- Katılım
- 7 Ocak 2013
- Mesajlar
- 10.112
- Çözümler
- 167
Daha fazla
- Cinsiyet
- Erkek
- Meslek
- Endustri Urunleri Tasarimi / Stratejik Tasarim
Ahah dayanamadım ya.
Konuyu basite indirgeyeyim, bu örnek tüm bilgi birikimleri için geçerlidir - felsefe yerine, basit bir hikaye.
Aşama iki, yani bir birey olarak henüz kazanım ve kaybedimleriniz birikmeye başlamadan oturup beyninizi kullanmak adına felsefe güzel görünür ama merak etmeyin, o yaşlardan felsefe yapacağınıza yaşlara kadar keyfini sürmeniz gereken daha fazla organınız var. Beyin hep sizinle.
Aşama üç, kültürel farkların sonuçları olarak şu an bir ekrana bakıyorsun. Afrika kıtasındaki iklimin yarattığı kültürde olsaydın şu an 64 piksel bir ekrana bakıyordun ve dertlerin farklıydı. 21yy'da yanlışlıkla bile hayatta olmak/kalmak o kadar kolay ki, maymun ne yapacağını şaşırdı demiştik bir sohbette.
Aşama dört, hayvani iç güdülerimiz bizi diğer hayvanlardan daha ileri taşıyan yegane şey. Daha basit biyoloji olarak annenden çıktığında tamamlanmamış durumdasın. 3 yıl içinde tamamlanacaksın, sonra da ne dişin ne pençen bir işe yarıyor... Bazen diyorum, standart ölü ya da güçsüzleştirilmiş patojenle yarattığımız aşılar ve penisilin çok can kurtarırken aynı şekilde akli yeteneklerin çan eğrisinde körelmesine mi neden oldu. Kendime cevaben; akli yeteneklerini yönetebildiğim bir şeyi yaratmak için gereken şeyleri yaptığım sürece sayılarını da belirleyebilirim istediğim yöntemle.
Asıl psikolojik model (pattern) olarak ele alınırsa: Harari eşçinsel bir yahudi olarak kalamayacağından ötürü ateizmi tercih etti, içinde bulunduğu Musevilik ve İsrail eşcinsel evlilik yapmasına izin vermemektedir... Yani hem gezegendeki en bağlı ve kurallı kültürlerden birinin içinde yetişmiştir, hem de kendi kendine üreyemeyeceği gerçeğiyle (insanlar eşeyli ürer ve bir dişi bir erkek gerekir ama bunu bilmeyen varsa çok tatlı) karşılaşıp transhümanizm adına çok atıp tutar. Zira ölecektir ve fikirleri de bu kadar basit kenara atılabilirken, değişen dünyada kalmasının yolu; USB olarak hayatına devam etmeye çalışmaktan başka çaresi yoktur kocasıyla. Bu tip durumlar için güzel bir Türkçe söz vardır "Her lafa verilecek bir cevabım var elbet. Lakin bir lafa bakarım, laf mı diye? Birde söyleyene bakarım, adam mı diye?".
Zira saf felsefe konuşmak için özel gruplarda konuşulur ve tabi o gruplara herkes alınmaz. Felsefe ile ileri seviye uğraşan biri yakın dostum, biri de uzak insan tanırım, aralarındaki en basit felsefi farkı gösteren şey; birinin maddi zenginliği ve hayattan beklentileriyle kurduğu hayat, ötekisinin maddi zenginliği olmadığı için kuramadığı hayattan bahsetmesi...
Not: Mustafa Kemal Atatürk ile ilgili net açıklama, benim fikirlerimi ileri taşıyın demesidir. Bunu diyebilen birine "dikta" rejimi çerçevesinde yaklaşmak için felsefe yetersizdir. Yenilen tarafın kuyruk acısı, iyi bir yüzücü gibi yeteneklere sahip olmak gerekir. Değilseniz kelimelerin ardına sığınıp cambazlık yapmanız da yetersizdir.
Konuyu basite indirgeyeyim, bu örnek tüm bilgi birikimleri için geçerlidir - felsefe yerine, basit bir hikaye.
