Hele hele bakın buraya.
Beni destekler misiniz?
Genç kadın, güneş ışınlarının odaya sızıp yüzüne vurduğu anda yattığı yerde kıpırdayarak gözlerini araladı. Gördüğü manzara bir adet tavandan başkası değildi.
Gözleri zorlukla açıldı, kendine daha tam anlamıyla gelememişti. Yan tarafında bulunan komodinin üzerindeki telefonu aldı ve saate baktı. Günün yarısına kadar uyumuştu, saat öğlen sularını gösteriyordu.
Aklına gelen düşünceyle hemen yerinden fırladı, sonra da aniden olduğu yerde kalakaldı. Akşam gideceği buluşma için giyeceği kıyafete karar vermemişti ve bayağı zamanını alacaktı.
İlk önce hızlı bir duş almalı ve kendine gelmeliydi. Gardırobuna ilerleyerek kendine göre rahat kıyafetler seçerek odanın solunda içeriye doğru açılan kapıyı ittirerek banyoya girdi.
Kendini sıcam suyun etkisine bırakarak bedeninin gevşemesini ve tüm uzuvlarının rahatlamasını sağladı. Yarım saat suyun altında kaldı ve farkında olmadan derin düşüncelerle boğuştu.
Aselin aklında evlenmek yoktu ve hayatında böyle bir şeye gerek de duymuyordu. Son zamanlarda evlenme konusunda annesinin baskısı üzerinde artmış ve ne yapacağını şaşırmıştı.
Annesinin önüne getirdiği bütün adayları türlü bahanelerle reddetmişti. Son teklif ettiği ve tüm ısrarlarına rağmen yeni adayla görüşmemek için elinden geleni yapsa da engel olamamıştı.
Birine bağlı kalmak ve bağımlı olmak Asele göre değildi. Özgür yaşamayı seven ve bir anı bir anına uymayan bir kızdı. Her damat adayının kendisine uyum sağlayabileceğini düşünmüyordu.
Daldığı düşünceden telefonun sesiyle çıktı. Küvetin yan tarafında bulunan telefonu eline aldı ve arayan kişinin annesi olduğunu gördü.
Yine bitmek bilmeyen ögütleri ardı ardına sıralayacaktı ve kendisinin konuşmasına fırsat vermeyecekti. Kaç yıllık annesiydi sonuçta, tüm karakteristik özelliklerini biliyordu.
Buluşmaya gitmeden telefonu açmak istemiyordu. Bir sürü soru soracaktı ve daha buluşmaya gitmeden soracağı soruların cevabını verebileceğini düşünmüyordu.
Telefonu açmadığı sürece evine baskın yapacağını bildiği için el mahkum telefonu açtı.
"Efendim anne."
"Nerdesin annecim? Çocukla buluştun mu?"
Asel, annesinin yaklaşımından ve her damat adayında aynı soruları sormasından aşırı sıkılmıştı. Dışarıya doğru derin bir iç çekiş bıraktı.
" Anne aynı soruları defalarca sormaktan bıkmadın mı? Daha çocukla buluşmadan hesabını soruyorsun?"
Mevlüde Hanım, kızının bir yuva kuvarak aile sıcaklığına kavuşmasını istiyordu. Damat adaylarını istemediğinin ve geri çevirdiğinin farkındaydı. Bulduğu son damat adayıydı, olmazsa artık zorlamayacaktı.
Mevlüde Hanım içindeki sese daima güvenirdi, içindeki ses görüşmenin olumlu geçeceğini söylüyordu.
"Ben senin artık bir yuva kurup mürvetini görmek istiyorum kızım. Kötü bir niyetim yok. Ayrıca son bulduğum bu damat adayı da olmazsa zorlamayacağım. Seni kendi haline bırakıyorum."
"Sana inanayım mı? En son bunu söylediğinde ertesi gün kapımıza beni istemeye gelmişlerdi."
Mevlüde Hanım, kızının söyledikleriyle susmak zorunda kaldı, suçunu biliyordu.
Asel o an annesinin boyunduruğu altında yaşamayacağına , kendi hayatına odaklanacağına dair söz verdi.
Annesinin söylediklerine morali bozukdu, telefonu kapatmak için bir hamle yapmaya çalıştı, annesini geçiştirdi.
"Anne çocuk buluşmak için bekliyor. Hadi kapat da hazırlanayım."
Asel, annesinin konuşmasına firsat vermeden telefonu yüzüne kapattı. Dili lal olmuş, kalbi kaçıncı kez kırıldığını tahmin bile etmeden silahın ucundaki namlu gibi güm güm atıyordu.
