Loyalty571
Decapat
- Katılım
- 20 Ocak 2024
- Mesajlar
- 2.957
- Çözümler
- 12
Bu yazımda Hz. Aişe (r.a.) ile Hz. Muhammed'in (s.a.v.) evlilikleri hakkındaki hadisleri, çoğunluğunu Oryantalistlerin çarpıttığı asılsız iddiaları ve yorumları özelden genele, bir bütün halinde ele almaya çalışacağım. Okunması kolay olsun diye madde madde ilerleyecek, her maddeyi birer tuğla misali birbiri ile örüntülü olarak sonuca bağlayacağım. Samimiyetle baştan sona okuyanlara şimdiden teşekkür ediyorum.
1. Peygamberimizin Hayatı Bize Ne Söylüyor?
Bir insanın karakterini ve zaaflarını anlamak için, gücünün zirvesinde olduğu gençlik yıllarına bakmak gerekir. Hz. Muhammed, fiziksel gücünün en yüksek olduğu 25 yaşında; kendisinden 15 yaş büyük (40 yaşında), daha önce iki evlilik yapmış ve çocukları olan dul bir hanımla, Hz. Hatice ile evlenmiştir. O dönemde çok eşlilik sıradan bir norm olmasına rağmen, Hz. Hatice vefat edene kadar 25 yıl boyunca tek eşli kalmıştır.
Eğer bu kişi (haşa) iddia edildiği gibi nefsine veya çocuklara düşkün biri olsaydı, gençliğinin en verimli çağını kendisinden büyük bir hanımla sadakat içinde geçirmezdi. Bu tablo, sonraki evliliklerinin cinsel haz değil; tamamen sosyal, siyasi ve dini amaçlı (kabileleri birleştirme, himaye etme) olduğunun en büyük kanıtıdır.
2. Tarihsel Verilerle Yaş Hesabı
Oryantalistlerin dillerine doladıkları "9 yaş" iddiası, diğer tarihsel verilerle yan yana getirildiğinde zayıflamaktadır.
Tarih kaynakları, Hz. Aişe’nin ablası Hz. Esma’dan 10 yaş küçük olduğunu yazar. Hz. Esma hicret sırasında 27 yaşındadır. Bu hesaba göre Hz. Aişe hicrette 17, evliliğin fiilen gerçekleştiği hicretin 2. yılında ise 18-19 yaşlarındadır.
Ayrıca İslam hukukunda 15 yaşından küçüklerin savaşa katılması yasaktır. Hz. Aişe’nin Bedir ve Uhud savaşlarında aktif olarak yaralı taşıdığı ve su dağıttığı hadislerle sabittir. Bu da onun evlendiğinde bir çocuk değil, reşit bir genç kız olduğunu kanıtlar.
3. "Oyuncak Bebek" ve "9 Yaş" Hadislerinin Gerçek Yüzü
İddia sahiplerinin dayanak gösterdiği "Ben bebeklerle oynardım" ve "9 yaşındaydım" ifadeleri, bağlamından koparılmış yorumlardır. Bebekler bir "çocukluk" kanıtı değil, o dönemin kız çocukları için bir "annelik eğitimi" aracıdır. 18 yaşındaki bir genç kızın, çocukluğundan kalan eşyaları sevmesi onu "evlenilemez" kılmaz.
Hadiste geçen "Beni hazırladılar, kadınlar bana baktı" ifadesi ise çok kritiktir. Dönemin tecrübeli kadınları Hz. Aişe’yi fiziksel olarak kontrol etmiş ve evliliğe uygun (biyolojik yeterlilikte) olduğuna kanaat getirmiştir. Eğer bedenen çocuk kalsaydı, ne annesi ne de o kadınlar bu evliliğe onay verirdi.
