Doğrudur. Bu bayrağı Filistin ve Ürdün kullanıyor. Ürdün'deki hanedan ve devlet adamları bizden neredeyse nefret ederler. Tarihte de bizi iyi anlatmazlar. Şerif Hüseyin isyanını vir kurtuluş olarak görürler. Arabistan Kralları ise Anıtkabir'e gelmeyen nadir liderlerdendir, Atatürk'ü sevmezler. Türklere de ayılıp bayılmazlar. Bazı uluslararası konferanslarda Arap ülkeleri bizim onları sömürdüğümüzü söylediler.
"Türk'e Türk'ten başka dost bulamadım" sözü 1. Dünya Savaşı yıllarından sonra çıkmış bir sözdür ve bu sız boşuna söylenmiyor. Bugün "Çanakkale'de tüm İslam alemi olarak savaştık" diyenler yalan söylüyorlar. Orada savaşanlarım ezici çoğunluğu Türk geri kalanı ise Kürt, Çerkes, Laz gibi bu yurdun evlatlarındandır. Tek bir Arap taburu vardır o tabur da firar etmiştir. Çanakkale'deki mezarları bizzat gezdim, orada gördüğüm mezarların yalnızca iki elin parmağını geçmeyecek madarı Suriye'nin kuzeyi ve Irak'ın kuzeyine aitti. Diğer yüzlerce mezar bu ülkenin sınırları dahilinde yaşayanlara (çoğunlukla Batı Anadolu kısmı, Doğu Anadolu kısmı daha çok Sarıkamış cephesine yollanmış. Tokat Sivas hattına kadarki bölüm biraz daha Çanakkale'ye gitmiş) ait. Araplar bize yâr olmamış. Zaten öyle olsalar, niye etsinler ki?
Ama insanları atalarının yaptıklarına göre yargılamayı doğru bulmuyorum. Bugün Filistin'de yaşanan bir zulümdür. Filistin Devleti her ne kadar Mavi Vatan konusunda karşımızda olup her daim Güney Kıbrıs'a sahip çıksa da, Pkk terör örgütü ile ilişkiler kursa da ve devlet erkânı bizi pek sevmese de orada ölen bu durumlardan habersiz olan kişilerin; özellikle de çocukların bir suçları yok. Onlara yapılan insanlık dramıdır. Bu tarz bayrak ve geçmiş edebiyatları ile vicdanımızı yitirmemeliyiz. Ama elbette bu durumları da iyi idrak edip özellile sığınmacı meselesinde nasıl bir tehdit ile karşı karşıya olduğumuzu da görmek lazım, tabi bu konudan bağımsız olarak.