Bu yazı, kişisel olarak 2024’ün en başarılı olduğunu düşündüğüm 10 albümünü barındırmaktadır. İlginizi çeken bir albüm/sanatçı olduğu takdirde bakmanızı öneririm.
10. Alcest – Les Chants de l'Aurore (Fransa)
Alcest, Fransız bir post-black metal grubudur. Neige’nin solo projesi olarak başlamıştır. 2005 sonrası shoegaze ve post-metal ögeleri içeren bir müzik icra etmeye başlamıştır.
Neige’nin vokalleri belki evet, herkese hitap etmeyebilir ve Alcest dinleyenleri ikiye bölmüş durumda olabilir, fakat Alcest’in diğer hiçbir benzer türdeki gruba benzememesinin sebebi Neige’dir. Bu albüm Alcest hakkında belirli bir görüşe sahipseniz, sahip olduğunuz görüşü değiştirmeyecektir diye düşünüyorum. Alcest’in 2016 itibari ile benimsediği sound bu albümde devam etmektedir. Eğer Kodama ve Spiritual Instinct’i severek dinlediyseniz, bu albüm sizi tatmin edecektir. Veya hiç Alcest dinlemediyseniz de bu albüm iyi bir başlangıç sayılabilir.
Les Chants de l'Aurore, ruhani melodilerle dolu bir müzikal yolculuk barındırmaktadır. Tavsiye ederim.
9. Writhen Hilt – Ancient Sword Cult (Almanya)
Herhangi bir EP’yi bu listeye eklemeyi düşünmüyordum. Fakat Writen Hilt’in duyulması gerektiğini düşünüyorum. Epik heavy-metal türünde olan bu albüm melodik ve melankolik yapısıyla size 22 dakikalık hoş bir deneyim sunmakta.
Warlord dinleyicilerinin bakmasını tavsiye ederim.
8. Marty Friedman – Drama (ABD)
Hepimizin çok sevdiği virtüöz Marty Friedman’ın solo albümü. Neredeyse hepimiz kendisini Megadeth’te bulunduğu süreçte attığı sololar ile tanıyoruz (bkz. Tornado of Souls). Kendisi yaklaşık 20 – 25 sene önce Megadeth’ten ayrıldı ve bambaşka bir müzik üretmeye başladı.
Drama, isminden de anlaşılacağı üzere gerilim yolculuklarından, aşk acısına ve sevinç gibi duyguların ve daha fazlasının sinematik bir ifadeyle sunulmuş hali.
Friedman’ı shredder olarak tanısak da bu albüm metal albümü bile değil. Herkesin dinlemesini tavsiye ederim. Bu albümü daha yukarılara koymak isterdim fakat ilerleyen sıralarda çok çok iyi albümler var, fakat belki birkaç sıra yukarısını hak edebilir.
Özellikle açılış şarkısı olan Illumination ve Dead Of Winter’ı çıktığı günden beri çok severek dinlemekteyim. Bu albümü severseniz Friedman’ın diğer işlerine göz atmanızı tavsiye ederim.
7. Salman Tin – Abdal
KÖFN’den Salman Tin’in kendi söylemiyle halk müziği projesi. İlk dinlediğimde öyle gelmemişti fakat tüm şarkılar orijinal beste. Bu arada 18 dakika olmasına rağmen EP olarak değil albüm olarak çıktı, bu yüzden listeye daha rahat ekledim.
Anadolu’nun geleneksel ezgilerini elektrik gitar ile dinleyebileceğiniz çok hoş bir proje.
Bu listede en azından birkaç adet Türkçe albüm bulunması gerektiğini düşündüm. Cem Adrian’ın Mücevher’i ve Ezhel’in Derdo’su arasında kaldım ve en sonunda Abdal’ı seçtim.
6. Opeth – The Last Will And Testament (İsveç)
Listedeki sanatçılar içerisinde en çok bilgiye sahip olduğum ve üzerinde en çok konuşabileceğim albüm budur. Fakat yine de çok uzun tutmayacağım.
