Evet bugün gene bir animeyle buraya geldim. Peki bugün hangi anime hakkında konuşacağız? Tabii ki de başlıktan gözüktüğü gibi CLANNAD hakkında. Bu anime tam bir garibanlık abidesidir. Neden olduğunu göreceksiniz, zaten kısa bir inceleme olacaktır (Yani öyle umuyorum). Ben gene uyarımı yapayım: Spoilerlar olacaktır. Eğer animeyi izlediyseniz veya animeyi izlemediğiniz halde spoilerları gram takmayan biriyseniz şimdiden iyi okumalar. Ayrıca sizden bir ricam var, lütfen altta attığım linkte ki videolardan birini açıp (mümkünse döngüye sokup) o müzik ile birlikte okumanız.
KONU: Konumuz Tomoya Okazaki ve arkadaşlarının çevresinde geçiyor. Tomoya bir gün okula giderken Nagisa Furukawa adında bir kız ile karşılaşır. Kendisinin "Bu okulu seviyor musun?" sorusu üzerine hem kızı hem de hayatı sorgulamaya başlar. Nagisa ile gittikçe daha fazla karşılaşan Okazaki, en sonunda kız ile arkadaş olur. ayrıca okulda ki arkadaşlarının sorunlarını çözdükçe de yeni yeni deneyimler kazanır ve Nagisanın da hayali olan Tiyatro kulübünü canlandırma işine girişir.
KARAKTERLER:
Tomaya Okazaki, Hayatının çoğunu babasıyla geçiren, fakat babasının asla kendisini umursamadığı bir insan evladıdır. Asabi ve kavgacı olmasının yanı sıra aslında çok yardımsever ve pozitif birisidir. Okuldan nefret ettiği gibi yaşadığı şehirden ve hayattan da nefret ediyordur ama buna rağmen yaşamaya devam eder. Arkadaşlarını kendisinden önce düşünür.
Nagisa Furukawa ise melek diye tanımlayabileceğimiz derecede iyi bir insandır. Zayıf ve hassas olmasının yanı sıra Okazaki den 100 kat daha bile pozitif birisidir. Hassas ve zayıftır çünkü bağışıklık sistemi, bünyesi fazla zayıftır. Kendisinin bir hastalığı vardır ama adı olmadığı gibi sebebi de yoktur. Her sene kış aylarında ortaya çıktığından her zaman okulu yarıda kalıyor ve okuduğu sınıfı tekrar etmek durumunda kalıyor.
Tomoyo sakagami güzel olmasının yanı sıra erkek fatma kıvamında bir kızdır aynı zamanda kavgacı ve vurdu mu oturtan tipten. Zeki ve atletiktir fakat biraz içine kapanıktır.
Kyou Fujibayashi de aynı şekilde güzel olmasına karşı asabi bir karaktere sahiptir. Aynı şekilde vurdu mu gene oturtan tiplerden.,
Kotomi Ichinose, İki Profesörün çocuğudur. Fazla zeki olmasına karşın Okazakinin çocukluk arkadaşıdır. Ayrıca kendisi insanlarla konuşmasını pek tercih etmeyen ve depresyonda olan biridir. Çünkü Anne ve Babasını bir uçak kazasında kaybetmiştir.
Sunohara Youhei Okazakinin yakın dostu yada dostlarından biridir. Kızlara sırnaşık bir tip olsa da her seferinde dayak yiyor.
Ryou Fujibayashi Soyadından da anlaşılacağı üzere Kyou'nun kardeşidir. Kyou'nun aksine sevecen ve pozitif bir insandır.
Fuuko Ibuki diğerlerine nazaran değişik birisi. Çünkü kendisi okulun hayaletidir. Çocuktur, ve büyüyemediği içinde haliyle hep çocuk kalıyor.
ÖNEMLİ KISIM: Clannad, bir VN (Visual Novel) dir. E haliyle tek değil belli başlı Route'ları yani yolları var. Ben diğer karakterlerin Route'larını izlemediğimden burada Nagisa yolunu anlatacağım zaten Anime de Nagisa yolunu anlatıyor çünkü ana yol Nagisa'nın hikayesi.
Karakterlerden çok bahsetmedim, Neden? Çünkü çok konuşulacak bir tarafı yok çoğunun.
Neyse, o zaman size Animede ki bazı olayları, sonrasında oluşan bazı sekanslarla birlikte, animede işlenen düşünceleri inceleyeceğim.
TOMOYANIN HAYATA BAKIŞ AÇISI/NAGİSANIN HAYALİ/IŞIK HÜZMELERİ HAKKINDA:
Hatta ayıp olmazsa ilk önce ışık hüzmelerinden bahsedeyim. Clannad da belli başlı bazı parlak toplar, ışık hüzmeleri mevcut. Peki nedir bunlar? Aslında tek bir olayı var. Her birisine yardım ettiğinde ve o kişinin değişmesine vesile olduğunda veya hayatını etkileyecek bir eylem yaptığında kazanılan bir ödül gibidir. Bunlardan yeterli sayıda toplanılırsa istediğiniz herhangi bir dileği gerçekleştirebiliyorsunuz. Kısacası bu özelliği.
