İnceleme Nioh 3 İnceleme

@xgravity, soulslike oyuncularına saygım büyük. Ben de o sabır asla yok. :D Benim tek sabrettiğim konu, oyunlar ne kadar sıkıcı olsa da bitirebilmem.
Tek nokta mantığı kavramak aslında hocam. Bende sizin gibiydim, fakat her souls like oyununun kendine has bir mantığı var. Onu çözdükten sonra gerisi zaten geliyor. Bosslara ölmek çok olası bir durum bu tür oyunlarda. Misal ilk bosstan sonra oyunu sildim demişsiniz, o ilk bossa tam 19 kere öldüm ama şimdi tekrar oyna desen tekte geçerim. Mantığı çözüyorsunuz çünkü. Bu diğer karşılaşacağınız bosslar içinde ön hazırlık oluyor. Dediğim gibi souls like zorluğuna alıştığınızda diğer oyunlar artık baymaya başlıyor. Yine oynuyorsunuz ama hikayesi için falan devam ediyorsunuz. Yoksa hep ezber şeyleri tekrar etmek bir süre sonra sıkıcı geliyor.
 
@CS Relboron, hocam siz 19 kere iyi denemişsiniz bence. 30+'yı geçmişti en son benim mesai. :D Soulslike oyunlara karşı beceriksizliğimi aşmam lazım. :D
 
@CS Relboron, hocam siz 19 kere iyi denemişsiniz bence. 30+'yı geçmişti en son benim mesai. :D Soulslike oyunlara karşı beceriksizliğimi aşmam lazım. :D
Nioh'u hiç oynamadım ve bilmiyorum fakat DS 1, DS2, DS3, Elden Ring böyle zor değil ilk oynuyan için :D. Özellikle başlangıç boss'unu yeni başlayanlar, genellikle 3-4'te keser yani.
 
Anladım hocam, ben de bundan korkuyordum. Teşekkür ederim cevabınız için.
Hocam benzerlikten kastım şu, oyun bildiğimiz gibi Japonyada geçiyor. Açık dünyası mevcut. Ghost of Tsushima oynadıysanız onun gibi görebilirsiniz. Japonya temalı olduğundan benzer kelimesini o yüzden kullandım. Yoksa gittiğiniz yerler birbirinin aynısı değil. Oyunun hikayesi gereği içerdiği karanlık ortamda farklı. Kasvetli bir havadayken yapmanız gereken şeyleri yaptığınızda o kasvetli hava kalkıp birden cennete düşmüş gibi hissediyorsunuz. O konuda güzel bir hissiyatı var.
 
Hocam benzerlikten kastım şu, oyun bildiğimiz gibi Japonyada geçiyor. Açık dünyası mevcut. Ghost of Tsushima oynadıysanız onun gibi görebilirsiniz. Japonya temalı olduğundan benzer kelimesini o yüzden kullandım. Yoksa gittiğiniz yerler birbirinin aynısı değil. Oyunun hikayesi gereği içerdiği karanlık ortamda farklı. Kasvetli bir havadayken yapmanız gereken şeyleri yaptığınızda o kasvetli hava kalkıp birden cennete düşmüş gibi hissediyorsunuz. O konuda güzel bir hissiyatı var.
Ha o zaman güzel. Önceki oyunlarda bütün bölümler birbirine benziyordu, o yüzden biraz ümidimi kesmiştim de. Eğer öyleyse denemek isterim.
 
Nioh'u hiç oynamadım ve bilmiyorum fakat DS 1, DS2, DS3, Elden Ring böyle zor değil ilk oynuyan için :D. Özellikle başlangıç boss'unu yeni başlayanlar, genellikle 3-4'te keser yani.
Nioh'ta saydığınız oyunlardaki Stamina benzeri olarak Ki olayı var. Koştuğunuzda, dodge attığınızda, saldırı yaptığınızda vesaire bu ki düşmeye başlıyor. Karakterin saldırıları DS ve Elden Ring oyunlarındaki gibi ağır olmadığı ve daha seri olduğu için Ki barını bir anda unutabiliyorsunuz. Çok daha hızlı seri saldırılar yapıyorsunuz çünkü. Durum böyle olunca birden ortada kalabiliyorsunuz. Nioh 3 de ise olay şu, Ninja şeklinde oynuyorsan oyun sana çok seri saldırı yapma şansı veriyor ama aynı serilikte Ki tüketiyorsun, burada oyun sana şunu söylüyor daha yavaş oyna tuzaklar yerleştir kunai fırlat bossun açığını bekle. Her oyunun kendi mantığı dediğim olayda bu.
 
