinal oyunda da girebiliyoruz içine ama sadece göstermiyor bize, yazıyla betimliyor içerisinin nasıl olduğunu. Demek ki orijinal oyunda sen yapmaya üşendin bunu o yüzden bize kitap okutarak geçiştiriyorsun bunun başka açıklaması yok.

5.son demişken bilmeyenler için onu da anlatayım, Drakengard (NieR ile aynı evrende geçen eski bir oyun serisidir) ve NieR serisinin yönetmeni Yoko Taro abimiz oyundaki tüm hikaye parçalarını öğrenebilmek için oyunu 3-4 kere bitirmemizi istiyor. İlk bitirişinizde hikayeyle ilgili her detayı vermiyor ve tekrar bitirip eksik parçaları almanızı istiyor. Açıkçası bu da ucuz bir taktik sadece, oynanış süresi uzatmak için yapılmış bir hareket çünkü sonraki bitirişlerinizdeki tüm detayları çok kolay bir şekilde ilk oynayışta da verebilirdi bu oyun. Sonraki oynayışlarınızda sadece sahneler arası 3-4 sahne daha sokuyor onun dışında oynanışı değiştirecek hiçbir şey yok. Ancak merak etmeyin, 3-4 defa bitirmek derken baştan sona bitirmekten bahsetmiyorum elbette. Oyun sizi hikayenin %70'inden tekrar başlatıyor ve son %30'u baştan oynuyorsunuz sadece.

Skor: 89/100

Müzik ve Ses Dizaynı

Daha önce bu oyunun herhangi bir incelemesini okuduysanız müziklerinin ne kadar efsane, ne kadar iyi olduklarını okumuşsunuzdur. Ancak değil, gerçekten marjinal gibi gözükmeye çalışmıyorum ancak bu oyunun müzikleri öyle süper falan değil. Evet her bölge, her durum için farklı müzikler bestelenmiş ve bu kesinlikle bahsedilmesi gereken bir konu ancak bu müzikler çok derin ve bestelenmesi zor müzikler falan değiller. Bu müziklerin tek bir amacı var o da kolay yoldan oyuncuyu etkilemek ve bu konuda başarılı olduklarını söyleyebilirim. Ancak sadece kolay etkiliyor olması bir müziği benim gözümde iyi yapmaya yetmiyor, sadece insanları kolayca etkileyebilecek sesler ve enstrümanlar kullanılmış müziklerde ancak bunun dışında hiçbir olayları yok. Bu müzikler en fazla 2 desene sahipler ve sürekli tekrar edip duruyorlar. Gerçekten işi bilen birinin bu müzikleri hazırlamasının 1 saatten fazla süreceğini hiç sanmıyorum. Hani öyle müthiş bir altyapıyla hazırlanmış orkestral başyapıtlar bekliyorsanız beklemeyin üzülürsünüz. Şu müziklere gerçekten iyi diyorsanız açın bi' FromSoftware oyunlarındaki boss müziklerini dinleyin derim, ne kadar katmanlı ve ne kadar çeşitli müzikler var göreceksiniz.

Ses dizaynı çoğu zaman oyun incelemelerinde bir konu bile olmaz, ancak ben bu konuya oyunun grafiklerinden daha fazla önem veririm. Bu oyunda ses dizaynı bence çok da başarılı değil. Devasa bir yaratığa ağır bir saldırı yapıyorsunuz ve görünürde yaratık acı içinde kükrüyor fakat oyun bunu olabildiğince düşük sesle yapıyor. Yahu bu bilmem kaç tonluk bir yaratık, bunun epey fazla ses çıkarması gerekmiyor mu? Bence gerekiyor ama yok, çıkarmıyor işte. Aynı şekilde bu devasa yaratığı dağlara taşlara çarpıyorsunuz onda da ne dağlardan bir ses var ne de yaratıktan doğru düzgün bir ses. Çölde gezerken yerin dibinden bir akrep çıkıp size saldırıyor ancak bu akrep ilginç bir şekilde fare gibi ses çıkartıyor, yani bilmiyorum ben Zooloji bilimcisi falan değilim eğer gerçekten akrepler bu tarz sesler çıkarıyorlarsa bu eleştirimi hiçe sayabilirsiniz. Ben akreplerin bu tarz bir ses çıkarmadığını düşünerek yapıyorum bu yorumu sadece. Bu yazdıklarıma karşılık "cidden bunlara mı takıldın abi?" diyecekler olacaktır diye söylüyorum ses dizaynı dediğimiz şey bu demek zaten.

Skor: 74/100

Oynanış

Oynanış fena değil, vuruş hissinin yeterince iyi olması yanı sıra yanımızda bizlere eşlik eden Grimoire Weiss adlı kitabın büyüleri de oldukça çeşitlilik sağlıyor. Birbirinden çok farklı tonlarca büyüye sahip Weiss ve aynı zamanda bu büyülerin büyük bir çoğunluğu şarjlanabiliyor da. Ancak sadece bu kadar, gördüğüm kadarıyla Nier'in kullandığı silahların daha farklı hareket şemalarına sahip olmasını falan sağlayamıyoruz çünkü. Sadece Weiss ile daha farklı büyüler atabiliyoruz o kadar. Kesinlikle bir hack and slash kadar çeşitli oynanış sunmuyor yakın savaş konusunda.