Tomoya hayata karamsar ve anlamsız bakıyor çünkü geçirdiği çocukluk da bomboş ve değersiz. Peki neden? Annesi Okazakiyi doğurduktan hemen sonra yani doğumda ölüyor. Haliyle babası tek başına bakmaya çalışıyor ama nafile. Yapamıyor. Boş veriyor okazakiyi ve okazaki hayata kendi ayakları üstünde durmayı erken bir yaşta öğreniyor, asabi olmasının sebebi de bu zaten. Babasından hayatı boyunca nefret ediyor bu yüzden ve hatta babasını saymıyor bile. Okulu da zaten sevmeyen bir insan olduğundan oraya sadece arkadaşları için gidiyor, yoksa ona kalsa orası da anlamsız. Tomoya yaşadığı şehirden de nefret ediyor çünkü tam bir bahtsızlık abidesi, neden olduğuna geleceğim. Bu arada babasıyla aynı evde yaşıyor ama babası ufak bir ilgi gösterdiğinde bile hemen babasına ters yapmaya başlıyor, sonuçta hiç ilgi göstermemiş adam bir anda kendisine ilgi göstermeye çalışıyor. Aslında Tomoya bildiğiniz sokak çocuğu misali. Evde durmayı sevmiyor haliyle. Şimdi hayata bu kadar anlamsız bakan bir insanın hayatına Nagisa girince resmen canlanıyor diyebiliriz. Nagisa Omozakinin başına gelmiş en iyi şeydir, çünkü karakterini değiştirmekle beraber hayatının rengini de değiştiriyor. Dedim ya, Nagisa melek diyebileceğimiz bir karakter. Fakat insanlarla konuşabilen biri değil çünkü arkadaşı yok, normalde Nagisa için annesi ve babası dışında başka kimsesi yoktu taa ki Okazaki ile yolları kesişene kadar.
Nagisanın bu hayatta tek bir isteği var o da Tiyatro kulübünü canlandırmak. Zaten çok tercih edilen bir şey değil ve üye bulmakta sıkıntı çekiyorlar zaten. Okazaki de Nagisaya değer verdiğinden bu isteğini çevirmiyor ve onla bunun üzerine yoğunlaşılıyor. Üye topluyorlar mı? Hayır. O öyle kalıyor. Ama Bu Tiyatro kulübü sayesinde ikisi ciddi derece yakınlaşmaya başlıyor. Ve aslında ikisininde hayatının değişeceği nokta burasıydı ve nitekim ciddi bir değişikliğe giriyorlar zaten.
ÖBÜR DÜNYA ÜZERİNE:
Öbür dünya diyorum da başka bir adı var mı emin değilim, ben o yüzden bunu kullanıyorum.
Anime de neredeyse her bölüm başında bir rüya görüyoruz. Bu rüya da bir kız, dünyada tek başına kalmış ve kendisinin bu dünyada yaşamaya çalışmasının yanı sıra aynı zamanda dünyaya karşı bir sorgulama içinde olduğunu görüyoruz. Kız yalnız kalmaya dayanamadığından bir robot yaratıyor. Bu robotta kendisine sorgusuz sualsiz bağlı ve sevgi içinde olduğunu görüyoruz. Fakat kız robot yarattığı halde kendisini yalnız hissediyor. Robot ise onu teselli etmekle yükümlü. Kız dünyaya karşı meraklı olduğu halde maalesef ki umutsuz, fakat robot ise onu mutlu edebilmek için her türlü şeye girişiyor. Misal araç yapmaya çalışıyor ama araç elinde kalıyor. Aynı zamanda dünyada ara sıra bir soğuk günleri de etkili oluyor. Bu dünyanın olayına ve robotla kızın olayına değineceğim.
OKULDAN SONRASI/HAYATA KARŞI DİK DURMAK:
"Daha bir şey anlatmadın ki de hemen okuldan sonrasına geldin" diyecekler vardır. Evet hemen okuldan sonrasına geldim çünkü asıl olay zaten okuldan sonrası. Okulda yaşanan olaylar göreceğiniz slice of life, Romance animelerinden farksız. Bizim değineceğimiz kısımlar buralar.
Okuldan sonra herkes farklı bir yaşama atılır. Sakagami Tomoyo, kendince dışarılarda geziyor, Fujibayashi Kyou ise Anaokulu öğretmeni olmak üzere bununla alakalı bir okula gidiyor. Kotomi, Annesi ve babasının yolundan gitmek için Profesör olmaya karar veriyor. Youhei, Oyuncu oluyor ve işten işe koşturuyor. Ryou ise Hemşire olmaya karar vererek bununla alakalı okula gidiyor. Peki Tomoyo ve Nagisa ne oluyor? Nagisa hiç bir şey olamıyor. Çünkü hastalığı tekrar zuhür ediyor Bu yüzden okulu tekrar etmekten çıkamıyor. Fakat okul ile anlaşıp ona özel bir mezuniyet töreni yaparak Nagisayı mezun ediyorlar okuldan. Ama mesleği falan olmuyor onun yerine annesi ve babasının fırınına yardım ediyor. Tomoya ise bir Elektrikçi de çalışmaya başlıyor. Tomoya, Hayatını böyle idame ettirmeye çalışıyor ve bu sıralarda çoktan Nagisaya taşınmıştı zaten, Sonrasında kendisine bir ev tutuyor ve kirasını da o elektrik işinden kazanmaya çalışıyor. Kısacası Tomoya, herkesten önce hayata atılıyor çünkü mesleki bir hedefi de yoktu zaten. Bu arada Nagisayla işler baya ilerlemiş hatta bu süre zarfında evlenmişlerdir. Ve evli oldukları için haliyle artık sadece kendisine değil, Nagisaya da sahip çıkması lazımdır. Tabii sonra her şey babasının bir olaya karışmasıyla beraber tepetaklak olma sinyalleri veriyor. Tomoyanın babası, hapishaneye gidiyor ve Okazaki, iyice delleniyor bu olaya. Hapishaneye gidip babasıyla yüzleşip kendisini yok saydığını ilan ediyor. Ve hayatlarına devam etme kararı alıyorlar ama Okazaki'nin içinde bir sorgulama durumu oluyor. Ve en sonunda bir akşam, Nagisa en büyük hayalini, Bir çocuk sahibi olmak istediğini Okazakiye açıklıyor. Ve Okazaki bizim kızın bu isteğini zayıf bünyesine rağmen gerçekleştiriyor. Ve okazakinin üstüne daha fazla sorumluluk yükleniyor. Çünkü artık 1 değil 2 kişiye bakması lazımdır. Tabii Nagisa hamile kalıyor ve bu sırada okuldan arkadaşları da kendisini ziyarete geliyor. Mutlu bir an ortaya çıkıyor
. Bu gülüşten korkun.