Gözünden düşen yaşı elinin tersiyle hırsla sildi, küvetin musluğunu kapatarak küvetten çıktı. Toz pembe rengindeki bornozuna sarılarak hızla odaya doğru koştu. Banyoda çok fazla oyalandığı için üşümüştü ve yorganın altına girme isteği oluşmuştu.
Biraz yatakta telefonla oyalanırken kendisini Bulut Yamanın aradığını gördü. İçini derin bir heyecan kapladı, tarif edilemez bir duyguydu.
Anın verdiği gerginlikle, elindeki telefon titremeye başladı ve elinden kayıp yere düştü. Hemen yere eğilip telefonu eline aldığında aramanın son bulduğunu fark etti ve hayal kırıklığına uğradı.
Yatağının yan tarafında bulunan berjere oturduğunda telefonu tekrar ısrarla çalmaya başladı. Kapanmasına müsade etmeyerek anında açtı ve kendisine sakin olması konusunda içinden telkinler verdi.
"Alo merhaba Asel, nasılsın?"
Telefondaki tok ses, bütün vücudunun zangır zangır titremesine sebebiyet verdi. Bulut Yaman etkileyici bir ses tonuna sahipti, genç kadın şimdiden etkilendiğinin farkındaydı ama kendisine hakim olmak zorundaydı.
Oynayacakları oyunu kimseye çaktırmamalıydı, oyunu oynarken de kendisini karşısındaki adama kaptırmamalıydı.
Telefonun diğer ucundaki ses tekrar mırıldandı.
"Asel orda mısın?"
"Evet, evet burdayım."
"Konuşmayınca bir an kendi kendime konuşuyorum sandım. Deli sanacaklar."
Asel, Bulutun dediklerine karşı yoğun bir gülme isteği geldi, kendini tutamadı. Kıkır kıkır gülmeye başladı, güldükçe kendini durduramıyor, göbeğine ağrılar giriyordu.
" Yok burdaydım da bir şey düşünüyordum. Yoksa seni dinliyordum, dalmışım. Kusura bakma. Sen ne için aramıştın?"
"Buluşacak mıyız diye soracaktım? Ben hazırım da sen de hazırsan istersen seni alayım."
Asel, panikle saatine baktı. Yatakta telefonla vakit geçirirken saatin hızlı geçtiğinin farkına varamamıştı. İki saat kadar boşu boşuna oyalanmıştı. Bir saatten önce hazırlanması mümkün değildi.
"Bulut ben daha hazır değilim. Bir saat sonra seni arasam beni öyle almaya gelsen olur mu?"
" Olur, anlaştık. Hem bizimkilerin bize oynayacağı oyunu da öğrenmiş oluruz bakalım."
"Tamamdır, ararım seni. "
Asel, telefonu kapatıp hemen gardırobuna koştu, daha ne giyeceğine bile karar vermemişti. Dolaptaki kıyafetleri karıştırarak ilk buluşma için uygun olan parçalar aradı, aradığını da buldu.
Eline aldığı parçaları aynanın karşısına tutarak üzerinde baktı. Beyaz straplez bir büstiyer, altına da siyah kiloş bir etek giymeye karar verdi.
Üzerindekileri çıkararak giyindi ve aynada kendisinden memnun kaldı. Geriye bir tek makyaj ve saçları kalmıştı.
Düzleştiriciyi açarak saçlarını güzelce düzleştirdi ve çok da abartı olmayan bir göz makyajı yaptı. Kırmızı rujunu da dudaklarına yedirdikten sonra hazırlanma işlemi tam anlamıyla bitmişti.
Ayaklarına siyah rugan topuklu ayakkabılarını geçirdi ve siyah deri çantasını da alarak telefonunu eline aldı.
Buluttan kendisine gelen mesajları gôrdü. Konuşmalarının arasından neredeyse iki saat geçmişti ve buluşmaya oldukça geç kalmıştı.
bulutyaman: Asel senin geri dönüş yapmanı bekliyorum.
bulutyaman: İki saat oldu. Konum yollayacak mısın yoksa başka zaman mı buluşalım?
Asel Buluta hemen evinin konumunu attı.
Aradan 15 dk geçti ve Bulutun kendisini aradığını gördü.
"Efendim. "
"Ben geldim, aşağıda bekliyorum. Hadi in."
Asel, ilk buluşma için heyecanlı olmaması gerekirken kendini sanki yeni yetmeler gibi hissediyordu.
Buluşacağı adamın asker olmasından kaynaklı bir heyecan mıydı yoksa oynayacakları oyunun vermiş olduğu gerginlik miydi bilemiyordu.
