"Atatürkçüleri anlayamıyorum" gibi ifadelerle düşmanlık yapanlar hakkında ne düşünüyorsunuz?

Bu gibi tiplerin Atatürk'ü sevmeme sebeplerini hala öğrenemedim. Neden sevmiyorsunuz sebep ne diye sorduğumda ya cevap vermiyorlar ya da kaçamak cevap veriyorlar.
Çoğu bahane ya dediğim gibi. Yarısı bölücü bunların, bir kısmı da ABD yalaması. Bir kısmı da "gerçekten" değeri olmayan çocuklar.

O kadar bilgileri yok ki adam bana cevap verip, karsilikli tartışmak yerine engellemeye çalışıyor yazdığımı.
 
Çoğu bahane ya dediğim gibi. Yarısı bölücü bunların, bir kısmı da ABD yalaması. Bir kısmı da "gerçekten" değeri olmayan çocuklar.

O kadar bilgileri yok ki adam bana cevap verip, karsilikli tartışmak yerine engellemeye çalışıyor yazdığımı.
Valla çok ilginçler ya. Ama burada eskiden bu kadar fazla yoktu neden bu kadar çoğaldılar burada onu da anlamış değilim. Tez zamanda azalırlar umarım buradan.
 
Çoğu bahane ya dediğim gibi. Yarısı bölücü bunların, bir kısmı da ABD yalaması. Bir kısmı da "gerçekten" değeri olmayan çocuklar.

O kadar bilgileri yok ki adam bana cevap verip, karsilikli tartışmak yerine engellemeye çalışıyor yazdığımı.
Sonrada, yapıyorlar.
1080x360.jpeg


Valla çok ilginçler ya. Ama burada eskiden bu kadar fazla yoktu neden bu kadar çoğaldılar burada onu da anlamış değilim. Tez zamanda azalırlar umarım buradan.
O malûm parti şımarttı tabiki.
 
Valla çok ilginçler ya. Ama burada eskiden bu kadar fazla yoktu neden bu kadar çoğaldılar burada onu da anlamış değilim. Tez zamanda azalırlar umarım buradan.
Yok be cogalmadilar nereye cogalacaklar? Sadece kendilerini baskiliyorlar linç yememek için. Halbuki dusuncesinin doğru olduguna inanan adam her yerde bunu açıkça söyler lincten korkmaz.

Bunlardan biri geçen tum mesajlarima disslike atıyordu, diğeri de konu actigi icin populer oldu zaten. 2-3 tane coluk cocuk cok takmayin büyüyünce geçer bu dusunceleri.
 
Merhaba, bu kelimeleri hangi youtube/insta düşünüründen öğreniyoruz? Saygılar. Sizden bahsettiğimi kim söyledi bu arada?

Ben zaten böyle bir şeyden bahsetmedim, başlıktan sonrasını okuma isteğin yoksa konuya girip yazı yazmanın da bir manası yok.

Kendi yazdığını da okuyamiyorsun zaten.
 
Ne kadar kolay, değil mi? Dünyayı "ya bizdensin ya da bölücüsün" diye ikiye ayırmak. Birisinin, önüne konulan kutsalları beğenmemesi için illa gizli bölücü, kürdistan destekçisi veya amerikan uşağı olmasına gerek yok. Aradaki basit bir farkı kaçırıyorsunuz. Belki de onlar sizin kutsallarınızı değil, direkt kutsalları sevmiyorlardır?

Sizin "bölücü" dediğiniz adamın derdi belki ülkeyi bölmek değildir; belki sadece kendi zihnini sizin kalıplarınızdan bölüp kurtarmaktır. Bir insan Atatürk'ü de, karşı tarafı da, diğer tarafı da aynı anda eleştirip; "ben sadece kendimden sorumluyum" diyemez mi? İlla bir bayrağın altına girmek zorunda mı? Sizin kafanızda kendi değerlerini seçen/oluşturan birey diye bir seçenek yok mu, illa herkes bir cemaatin ya da örgütün üyesi mi olmak zorunda?

Hele o "Beğenmeyen terk etsin" diyen arkadaş. İşte en komik olan da bu. Zaten beğenmeyenler, imkanını bulduğu dakika o sınır dışı edilme hayalinizi gerçekleştiriyor. Kendi rızalarıyla gidiyorlar. Geriye de; sorgulamayan, her şeyi kutsayan ve bu tartışmalarla karşıda ki kişinin argümanını çürütmek yerine kişiliğine saldıran sizler kalıyorsunuz.

Doğru olan her şeyi her yerde bağıra bağıra söylemek delikanlılık değil, düpedüz safdilliktir. Sen sanıyor musun ki fikirlerine güvenen adam gider kendini bile bile ateşe atar? Hayır, tam tersi, zeki adam, fikrini en güvenli yere ulaşana kadar kendine saklar.

Şu 'linçten korkuyorlar' lafınız var ya... Resmen bu tarz insanları kendi varlığınıza tehdit bir düşman olarak görüyorsunuz. Nasıl rahatça fikirlerini söylesinler? Ama evet, şahsen ben sizin o bitmek bilmeyen öfkenizle, mahkemelerinizle ya da toplumsal baskınızla uğraşmak istemiyorum. Ayrıca "doğru görüş" diye bir şey yoktur.