Günlerden karlı bir gün, Hayatın gene soluk olduğu günlerden biri, aynı animenin başında ki gibi. Bir gün Nagisanın doğum anı geliyor ve Nagisa her şeye rağmen evde doğum yapmakta ısrar ediyor ve bir şekilde kabul ettirip evde doğum yapılıyor. Çocuk doğuyor ve mutlu bir sona ulaşıyoruz dememi mi bekliyordunuz? Nagisa doğum sırasında ölüyor. Okazaki ise depresyonun tillahına giriyor. Tabii Nagisanın ailesi de Depresyona ve Yas'a giriyor. Okazaki girdiği mental yüzünden çocuğu Nagisanın ailesine bırakıyor ve seneler boyu çocuğa onlar bakmakla kalıyorlar. Okazaki ise kumardır, içkidir sigaradır her türlü pisliğe düşüyor ve işinden de izin alıyor fazla uzun bir süreliğine. En sonunda Nagisanın ailesi tatile gittik ayağına Nagisanın çocuğu olan Ushio'ya bakmasını ve tatile gitmelerini istiyor. Okazaki tabii kendi çocuğunu yıllar sonra görüyor ve haliyle nasıl bakılır bilmemekle beraber, içten içe kendi çocuğunu suçluyor. Tabii çocuk da onu babası olarak bilse de babası olarak bakmıyor. Çünkü yıllar sonra ilk defa görüyor. Çocuğun itirazları sonucu en sonunda çocuğun istediği tatile gitme kararı alıyorlar ve ikisi bir tren yolculuğuna çıkıyor.
Tatile gittiklerinde Okazaki, Babaanesi ile karşılaşıyor ve Babaannesinden babasının geçmişini dinliyor. Bunu dinledikten sonra babasını kendince affediyor ve kızına da aynı muamele olmaması için Kızının yanına gidiyor. En sonunda kendi kızına durumları anlatıp Kızıyla barışıyor ve kendi reddettiğini çocuğunu kabulleniyor. Dönüş yolculuğunda Ushio, Babasından Annesinden bahsetmesini istiyor ve Okazaki de tek tek özelliklerinden tut neyi sevip sevmediğine kadar anlatıyor. Tabii yıllar sonra ilk defa Nagisayı ağzına aldığı için yıkılıyor haliyle. Bundan sonrasında Çocuğun Anaokuluna gidiyor ve orada Fujibayashi Kyou ile karşılaşıyor. Demiştik zaten, Kyou Anaokulu öğretmeni olmak istiyordu ve oluyorda. Aynı şekilde Kardeşi de hemşire, Yakın dostu oyuncu, Kotomi ise Profesör oluyor. Kyou ile hem nagisa üzerine hem de hayat üzerine konuştuktan sonra eve dönüyor. Bu saaten sonra Ushio ile daha fazla ilgilenmesinin yanı sıra kızı da babasını daha çok sevmeye başlıyor.
Günlerden gene bir kış günü, aynı animenin başında ki gibi. Ushio da da Annesinin hastalığı var ve bu yüzden evde yatağa düşüyor. Tabii Okazakinin Travması tetikleniyor ve karısının başına gelen şeyin kızına da gelmesini istemiyor, ama nafile. Kızı dışarıya çıkmak istediğini söyleyerek babasına dadanıyor ve Okazaki de anlamış olacak ki bunu kabul ediyor. Tabii yolda maalesef kızını da kaybediyor ve aynı şekilde üzüntüden ve yıpranmadan dolayı Babası da ölüyor (Ya da bayılıyor??)
Fakat ne demiştik? Bu anime de ışık hüzmelerimiz var dedik. Okazaki yeteri kadar topladığı için bunları kullanabiliyor ve asıl iyi olan gerçekliğe gidip kendisi için mutlu sona ulaşıyor. Nagisa da ölmemiş, çocuğu da ölmemiş. Sorunsuz ve kötünün olmadığı bir hayat ile anime iyi sona ulaşıyor, tabii iyi sona ulaşana kadar içinden geçiyorlar.
Anime'yi hızlı özetlediğimin farkındayım ama başka anlatılacak bir şey yok. İlk sezon tamamen bir Slice of Life okul animelerinden hallice. Yani anlatsam çok sıkıcı kaçardı. Hani illa özet istiyorsanız Tomozakinin yeni insanlarla tanışıp, hem onlara hem de çevresinde ki hali hazırda ki arkadaşlarının sorunlarını çözmesini anlatıyor. Hani öyle anlatılacak bir şey olduğunu düşünmüyorum.
Şimdi anime hakkında ki genel düşüncelerime geçelim:
HAYATIN GARİBAN EVLADI TOMOYA OKAZAKİ/NASIL BÜYÜRSEN ÖYLE BÜYÜTÜRSÜN MOTTOSU/DİĞER DÜNYANIN MANASI/BU OKULU SEVİYOR MUSUN SORUSU/HAYAT ÜZERİNE:
Tomoya, Bu hayatın gariban evladıdır, Hatta garibanların bayrak sallayıcısıdır. Hayattan ne zaman sağ kroşe yese işin sonunda soldan da bir kroşe yiyor. Hayattan nasibini son ana kadar alamadı. Şehir hep kendisiyle dalga geçiyor. Yaşadığı yerden nefret etmesinin sebebi de bu aslında, şehrin kendisiyle oyun oynaması. Bahtsızlığının dışında hep iyi bir insan olduğu içinde hayat kendisine vurdu. Bu dünya da nasıl olan hep iyiye oluyorsa aynısı Okazaki'nin de başına geliyor. Tomoya maddi anlamında da manevi anlamda da tam bir gariban evladıdır. Kaderinde zaten böyle olmak varmış fakat kendi kaderini her şeyini kaybettikten sonra değiştiriyor.