Asel telefonu kapatır kapatmaz derin bir nefes aldı, dış kapıya yönelerek düşmemek için tırabzanlardan tutunarak yavaş yavaş merdivenleri inmeye başladı.
Kapıyı açtığında karşısında göreceği adamın karakterini, huylarını bilmiyordu. Ama yine de o kapıyı açarak yaşanacak sonuçları görmek istiyordu.
Dış kapıyı açtı, karşısındaki adamın arabaya yaslanmış bir vaziyette kendisini beklediğini gördü. İlk kez karşı karşıya geliyorlardı ve o an gözleri birbirlerine kenetlenmiş, bir daha birbirinden ayrılmamak üzere yemin etmişti, ikisi de farkında değildi.
Derin mavi gözlerin sahibi Aseli baştan aşağı süzmüştü, yüzünde memnun bir ifade oluştu. Gördüklerinden hoşnut kalmış gibiydi.
Genç kadın, adamın yanına yaklaştıkça elleri titremeye , kalbi olduğundan fazla depar atmaya başladı.
Genç adam, kadın yanına geldiğinde güzelliği dillere destan olacak kadar beyhude bir güzelliğe sahip olan kadını ilk kez görse de daha önce defalarca görmüş olabileceği hissiyatına kapıldı.
İlk selam veren kendisi oldu.
"Selam Asel, nasılsın? Sonunda annelerimizin istediği gibi buluşabildik. "
"Bir an hiç buluşamayacağız sandım."
"İnan bende öyle hissettim. Özellikle de mesleğimden kaynaklı sürekli izin alamadığımdan iptal etmeyi bile düşündüm."
Asel, Bulutun buluşmayı ihmal etme ihtimalinin olmasını bile yakın olsaydı bir tepkiyle karşılabilirdi. Dudakları arasından olumsuz tek bir cümle dahi çıkmadı. İkisi de derin bir sessizliğe gömüldüler.
Asel suskunluğu sevmediğinden konuşma ihtiyacı hissetti.
"Daha fazla boş yere beklemenin anlamı yok. Artık gidelim mi?"
Bulut, Aselin tepkilli davranışına anlam veremese de sessizliğini koruyarak Aselin kapısını açtı.
İkisi de koltuklara yerleştiklerinde Asel mırıldandı.
"Çok centilmensiniz bayım."
Buyrun, kurgum.
Beni destekler misiniz?
Genç kadın, güneş ışınlarının odaya sızıp yüzüne vurduğu anda yattığı yerde kıpırdayarak gözlerini araladı. Gördüğü manzara bir adet tavandan başkası değildi.
Gözleri zorlukla açıldı, kendine daha tam anlamıyla gelememişti. Yan tarafında bulunan komodinin üzerindeki telefonu aldı ve saate baktı. Günün yarısına kadar uyumuştu, saat öğlen sularını gösteriyordu.
Aklına gelen düşünceyle hemen yerinden fırladı, sonra da aniden olduğu yerde kalakaldı. Akşam gideceği buluşma için giyeceği kıyafete karar vermemişti ve bayağı zamanını alacaktı.
İlk önce hızlı bir duş almalı ve kendine gelmeliydi. Gardırobuna ilerleyerek kendine göre rahat kıyafetler seçerek odanın solunda içeriye doğru açılan kapıyı ittirerek banyoya girdi.
Kendini sıcam suyun etkisine bırakarak bedeninin gevşemesini ve tüm uzuvlarının rahatlamasını sağladı. Yarım saat suyun altında kaldı ve farkında olmadan derin düşüncelerle boğuştu.
Aselin aklında evlenmek yoktu ve hayatında böyle bir şeye gerek de duymuyordu. Son zamanlarda evlenme konusunda annesinin baskısı üzerinde artmış ve ne yapacağını şaşırmıştı.
Annesinin önüne getirdiği bütün adayları türlü bahanelerle reddetmişti. Son teklif ettiği ve tüm ısrarlarına rağmen yeni adayla görüşmemek için elinden geleni yapsa da engel olamamıştı.
Birine bağlı kalmak ve bağımlı olmak Asele göre değildi. Özgür yaşamayı seven ve bir anı bir anına uymayan bir kızdı. Her damat adayının kendisine uyum sağlayabileceğini düşünmüyordu.
Daldığı düşünceden telefonun sesiyle çıktı. Küvetin yan tarafında bulunan telefonu eline aldı ve arayan kişinin annesi olduğunu gördü.
Yine bitmek bilmeyen ögütleri ardı ardına sıralayacaktı ve kendisinin konuşmasına fırsat vermeyecekti. Kaç yıllık annesiydi sonuçta, tüm karakteristik özelliklerini biliyordu.