Ayrıca bir insan kendi ülkesini de, sembollerini de sevmeyebilir. Bir de bayrak, marş, atatürk karşıtı olmak ne kadar ideolojik bir duruşsa, savunmakta o kadar ideolojik duruştur. "Siyaset üstü" değildir.
 
Son düzenleme:
Bir kişide saygı olması gerekiyor. Saygı yok ise istediği her şeye küfür eder bugün Atatürk yarın Allah'a kitaba her şeye eder bu insanlar. Atatürk için diyeceklerim şunlar kaç yıl önce vefat etmiş bir siyasi lider belki onun kurduğu ülkede yaşıyorsun veyahut onun sayesinde senin ceddin soyun sonsuza dek sürecek zulümden kurtuldu. Bunlar bunu anlayamıyor ve hakaret ediyor. Tek diyebileceğim şey istediğine hakaret etsin elinden inan gelecek bir şey yok eğer yüz yüze diyorsa gereğini yapmanı öneririm.
(Kafa karışıklılığı olmaması için Sevebilir sevmeyebilir, tarafımca saygı duymalı. Duymuyorsa bile kişiye hakaret veyahut iftira atmamalı.)

Muhtemelen, konuyu şimdi gördüm. Pek bir önemi yok ekranımdaki birkaç pikselden başka bir şey değil, hayatıma somut bir etkisi yok fakat yine de yazacağım. Kavanozun dışını görmeleri umuduyla.

Dünyanın her toplumunda, hemen hemen her zümresinde ve tarihi kesiminde farklı zeka ve kültür seviyelerine sahip insanlar olur; bu durum oldukça normaldir keza sistemler böyle döner, buna göre tasarlanır. Mental sağlığın için bunları göz ardı edip hayatına bakarsın. Keza 21. yüzyıl dünyası stoacı insanlar için tasarlandı. Aksi takdirde yaşam oldukça güç olacaktır. Herhangi bir sektörde ortalamanın üstü pozisyonlara gelmiş insanlara bakarsanız ne demek istediğimi kavrayabilirsiniz.

Çoğunun basit argümantasyon, temel diyalektik, mantık ve bilgisi/eğitimi veyahut gerçek hayatta münazara deneyiminin olmadığını; ortaya atılan X argümanını ve düşüncesini genelleştirme, ad hominem mantık safsatasına başvurma gibi birden fazla aksiyonlarını gözlemleyerek rahatlıkla anlayabilirsiniz. Büyük ihtimal hayatında tek bir felsefe kitabını bile baştan sona okumadıkları da eklenebilir. Saygılar.

Konu kilitli olan metnini dikkatlice okudum ve şu yorumları belirtmek istiyorum.

İdeolojilerin kutuplaştırıcı etkisine ilişkin yaptığın genel tespitler kısmen anlaşılır; ancak Atatürk'e ilişkin vardığın sonuçlar bu çerçevenin dışına taşıyor ve ciddi genellemeler içeriyor.

Öncelikle Atatürk'ü, bağlamından koparıp “3. dünya ülkesi diktatörü” gibi günümüz kavramlarıyla etiketlemek tarihsel olarak problemli. Atatürk'ün iktidara gelişi bir hanedan devri, darbe ya da kişisel iktidar hırsı üzerinden değil; işgal altındaki bir ülkede verilen varoluş mücadelesi üzerinden olmuştur. Kurduğu sistem kusursuz değildir, eleştirilebilir; ancak onu tipik bir otoriter lider kategorisine indirgemek indirgemeci bir yaklaşımdır.

Ayrıca “günümüzde yaşasaydı Erdoğan kadar nefret edilirdi” iddiası tamamen spekülatiftir. Tarihsel figürler kendi dönemlerinin koşulları içinde değerlendirilir. Bugünkü siyasal iklimle 1919-1938 arasındaki Türkiye'yi eşitlemek analitik değil, varsayımsaldır.

Eğitim sistemi ve ritüeller üzerinden yaşadığın yabancılaşma hissi kişisel bir deneyimdir ve bunu tartışmak meşrudur. Ancak bu deneyimi doğrudan Atatürk'ün şahsına bağlamak, uygulayıcılarla kurucu figürü aynı sepete koymak anlamına gelir. Militarist veya dogmatik uygulamalar, bir liderin tüm mirasını tek başına tanımlamaz.

İdeolojilere mesafeli durduğunu söylerken, kendi yaklaşımının da güçlü bir bireyci ve anti-kolektivist ideolojik zemine oturduğunu göz ardı ediyorsun. Bu bir suç değil; fakat “ideolojilerin dışında” olduğunu iddia ederken aslında başka bir ideolojik konumdan konuştuğunu kabul etmek gerekir.

Atatürk eleştirilemez bir figür değildir. Ancak eleştiri, tarihsel bağlam, kavramsal netlik ve entelektüel adalet gerektirir. Aksi hâlde yapılan şey ideoloji eleştirisi değil, başka bir indirgemeciliğin yeniden üretilmesi olur.
 
Son düzenleme:

Bu konuyu görüntüleyen kullanıcılar

Technopat Haberler

Geri
Yukarı