Tomoya da nasıl büyüdüyse kızını da öyle büyüttü. Tomoya nasıl doğduysa Ushio da aynı şekil doğdu. Tarih bir şekilde Tekerrür etti ama çok kötü şekilde etti. Muhtemelen Tomoyanın annesinde de aynı hastalık vardı ve ölmesi de muhtemelen bundandır.
Şu öbür dünyadan da bahsetmemiz gerekirse: O tanımadığımız dünyada yalnız kalan kız Okazakinin kızı Ushio, Robot ise Okazakinin kendisi. Peki dünyada yalnız kalması ne alaka? Öncelikle Ushio, annesini kaybetti e haliyle tüm dünyası da ondan ibaret aslında normalde. Her çocuğun ilk dünyası annesinden başkası değildir, ondan başka yüz görmezsiniz ilk başta. Okazaki ise bu sıralarda ortada yok bu yüzden bu dünyada yapayalnızdı. Robotun yaratılması ise Okazaki yani babası ile ilişkisini düzeltmek anlamında olabilir. Sonuçta babasını da doğduktan bilmem kaç sene sonra görüyor. Bu anime de ise kış, anlamışsınzdır ki BİR ÖLÜM MOTİFİDİR. Her kış olduğunda başına bir şey geldi. Hem karısı hem kızı öldü. Öbür dünya da aynı şekil kış günü geldiğinde bilinmeyen kız yani Ushio da ölüyor Okazaki de ölüyor. Buna paralel evren diyebilirsiniz, doğrudur. Muhtemelen böyledir. Ayrıca o dünya da etraf ışık topları ile kaynıyor. Fakat kış olunca çok fazla göze batmıyorlar. Okazaki anlamışsınızdır ki bu durumu muhtemelen bir sürü kez yaşadı, bu durumu çokça yaşamanın yanında başka kişilerle de etkileşime ve başka olaylar zinciri de yaşadı. Route var demiştik. Kyou, Tomoyo, Fuuko, Ryou ve Kotomi ile route lar var. Hepsinden topladığı illa ki Işık topları vardır. Bunlarla yeterli sayıya ulaştığında mutlu sona ulaşabildi. Peki o gittiği son nereden başladı? Nagisa ile taa ilk karşılaştığı yerde.
"Bu okulu seviyor musun? Ben gerçekten, gerçekten çok seviyorum. Ama hiç bir şey değişmeden kalamaz. Eğlenceli şeyler, mutlu şeyler, hiç biri değişmeden kalamaz. Öyle olsa bile, bu yeri sevmeye devam edebilir misin?"
Burada ki okulu seviyor musun sorusu, aslında Hayatı seviyor musun sorusudur. Hayatta bir okuldan ibarettir. Okulda girdiğimiz sınavlar ve dersler hayatın kendisinde de vardır. Nagisa okulu çok sevdiğinden bahsederken aslında hayatı çok sevdiğinden, ama illa ki değişimlerin de kaçınılmaz olduğundan bahsediyor. Okazaki, her şeyin aynı kalmasını ve asla değişmemesini isteyen birisidir. Nagisa hiç bir şey değişmese bile sevebilir misin hayatı diye sorar aslında. Değişimsiz hayat, sıkıcı ve monotondur. Animenin başlangıcının gri olmasının sebebi de budur. Hayatı sadece okula git-boş boş okulda durmak-eve git döngüsünden ibaretti. Fakat Nagisa onun hayatında ki en büyük değişimdir. Bu yüzden hemen sonra animenin rengi gri den renkli görünüme geçer. Yani aslında Okazaki zaten Nagisa ile tanışarak hayatını değiştirdi ve kısacası Nagisa sayesinde okulu sevebilmeyi başardı.
Hayatta maalesef ki böyle hayatlar vardır. Fakat bunlara rağmen okulu, yani hayat sevmeliyiz. Gerçekten de hiç bir şey değişmeden kalamaz. Hayatımızın her adımında arkamızda iyi veya kötü, küçük veya büyük iz bırakıyoruz ve bırakmaya da devam edeceğiz. İnsanların en büyük izinin çocuklar olduğunu düşünüyorum, bundan mütevellit Ushio, Annesinin tıpkısıdır. Okazaki ise Babasının tıpkısıdır. Sizler de annenizin veya babanızın tıpkısı gibisinizdir. Aynı şekilde yapacağınız eylemler de aileden geçiş gösterir. Eğer hayatta hiç iz bırakmasaydık kesinlikle yaşamanın bir anlamı olmazdı. Yaşamak demek, geriye bir şey bırakabilmektir. Hayat böyle üzülmeye veya depresyona girmeye değecek kadar zararlı veya değerli değil. İnsan ne yaparsa kendisine yapar. Kendisini sevmeli, kendisi için çabalamalı ve kendisi için ölmelidir. Hayat küçük şeylere üzülmek için değmez, sallayın, boşverin, hayatınızı iyisiyle kötüsüyle yaşayın. Umarım herkes bir gün Nagisa gibi bir insan ile karşılaşır da okulu cidden sevebilir ve okulu capcanlı olabilir.
SON SÖZ: Clannad aslında bize hayatı göstermekle beraber, Çaresizliği ve Değişimin hayata yansıyan gücünü gösteriyor. Çok üstüne konuşabileceğim bir şey yok. Bizler de Okazaki gibi gariban insanlarız. Bazılarımızın okazaki gibi hayatı vardır bazılarımızın yoktur ama Okazaki gibi bir insan olduğumuz gerçeği değişmiyor. Okazaki, sen, ben veya sokaktaki herhangi bir insandan farksız değil. Değerlendirme kısmına geçelim:
DEĞERLENDİRME:
KARAKTERLER: 9/10
KONU: 8/10
DUYGU YÜKÜ: 100/100 (işin şakası tabi o,) 10/10
RENKLENDİRME VE KALİTE: 10/10
SES KALİTESİ 9/10
Animeye puanım 9-9.5/10 ve bu animeyi öneriyorum. Buraya kadar okuyan herkese teşekkür ederim. Anime hakkında çok bir şey bahsedemedim ama gene de yeteri kadar açıklayabildiğimi düşünüyorum. Karışık olduysa kusura bakmayın.
