Selam, bu benim forumdaki ilk mesajım ve ilk konum. Kategori zaten konu dışı olduğu için boş konuşmamın çok ters karşılanmayacağını düşünüyorum. 2006 yılında Türkiye de doğdum. Şu an 17 yaşındayım. 2020 yıllarında kendimi tanımaya ve yavaştan aklım başıma gelmeye başladı. O dönemler ülkemizin ekonomik durumu bu kadar kötü olmadığı için kendime hedefler koyabiliyordum. 2020 yılında bir nevi ustalık gerektiren tekstil işine başlamıştım. Malum korona zamanları evde boş oturmaktansa çalışıyordum ve asgari ücret o dönem 2000 TL iken 1200 TL maaş alıyordum. O zamanlar bu işten ilerlemek konusunda hayallerim - hedeflerim vardı. Fakat gün geçtikçe bu işe girmenin maliyeti oldukça arttı. Şu anda 10 - 20 milyon lira bu işe girmek için hiçbir şey. Ben de klasik Türkiye'nin çoğunluğu gibi durumu aşırı iyi olan bir ailenin çocuğu değilim. Tekstil işindeki hedeflerim tek tek suya düştü. Her yerden bir şeyler yapıp kendimi geliştirmek için çabaladım. Okul varken burger dükkanlarında çalıştım, sanayide çalıştım bir süre, asansörcüde çalıştım her yerde kendime uygun bir şeyler aramaya çalıştım anlayacağınız. Fakat aslında en temel sorunun emeklerimin karşılığını alamam olduğunu fark ettim. Ben ilk çalışmaya başladığım sene 3 aylık maaşım ile bilgisayar almıştım. 3 ay günde 10 saat çalışıp bir bilgisayar alabiliyordum anca. Şu anda 11. sınıfa geçtim. Kendimi Amerikan kültür kursuna yazdırdım. Okul başladığı zaman tekrardan bir işe girip kursun parasını ödeyeceğim (şu anda da çalışıyorum fakat yazın kazandığım parayla birkaç bir şeyler aldım). Üniversite de hedefim İngilizce öğretmenliği okumak. Üniversite 1. sınıftan direkt work and travel programı ile Amerika'ya gitmeyi umuyorum. O zamana kadar kenara 5-6 bin dolara yakın para atmayı hedefliyorum. Ayrıca o zamana kadar zaten C2 seviye ingilizceye ulaşmış olacağım ve gideceğim kurs, kursu tamamladığımız zaman bunu pasaportumuza işlendiğini söyledi. Bunun yurt dışına çıkmamızda, vize almamızda kolaylık sağlayacağını düşünüyorum.
Onun dışında Türkiye'de sadece ekonomik değil diğer bıktığım şeylerden bir tanesi de insanların sahteliği. Gerçekten yaşıtımdaki insanlar o kadar sahteler ki bundan artık nefret ediyorum. Herkes aslında olmayan (veya olan bu gerçekten umurumda değil) parasıyla hava atıyor, birbirleriyle sürekli dış görünüş vesaire dalga geçiyor, mesajlara geç cevap vermeyi havalı zannediyor. Neredeyse herkesin anlattığı hayatı, anıları tamamen yalan ve garip olan kısmı anlatan kişi yalan olduğunu zaten biliyor fakat dinleyen kişi de yalan olduğunu bile bile tepki veriyor.
Onun dışında Türkiye'de gerçekten iyi niyetin sömürülmesinden bıktım. Örneğin ben oldukça nazik, ve kibar biriyim. Çalıştığım yerlerde bunu fırsat bilip tüm işi bana yıktıkları oldu. Beni sırf bu durumlardan dolayı daha geç saatlere kadar çalıştırdıkları oldu. Aynı şekilde arkadaş ortamlarında insanlara karşı nazik olduğum için bunu fırsat bilip benimle dalga geçmeye kalkanlar bile oldu. Özellikle çalıştığım tekstil yerinde işi yanımdaki arkadaşımdan daha fazla biliyorum diye o arkadaşı oturtup beni günde 10 saat çalıştırdıkları dahi oldu.
Türkiye sadece ekonomik olarak değil sosyolojik olarak da hiç bana göre bir yer değil. Amerika'da yaşam videolarını izledim ve insanların çoğu en büyük sıkıntının yalnızlık olduğunu söylüyor fakat ben zaten Türkiye de de yalnızım. Yakın arkadaşım bildiğim kişiler ben aramasam yaz başından beri beni ne arıyor ne soruyor.
Sizlere içimi dökmek istedim ve Amerika hayalimden bahsetmek istedim. Gerçekten buraya böyle yazarken neden bilmiyorum fakat boğazım düğümlendi, sanki ağlıyormuşçasına içim yandı. Türkiye'deki sanırım son 2 yılım. Burada güzel hatıralar biriktiremedim. Fakat umarım gittiğim yerde hayat güzel olur. Bir ricam, daha önce Amerika'ya gitmiş büyüklerimin tavsiyelerini istiyorum. Herkese iyi günler dilerim.