Silksong ile Hades'i aynı anda oynamak gibi bir hata yapıyorum bu aralar. Kanser hastası olmaya çok az kaldı.
Silksong ilaç yerine geçer hocam merak etmeyin

.
Silksong ile alakalı paragrafımı buraya da atayım eksik olmasın burası da:
Silksong’dan önce oyunlar benim için çoğu zaman kafa dağıtmaktı. Günün yorgunluğunu unutmak için açar, biraz oynar, sonra kapatırdım. Silksong’u açtığımda da farklı olacağını düşünmemiştim. İlk saatlerde zorlandım, düştüm, aynı yerlere tekrar tekrar geldim. Bazen “neden bunu yapıyorum?” diye sordum kendime. Sinirlendiğim anlar oldu, ellerimi gamepad'den çekip derin nefes aldığım zamanlar oldu. Ama her kapattığımda aklım oyunda kaldı. Ertesi gün tekrar açtım. Çünkü içimde, “bir kez daha dene” diyen sessiz bir his vardı.
Oynadıkça sabrımın sınırlarını fark ettim. Hatalarımı görmeyi öğrendim. Acele ettiğimde kaybettiğimi, sakin kaldığımda ilerlediğimi anladım. Her boss beni biraz daha alçakgönüllü yaptı. Kazandığım her zafer büyük değildi ama gerçekti. Küçük ilerlemeler bile mutlu etmeye başladı. Oyun artık sadece ekranda olan bir şey değildi. Bana durmayı, düşünmeyi ve vazgeçmemeyi öğretiyordu. Bitirdiğimde içimde tuhaf bir boşluk ve aynı anda bir doluluk vardı. Silksong bana şunu hissettirdi: Zorluklar kaçılacak şeyler değil, yüzleşilecek yol arkadaşlarıdır. Teşekkürler Team Cherry .
Silksong’dan önce oyunlar benim için çoğu zaman kafa dağıtmaktı. Günün yorgunluğunu unutmak için açar, biraz oynar, sonra kapatırdım. Silksong’u açtığımda da farklı olacağını düşünmemiştim. İlk saatlerde zorlandım, düştüm, aynı yerlere tekrar tekrar geldim. Bazen “neden bunu yapıyorum?” diye sordum kendime. Sinirlendiğim anlar oldu, ellerimi gamepad'den çekip derin nefes aldığım zamanlar oldu. Ama her kapattığımda aklım oyunda kaldı. Ertesi gün tekrar açtım. Çünkü içimde, “bir kez daha dene” diyen sessiz bir his vardı.
Oynadıkça sabrımın sınırlarını fark ettim. Hatalarımı görmeyi öğrendim. Acele ettiğimde kaybettiğimi, sakin kaldığımda ilerlediğimi anladım. Her boss beni biraz daha alçakgönüllü yaptı. Kazandığım her zafer büyük değildi ama gerçekti. Küçük ilerlemeler bile mutlu etmeye başladı. Oyun artık sadece ekranda olan bir şey değildi. Bana durmayı, düşünmeyi ve vazgeçmemeyi öğretiyordu. Bitirdiğimde içimde tuhaf bir boşluk ve aynı anda bir doluluk vardı. Silksong bana şunu hissettirdi: Zorluklar kaçılacak şeyler değil, yüzleşilecek yol arkadaşlarıdır.
Teşekkürler Team Cherry .