Souls like oyunları genelde senin oynayışta usta olmandan çok karşındaki düşmana göre nasıl oynadığınla alakalıdır bu yüzdende her bir boss bize zor gelir ve oyun sıkıcılığını kaybetmez.
Fakat Nioh 3 seni genel olarak bir oynayış sistemine bağlı bırakıp onda ustalaşmanı istemiş ve bu noktada türdaşlarından kendini ayırmaya çalışmış.
Bu Nioh 3 ile gelen bir şey değil diğer oyunlarında da var fakat özellikle bunu Nioh 3 ile beraber daha da ön plana çıkarmışlar.
Hoşuma gitmedi diyemem ama "vay be ne güzel yapmışlar" diyebileceğim kadar çeşitlilik yok.

Bu tasarım şeklini sevmemekle birlikte hiçbir Nioh oyununu beğenmediğimden dolayı bu oyunu da beğenmedim.
Piyasada daha kaliteli çok az souls like oyun var bu yüzden belki de değerini bilmem gerek ama şu renkli (nadir, epik, efsanevi tarzında) item olayından nefret ediyorum.(bahsettiğim bir silahın bariz diğer silahlardan çok daha güçlü olması)
Benim için souls oyunlarındaki her silah belli bir oynayışı temsil eder ve hangi silahı kullanırsan kullan güzel bir Build ortaya koyabilirsen feci güçlü bir karakter yaratabilirsin kısaca sana inanılmaz bir özgürlük ve yaratıcılık sunar.
Ama bu türde renkli itemler olunca bu yaratıcılık olayı tamamen kayboluyor benim gözümde.

Ve evet bölüm tasarımları gene ortalamanın altında fakat ilk 2 oyun kadar da kötü değil.

Güzel bir inceleme olmuş hocam elinize sağlık.
 
Nioh 3’e girerken beklentim çok yüksek değildi açıkçası. Seriyi seviyorum ama önceki oyunlardan dolayı temkinliydim. “Yine zor, yine sinir, yine alışana kadar dayak” diyordum. Oyun tam olarak bunu verdi ama bu sefer garip bir şekilde rahatsız etmedi. Çünkü oyunun ''zor olmak için zor'' modunu değiştirmişler. Artık daha tutarlı ve gerçekten bir souls-like oyununa yakışır olmuş. Bunu da item dengeleri ve statlar ile yapmışlar.

İlk saatlerde oyun sana kibar davranmıyor. Ne yapman gerektiğini uzun uzun anlatmıyor, elinden tutmuyor. Yanlış oynarsan direkt cezasını kesiyor. Ama güzel olan taraf şu,öldüğünde çoğu zaman neden öldüğünü anlıyorsun. Bu da insanı sinirlendirmek yerine tekrar denemeye itiyor.

Dövüş sistemi gerçekten oyunun bel kemiği. Hızlı ama kontrolsüz değil. Tuşlara bastığında karakterin ağırlığını hissediyorsun. Duruş sistemi hala çok önemli, yanlış duruşta saldırırsan cezası var. Ki yönetimi ise her şey. Ki’yi bitirirsen oyun seni affetmiyor. Ama doğru zamanda Ki Pulse yapmak, düşmanı Ki’siz bırakmak ve o boşluğu değerlendirmek çok tatmin edici.

Yetenek sistemi bu oyunda daha anlamlı hale gelmiş. Sadece “hasar artsın” mantığı yok. Yeni kombolar, kaçış sonrası saldırılar, duruşlar arası geçişleri hızlandıran pasifler gerçekten oynanışı değiştiriyor. Bir süre sonra karakterin sadece güçlenmiyor, senin oynama tarzına uyum sağlıyor. Bu da oyunu ilerledikçe daha keyifli yapıyor.

Oyunda anlık olarak Ninja ve Samuray geçişi yapabiliyorsunuz.Ninja ve samuray geçişi bence Nioh 3’ün en güzel taraflarından biri. Oyun seni tek bir role kilitlemiyor. Aynı karakterle hem klasik samuray gibi yüz yüze, ağır ve kontrollü oynayabiliyorsun, hem de ninja tarafına kayıp hızlı, çevik ve taktiksel bir stile geçebiliyorsun. Üstelik bu geçiş yapay durmuyor. Ninja yeteneklerini sadece “yan şeyler” gibi hissettirmiyor, gerçekten işe yarıyor. Tuzaklar, atılan eşyalar, kısa süreli buff’lar savaşın gidişatını değiştiriyor. AC Shadows gibi düşünebilirsiniz ama bu geçişleri anlık savaş sırasında istediğiniz gibi yapabiliyorsunuz.