4. O Dönemin Dünyasında Evlilik Normları
Hz. Muhammed'i eleştirenlerin göz ardı ettiği en büyük gerçek, erken evlilik yaşının sadece İslam coğrafyasına has olmayıp, yakın tarihe kadar tüm dünyada "normal" olmasıdır.
Roma hukukunda kızların evlilik yaşı alt sınırı 12'ydi. 1800'lerin sonuna kadar Amerika Birleşik Devletleri'nde rıza yaşı 7 ile 10 arasındaydı. İngiltere'de 1875'e kadar bu yaş 12-13'tü. Yani 19. yüzyıla kadar "medeni" sayılan ülkelerde bile kriter biyolojik ergenlikti.
O dönem Avrupa'sında kadınlar "ruhu olup olmadığı tartışılan" varlıklarken, Arabistan'da kız çocukları diri diri gömülüyordu. Hz. Muhammed ise bu korkunç adeti kaldırmış, onlara miras hakkı vermiş ve kadını "insan" statüsüne yükseltmiştir. Kadınlara bu kadar değer veren bir Peygamberin, eşine zarar verecek bir "çocuk evliliği" yapması mümkün değildir.
5. Biyolojik Rüşt ve "Çocuk" Algısının Değişimi
Bugünkü "18 yaş altı çocuktur" algısı modern sanayi toplumu sonrası oluşan yeni bir kabuldür. Tarih boyunca dünyanın tamamında evlilik yaşı takvim yaşıyla değil, ergenlik (büluğ) ile belirlenirdi.
Kur'an, evlilik için sadece biyolojik ergenliği (büluğ) yeterli görmez, ek olarak "Rüşd" (Nisa Suresi, 6) şartını koşar. Yani kişi hem bedenen hem zihnen evliliği kaldırabilecek olgunlukta olmalıdır. Hz. Aişe evliliği bu iki şarta da tam uymaktadır.
6. Hz. Aişe'nin Rızası ve Güçlü Karakteri
Hz. Aişe, iddia edildiği gibi zorla evlendirilmiş, ezilmiş bir figür değildir. Peygamberden önce zaten Cübeyr bin Mut’im ile sözlüydü. Yani o toplumda zaten evlilik çağına gelmiş bir genç kız olarak biliniyordu.
Dahası Hz. Aişe, 2210 Hadis rivayet eden, sahabeye fetva veren, hukuk bilen, hatta peygamberden sonra ordu yönetip siyasi liderlik yapan (Cemel Vakası) dev bir şahsiyettir. "İstismar edilen çocuk" profili, ordu yöneten ve hukuk öğreten bu güçlü kadın profiliyle taban tabana zıttır.
7. Düşmanların Sessizliği
Konuyu tartışmaya kapatan en güçlü tarihsel argüman bence budur.
Hz. Muhammed İslam'ı tebliğ ettiğinde, Mekkeli müşrikler (Ebu Cehil ve avanesi) onu karalamak için "sihirbaz", "deli", "şair" gibi her türlü iftirayı attılar. Ancak ne müşrikler ne Yahudiler ne de Hristiyanlar, Hz. Aişe ile evliliğini asla bir eleştiri konusu yapmadı.
Eğer bu evlilikte o dönemin ahlakına veya biyolojisine aykırı bir durum olsaydı, düşmanları bunu ona karşı kullanacak ilk ve en büyük silah yaparlardı. Bu konudaki tarihsel sessizlik, evliliğin o toplumun vicdanında tamamen normal ve meşru olduğunun en kesin kanıtıdır.
Özetle, Hz. Muhammed'in Hz. Aişe ile evliliği, Hz. Hatice ile olan sadakat dolu geçmişi, o dönemin dünya genelindeki evlilik normları, Hz. Aişe'nin yaşını 18-20 civarında gösteren tarihsel kronoloji ve düşmanlarının sessizliği ile birleştiğinde ahlaki ve hukuki açıdan tertemiz olduğu görülür.