KONU: Konumuz Tomoya Okazaki ve arkadaşlarının çevresinde geçiyor. Tomoya bir gün okula giderken Nagisa Furukawa adında bir kız ile karşılaşır. Kendisinin "Bu okulu seviyor musun?" sorusu üzerine hem kızı hem de hayatı sorgulamaya başlar. Nagisa ile gittikçe daha fazla karşılaşan Okazaki, en sonunda kız ile arkadaş olur. ayrıca okulda ki arkadaşlarının sorunlarını çözdükçe de yeni yeni deneyimler kazanır ve Nagisanın da hayali olan Tiyatro kulübünü canlandırma işine girişir.
KARAKTERLER:
Tomaya Okazaki, Hayatının çoğunu babasıyla geçiren, fakat babasının asla kendisini umursamadığı bir insan evladıdır. Asabi ve kavgacı olmasının yanı sıra aslında çok yardımsever ve pozitif birisidir. Okuldan nefret ettiği gibi yaşadığı şehirden ve hayattan da nefret ediyordur ama buna rağmen yaşamaya devam eder. Arkadaşlarını kendisinden önce düşünür.
Nagisa Furukawa ise melek diye tanımlayabileceğimiz derecede iyi bir insandır. Zayıf ve hassas olmasının yanı sıra Okazaki den 100 kat daha bile pozitif birisidir. Hassas ve zayıftır çünkü bağışıklık sistemi, bünyesi fazla zayıftır. Kendisinin bir hastalığı vardır ama adı olmadığı gibi sebebi de yoktur. Her sene kış aylarında ortaya çıktığından her zaman okulu yarıda kalıyor ve okuduğu sınıfı tekrar etmek durumunda kalıyor.
Tomoyo sakagami güzel olmasının yanı sıra erkek fatma kıvamında bir kızdır aynı zamanda kavgacı ve vurdu mu oturtan tipten. Zeki ve atletiktir fakat biraz içine kapanıktır.
Kyou Fujibayashi de aynı şekilde güzel olmasına karşı asabi bir karaktere sahiptir. Aynı şekilde vurdu mu gene oturtan tiplerden.,
Kotomi Ichinose, İki Profesörün çocuğudur. Fazla zeki olmasına karşın Okazakinin çocukluk arkadaşıdır. Ayrıca kendisi insanlarla konuşmasını pek tercih etmeyen ve depresyonda olan biridir. Çünkü Anne ve Babasını bir uçak kazasında kaybetmiştir.
Sunohara Youhei Okazakinin yakın dostu yada dostlarından biridir. Kızlara sırnaşık bir tip olsa da her seferinde dayak yiyor.
Ryou Fujibayashi Soyadından da anlaşılacağı üzere Kyou'nun kardeşidir. Kyou'nun aksine sevecen ve pozitif bir insandır.
Fuuko Ibuki diğerlerine nazaran değişik birisi. Çünkü kendisi okulun hayaletidir. Çocuktur, ve büyüyemediği içinde haliyle hep çocuk kalıyor.
ÖNEMLİ KISIM: Clannad, bir VN (Visual Novel) dir. E haliyle tek değil belli başlı Route'ları yani yolları var. Ben diğer karakterlerin Route'larını izlemediğimden burada Nagisa yolunu anlatacağım zaten Anime de Nagisa yolunu anlatıyor çünkü ana yol Nagisa'nın hikayesi.
Karakterlerden çok bahsetmedim, Neden? Çünkü çok konuşulacak bir tarafı yok çoğunun.
Neyse, o zaman size Animede ki bazı olayları, sonrasında oluşan bazı sekanslarla birlikte, animede işlenen düşünceleri inceleyeceğim.
TOMOYANIN HAYATA BAKIŞ AÇISI/NAGİSANIN HAYALİ/IŞIK HÜZMELERİ HAKKINDA:
Hatta ayıp olmazsa ilk önce ışık hüzmelerinden bahsedeyim. Clannad da belli başlı bazı parlak toplar, ışık hüzmeleri mevcut. Peki nedir bunlar? Aslında tek bir olayı var. Her birisine yardım ettiğinde ve o kişinin değişmesine vesile olduğunda veya hayatını etkileyecek bir eylem yaptığında kazanılan bir ödül gibidir. Bunlardan yeterli sayıda toplanılırsa istediğiniz herhangi bir dileği gerçekleştirebiliyorsunuz. Kısacası bu özelliği.
Tomoya hayata karamsar ve anlamsız bakıyor çünkü geçirdiği çocukluk da bomboş ve değersiz. Peki neden? Annesi Okazakiyi doğurduktan hemen sonra yani doğumda ölüyor. Haliyle babası tek başına bakmaya çalışıyor ama nafile. Yapamıyor. Boş veriyor okazakiyi ve okazaki hayata kendi ayakları üstünde durmayı erken bir yaşta öğreniyor, asabi olmasının sebebi de bu zaten. Babasından hayatı boyunca nefret ediyor bu yüzden ve hatta babasını saymıyor bile. Okulu da zaten sevmeyen bir insan olduğundan oraya sadece arkadaşları için gidiyor, yoksa ona kalsa orası da anlamsız. Tomoya yaşadığı şehirden de nefret ediyor çünkü tam bir bahtsızlık abidesi, neden olduğuna geleceğim. Bu arada babasıyla aynı evde yaşıyor ama babası ufak bir ilgi gösterdiğinde bile hemen babasına ters yapmaya başlıyor, sonuçta hiç ilgi göstermemiş adam bir anda kendisine ilgi göstermeye çalışıyor. Aslında Tomoya bildiğiniz sokak çocuğu misali. Evde durmayı sevmiyor haliyle. Şimdi hayata bu kadar anlamsız bakan bir insanın hayatına Nagisa girince resmen canlanıyor diyebiliriz. Nagisa Omozakinin başına gelmiş en iyi şeydir, çünkü karakterini değiştirmekle beraber hayatının rengini de değiştiriyor. Dedim ya, Nagisa melek diyebileceğimiz bir karakter. Fakat insanlarla konuşabilen biri değil çünkü arkadaşı yok, normalde Nagisa için annesi ve babası dışında başka kimsesi yoktu taa ki Okazaki ile yolları kesişene kadar.
