Sosyalizim neden çalışmaz?

Yanlış biliyorsam düzeltin ama 8 saat çalışma ABD'de işçi sınıfı ayaklanması sonrasında oldu. Bu da 19. yüzyılın son zamanlarına denk geliyor.

Dediğiniz isyan etkili oldu ama ana sebep değildi ve yasa çok çok sonra oldu.

8 saat ilk resmi olan yasa 1916 adamson yasasıdır. Ancak bu yasa, ABD'deki tüm işçileri kapsamıyordu. Sadece eyaletler arası demiryolu işçileri için çıkarılmıştı.

Amerikan işçileri için 8 saatlik çalışma gününün (ve haftalık 40 saatin) yasal standart haline gelmesi çok daha sonra, 1938 fair labor standards act (adil çalışma standartları yasası) ile oldu.

Henry Ford en meşhur uygulayıcıdır ve sistemi popülerleştirmiştir, ancak dünyadaki "ilk" kişi değildir.

Avustralya (1856) Melbourne'deki taş duvar ustaları, ücret kaybı olmadan 8 saatlik iş gününü kazanan bilinen ilk organize gruptur.

Robert Bosch (1906) alman sanayici robert Bosch, Ford'dan yıllar önce fabrikasında 8 saatlik vardiya sistemine geçmiştir.

Ford, 1914'te günlük çalışma süresini 9 saatten 8 saate indirdi ve ücreti günlük 5 dolara (o dönem için inanılmaz bir rakam) çıkardı.
farkı neydi? Ford bunu bir sendika baskısı veya yasa zoruyla değil, verimliliği artırmak için yaptı. Vardiya sayısını 2'den 3'e çıkararak fabrikayı 24 saat çalıştırabildi.

1926'da ise cumartesi gününü de tatil ederek 5 günlük (40 saatlik) haftayı sistematik hale getirdi.(hafta sonunu icat etti)

Peki neden 8 saat oldu? Sebebi ekonomi.

16 saat çalışırsanız kendinize vakit ayıramazsınız ve ihtiyaçlar dahilinde tüketim yaparsanız ama 8 saat çalışırsanız bol vaktiniz olur ve bu boş vakti doldurmak zorunda kalırsınız.

“16 saat çalışan adam para harcayamaz” henry Ford'un en büyük farkındalığıydı.

Mantık: Eğer bir işçi bütün gün fabrikada çalışır ve eve gidip sadece uyursa, ürettiği arabayı ne sürecek vakti olur ne de satın alacak parası.

Strateji: Ford, işçilerine o dönem için çok yüksek bir maaş (günde 5 dolar) verdi ve çalışma saatini düşürdü. Böylece işçiler, tarihte ilk kez ürettikleri ürünün müşterisi haline geldiler.

Boş vakit demek; sinemaya gitmek, alışveriş yapmak, araba ile gezmek demektir. Bu da ekonomiye "sıcak para" girmesini sağlar. Yani 8 saat kuralı, modern tüketim toplumunu (consumer society) oluşturdu bu tüketim sayesinde yeni iş kolları ve fabrikalar kuruldu.

Verimlilik artırmakta vardı.

24 saati 3'e bölme matematiği (verimlilik tezi)

Fabrikalar genellikle gün ışığından yararlanmak veya işi yetiştirmek için düzensiz uzun saatler (10-12-14-16 saat) çalışıyordu. Bu durumda fabrikayı 24 saat tam kapasite çalıştırmak zordu.

Fakat yeni 3 vardiyalı sistem sayesinde fabrika hiç durmadan işleyebiliyordu. 2 vardiya (12'şer saat) yerine 3 vardiya (8'er saat) koymak, evet personel maliyetini artırıyordu ama fabrikanın üretim kapasitesini ve makine kullanımını %100'e çıkarıyordu. Üretilen devasa sayıdaki araç, personel maliyetini "sürümden kazanarak" minimize ediyordu.