Hikayede ilerledikçe yanımızda Grimoire Weiss dışında 2 farklı karakter daha geziyor ve onlarda bizle birlikte savaşıyor. Yine kendi gözlemlerime dayanarak söylüyorum yanımızdaki bu karakterlere herhangi bir komut verme falan yok gördüğüm kadarıyla. Onlar kafalarına estikleri gibi hareket ediyorlar ancak ben pek bir etkilerini göremedim. Tabii oynanış anlamında, yoksa hikaye anlamında epey önemliler kendileri. Tıpkı Call of Duty oyunlarında yanımızda savaşan diğer askerler gibi bunlar da. Ayrıca bir görev yaparken (yan görev bile olsa) konuyla veya aktif objektifle ilgili yorumda bulunuyorlar. Yan görev demişken görev ve bölüm dizaynından bahsedelim.

Skor: 71/100

Görev & Bölüm Dizaynı

Sanırım bu kısım oyunun en zayıf olduğu nokta olabilir. Görev dizaynları çok bayat, oyun genelde sizden 2 şey istiyor. Belirli bir bölgeye gidip çıkan yaratıkları öldürmek veya spesifik eşyalardan 5-10 tane toplamak. Görev dizaynı bundan ibaret işte, hikaye gereği kız kardeşiniz hasta ve siz 3 tane daha mantar toplama peşindesiniz. Tabii bu toplama olayı yan görevler için geçerli bir eleştiri, ana görevlerde de bir şey toplamanızın istendiği zamanlar oluyor ancak çoğunlukta değil. Yan görevler hep aynı nerdeyse, tabii dizayn olarak. Yoksa hepsinin farklı hikayeleri var ancak yaptığınız şey aynı işte. Birinde bir çocuğu iyileştirmek için ot topluyorsunuz diğerinde köy demircisinin köyün en iyi silahını yapmasını sağlamak için metal alaşım topluyorsunuz oynanışa baktığınızda birinin diğerinden hiçbir farkı yok.

Bölüm demeye dilim bile varmıyor çünkü ortada bir bölüm yok gibi bir şey. Oyun zaten yarı açık dünya kafasında geliştirilmiş ve benim bununla ilgili hiçbir sıkıntım yok ancak asıl sıkıntı oyunun ekipman güçlendirmek veya kasılmak için koyduğu Junk Heap bölgesinde. Bu bölge bildiğiniz zindan kafasında dizayn edilmiş ancak nereye girseniz aynı yer gibi hissettiriyor. Birbirinin tıpatıp aynısı koridorlarda yolunuzu bulmaya çalışıyorsunuz sadece. Emin olun bu bölgenin haritası olmasa çoğu kişinin en nefret ettiği yer olurdu burası.

Skor: 65/100

Teknik Kısım

Benim gözüme batan en büyük teknik sıkıntı yükleme ekranları. Daha önce de belirttiğim gibi oyun yarı açık dünya kafasında geliştirilmiş ancak oyunun genel haritası parçalara ayrılmış ve siz haritanın her başka parçasına girdiğinizde yükleme ekranı geliyor. Köyün içindesiniz ve Junk Heap bölgesinde yapılması gereken bir görev mi aldınız? Güzel, köydeki evinizden çıkın ve North Plains'e doğru gidin (Junk Heap'e burdan gidiliyor çünkü, haritanın parça parça olduğunu söylemiştim), yükleme ekranını bekleyin. Junk Heap'e doğru gidin ve yükleme ekranını bekleyin. Junk Heap'teki NPC size zindana girip 3-4 titanyum alaşım bulmanızı mı istedi? (klasik) O zaman zindana doğru yürüyün ve yükleme ekranı bekleyin. Düşürmek istediğiniz eşya muhtemelen ilk katta yoktur, aşağı kata inmek için asansör bulduysan (zaten 10 saniye yürüseniz asansör çıkıyor karşınıza) alt kata inmek için yükleme ekranı bekle... Aynı yükleme ekranlarını bir de görevi başarıyla tamamladığınızda müşteriye geri dönmek için beklediğinizi düşünün.

Yapıyorsunuz çünkü, görevlerin neredeyse hepsinde tamamladığınızda müşteriye dönüp bittiğini söylemeniz gerekiyor. Bakın biliyorum bu oyun 2010 çıkışlı bir oyunun elden geçirilmiş hali. Oyun dizaynını falan aynı bırakırsın anlarım da, bırakın 2021 standartlarını ben 2010 standartları için bile bu kadar çok yükleme ekranının normal olduğunu düşünmüyorum. Verdiğim örneklere bakıp "ee başka bir bölgeye giriyorsun bırak da yüklesin" diyebilirsiniz ancak bu bölgeler gerçekten çok ufaklar, dediğim gibi aslında koca harita tek bir bölge fakat parçalara ayrılmışlar.

Replicant versiyonunun bu konuda hiçbir değişiklik yapmamış olması üzücü. Çünkü bu oyun hiç de ucuz bir oyun değil, bu kadar çok para isteyip bu kadar önemli bir şey için bile uğraşmamış olmaları çok kötü.

Skor: 60/100

Evet sanırım anlatacaklarım bu kadar, oyun alınır mı diye soruyorsanız eğer onu da cevaplayayım. Oyun tam fiyatı kesinlikle hak etmiyor, 2010 çıkışlı bir oyunun en fazla 2013 standartlarına yükseltilmiş hali sadece çünkü bu. Ben indirimde 180₺ civarına satın aldım ve 47 saatte tüm sonlarıyla birlikte gördüm. Ayrıca oyundaki yan görevlerin %85'ini tamamladığımı da belirteyim.

Genel skor: 72/100
 
Yukarı