Nagisanın bu hayatta tek bir isteği var o da Tiyatro kulübünü canlandırmak. Zaten çok tercih edilen bir şey değil ve üye bulmakta sıkıntı çekiyorlar zaten. Okazaki de Nagisaya değer verdiğinden bu isteğini çevirmiyor ve onla bunun üzerine yoğunlaşılıyor. Üye topluyorlar mı? Hayır. O öyle kalıyor. Ama Bu Tiyatro kulübü sayesinde ikisi ciddi derece yakınlaşmaya başlıyor. Ve aslında ikisininde hayatının değişeceği nokta burasıydı ve nitekim ciddi bir değişikliğe giriyorlar zaten.
ÖBÜR DÜNYA ÜZERİNE:
Öbür dünya diyorum da başka bir adı var mı emin değilim, ben o yüzden bunu kullanıyorum.
Anime de neredeyse her bölüm başında bir rüya görüyoruz. Bu rüya da bir kız, dünyada tek başına kalmış ve kendisinin bu dünyada yaşamaya çalışmasının yanı sıra aynı zamanda dünyaya karşı bir sorgulama içinde olduğunu görüyoruz. Kız yalnız kalmaya dayanamadığından bir robot yaratıyor. Bu robotta kendisine sorgusuz sualsiz bağlı ve sevgi içinde olduğunu görüyoruz. Fakat kız robot yarattığı halde kendisini yalnız hissediyor. Robot ise onu teselli etmekle yükümlü. Kız dünyaya karşı meraklı olduğu halde maalesef ki umutsuz, fakat robot ise onu mutlu edebilmek için her türlü şeye girişiyor. Misal araç yapmaya çalışıyor ama araç elinde kalıyor. Aynı zamanda dünyada ara sıra bir soğuk günleri de etkili oluyor. Bu dünyanın olayına ve robotla kızın olayına değineceğim.
OKULDAN SONRASI/HAYATA KARŞI DİK DURMAK:
"Daha bir şey anlatmadın ki de hemen okuldan sonrasına geldin" diyecekler vardır. Evet hemen okuldan sonrasına geldim çünkü asıl olay zaten okuldan sonrası. Okulda yaşanan olaylar göreceğiniz slice of life, Romance animelerinden farksız. Bizim değineceğimiz kısımlar buralar.
Okuldan sonra herkes farklı bir yaşama atılır. Sakagami Tomoyo, kendince dışarılarda geziyor, Fujibayashi Kyou ise Anaokulu öğretmeni olmak üzere bununla alakalı bir okula gidiyor. Kotomi, Annesi ve babasının yolundan gitmek için Profesör olmaya karar veriyor. Youhei, Oyuncu oluyor ve işten işe koşturuyor. Ryou ise Hemşire olmaya karar vererek bununla alakalı okula gidiyor. Peki Tomoyo ve Nagisa ne oluyor? Nagisa hiç bir şey olamıyor. Çünkü hastalığı tekrar zuhür ediyor Bu yüzden okulu tekrar etmekten çıkamıyor. Fakat okul ile anlaşıp ona özel bir mezuniyet töreni yaparak Nagisayı mezun ediyorlar okuldan. Ama mesleği falan olmuyor onun yerine annesi ve babasının fırınına yardım ediyor. Tomoya ise bir Elektrikçi de çalışmaya başlıyor. Tomoya, Hayatını böyle idame ettirmeye çalışıyor ve bu sıralarda çoktan Nagisaya taşınmıştı zaten, Sonrasında kendisine bir ev tutuyor ve kirasını da o elektrik işinden kazanmaya çalışıyor. Kısacası Tomoya, herkesten önce hayata atılıyor çünkü mesleki bir hedefi de yoktu zaten. Bu arada Nagisayla işler baya ilerlemiş hatta bu süre zarfında evlenmişlerdir. Ve evli oldukları için haliyle artık sadece kendisine değil, Nagisaya da sahip çıkması lazımdır. Tabii sonra her şey babasının bir olaya karışmasıyla beraber tepetaklak olma sinyalleri veriyor. Tomoyanın babası, hapishaneye gidiyor ve Okazaki, iyice delleniyor bu olaya. Hapishaneye gidip babasıyla yüzleşip kendisini yok saydığını ilan ediyor. Ve hayatlarına devam etme kararı alıyorlar ama Okazaki'nin içinde bir sorgulama durumu oluyor. Ve en sonunda bir akşam, Nagisa en büyük hayalini, Bir çocuk sahibi olmak istediğini Okazakiye açıklıyor. Ve Okazaki bizim kızın bu isteğini zayıf bünyesine rağmen gerçekleştiriyor. Ve okazakinin üstüne daha fazla sorumluluk yükleniyor. Çünkü artık 1 değil 2 kişiye bakması lazımdır. Tabii Nagisa hamile kalıyor ve bu sırada okuldan arkadaşları da kendisini ziyarete geliyor. Mutlu bir an ortaya çıkıyor
Günlerden karlı bir gün, Hayatın gene soluk olduğu günlerden biri, aynı animenin başında ki gibi. Bir gün Nagisanın doğum anı geliyor ve Nagisa her şeye rağmen evde doğum yapmakta ısrar ediyor ve bir şekilde kabul ettirip evde doğum yapılıyor. Çocuk doğuyor ve mutlu bir sona ulaşıyoruz dememi mi bekliyordunuz? Nagisa doğum sırasında ölüyor. Okazaki ise depresyonun tillahına giriyor. Tabii Nagisanın ailesi de Depresyona ve Yas'a giriyor. Okazaki girdiği mental yüzünden çocuğu Nagisanın ailesine bırakıyor ve seneler boyu çocuğa onlar bakmakla kalıyorlar. Okazaki ise kumardır, içkidir sigaradır her türlü pisliğe düşüyor ve işinden de izin alıyor fazla uzun bir süreliğine. En sonunda Nagisanın ailesi tatile gittik ayağına Nagisanın çocuğu olan Ushio'ya bakmasını ve tatile gitmelerini istiyor. Okazaki tabii kendi çocuğunu yıllar sonra görüyor ve haliyle nasıl bakılır bilmemekle beraber, içten içe kendi çocuğunu suçluyor. Tabii çocuk da onu babası olarak bilse de babası olarak bakmıyor. Çünkü yıllar sonra ilk defa görüyor. Çocuğun itirazları sonucu en sonunda çocuğun istediği tatile gitme kararı alıyorlar ve ikisi bir tren yolculuğuna çıkıyor.