Opeth’in Still Life’tan beri çıkarttığı ilk konsept albümdür. Albümün konsepti, açıkçası ne Still Life kadar, ne de My Arms, Your Hearse kadar ilgi çekici değil. Zengin bir aile babasının ölümünden sonra ortaya çıkan vasiyeti işlemekte. Bana açıkçası pek ilginç bir konsept olarak gelmedi, dolayısıyla doğrudan müzikal açıdan değerlendireceğim.
Bu albüm, Opeth hakkında belirli bir görüşe sahipseniz herhangi bir görüşünüzü değiştirmeyecektir. Mikael’in growlları gaza getirse dahi elbette bir Deliverance veya Blackwater Park bulamıyorsunuz. Bazı şarkılar da Dream Theater’da falan gördüğümüz progresif bombardımanı olmuş.
Fakat bu olumsuz eleştirileri bir kenara bırakırsak, Watershed’den beri ilk kez Newpeth olmayan bir albüm bizlerle birlikte. Yıllar sonra Mikael’in growllara geri dönmesi gerçekten mutluluk verici.
Birisi forumda Steven Wilson efekti yeni geçiyor sanırım demişti, gerçekten doğru. Şarkıların isimlerinin olmaması falan da yine konsepte biraz ilginçlik katmak için yapılmış.
Albümde hiç bu olmamış diyebileceğim bir şarkı yok ve belli bir yerden sonra adeta kopuyor gidiyor. Bir tek albümde tek isime sahip şarkı olan “A Story Never Told”u vasat buldum, o kadar. Kesinlikle Opeth’in Watershed’den beri en iyi albüm. Opeth’i böyle görmek sevindirici.
5. Thou – Umbilical (ABD)
Umbilical, Thou’nun şu ana kadar en cezalandırıcı albümü. Son birkaç albümdür küçülen soundların aksine Thou bu albümde sert ve isyankar olarak geliyor. Albümde bulunan “I Feel Nothing When You Cry” Thou’nun şu ana kadarki en hızlı stüdyo kaydı.
Albüm birçok türün karışımı gibi hissettirdi bana. Doom’su, Sabbath’sı riff’lerden bir anda 90’lar alternatif riff’lerine geçiş yapabiliyor.
Sludge ve Doom metal seviyorsanız kesinlikle göz atmanız gereken bir albüm.
4. Darkthrone – It Beckons Us All (Norveç)
Elbette bu albüm bu listede. Açıkcası yeni Darkthore’u sevmiyorum, özellikle son 2 albüm oldukça vasat. 2004’ten beri ilk kez gerçekten Darkthrone gibi hissettiren bir albüm olmuş, ve gerçekten çok beğendim. Bu yıl gerçekten Opeth ve Darkthrone’dan bir öze dönüş gördük ve oldukça memnunum.
Bu albüm; uzun zamandır sahip olduğumuzdan çok daha karanlık, rafine, pür bir yapıya sahip. Ve gerçekten inanılmaz güzel riff’lerle donatılmış.
Bu yılın başa sarılıp sarılıp dinlenmesi gereken albümlerinden biri olmuş.
Blood Fire Death, In The Nightside Eclipse ve Carpathian Forest sevenlere öneririm.
3. Crypt Sermon – The Stygian Rose (ABD)
Crypt Sermon, 2025 yılı ile birlikte 10. yılına giriyor. Açıkcası bu albümü dinledikten sonra diğer iki albümü ve bir demosunu da dinledim, hepsi gerçekten güzeller ve gerçekten beğendim fakat bu albüm kadar iyi değiller.
Bu kayıdın gerçekten geneleksel doom metal alemindeki eşsiz kayıtlar arasında yer aldığını düşünüyorum.
Tempo biraz yükseliyor ve doom unsurları genel olarak Crypt Sermon üyelerinin black metal arkaplanını anlatan melodilerle vurgulanmakta. Kesinlikle 2024’ün en başarılı albümlerinden bir tanesi olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.
2. Beth Gibbons – Lives Outgrown (İngiltere)
Bu albümü bir kez dinlemeden anlayamazsınız. Gerçekten yapacağım hiçbir yorum bu albüm hakkında yeterli duyguyu geçiremeyecektir.