- Çocuk ailesiyle yemek yemektedir
- Çocuğa ailesi yiyeceklerden etin ne olduğunu, nereden elde edildiğini söylememiştir
- Toplumsal yönlendirme organları ve kontrol mekanizmaları "et" üretim ve uygulama eylemlerinin göz önünde olmasına karşıdır (çünkü mesela, şiddeti çağırıştırdığına dair bir atış ve tutuşları vardır)
- Çocuk ilk defa etin bir başka canlı olduğunu öğrenir ancak eğitim ve kontrol mekanizmaları onun zamanında gelişmesi gereken rezilyans ve basit mantık yeteneklerinin gelişmesini engellemiştir
- Çocuk et yememeye başlar
- Çocuk artık vegandır
- Başkaları et yiyordur
- Arkadaş çevresini değiştirir, kendi gibilerle takılmaya başlamayı tercih eder çünkü kimse onu pikniğe kebaba çağırmıyordur
- Bir gün bu velet büyür tabi, daha da vegan olacağım der, bu konudaki hap ve takviyelere yumulmaya başlar birkaç kişinin kitabını ve reklamına uyup
- Sağlığı yeterince iyi değildir
- Çünkü basit biyolojik yeteneklerinin ana ihtiyacının et tipi proteinler olduğunu öğrenmemiştir, öğrenir
- Çünkü tarım sistemlerinin veganlara çalışması herhangi bir hayvancılık sektörüne göre daha ağır doğa/çevresel sonuçlara sebep olur
- Çocuk bir gün bir şekilde et yer/yedilir, ilk lokmada beyninin ve duyularının çalışması değişir
- Çocuk ağlamaya başlar
- Velet büyür.
- Artık o bir bireydir.
Aşama iki, yani bir birey olarak henüz kazanım ve kaybedimleriniz birikmeye başlamadan oturup beyninizi kullanmak adına felsefe güzel görünür ama merak etmeyin, o yaşlardan felsefe yapacağınıza yaşlara kadar keyfini sürmeniz gereken daha fazla organınız var. Beyin hep sizinle.
Aşama üç, kültürel farkların sonuçları olarak şu an bir ekrana bakıyorsun. Afrika kıtasındaki iklimin yarattığı kültürde olsaydın şu an 64 piksel bir ekrana bakıyordun ve dertlerin farklıydı. 21yy'da yanlışlıkla bile hayatta olmak/kalmak o kadar kolay ki, maymun ne yapacağını şaşırdı demiştik bir sohbette.
Aşama dört, hayvani iç güdülerimiz bizi diğer hayvanlardan daha ileri taşıyan yegane şey. Daha basit biyoloji olarak annenden çıktığında tamamlanmamış durumdasın. 3 yıl içinde tamamlanacaksın, sonra da ne dişin ne pençen bir işe yarıyor... Bazen diyorum, standart ölü ya da güçsüzleştirilmiş patojenle yarattığımız aşılar ve penisilin çok can kurtarırken aynı şekilde akli yeteneklerin çan eğrisinde körelmesine mi neden oldu. Kendime cevaben; akli yeteneklerini yönetebildiğim bir şeyi yaratmak için gereken şeyleri yaptığım sürece sayılarını da belirleyebilirim istediğim yöntemle.
Asıl psikolojik model (pattern) olarak ele alınırsa: Harari eşçinsel bir yahudi olarak kalamayacağından ötürü ateizmi tercih etti, içinde bulunduğu Musevilik ve İsrail eşcinsel evlilik yapmasına izin vermemektedir... Yani hem gezegendeki en bağlı ve kurallı kültürlerden birinin içinde yetişmiştir, hem de kendi kendine üreyemeyeceği gerçeğiyle (insanlar eşeyli ürer ve bir dişi bir erkek gerekir ama bunu bilmeyen varsa çok tatlı) karşılaşıp transhümanizm adına çok atıp tutar. Zira ölecektir ve fikirleri de bu kadar basit kenara atılabilirken, değişen dünyada kalmasının yolu; USB olarak hayatına devam etmeye çalışmaktan başka çaresi yoktur kocasıyla. Bu tip durumlar için güzel bir Türkçe söz vardır "Her lafa verilecek bir cevabım var elbet. Lakin bir lafa bakarım, laf mı diye? Birde söyleyene bakarım, adam mı diye?".
Zira saf felsefe konuşmak için özel gruplarda konuşulur ve tabi o gruplara herkes alınmaz. Felsefe ile ileri seviye uğraşan biri yakın dostum, biri de uzak insan tanırım, aralarındaki en basit felsefi farkı gösteren şey; birinin maddi zenginliği ve hayattan beklentileriyle kurduğu hayat, ötekisinin maddi zenginliği olmadığı için kuramadığı hayattan bahsetmesi...
Not: Mustafa Kemal Atatürk ile ilgili net açıklama, benim fikirlerimi ileri taşıyın demesidir. Bunu diyebilen birine "dikta" rejimi çerçevesinde yaklaşmak için felsefe yetersizdir. Yenilen tarafın kuyruk acısı, iyi bir yüzücü gibi yeteneklere sahip olmak gerekir. Değilseniz kelimelerin ardına sığınıp cambazlık yapmanız da yetersizdir.