Into The Breach Hakkında Bilmek İstediğiniz Her Şey!

In Makale by Muhsin BayramLeave a Comment

FTL geliştiricisinin en yeni oyunu Into The Breach, sıra tabanlı stratej türüne yeni bir soluk getirmeye hazırlanıyor.

Indie oyun piyasasının mihenk taşlarından biri olan FTL: Faster Than Light, bundan yaklaşık 5 yıl önce piyasaya sürüldü. Resmi olarak Subset Games markası altında çıkan FTL’nin arkasında iki önemli geliştirici vardı: Justin Ma ve Matthew Davis. Ma ve Davis’in FTL için başlattığı Kickstarter kampanyası, ilk 12 saat içinde 10,000 dolarlık hedefine ulaştı. 24 saat içinde bu miktar iki katına çıktı. Kickstarter serüveni sonlandığında Ma ve Davis’in ellerinde, ilk aşamada istedikleri miktarın 20 katı vardı.

Arkasına aldığı bu rüzgar ile 2012’nin Eylül ayında piyasaya sürülen FTL: Faster Than Light, kısa sürede oyun sektörünün en çok konuşulan isimlerinden biri oldu. Günümüzde bile indie oyun denince akla gelen ilk örneklerden olan FTL’nin üzerinden yıllar geçti. Ve şimdi oyunun geliştiricileri Justin Ma ve Matthew Davis, en yeni oyunları Into The Breach’i piyasaya sürmeye hazırlanıyor.

27 Şubat’ta piyasaya sürülecek olan Into The Breach, özünde sıra tabanlı bir strateji oyunu. Ancak oyunu rakiplerinden ayıran birkaç önemli faktör var. Öncelikle oyun içinde ölüm kavramı bulunmuyor. Eğer görevinizde başarısız olursanız, bir solucan deliği aracılığıyla yeni, alternatif bir zaman diliminde görevinize yeniden başlıyorsunuz.

Into The Breach, bazı oyuncuların tahmin ettiği gibi FTL’nin manevi halefi değil. Yeni oyun, XCOM türevi sıra tabanlı strateji konseptini 80’lerden kalma bir Nintendo oyunu penceresinde yeniden yorumlamayı tercih ediyor denebilir. Geliştiriciler Justin Ma ve Matthew Davis, Into The Breach’i rakiplerinden ayıran faktörlerden birinin oyun dinamiklerini ele alış şekli olduğunu belirtiyor. Ma ve Davis’e göre XCOM ve FTL dahil pek çok taktik oyunu sırtını rastgele olasılıklara dayıyor. Into The Breach ise farklı bir yol izleyip anlık oynanış sistemini daha belirleyici bir şekilde ele alıyor.

Oyun içinde Vek denilen düşmanlar ile savaşırken oyunculardan herhangi bir bilgi gizlenmiyor. Oyun kullanıcının gerçekleştirdiği saldırıları isabetli veya ıska diye ayırmıyor. Üstelik Vek birimleri kullanıcıya saldırmadan bir tur önce planladıkları saldırıyı kullanıcının görebileceği şekilde belirtiyor. Peki kağıt üzerinde oldukça basit ve sıkıcı duran bu yapı, sıra tabanlı strateji oyunlarını nasıl değiştirmeyi hedefliyor?

Geliştiricilerin belirttiği üzere çoğu oyun için hazırlanan düşman yapay zekası, oyuncunun karşısında gerçek biri varmış gibi karşılık vermek için programlanıyor. Bu sistemlerde eğer oyuncu bir hata yaparsa yapay zeka kazanıyor, eğer yapay zeka bir hata yaparsa da oyuncuya öne geçme fırsatı doğuyor. Ma ve Davis, yeni oyunları ile bu döngüyü kırıp yeni bir şeyler denemeyi amaçlıyor.

Oynanış

Oyunun ana konusu oldukça basit; Dünya, yeryüzünün derinliklerinden çıkıp gelen Vek adındaki yaratıklar tarafından işgal ediliyor. İnsanlık da kendini kazanması pek mümkün olmayan bir savaşın içinde buluyor. Üç devasa robottan oluşan bir takımın lideri olan oyuncu, yeryüzündeki medeniyetin son kalıntılarını savunmakla yükümlü.