Bu albüm gerçekten huzurlu. Kış akşamında şöminenin yanında gibi hissettiriyor. Tekrar tekrar dinlemekten keyif alacağınız bir albüm.
Aynı zamanda Beth Gibbons’un ilk solo albümü olma özelliğini de taşıyor. Yaklaşık 10 yıldır geleceği haber verilen bu solo albüm beklentileri kesinlikle karşılamış durumda. Dinleyediğim ve muhtemelen dinleyeceğim hiçbir şeye benzemiyor bu.
Albümde kadının psikolojisini ve hayata dair sorgulayışları görüyoruz.
Beth Gibbons’un bu sizi gerçeklikten koparan albümünü kesinlikle bu yazıyı okuyan herkese tavsiye ediyorum.
1. Moor Mother – The Great Bailout (ABD)
İşte, benim için 2024’ün en iyi albümü. İlk şarkıdan son şarkıya kadar büyüleyici.
1835 tarihli Köleliğin Kaldırılması Yasası kapsamında “mülklerini” kaybeden 46 bin İngiliz köle sahibine 17 milyar sterline eşdeğer bir ödeme yapıldı. Müzisyen ve aktivist Camae Ayewa, asırlardan beri gelen tramvaları hikayeleştirerek karşımıza getiriyor.
Bu albümle alakalı son cümleleri İlayda Güler’den alıntı yapıyorum:
“Türümüzün günahları farklı zamanlarda, farklı coğrafyalarda kendini pervasızca tekrarlarken, asıl kölelerin nelere karşı kimler olduğuyla yüzleşmeye çağırıyor bir kez daha.”
Bu deneysel albümü kesinlikle bu yazıyı okuyan herkesin dinlemesi gerektiğini düşünüyorum.
Bonus
Belki bu listeye sığmamış olsa da, 2024 yılında çıkan dinlemeye değer bazı albümler;
Poppy – Negative Spaces
Charli xcx – BRAT
Ezhel – Derdo
Nocturnal Depression – Perpetuelle Eclipse
Blood Incantation – Absolute Elsewhere
Jlin – Akoma
Da Poet, Kayra – NORMAL
Saian – Otonom Piyade: Kuzuların Sessizliği
Couch Slut – You Could Do It Tonight
10. Alcest – Les Chants de l'Aurore (Fransa)
Alcest, Fransız bir post-black metal grubudur. Neige’nin solo projesi olarak başlamıştır. 2005 sonrası shoegaze ve post-metal ögeleri içeren bir müzik icra etmeye başlamıştır.
Neige’nin vokalleri belki evet, herkese hitap etmeyebilir ve Alcest dinleyenleri ikiye bölmüş durumda olabilir, fakat Alcest’in diğer hiçbir benzer türdeki gruba benzememesinin sebebi Neige’dir. Bu albüm Alcest hakkında belirli bir görüşe sahipseniz, sahip olduğunuz görüşü değiştirmeyecektir diye düşünüyorum. Alcest’in 2016 itibari ile benimsediği sound bu albümde devam etmektedir. Eğer Kodama ve Spiritual Instinct’i severek dinlediyseniz, bu albüm sizi tatmin edecektir. Veya hiç Alcest dinlemediyseniz de bu albüm iyi bir başlangıç sayılabilir.
Les Chants de l'Aurore, ruhani melodilerle dolu bir müzikal yolculuk barındırmaktadır. Tavsiye ederim.
9. Writhen Hilt – Ancient Sword Cult (Almanya)
Herhangi bir EP’yi bu listeye eklemeyi düşünmüyordum. Fakat Writen Hilt’in duyulması gerektiğini düşünüyorum. Epik heavy-metal türünde olan bu albüm melodik ve melankolik yapısıyla size 22 dakikalık hoş bir deneyim sunmakta.
Warlord dinleyicilerinin bakmasını tavsiye ederim.
8. Marty Friedman – Drama (ABD)
Hepimizin çok sevdiği virtüöz Marty Friedman’ın solo albümü. Neredeyse hepimiz kendisini Megadeth’te bulunduğu süreçte attığı sololar ile tanıyoruz (bkz. Tornado of Souls). Kendisi yaklaşık 20 – 25 sene önce Megadeth’ten ayrıldı ve bambaşka bir müzik üretmeye başladı.