Ve artan vardiya saati ile işsizlik azaldı ve haliyle hırsızlık, soygun gibi olaylar gözle görülür bir biçimde azaldı, toplumun entellektüel birikim için vakti artı ve toplum seviyesi yükseldi.
 
Son düzenleme:
Bölümüm gereği Ekonomi ve Ekonomik sistemlerle bolca Ekonometrik denklem çalışıyorum.

Sosyalizm, komünizm vs. aşağıdaki sebeplerden ötürü çöker:
  1. Azalan Verimler Kanunu ve Verimlilik İlkesi: Bu tarz siyasi yapılar verimli ve her defasında düşük maliyet ile üretim kaygısı gütmez bunu tercih etmek yerine genelde aynı şekilde ve çoğu zaman tektipçi dediğim yaklaşımlar benimsenir.
  2. Düşük rekabet baskısı: Üretkenlik ve gelişim özel sektörde rekabet baskısı ile mümkündür. İyi niyetli tekeller ve araştırmacılar dışında hiçbir tekel yani monopol doğrudan ürün geliştirme kaygısı ile hareket etmez. Örnek: Intel'in CPU dünyasına egemen olduğu 2011-18 yıllarında 4/8 işlemci furyası.
  3. İnsan faktörünün ihmali: Bu sistemler Thomas Moore Ütopya kitabı gibidir, yüksek yetki ile donatılmış komünist yöneticilerin yolsuzluk yapmayacağına inanır ve bu şekilde hareket eder fakat gerçekler tam tersidir SSCB'de istihbarat tarihi okuyan herkesin bilebileceği bir kronik yolsuzluk ve örtülü ödenek sorunu vardır: Bkz. Christopher Andrew: Secret World: The KGB is the biggest reason of late falling of USSR if CHEKA or KGB doesn't exist probaly this regime fall apart so quickly.
  4. Tektip yaklaşımlar gelişim kaygısı gütmez ve aşırı eşitlik kaygısı güder, doğru olan eşitlik değil adalettir: Komünizm genel olarak herkese 1 tane taburet vaad eder. 2.00 metre bir duvara komünist bir ülkede yaşıyorsanız bir tane 30cm sandalye verirler. Eğer 1.70 iseniz duvarın ucunu görürsünüz. 1.50 iseniz duvarı görmeye devam edersiniz. Eğer 1.85 iseniz duvarın üstüne çıkar ve muhtemelen yoldaşlarınıza duvarı anlatırsınız. Kapitalist sistem ise size sandalyeyi parayla satacaktır. Doğru olan yani adil regüle edilmiş piyasa düzeni ise sizi en azından kazıklanmaktan koruyarak kapitalist çözümü önerir ve duvarı arkasını görmenize yetecek kadar tabureyi sağlar.
  5. Pareto Optimumu İhlali ve Lorenz Sapması: Komünist rejimlerin başta zenginliği bitireceği düşünülse de Madde 3 gereği siyasi zenginler yani Entelektüel Sermaye ve Burjuva ki Karl Marx'ın inkar ettiği Kapital varlığını kendi elinde toplar. Aslında yoz ve dejeneredir. Yani Aptal ve düşük zekalı Karl Marx'ın hesaba katamadığı şey herkesin mal varlığının emanet edildiği komünist sistemi sevk ve idare eden ve toplumun enformasyon yani bilgi-haber ve kurumların istihbarata erişimi artık çok küçük bir egemen sınıfa devir edildiği için komünizm küçük korportizm ve oligarşi yaratır. Bu yüzden tarihte bütün komünist siyasiler ve diktatörler oligarşi (sözde devrim) ile başa çıkmış fakat daha sonra nedense dağılmıştır. Kısaca: Gelir adaletsizliği eğrilerini siyasetçiler lehine manipüle eden ve bilgi tekelini tek kişiye toplayarak kendi eliyle canavar yaratan komünizm kendi sonunu çağırır. Lorenz ve Pareto eğrilerinde entelektüel erişim adaletini katleden ve herkesi aynı düşünce kalıplarına hapsetme meraklısı komünizm sürdürülmesi imkansız bir yapıyı doğruru. Bunu bilen SSCB ile bu yüzden eğitimi halka yaygınlaştırmayı denerek çöküşünü engellemek için elinden geleni yaptı fakat ne var ki KGB'nin baskısı ve istihbari gücü olmasaydı erken safhada dağılacaktı.
  6. Merkezi Planlama ve Öngörü İmkansızlığı sorunları: Bütüncül piyasalara ve piyasaya ihraç edilen her mal ve hizmet averaj (ortalama) ve marijinal yani son birim sonrasında meydana gelen ek bir marijinal talebe sahiptir. İlginçtir ki komünizm her üründen aynı miktarda üretmeyi başta denediği ve piyasa başarısızlığı yarattığı için SSCB zamanla ürünlerin arz&talep denge noktalarını aramayı denedi fakat insan doğası faktöründen ötürü asla ideal denge noktası bulunamadı çünkü arz esnekliği düşüktü (tektipçi sistem ve üretim) bundan ötürü devlet ajansları piyasa talebini dağıtmak için sahte reklamlar bile verdi.
  7. Komünizm fakirliğin yok edildiği bir toplum yaratmaz, herkesin fakir olduğu ve bu fakirliğin eşit dağıtıldığı için gelir adaletsizliğinin bertaraf edildiği bir toplumu yaratır.
  8. Komünizm açık fikri ve entelektüel kabiliyeti kendi devrimi riske girmesin diye bertaraf eder. Elbette ulusların ulusal güvenliği adına sorun teşkil eden radikal fikirler ve söylevler doğru yerde doğru şekilde bertaraf edilmelidir fakat komünizm yani tek tipçi ideoloji daima her farklılığa kapalıdır aksi takdirde yeni bir arz-talep eğrisi doğacak ve onu karşılamayacak.
Bölümüm gereği ben Ekonometrisyen ve İktisatçıyım. Sizlere bahsedilmeyen komünizm ve sosyalizm gerçekleri bunlar arkadaşlar. Bütün devletler radikal kapitalizmi ve komünizmi zamanla terk edip doğru olan bir sistem olan "Hibrit ekonomiler ve karma sistemlere" geçti. İyi ki geçildi. Bugün sistem sorunluysa bu sistemin aksak işletilmesinden ötürü yoksa. Hibrit esneklik doğru bir çıkış noktasıdır. (Milton Friedman ve libertenyanler lütfen kafa ütülemeyin.)