Görebileceğiniz gibi Into The Breach’in hikayesi, özellikle FTL ile karşılaştırdığımızda, pek özel görünmüyor. Geliştiricilerin de böyle bir amacı yok zaten. Justin Ma, FTL’nin aksine bu oyunun odak noktasının hikaye anlatımı olmadığını belirtiyor. Onun yerine geliştiriciler bu sefer oyun mekanikleri üzerine yoğunlaşmış.

Oyun içinde savaşlar 8×8 alanlarda gerçekleşiyor. Savaşların ana hedefi ise oldukça basit; Vek birimlerinin haritada yer kaplayan insan yerleşimlerini yok etmesini engellemek. Eğer haritadaki tüm yerleşimler yok edilirse, takım lideri alternatif bir zaman dilimine gönderiliyor ve yeni bir haritada yeniden Vek birimlerine karşı savaşıyor.

Gerçekleştirilen tüm savaşlar, FTL’de olduğu gibi büyük bir ana hikayeye hizmet ediyor. Oyun boyunca korumamız gereken 4 önemli ada mevcut. Bu adalardan her biri kendine has coğrafyaya, düşmanlara ve kurallara sahip. Örneğin tamamen buzla kaplı  çorak The Pinnacle Robotics adası, sahip olduğu kalın buz tabakası sayesinde insan yerleşimlerine ek bir koruma kalkanı sunuyor.

Her ada ayrıca oyunculara isteğe bağlı yan görevler sunuyor. Oyuncular bu yan görevleri tamamlayarak çeşitli ödüller kazanabiliyor. Kazanılan bu ödüller ise yeni ekipmanlar alınmasına ve robotları güçlendirmeye yardımcı oluyor. Bu sayede Vek birimlerine karşı daha etkili mücadele edilebiliyor.

Oyundaki yan görevler ise oldukça çeşitli. Kimi zaman harita oyuncudan bir NPC birimini belirli bir tur sayısı boyunca hayatta tutmasını veya bir trene harita boyunca refakat etmesini isteyebilir. Bu görevleri tamamlayabilmek için de oyuncunun hayatta kalması gerekiyor. Bu aşamada ise devreye oyuncunun yaratıcılığı giriyor.

Into The Breach’in savaş alanında sunduğu esneklik pek çok oyuncuyu şaşırtacaktır diye tahmin ediyoruz. Vek birimlerini birbirlerine karşı ya da savaş alanını düşmana karşı kullanmak gibi, farklı savaş taktikleri oyuncuya sunulmuş. Özellikle oyunun rastgele savaş alanı üretme yeteneğini göz önüne alırsak, oyunda gerçekleştirilecek her savaş için farklı bir strateji gerekeceğini tahmin edebiliriz.

Alışma süreci

Oyunu çıkış tarihinden önce oynama fırsatına sahip olanların raporlarına göre Into The Breach, FTL kadar zor olmasa da alışma süresince oyuncuları oldukça zorlayacak bir oyun. Bu alışma sürecinin tamamlanması için oyuncunun oyunu birkaç defa bitirmiş olması gerekebilir.

Into The Breach’in rastgele harita üretme yeteneği sayesinde oyunu bir kere bitirenler, yeni oyuna başladıklarında tamamen farklı bir oyun deneyimi ile karşılaşacak. Haritaların oynanışa etkisini göz önünde bulundurursak, oyuncular bir kere bitirdikleri oyunu ikinci defa oynadıklarında farklı ekip kombinasyonları ve savaş taktikleri kullanmak zorunda kalacak.

Into The Breach, hikayeden önce oyun mekaniğine odaklanan bir oyun. Bu nedenle FTL tarzı bir popülariteye ulaşmasının oldukça zor olacağı tahmin ediliyor. Ancak taze oyun mekanikleri sayesinde Into The Breach’in sıra tabanlı strateji sevenlere oldukça farklı bir deneyim yaşatacağını düşünüyoruz.