Buluşmaya gitmeden telefonu açmak istemiyordu. Bir sürü soru soracaktı ve daha buluşmaya gitmeden soracağı soruların cevabını verebileceğini düşünmüyordu.
Telefonu açmadığı sürece evine baskın yapacağını bildiği için el mahkum telefonu açtı.
"Efendim anne."
"Nerdesin annecim? Çocukla buluştun mu?"
Asel, annesinin yaklaşımından ve her damat adayında aynı soruları sormasından aşırı sıkılmıştı. Dışarıya doğru derin bir iç çekiş bıraktı.
" Anne aynı soruları defalarca sormaktan bıkmadın mı? Daha çocukla buluşmadan hesabını soruyorsun?"
Mevlüde Hanım, kızının bir yuva kuvarak aile sıcaklığına kavuşmasını istiyordu. Damat adaylarını istemediğinin ve geri çevirdiğinin farkındaydı. Bulduğu son damat adayıydı, olmazsa artık zorlamayacaktı.
Mevlüde Hanım içindeki sese daima güvenirdi, içindeki ses görüşmenin olumlu geçeceğini söylüyordu.
"Ben senin artık bir yuva kurup mürvetini görmek istiyorum kızım. Kötü bir niyetim yok. Ayrıca son bulduğum bu damat adayı da olmazsa zorlamayacağım. Seni kendi haline bırakıyorum."
"Sana inanayım mı? En son bunu söylediğinde ertesi gün kapımıza beni istemeye gelmişlerdi."
Mevlüde Hanım, kızının söyledikleriyle susmak zorunda kaldı, suçunu biliyordu.
Asel o an annesinin boyunduruğu altında yaşamayacağına , kendi hayatına odaklanacağına dair söz verdi.
Annesinin söylediklerine morali bozukdu, telefonu kapatmak için bir hamle yapmaya çalıştı, annesini geçiştirdi.
"Anne çocuk buluşmak için bekliyor. Hadi kapat da hazırlanayım."
Asel, annesinin konuşmasına firsat vermeden telefonu yüzüne kapattı. Dili lal olmuş, kalbi kaçıncı kez kırıldığını tahmin bile etmeden silahın ucundaki namlu gibi güm güm atıyordu.
Gözünden düşen yaşı elinin tersiyle hırsla sildi, küvetin musluğunu kapatarak küvetten çıktı. Toz pembe rengindeki bornozuna sarılarak hızla odaya doğru koştu. Banyoda çok fazla oyalandığı için üşümüştü ve yorganın altına girme isteği oluşmuştu.
Biraz yatakta telefonla oyalanırken kendisini Bulut Yamanın aradığını gördü. İçini derin bir heyecan kapladı, tarif edilemez bir duyguydu.
Anın verdiği gerginlikle, elindeki telefon titremeye başladı ve elinden kayıp yere düştü. Hemen yere eğilip telefonu eline aldığında aramanın son bulduğunu fark etti ve hayal kırıklığına uğradı.
Yatağının yan tarafında bulunan berjere oturduğunda telefonu tekrar ısrarla çalmaya başladı. Kapanmasına müsade etmeyerek anında açtı ve kendisine sakin olması konusunda içinden telkinler verdi.
"Alo merhaba Asel, nasılsın?"
Telefondaki tok ses, bütün vücudunun zangır zangır titremesine sebebiyet verdi. Bulut Yaman etkileyici bir ses tonuna sahipti, genç kadın şimdiden etkilendiğinin farkındaydı ama kendisine hakim olmak zorundaydı.
Oynayacakları oyunu kimseye çaktırmamalıydı, oyunu oynarken de kendisini karşısındaki adama kaptırmamalıydı.
Telefonun diğer ucundaki ses tekrar mırıldandı.
"Asel orda mısın?"
"Evet, evet burdayım."
"Konuşmayınca bir an kendi kendime konuşuyorum sandım. Deli sanacaklar."
Asel, Bulutun dediklerine karşı yoğun bir gülme isteği geldi, kendini tutamadı. Kıkır kıkır gülmeye başladı, güldükçe kendini durduramıyor, göbeğine ağrılar giriyordu.
" Yok burdaydım da bir şey düşünüyordum. Yoksa seni dinliyordum, dalmışım. Kusura bakma. Sen ne için aramıştın?"
"Buluşacak mıyız diye soracaktım? Ben hazırım da sen de hazırsan istersen seni alayım."
Asel, panikle saatine baktı. Yatakta telefonla vakit geçirirken saatin hızlı geçtiğinin farkına varamamıştı. İki saat kadar boşu boşuna oyalanmıştı. Bir saatten önce hazırlanması mümkün değildi.