Söz konusu iddialar, tarihi bağlamından koparılmış, İslam'ı karalamak amacıyla üretilmiş modern ve kasıtlı çarpıtmalardan ibarettir. Hz. Aişe, Hz. Muhammed'in en sevgili eşi, İslam'ın en büyük kadın alimi ve Müslümanların annesi (Ümmü'l-Müminin) olarak tarihteki şerefli yerini almıştır.
1. Peygamberimizin Hayatı Bize Ne Söylüyor?
Bir insanın karakterini ve zaaflarını anlamak için, gücünün zirvesinde olduğu gençlik yıllarına bakmak gerekir. Hz. Muhammed, fiziksel gücünün en yüksek olduğu 25 yaşında; kendisinden 15 yaş büyük (40 yaşında), daha önce iki evlilik yapmış ve çocukları olan dul bir hanımla, Hz. Hatice ile evlenmiştir. O dönemde çok eşlilik sıradan bir norm olmasına rağmen, Hz. Hatice vefat edene kadar 25 yıl boyunca tek eşli kalmıştır.
Eğer bu kişi (haşa) iddia edildiği gibi nefsine veya çocuklara düşkün biri olsaydı, gençliğinin en verimli çağını kendisinden büyük bir hanımla sadakat içinde geçirmezdi. Bu tablo, sonraki evliliklerinin cinsel haz değil; tamamen sosyal, siyasi ve dini amaçlı (kabileleri birleştirme, himaye etme) olduğunun en büyük kanıtıdır.
2. Tarihsel Verilerle Yaş Hesabı
Oryantalistlerin dillerine doladıkları "9 yaş" iddiası, diğer tarihsel verilerle yan yana getirildiğinde zayıflamaktadır.
Tarih kaynakları, Hz. Aişe’nin ablası Hz. Esma’dan 10 yaş küçük olduğunu yazar. Hz. Esma hicret sırasında 27 yaşındadır. Bu hesaba göre Hz. Aişe hicrette 17, evliliğin fiilen gerçekleştiği hicretin 2. yılında ise 18-19 yaşlarındadır.
Ayrıca İslam hukukunda 15 yaşından küçüklerin savaşa katılması yasaktır. Hz. Aişe’nin Bedir ve Uhud savaşlarında aktif olarak yaralı taşıdığı ve su dağıttığı hadislerle sabittir. Bu da onun evlendiğinde bir çocuk değil, reşit bir genç kız olduğunu kanıtlar.
3. "Oyuncak Bebek" ve "9 Yaş" Hadislerinin Gerçek Yüzü
İddia sahiplerinin dayanak gösterdiği "Ben bebeklerle oynardım" ve "9 yaşındaydım" ifadeleri, bağlamından koparılmış yorumlardır. Bebekler bir "çocukluk" kanıtı değil, o dönemin kız çocukları için bir "annelik eğitimi" aracıdır. 18 yaşındaki bir genç kızın, çocukluğundan kalan eşyaları sevmesi onu "evlenilemez" kılmaz.
Hadiste geçen "Beni hazırladılar, kadınlar bana baktı" ifadesi ise çok kritiktir. Dönemin tecrübeli kadınları Hz. Aişe’yi fiziksel olarak kontrol etmiş ve evliliğe uygun (biyolojik yeterlilikte) olduğuna kanaat getirmiştir. Eğer bedenen çocuk kalsaydı, ne annesi ne de o kadınlar bu evliliğe onay verirdi.
4. O Dönemin Dünyasında Evlilik Normları
Hz. Muhammed'i eleştirenlerin göz ardı ettiği en büyük gerçek, erken evlilik yaşının sadece İslam coğrafyasına has olmayıp, yakın tarihe kadar tüm dünyada "normal" olmasıdır.