Drama, isminden de anlaşılacağı üzere gerilim yolculuklarından, aşk acısına ve sevinç gibi duyguların ve daha fazlasının sinematik bir ifadeyle sunulmuş hali.
Friedman’ı shredder olarak tanısak da bu albüm metal albümü bile değil. Herkesin dinlemesini tavsiye ederim. Bu albümü daha yukarılara koymak isterdim fakat ilerleyen sıralarda çok çok iyi albümler var, fakat belki birkaç sıra yukarısını hak edebilir.
Özellikle açılış şarkısı olan Illumination ve Dead Of Winter’ı çıktığı günden beri çok severek dinlemekteyim. Bu albümü severseniz Friedman’ın diğer işlerine göz atmanızı tavsiye ederim.
7. Salman Tin – Abdal
KÖFN’den Salman Tin’in kendi söylemiyle halk müziği projesi. İlk dinlediğimde öyle gelmemişti fakat tüm şarkılar orijinal beste. Bu arada 18 dakika olmasına rağmen EP olarak değil albüm olarak çıktı, bu yüzden listeye daha rahat ekledim.
Anadolu’nun geleneksel ezgilerini elektrik gitar ile dinleyebileceğiniz çok hoş bir proje.
Bu listede en azından birkaç adet Türkçe albüm bulunması gerektiğini düşündüm. Cem Adrian’ın Mücevher’i ve Ezhel’in Derdo’su arasında kaldım ve en sonunda Abdal’ı seçtim.
6. Opeth – The Last Will And Testament (İsveç)
Listedeki sanatçılar içerisinde en çok bilgiye sahip olduğum ve üzerinde en çok konuşabileceğim albüm budur. Fakat yine de çok uzun tutmayacağım.
Opeth’in Still Life’tan beri çıkarttığı ilk konsept albümdür. Albümün konsepti, açıkçası ne Still Life kadar, ne de My Arms, Your Hearse kadar ilgi çekici değil. Zengin bir aile babasının ölümünden sonra ortaya çıkan vasiyeti işlemekte. Bana açıkçası pek ilginç bir konsept olarak gelmedi, dolayısıyla doğrudan müzikal açıdan değerlendireceğim.
Bu albüm, Opeth hakkında belirli bir görüşe sahipseniz herhangi bir görüşünüzü değiştirmeyecektir. Mikael’in growlları gaza getirse dahi elbette bir Deliverance veya Blackwater Park bulamıyorsunuz. Bazı şarkılar da Dream Theater’da falan gördüğümüz progresif bombardımanı olmuş.
Fakat bu olumsuz eleştirileri bir kenara bırakırsak, Watershed’den beri ilk kez Newpeth olmayan bir albüm bizlerle birlikte. Yıllar sonra Mikael’in growllara geri dönmesi gerçekten mutluluk verici.
Birisi forumda Steven Wilson efekti yeni geçiyor sanırım demişti, gerçekten doğru. Şarkıların isimlerinin olmaması falan da yine konsepte biraz ilginçlik katmak için yapılmış.
Albümde hiç bu olmamış diyebileceğim bir şarkı yok ve belli bir yerden sonra adeta kopuyor gidiyor. Bir tek albümde tek isime sahip şarkı olan “A Story Never Told”u vasat buldum, o kadar. Kesinlikle Opeth’in Watershed’den beri en iyi albüm. Opeth’i böyle görmek sevindirici.
5. Thou – Umbilical (ABD)
Umbilical, Thou’nun şu ana kadar en cezalandırıcı albümü. Son birkaç albümdür küçülen soundların aksine Thou bu albümde sert ve isyankar olarak geliyor. Albümde bulunan “I Feel Nothing When You Cry” Thou’nun şu ana kadarki en hızlı stüdyo kaydı.
Albüm birçok türün karışımı gibi hissettirdi bana. Doom’su, Sabbath’sı riff’lerden bir anda 90’lar alternatif riff’lerine geçiş yapabiliyor.
Sludge ve Doom metal seviyorsanız kesinlikle göz atmanız gereken bir albüm.