"Bulut ben daha hazır değilim. Bir saat sonra seni arasam beni öyle almaya gelsen olur mu?"
" Olur, anlaştık. Hem bizimkilerin bize oynayacağı oyunu da öğrenmiş oluruz bakalım."
"Tamamdır, ararım seni. "
Asel, telefonu kapatıp hemen gardırobuna koştu, daha ne giyeceğine bile karar vermemişti. Dolaptaki kıyafetleri karıştırarak ilk buluşma için uygun olan parçalar aradı, aradığını da buldu.
Eline aldığı parçaları aynanın karşısına tutarak üzerinde baktı. Beyaz straplez bir büstiyer, altına da siyah kiloş bir etek giymeye karar verdi.
Üzerindekileri çıkararak giyindi ve aynada kendisinden memnun kaldı. Geriye bir tek makyaj ve saçları kalmıştı.
Düzleştiriciyi açarak saçlarını güzelce düzleştirdi ve çok da abartı olmayan bir göz makyajı yaptı. Kırmızı rujunu da dudaklarına yedirdikten sonra hazırlanma işlemi tam anlamıyla bitmişti.
Ayaklarına siyah rugan topuklu ayakkabılarını geçirdi ve siyah deri çantasını da alarak telefonunu eline aldı.
Buluttan kendisine gelen mesajları gôrdü. Konuşmalarının arasından neredeyse iki saat geçmişti ve buluşmaya oldukça geç kalmıştı.
bulutyaman: Asel senin geri dönüş yapmanı bekliyorum.
bulutyaman: İki saat oldu. Konum yollayacak mısın yoksa başka zaman mı buluşalım?
Asel Buluta hemen evinin konumunu attı.
Aradan 15 dk geçti ve Bulutun kendisini aradığını gördü.
"Efendim. "
"Ben geldim, aşağıda bekliyorum. Hadi in."
Asel, ilk buluşma için heyecanlı olmaması gerekirken kendini sanki yeni yetmeler gibi hissediyordu.
Buluşacağı adamın asker olmasından kaynaklı bir heyecan mıydı yoksa oynayacakları oyunun vermiş olduğu gerginlik miydi bilemiyordu.
Asel telefonu kapatır kapatmaz derin bir nefes aldı, dış kapıya yönelerek düşmemek için tırabzanlardan tutunarak yavaş yavaş merdivenleri inmeye başladı.
Kapıyı açtığında karşısında göreceği adamın karakterini, huylarını bilmiyordu. Ama yine de o kapıyı açarak yaşanacak sonuçları görmek istiyordu.
Dış kapıyı açtı, karşısındaki adamın arabaya yaslanmış bir vaziyette kendisini beklediğini gördü. İlk kez karşı karşıya geliyorlardı ve o an gözleri birbirlerine kenetlenmiş, bir daha birbirinden ayrılmamak üzere yemin etmişti, ikisi de farkında değildi.
Derin mavi gözlerin sahibi Aseli baştan aşağı süzmüştü, yüzünde memnun bir ifade oluştu. Gördüklerinden hoşnut kalmış gibiydi.
Genç kadın, adamın yanına yaklaştıkça elleri titremeye , kalbi olduğundan fazla depar atmaya başladı.
Genç adam, kadın yanına geldiğinde güzelliği dillere destan olacak kadar beyhude bir güzelliğe sahip olan kadını ilk kez görse de daha önce defalarca görmüş olabileceği hissiyatına kapıldı.
İlk selam veren kendisi oldu.
"Selam Asel, nasılsın? Sonunda annelerimizin istediği gibi buluşabildik. "
"Bir an hiç buluşamayacağız sandım."
"İnan bende öyle hissettim. Özellikle de mesleğimden kaynaklı sürekli izin alamadığımdan iptal etmeyi bile düşündüm."
Asel, Bulutun buluşmayı ihmal etme ihtimalinin olmasını bile yakın olsaydı bir tepkiyle karşılabilirdi. Dudakları arasından olumsuz tek bir cümle dahi çıkmadı. İkisi de derin bir sessizliğe gömüldüler.
Asel suskunluğu sevmediğinden konuşma ihtiyacı hissetti.
"Daha fazla boş yere beklemenin anlamı yok. Artık gidelim mi?"
Bulut, Aselin tepkilli davranışına anlam veremese de sessizliğini koruyarak Aselin kapısını açtı.
İkisi de koltuklara yerleştiklerinde Asel mırıldandı.
"Çok centilmensiniz bayım."
Buyrun, kurgum.