mirsqdmmdevs
Centipat
Normalde buraya bir hata kodu çözümü veya sistem optimizasyonu için yazardım ama bu sefer hata kodu doğrudan benim ruhumdan geliyor. İçimde bir yerlerde Aularch OS gibi kusursuz bir yapı kurmaya çalışırken, gerçek hayatta "segmentation fault" yiyip duruyorum. Kendimi sadece boş değil, her alanda "başarısız" tanımlanmış bir dosya gibi hissediyorum.
Aile ve Beklentiler: "Ben Bir Test Makinesi Değilim"
Ailem için varsa yoksa LGS, varsa yoksa İzzet Baysal Anadolu Lisesi. Onların gözünde değerim, deneme sınavındaki netlerim kadar. Oysa ben Yanlik üzerinde çalışırken, bir sistemi söküp o ruhu ararken kendimi buluyorum. Onlar bunu "zaman kaybı" olarak gördükçe, ben de kendimi onların dünyasında "gereksiz bir servis" gibi hissetmeye başlıyorum. Bu baskı altında nefes almak, bir işlemciyi soğutucusuz çalıştırmak gibi; yakıyor ama kimse farkında değil.
Okul: Organize Bir Yalnızlık
Okulda durum daha da vahim. Arkadaş ortamında "farklı" olduğum için, hobilerim ve düşüncelerim onlara "garip" geldiği için sürekli bir dışlanma, bir gizli zorbalık hali var. Ama asıl yıkan şey; yol göstermesi gereken hocaların bile bu dalga konusuna dahil olması. "Senin kafan bunlara basıyor da derslere niye basmıyor?" tarzı iğnelemeler... Bir rehberin seni kırması, sistemin ana kartının yanması gibi; tamiri çok zor.
Her Alanda "Low Stats": Tip, Güç, Aşk
Kendi oyun evrenlerimi kurarken karakterlerime güç veriyorum ama gerçek hayatta kendi "stat"larım yerlerde sanki.
Aşk: Duygusal anlamda hep bir adım gerideyim. Birine bir şeyler hissetmek ama her seferinde o "erişim reddedildi" ekranıyla karşılaşmak...
Fiziksel/Tip: Aynaya baktığımda "olmamış" bir tasarım görüyorum. Güçsüz hissediyorum, sanki bu dünyanın fizik motoruna uyum sağlayamamışım gibi. Ne tipim ne de fiziksel gücüm bu "popüler" dünyaya yetmiyor.
Ders Çalışamama ve O Boşluk
İzzet Baysal hedefi orada duruyor, biliyorum. Ama masaya oturduğumda zihnimdeki Ceza ve No.1 sözleri, o ders notlarını bastırıyor. Odaklanamıyorum. Çalışamadıkça suçluluk duygusu bir virüs gibi yayılıyor. Energy olsaydı, yanımda mırlasa belki o "reset" tuşuna basabilirdim ama onun yokluğu da bu sessizliği daha ağır kılıyor.
Şu an kendimi; kasası eski, donanımı yetersiz, yazılımı ise hatalarla dolu bir retro bilgisayar gibi hissediyorum. Eskiden sistemlerin bir ruhu vardı evet, ama benim ruhum bu modern karmaşanın içinde kaybolmuş durumda.
Daha iyisi yapılabilir mi? Bilmiyorum. Ama şu an sadece "shutdown" deme istiyorum.
Aile ve Beklentiler: "Ben Bir Test Makinesi Değilim"
Ailem için varsa yoksa LGS, varsa yoksa İzzet Baysal Anadolu Lisesi. Onların gözünde değerim, deneme sınavındaki netlerim kadar. Oysa ben Yanlik üzerinde çalışırken, bir sistemi söküp o ruhu ararken kendimi buluyorum. Onlar bunu "zaman kaybı" olarak gördükçe, ben de kendimi onların dünyasında "gereksiz bir servis" gibi hissetmeye başlıyorum. Bu baskı altında nefes almak, bir işlemciyi soğutucusuz çalıştırmak gibi; yakıyor ama kimse farkında değil.
Okul: Organize Bir Yalnızlık
Okulda durum daha da vahim. Arkadaş ortamında "farklı" olduğum için, hobilerim ve düşüncelerim onlara "garip" geldiği için sürekli bir dışlanma, bir gizli zorbalık hali var. Ama asıl yıkan şey; yol göstermesi gereken hocaların bile bu dalga konusuna dahil olması. "Senin kafan bunlara basıyor da derslere niye basmıyor?" tarzı iğnelemeler... Bir rehberin seni kırması, sistemin ana kartının yanması gibi; tamiri çok zor.
Her Alanda "Low Stats": Tip, Güç, Aşk
Kendi oyun evrenlerimi kurarken karakterlerime güç veriyorum ama gerçek hayatta kendi "stat"larım yerlerde sanki.
Aşk: Duygusal anlamda hep bir adım gerideyim. Birine bir şeyler hissetmek ama her seferinde o "erişim reddedildi" ekranıyla karşılaşmak...
Fiziksel/Tip: Aynaya baktığımda "olmamış" bir tasarım görüyorum. Güçsüz hissediyorum, sanki bu dünyanın fizik motoruna uyum sağlayamamışım gibi. Ne tipim ne de fiziksel gücüm bu "popüler" dünyaya yetmiyor.
Ders Çalışamama ve O Boşluk
İzzet Baysal hedefi orada duruyor, biliyorum. Ama masaya oturduğumda zihnimdeki Ceza ve No.1 sözleri, o ders notlarını bastırıyor. Odaklanamıyorum. Çalışamadıkça suçluluk duygusu bir virüs gibi yayılıyor. Energy olsaydı, yanımda mırlasa belki o "reset" tuşuna basabilirdim ama onun yokluğu da bu sessizliği daha ağır kılıyor.
Şu an kendimi; kasası eski, donanımı yetersiz, yazılımı ise hatalarla dolu bir retro bilgisayar gibi hissediyorum. Eskiden sistemlerin bir ruhu vardı evet, ama benim ruhum bu modern karmaşanın içinde kaybolmuş durumda.
Daha iyisi yapılabilir mi? Bilmiyorum. Ama şu an sadece "shutdown" deme istiyorum.