Tatile gittiklerinde Okazaki, Babaanesi ile karşılaşıyor ve Babaannesinden babasının geçmişini dinliyor. Bunu dinledikten sonra babasını kendince affediyor ve kızına da aynı muamele olmaması için Kızının yanına gidiyor. En sonunda kendi kızına durumları anlatıp Kızıyla barışıyor ve kendi reddettiğini çocuğunu kabulleniyor. Dönüş yolculuğunda Ushio, Babasından Annesinden bahsetmesini istiyor ve Okazaki de tek tek özelliklerinden tut neyi sevip sevmediğine kadar anlatıyor. Tabii yıllar sonra ilk defa Nagisayı ağzına aldığı için yıkılıyor haliyle. Bundan sonrasında Çocuğun Anaokuluna gidiyor ve orada Fujibayashi Kyou ile karşılaşıyor. Demiştik zaten, Kyou Anaokulu öğretmeni olmak istiyordu ve oluyorda. Aynı şekilde Kardeşi de hemşire, Yakın dostu oyuncu, Kotomi ise Profesör oluyor. Kyou ile hem nagisa üzerine hem de hayat üzerine konuştuktan sonra eve dönüyor. Bu saaten sonra Ushio ile daha fazla ilgilenmesinin yanı sıra kızı da babasını daha çok sevmeye başlıyor.
Günlerden gene bir kış günü, aynı animenin başında ki gibi. Ushio da da Annesinin hastalığı var ve bu yüzden evde yatağa düşüyor. Tabii Okazakinin Travması tetikleniyor ve karısının başına gelen şeyin kızına da gelmesini istemiyor, ama nafile. Kızı dışarıya çıkmak istediğini söyleyerek babasına dadanıyor ve Okazaki de anlamış olacak ki bunu kabul ediyor. Tabii yolda maalesef kızını da kaybediyor ve aynı şekilde üzüntüden ve yıpranmadan dolayı Babası da ölüyor (Ya da bayılıyor??)
Fakat ne demiştik? Bu anime de ışık hüzmelerimiz var dedik. Okazaki yeteri kadar topladığı için bunları kullanabiliyor ve asıl iyi olan gerçekliğe gidip kendisi için mutlu sona ulaşıyor. Nagisa da ölmemiş, çocuğu da ölmemiş. Sorunsuz ve kötünün olmadığı bir hayat ile anime iyi sona ulaşıyor, tabii iyi sona ulaşana kadar içinden geçiyorlar.
Anime'yi hızlı özetlediğimin farkındayım ama başka anlatılacak bir şey yok. İlk sezon tamamen bir Slice of Life okul animelerinden hallice. Yani anlatsam çok sıkıcı kaçardı. Hani illa özet istiyorsanız Tomozakinin yeni insanlarla tanışıp, hem onlara hem de çevresinde ki hali hazırda ki arkadaşlarının sorunlarını çözmesini anlatıyor. Hani öyle anlatılacak bir şey olduğunu düşünmüyorum.
Şimdi anime hakkında ki genel düşüncelerime geçelim:
HAYATIN GARİBAN EVLADI TOMOYA OKAZAKİ/NASIL BÜYÜRSEN ÖYLE BÜYÜTÜRSÜN MOTTOSU/DİĞER DÜNYANIN MANASI/BU OKULU SEVİYOR MUSUN SORUSU/HAYAT ÜZERİNE:
Tomoya, Bu hayatın gariban evladıdır, Hatta garibanların bayrak sallayıcısıdır. Hayattan ne zaman sağ kroşe yese işin sonunda soldan da bir kroşe yiyor. Hayattan nasibini son ana kadar alamadı. Şehir hep kendisiyle dalga geçiyor. Yaşadığı yerden nefret etmesinin sebebi de bu aslında, şehrin kendisiyle oyun oynaması. Bahtsızlığının dışında hep iyi bir insan olduğu içinde hayat kendisine vurdu. Bu dünya da nasıl olan hep iyiye oluyorsa aynısı Okazaki'nin de başına geliyor. Tomoya maddi anlamında da manevi anlamda da tam bir gariban evladıdır. Kaderinde zaten böyle olmak varmış fakat kendi kaderini her şeyini kaybettikten sonra değiştiriyor.
Tomoya da nasıl büyüdüyse kızını da öyle büyüttü. Tomoya nasıl doğduysa Ushio da aynı şekil doğdu. Tarih bir şekilde Tekerrür etti ama çok kötü şekilde etti. Muhtemelen Tomoyanın annesinde de aynı hastalık vardı ve ölmesi de muhtemelen bundandır.