4. Darkthrone – It Beckons Us All (Norveç)
Elbette bu albüm bu listede. Açıkcası yeni Darkthore’u sevmiyorum, özellikle son 2 albüm oldukça vasat. 2004’ten beri ilk kez gerçekten Darkthrone gibi hissettiren bir albüm olmuş, ve gerçekten çok beğendim. Bu yıl gerçekten Opeth ve Darkthrone’dan bir öze dönüş gördük ve oldukça memnunum.
Bu albüm; uzun zamandır sahip olduğumuzdan çok daha karanlık, rafine, pür bir yapıya sahip. Ve gerçekten inanılmaz güzel riff’lerle donatılmış.
Bu yılın başa sarılıp sarılıp dinlenmesi gereken albümlerinden biri olmuş.
Blood Fire Death, In The Nightside Eclipse ve Carpathian Forest sevenlere öneririm.
3. Crypt Sermon – The Stygian Rose (ABD)
Crypt Sermon, 2025 yılı ile birlikte 10. yılına giriyor. Açıkcası bu albümü dinledikten sonra diğer iki albümü ve bir demosunu da dinledim, hepsi gerçekten güzeller ve gerçekten beğendim fakat bu albüm kadar iyi değiller.
Bu kayıdın gerçekten geneleksel doom metal alemindeki eşsiz kayıtlar arasında yer aldığını düşünüyorum.
Tempo biraz yükseliyor ve doom unsurları genel olarak Crypt Sermon üyelerinin black metal arkaplanını anlatan melodilerle vurgulanmakta. Kesinlikle 2024’ün en başarılı albümlerinden bir tanesi olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.
2. Beth Gibbons – Lives Outgrown (İngiltere)
Bu albümü bir kez dinlemeden anlayamazsınız. Gerçekten yapacağım hiçbir yorum bu albüm hakkında yeterli duyguyu geçiremeyecektir.
Bu albüm gerçekten huzurlu. Kış akşamında şöminenin yanında gibi hissettiriyor. Tekrar tekrar dinlemekten keyif alacağınız bir albüm.
Aynı zamanda Beth Gibbons’un ilk solo albümü olma özelliğini de taşıyor. Yaklaşık 10 yıldır geleceği haber verilen bu solo albüm beklentileri kesinlikle karşılamış durumda. Dinleyediğim ve muhtemelen dinleyeceğim hiçbir şeye benzemiyor bu.
Albümde kadının psikolojisini ve hayata dair sorgulayışları görüyoruz.
Beth Gibbons’un bu sizi gerçeklikten koparan albümünü kesinlikle bu yazıyı okuyan herkese tavsiye ediyorum.
1. Moor Mother – The Great Bailout (ABD)
İşte, benim için 2024’ün en iyi albümü. İlk şarkıdan son şarkıya kadar büyüleyici.
1835 tarihli Köleliğin Kaldırılması Yasası kapsamında “mülklerini” kaybeden 46 bin İngiliz köle sahibine 17 milyar sterline eşdeğer bir ödeme yapıldı. Müzisyen ve aktivist Camae Ayewa, asırlardan beri gelen tramvaları hikayeleştirerek karşımıza getiriyor.
Bu albümle alakalı son cümleleri İlayda Güler’den alıntı yapıyorum:
“Türümüzün günahları farklı zamanlarda, farklı coğrafyalarda kendini pervasızca tekrarlarken, asıl kölelerin nelere karşı kimler olduğuyla yüzleşmeye çağırıyor bir kez daha.”
Bu deneysel albümü kesinlikle bu yazıyı okuyan herkesin dinlemesi gerektiğini düşünüyorum.
Bonus
Belki bu listeye sığmamış olsa da, 2024 yılında çıkan dinlemeye değer bazı albümler;
Poppy – Negative Spaces
Charli xcx – BRAT
Ezhel – Derdo
Nocturnal Depression – Perpetuelle Eclipse
Blood Incantation – Absolute Elsewhere
Jlin – Akoma
Da Poet, Kayra – NORMAL
Saian – Otonom Piyade: Kuzuların Sessizliği
Couch Slut – You Could Do It Tonight