DSL servis sağlayıcıların fiber korkusu

In Haber by Burak AlkanLeave a Comment

Son zamanlarda TV’lerde dönüp duran bir reklam var. Reklamda bir film eleştirmeni, bir müzik yapımcısı ve siber atletlerden oluşan oyun takımını görüyoruz. Hepsi de DSL kullandıklarını, bağlantının kotasız olduğunu, yüksek hızda olduğunu ve hatta uygun fiyatlı olduğunu belirtiyorlar.  Şimdi DSL de neyin nesi diyebilirsiniz. DSL; ADSL, VDSL veya G.HDSL gibi teknolojilerin temelini oluşturan teknolojiye verilen isim. Kısacası dijital abone hattı.

Fakat burada bir sorun var. Türk Telekom ve diğer servis sağlayıcılar bugüne kadar sadece ADSL teknolojisi üzerinde durdular. VDSL2 gibi yüksek hızda internete bağlanmamızı sağlayacak teknolojiler ise ancak fuarlarda gördüğümüz bir teknoloji oldu. Tabii ki şu anda isteyen kullanıcılar VDSL2 bağlatabiliyor fakat bunun için her ay elektrik faturanızdan bile daha yüksek bir meblağı cebinizden çıkarmak zorundasınız.

Reklamdaki konulara da açıklık getirmekte fayda var. Bakalım DSL, reklamda da anlatıldığı gibi kotasız, ucuz ve hızlı mı?

“Kota olayı hiç bana göre değil”

Film eleştirmeni Mehmet Açar’ın da reklamda dediği gibi kota olayı hiç bana göre değil. Fakat yine reklamdaki gibi uygun fiyata internete bağlanmak istiyorsam bu bağlantının kotalı olması kaçınılmaz. Zira kotasız DSL bağlantıların fiyatı en az 109 TL’den başlıyor. Bugün ayda 109 TL verdiğinizde güzide operatörlerimizden bir telefon, üstüne tonla görüşme dakikası ve üstüne bir de 3G bağlantısı elde ediyorsunuz. Evet, 3G ile DSL’i karşılaştıramayız ama 109 TL verip ancak 8 Mbit ile intenete bağlanıp ta bana HD filmleri takılmadan izleyebildiğini söylersen ben sana ancak gülerim. Zira HD filmlerin saniyede 1.5 MB veri aktarımı gerektirdiğini hepimiz biliyoruz. Bu yüzden DSL’in kotasız olduğu konusuna pek katılmıyorum. Kota bir kenara, gördüğümüz üzere DSL ekonomik de değil…

“Oyunda Lag olursa takılıp kalırsın”

“Türkiye’nin en iyi Counter-Strike 1.6 takımı AdeksGC”nin rol aldığı bir diğer reklamda DSL’in hızından bahsediliyor. Ama bu hız, Mbit ile ölçülen bir hız değil. Aksine, ping diye tabir edilen ve bilgisayarınız ile sunucu arasında olan gecikme süresi. Bu süre milisaniye cinsinden hesaplanıyor. Değer ne kadar düşükse oyunda yaptığınız hamleler de o kadar hızlı ve doğru sonuçlar doğuruyor. Örneğin rakibe ateş ettiğiniz halde onu öldüremiyorsanız büyük ihtimalle ping süreniz 50 milisaniyenin üstündedir. Oyunu adil bir biçimde oynayabilmeniz için bu sürenin kesinlikle 50’nin altında olması gerek. Biz de sizler için bir test yaptık. Bakalım DSL ne kadar hızlı…

Resmi büyütmek için üstüne tıklayabilirsiniz.

Counter-Strike Source oyununu açtık ve ADSL2+ standardındaki bağlantımızla sunucuları kontrol ettik. Sonuç mu? Sağda da görüldüğü üzere 50 milisaniyenin altında sadece 5 sunucu mevcut. Burada bir başka noktaya da dikkat çekmek gerek. AdeksGC, oyunlarını Beşiktaş’taki Adeks internet kafede oynuyorlar. Kafede oyun oynarken de kendi aralarında veya rakip takımlarla aynı yerde yer aldıkları için Ping söz konusu bile değil. Ancak internetten oynadıklarında ADSL devreye giriyor… Tabii ki ADSL ile bırakın hızı, lag’den ilerlemeniz bile doğru düzgün mümkün olmaz.

Fiber’in ayak sesleri

Bu reklamların en büyük amacı kullanıcıların fiber internete geçmesini engellemek. Fakat bana göre bu kesinlikle yanlış bir strateji. Öncelikle kullanıcılar ADSL’in ne olduğunu zaten biliyorlar. Kullanıcıları ADSL’de tutmak için yapılması gereken VDSL2 bağlantı hızlarını ADSL fiyatına sunmak olmalı. Turkcell’in mbit başına 1 TL gibi büyük bir iddiası var. Türk Telekom da benzeri bir fiyatlandırma politikası izlerse müşterilerini elinde tutabilir. Yoksa fiber kapıya dayanınca hiç kimsenin bir dakika bile DSL’e katlanacağını sanmıyorum…