Şu öbür dünyadan da bahsetmemiz gerekirse: O tanımadığımız dünyada yalnız kalan kız Okazakinin kızı Ushio, Robot ise Okazakinin kendisi. Peki dünyada yalnız kalması ne alaka? Öncelikle Ushio, annesini kaybetti e haliyle tüm dünyası da ondan ibaret aslında normalde. Her çocuğun ilk dünyası annesinden başkası değildir, ondan başka yüz görmezsiniz ilk başta. Okazaki ise bu sıralarda ortada yok bu yüzden bu dünyada yapayalnızdı. Robotun yaratılması ise Okazaki yani babası ile ilişkisini düzeltmek anlamında olabilir. Sonuçta babasını da doğduktan bilmem kaç sene sonra görüyor. Bu anime de ise kış, anlamışsınzdır ki BİR ÖLÜM MOTİFİDİR. Her kış olduğunda başına bir şey geldi. Hem karısı hem kızı öldü. Öbür dünya da aynı şekil kış günü geldiğinde bilinmeyen kız yani Ushio da ölüyor Okazaki de ölüyor. Buna paralel evren diyebilirsiniz, doğrudur. Muhtemelen böyledir. Ayrıca o dünya da etraf ışık topları ile kaynıyor. Fakat kış olunca çok fazla göze batmıyorlar. Okazaki anlamışsınızdır ki bu durumu muhtemelen bir sürü kez yaşadı, bu durumu çokça yaşamanın yanında başka kişilerle de etkileşime ve başka olaylar zinciri de yaşadı. Route var demiştik. Kyou, Tomoyo, Fuuko, Ryou ve Kotomi ile route lar var. Hepsinden topladığı illa ki Işık topları vardır. Bunlarla yeterli sayıya ulaştığında mutlu sona ulaşabildi. Peki o gittiği son nereden başladı? Nagisa ile taa ilk karşılaştığı yerde.
"Bu okulu seviyor musun? Ben gerçekten, gerçekten çok seviyorum. Ama hiç bir şey değişmeden kalamaz. Eğlenceli şeyler, mutlu şeyler, hiç biri değişmeden kalamaz. Öyle olsa bile, bu yeri sevmeye devam edebilir misin?"
Burada ki okulu seviyor musun sorusu, aslında Hayatı seviyor musun sorusudur. Hayatta bir okuldan ibarettir. Okulda girdiğimiz sınavlar ve dersler hayatın kendisinde de vardır. Nagisa okulu çok sevdiğinden bahsederken aslında hayatı çok sevdiğinden, ama illa ki değişimlerin de kaçınılmaz olduğundan bahsediyor. Okazaki, her şeyin aynı kalmasını ve asla değişmemesini isteyen birisidir. Nagisa hiç bir şey değişmese bile sevebilir misin hayatı diye sorar aslında. Değişimsiz hayat, sıkıcı ve monotondur. Animenin başlangıcının gri olmasının sebebi de budur. Hayatı sadece okula git-boş boş okulda durmak-eve git döngüsünden ibaretti. Fakat Nagisa onun hayatında ki en büyük değişimdir. Bu yüzden hemen sonra animenin rengi gri den renkli görünüme geçer. Yani aslında Okazaki zaten Nagisa ile tanışarak hayatını değiştirdi ve kısacası Nagisa sayesinde okulu sevebilmeyi başardı.
Hayatta maalesef ki böyle hayatlar vardır. Fakat bunlara rağmen okulu, yani hayat sevmeliyiz. Gerçekten de hiç bir şey değişmeden kalamaz. Hayatımızın her adımında arkamızda iyi veya kötü, küçük veya büyük iz bırakıyoruz ve bırakmaya da devam edeceğiz. İnsanların en büyük izinin çocuklar olduğunu düşünüyorum, bundan mütevellit Ushio, Annesinin tıpkısıdır. Okazaki ise Babasının tıpkısıdır. Sizler de annenizin veya babanızın tıpkısı gibisinizdir. Aynı şekilde yapacağınız eylemler de aileden geçiş gösterir. Eğer hayatta hiç iz bırakmasaydık kesinlikle yaşamanın bir anlamı olmazdı. Yaşamak demek, geriye bir şey bırakabilmektir. Hayat böyle üzülmeye veya depresyona girmeye değecek kadar zararlı veya değerli değil. İnsan ne yaparsa kendisine yapar. Kendisini sevmeli, kendisi için çabalamalı ve kendisi için ölmelidir. Hayat küçük şeylere üzülmek için değmez, sallayın, boşverin, hayatınızı iyisiyle kötüsüyle yaşayın. Umarım herkes bir gün Nagisa gibi bir insan ile karşılaşır da okulu cidden sevebilir ve okulu capcanlı olabilir.
SON SÖZ: Clannad aslında bize hayatı göstermekle beraber, Çaresizliği ve Değişimin hayata yansıyan gücünü gösteriyor. Çok üstüne konuşabileceğim bir şey yok. Bizler de Okazaki gibi gariban insanlarız. Bazılarımızın okazaki gibi hayatı vardır bazılarımızın yoktur ama Okazaki gibi bir insan olduğumuz gerçeği değişmiyor. Okazaki, sen, ben veya sokaktaki herhangi bir insandan farksız değil. Değerlendirme kısmına geçelim:
DEĞERLENDİRME:
KARAKTERLER: 9/10
KONU: 8/10
DUYGU YÜKÜ: 100/100 (işin şakası tabi o,) 10/10
RENKLENDİRME VE KALİTE: 10/10
SES KALİTESİ 9/10
Animeye puanım 9-9.5/10 ve bu animeyi öneriyorum. Buraya kadar okuyan herkese teşekkür ederim. Anime hakkında çok bir şey bahsedemedim ama gene de yeteri kadar açıklayabildiğimi düşünüyorum. Karışık olduysa kusura bakmayın.