İyi akşamlar dostum. Herkesi dinlemeni, ama kararı tartarak, sonuçlarını düşünerek ve rasyonel bir düzlemde senin vermeni salık vermek isterim ilk önce.
1-2 yaş var aramızda. Hayatımda hiç sevgilim olmadı. 1.5-2 sene önce bir hanımefendi tarafından kör edildim. Sonrası elim biraz. Yeni atlattım benzer bir badireyi anlayacağın.
Ben de ekşi sözlük müptelası olmuştum o süreçte, çok da katkısı olmuştur bana. Hiç değilse bilgi-birikim açısından.
15 yıl "umutla" bekleyeninden tut, 7.5 yıllık ilişkisi bir anda bitenine kadar, velhasıl onlarca kazazade ile beyin fırtınası yaptım.
Bu süreçte arkadaş-aile ortamına danışmadım çok.
Fakat abartmıyorum, konuştuğum her bir kişinin bana söylediği şeyler özünde aynıydı.
"Eyleme geç, pişman olursun. Kafandaki ukdelerin telafisi yok."
Unutamayabilirsen de, acı da çekebilirsin, açıldığın takdirde kafandaki en kötü ihtimal de gerçekleşebilir, mümkündür bu. Fakat daha elimi vardır.
Kendi kendini paralize etmek.
Bir distopya oluşturup kendini oraya hapsetmek, düşünmekten eyleme geçememek, bazen de bile bile yapmak bunu, daha da acıdır, ahmaklıktır.
Ben bunları anlatıyorum da, senin durumun o kadar güzel ve nizami ki şu an, benim melankolik söylemlerim fuzuli geliyor dahi olabilir.
Kızla gayet yakınsın, konuşuyorsun, anlaşıyorsun. Bununla birlikte önünde kossskoca bir 4 sene var. Olum çok güzel bir şey bu, müthiş bir şey len.
Konuşmaya, haliyle mutlu olmaya bak. Yalnızca merhabalaşmak için şu an çok şey feda ederdim. Kıymetini bil, farkında olarak yaşa ki kararlarını da doğru ver.
Velhasıl, devam et, çok güzel gidiyorsun, devam et. Gerekliği yakınlığı sağladığını düşününce veya için içine sığmadığı vakit, al karşına, iki medeni insan gibi konuşun. Neler hissediyorsun, neler düşünüyorsun, süreci tüm saflığıyla anlat.
Seviyorsan bırakma, asla bırakma. Kaçan balık büyük oluyor. Zaten seven bırakır mı, bırakabilir mi? Nasıl bırakabilir ki? Böylesine bir sevgi veyahut kaç kez gelir insanın karşısına.
O okuyan, soran tayfadan, yazan tayfaya geçtiğimi de bu entry ile farkediyorum
Kendine çok iyi bak, haber et