Selam arkadaşlar, bugün oyun dünyasının en çok can yakan mevzularından birine, Red Dead Redemption 2’nin kalbine iniyoruz. Arthur Morgan’ın hikayesini bitirip de etkilenmeyen pek yoktur herhalde. Ama asıl mesele sadece Arthur'un hastalığı değil, etrafındaki insanların hırslarıydı.
Planlar
Oyun boyunca "bir planım var" sözünü duyup durduk. Dutch başlarda karizmatik bir lider gibi dursa da, aslında kendi narsizminin kurbanı oldu. Arthur gibi bir adamın yıllarca süren sadakatini, Micah gibi bir yılanın lafına feda etmesi hala çoğumuzun kabul edemediği bir durum. Bana kalırsa Dutch, Micah tarafından çok fena manipüle edildi. Micah onun o devasa egosunu sürekli besleyerek Dutch’ı kendi öz evladı gibi sevdiği Arthur’a karşı doldurdu.
Çöküş
Micah’ın baştan aşağı falso olduğu her halinden belliydi. Çeteyi içeriden çökerten asıl güç onun manipülasyonlarıydı. Adam resmen Dutch'ın kulağına fısıldaya fısıldaya koca çeteyi birbirine düşürdü. Arthur’un son anlarında bile hala Dutch’ı uyarmaya çalışması, aslında karakterinin ne kadar sağlam olduğunu gösteriyor. O son kavgada Micah’ın suratına bir yumruk daha atamamak hala içimizde bir yerlerde duruyor.
Son
Arthur’un Mary ile gitme şansı varken ya da her şeyi bırakıp huzuru arayabilecekken çeteyi seçmesi, trajedi dediğimiz şeyin tam karşılığı. Belki de sonu en başından belliydi ama biz yine de o gün batımında bir umut bekledik. Aslında Dutch'ın o kadar kolay manipüle edilebilir bir adam çıkması, Arthur'un bunca yıllık sadakatinin ne kadar boşa gittiğini gösteriyor ki bence hikayenin en acı kısmı burası. Arthur başka bir yol seçse hikaye nasıl biterdi merak etmemek elde değil.