Roma hukukunda kızların evlilik yaşı alt sınırı 12'ydi. 1800'lerin sonuna kadar Amerika Birleşik Devletleri'nde rıza yaşı 7 ile 10 arasındaydı. İngiltere'de 1875'e kadar bu yaş 12-13'tü. Yani 19. yüzyıla kadar "medeni" sayılan ülkelerde bile kriter biyolojik ergenlikti.
O dönem Avrupa'sında kadınlar "ruhu olup olmadığı tartışılan" varlıklarken, Arabistan'da kız çocukları diri diri gömülüyordu. Hz. Muhammed ise bu korkunç adeti kaldırmış, onlara miras hakkı vermiş ve kadını "insan" statüsüne yükseltmiştir. Kadınlara bu kadar değer veren bir Peygamberin, eşine zarar verecek bir "çocuk evliliği" yapması mümkün değildir.
5. Biyolojik Rüşt ve "Çocuk" Algısının Değişimi
Bugünkü "18 yaş altı çocuktur" algısı modern sanayi toplumu sonrası oluşan yeni bir kabuldür. Tarih boyunca dünyanın tamamında evlilik yaşı takvim yaşıyla değil, ergenlik (büluğ) ile belirlenirdi.
Kur'an, evlilik için sadece biyolojik ergenliği (büluğ) yeterli görmez, ek olarak "Rüşd" (Nisa Suresi, 6) şartını koşar. Yani kişi hem bedenen hem zihnen evliliği kaldırabilecek olgunlukta olmalıdır. Hz. Aişe evliliği bu iki şarta da tam uymaktadır.
6. Hz. Aişe'nin Rızası ve Güçlü Karakteri
Hz. Aişe, iddia edildiği gibi zorla evlendirilmiş, ezilmiş bir figür değildir. Peygamberden önce zaten Cübeyr bin Mut’im ile sözlüydü. Yani o toplumda zaten evlilik çağına gelmiş bir genç kız olarak biliniyordu.
Dahası Hz. Aişe, 2210 Hadis rivayet eden, sahabeye fetva veren, hukuk bilen, hatta peygamberden sonra ordu yönetip siyasi liderlik yapan (Cemel Vakası) dev bir şahsiyettir. "İstismar edilen çocuk" profili, ordu yöneten ve hukuk öğreten bu güçlü kadın profiliyle taban tabana zıttır.
7. Düşmanların Sessizliği
Konuyu tartışmaya kapatan en güçlü tarihsel argüman bence budur.
Hz. Muhammed İslam'ı tebliğ ettiğinde, Mekkeli müşrikler (Ebu Cehil ve avanesi) onu karalamak için "sihirbaz", "deli", "şair" gibi her türlü iftirayı attılar. Ancak ne müşrikler ne Yahudiler ne de Hristiyanlar, Hz. Aişe ile evliliğini asla bir eleştiri konusu yapmadı.
Eğer bu evlilikte o dönemin ahlakına veya biyolojisine aykırı bir durum olsaydı, düşmanları bunu ona karşı kullanacak ilk ve en büyük silah yaparlardı. Bu konudaki tarihsel sessizlik, evliliğin o toplumun vicdanında tamamen normal ve meşru olduğunun en kesin kanıtıdır.
Özetle, Hz. Muhammed'in Hz. Aişe ile evliliği, Hz. Hatice ile olan sadakat dolu geçmişi, o dönemin dünya genelindeki evlilik normları, Hz. Aişe'nin yaşını 18-20 civarında gösteren tarihsel kronoloji ve düşmanlarının sessizliği ile birleştiğinde ahlaki ve hukuki açıdan tertemiz olduğu görülür.
Söz konusu iddialar, tarihi bağlamından koparılmış, İslam'ı karalamak amacıyla üretilmiş modern ve kasıtlı çarpıtmalardan ibarettir. Hz. Aişe, Hz. Muhammed'in en sevgili eşi, İslam'ın en büyük kadın alimi ve Müslümanların annesi (Ümmü'l-Müminin) olarak tarihteki şerefli yerini almıştır.