Son not: Bütün ekonomik sistemler ve rejimler çökmeye mahkumdur. Bunun sebebi insan doğasında saklıdır. Bugün bu çöküşün önlenmesi için dünya siyasetinde "Küreselci" denen melezleşmeyi ve devletsizliği savunup tek dünya devleti idealini iyi bir şeymiş gibi lanse eden siyasi ve entelektüel zengin zümresi WEF doğayı veya çevreyi düşündüğünden değil, sahip olduğu parayı ve gücü sonraki kuşaklara vermemenin davasını güder. Çünkü kapital zor kazınılır ve kaybı çabuk olur. Bunu bilen 1940-60 kuşağı her yerde ve her fırsatta dünya siyasetini ve ekonomileri kasıtlı olarak çıkmaza sokarak bir şekilde yaratılan kaostan beslenir ve sorunları ötelemeyi başarır. Yoksa dertleri çevre veya insan değildir. Siz 1 bardak pet şise içseniz doğaya en fazla 0.00001 zarar verirsiniz. Onlar kahve almaya bile özel jetleri ile gider sizin 100 yılda doğaya isteseniz bile veremeyeceğiniz zararı 1 saatte verirler. Her şeye gelince "eşitlik" diyenler devletler kadar güçlü bireylere kucak açan Libertenyan ve Liberallerin söylemekten korktuğu gerçeklerdir bunlar. :)

Saygılarımla,
Şükrü Ali Ögel. Ekonometrisyen ve iktisatçı adayı.
 
Son düzenleme:

Bu konuyu görüntüleyen kullanıcılar

Technopat Haberler

Yeni konular

Geri
Yukarı