Samuray tarafı daha direkt. Doğru zamanlama, güçlü vuruşlar, düşmanı baskı altına alma üzerine kurulu. Ninja tarafı ise daha sabır istiyor. Pozisyon almak, düşmanı zayıflatmak, arkadan vurmak gibi bir oyun tarzı var. Hangisini oynadığın tamamen sana kalmış. Hatta ikisini karıştırmak bile mümkün ve oyun buna gayet izin veriyor.

Item setleri de bu noktada devreye giriyor. Ekipman sistemi hala bol, belki fazla bol ama set bonusları artık daha belirgin. Ninja ağırlıklı setler sana hız, kaçış ve item verimliliği sağlarken, samuray setleri daha çok dayanıklılık, Ki kontrolü ve düz hasar üzerine kurulu. Setleri tamamladığında fark gerçekten hissediliyor. “Aynı oynuyorum ama rakamlar değişti” hissi yok, oynanış değişiyor.

Item renkleri ve stat ilişkisi bu oyunda daha net hissettiriliyor. Maviden başlayıp mora doğru giden klasik rarity sistemi var ve renk sadece kaliteyi değil, oynanışı da etkiliyor. Üst seviye itemlerde daha fazla pasif, daha anlamlı bonuslar ve set sinerjileri açılıyor. Ama asıl önemli kısım şu,hangi statın hangi silahı güçlendirdiği artık daha okunaklı. Kullandığın silaha göre stat vermediğinde hasarın gerçekten geride kalıyor. Ninja ağırlıklı oynuyorsan hız, çeviklik ve item odaklı statlara yönelmek fark yaratıyor, ağır silah kullanan bir samurayla aynı stat dağılımını yaparsan oyunun seni cezalandırması çok normal. Bu da “her stat her şeye yarıyor” hissini ortadan kaldırıyor ve karakterini bilinçli kurmanı sağlıyor. Herhangi bir stat bonusuna puan verdiğinde o statın hangi silahı güçlendirdiği ek olarak belirtiliyor ki bu da kendi başınıza bir stat dağılımı yapmanız için mükemmel.

Loot ekranı hala zaman zaman yorucu olabiliyor ama alışınca neye bakman gerektiğini öğreniyorsun. Gereksiz itemleri ayıklamak, setleri kovalamak oyunun ritminin bir parçası haline geliyor. Bir noktadan sonra yeni bir parça düştüğünde gerçekten heyecanlanıyorsun.

Hikaye tarafı çok ön planda değil ama bu zaten Nioh’un olayı. Arka planda akıyor, Japon mitolojisi ve tarih yine var. Ben açıkçası “hikaye ne olacak” diye oynamadım ama atmosferi güçlü tutuyor. Haritalar karanlık, düşman tasarımları yerinde, müzikler oyunun temposuna uyuyor.

Zorluk konusu biraz kişiye bağlı. Kolay değil, kesinlikle değil. Ama sabırlıysan oyun seni iteklemiyor, aksine geliştiriyor. Acele edersen affetmiyor. Bir noktadan sonra reflekslerin değişiyor, daha dikkatli oynamaya başlıyorsun. Ninja oynuyorsan daha çok plan yapıyorsun, samuray oynuyorsan zamanlamaya odaklanıyorsun. Oyun bunu sana hissettiriyor.

Teknik olarak Steam sürümünde ciddi bir sorun yaşamadım. Performans genel olarak stabil. Ufak tefek kamera sorunları oluyor ama oynanışı bozacak seviyede değil. Gamepad ile oynamak açık ara daha keyifli.

Nioh 3 herkese göre bir oyun değil. Sabırsızsan, zorlanınca sinirleniyorsan, bu oyun seni yorar. Ama zor oyunları seviyorsan,souls-like aşığı isen, oynanışın derin olmasını istiyorsan, karakterini ve tarzını gerçekten kendin şekillendirmek istiyorsan kesinlikle şans verilmeli.

Oyunu 15 saattir oynuyorum ve şuana kadar bayağı iyi olmuş diyebilirim.

Eki Görüntüle 2656904
Oyun ne ara çıktı da incelemesini yaptın bea :D Üçüncü oyun çıktığına göre Nioh serisini radarıma alabilirim. Bu arada güzel inceleme olmuş bu seriyi yeniden hatırladım.

Oradaki bosslar benim ezici gücüme boyun eğmek zorundalar hahahahaha(150-200 kere ölüp geri geleceğim)
 

Bu konuyu görüntüleyen kullanıcılar

Technopat Haberler

Geri
Yukarı