Merhaba hocalarım. Nasılsınız? Umarım iyisinizdir. ben çok iyiyim teşekkür ederim. Biraz aksattım buraları biliyorum kusuruma bakmayın.
Bugün terapiden şu anki zamana kadar olan kısmı anlatmak istiyorum. Ve bu günü öncelikle @poyriho hocama armağan ediyorum.
Önceki günde bahsettiğim gibi nefes bile almaya zamanım yokken artık bunu kaldıramadığımı ve bir çözüm bulmam gerektiğini düşündüğüm için bir terapiste görünmeye karar verdim. İlk günler hocam beni dinledi hiç bir şey yapmadan yargılamadan kaçmadan korkutmadan. Sadece gözlerini açtı ve dinledi. Meğerse bana gereken tek şey buymuş. Var olduğumun hissettirilmesi. İlk başlarda kendimden nefret ede ede gittim. Her gittiğimde hocama bundan bahsettim kendim ile barışmak istediğimi ama artık kendimin benden vazgeçtiğini anlattım. Hocam tek bir şey dedi neden buradasın o zaman? Madem kendinle barışmak istemiyorsun neden hala buraya gelmeye devam ediyorsun. Bu sözü bir kırılma yarattı içimde sanki okyanusun dibindeki karanlıkta otururken bir anda ayın parlaması ile her şeyi net görmüş gibi oldum. Yalnız mıydım hayır. Korkuyor muydum evet. Ama tam o anda biri ile göz göze geldim. Uzun zaman önce yitip gitmiş. Ona vermediğim değer yüzünden acı ile bana bakanı gördüm. Bu kısım diyalog olacak. Ben dediğim kişi şu an bunları yazan taraf kendim dediğim kişi ise bastırdığım hor gördüğüm ve kabullenemediğim tarafım.
Ben: Burdasın her şeye rağmen nasıl burda olabiliyorsun.
Kendim: Ben hep burdaydım benim yerime başkalarını seçen ve beni görmezden gelen hep sen oldun.
Ben: Bilmiyordum en başta senin olman gerektiğini. Hep seni kollamam gerektiğini
Kendim:Zararın neresinden dönersen kar olacağına inanma. Herkese rağmen her şeye rağmen yanımızda olman gerekiyordu. Herkes o çocuğu dışlarken yanında olman gerekiyordu. Sen bizi bıraktın biz sana neden yardım edelim
Ben: Özür dilerim. Ama birbirimizden başka kimimiz var ki.
(私は誰?
あなたは誰?
私たちは誰?
あなたは私。
私はあなた。
私たちは生きている。
私たちは自由だ。
私たちは生きる価値がある。)
(
聞こえるよ。
君のしゃくり泣きが聞こえる。
ごめんね、僕の大事な子。
君を一人にしてしまって。)
Kendim: Hatırlaman güzel bana kalsa acı çek ama küçüğüm seni istiyor
Ben: Artık görüyorum neyin eksik olduğunu, biliyorum neyin yanlış olduğunu, aslında görmem gereken en başta kendi gözlerimmiş, duymam gereken küçüğümün feryatları imiş.
Bu ve benzeri bayağı bir iç çatışma yaşadıktan sonra kendim ile tam barışamasam da artık beni kabullenmesini sağlayabildim. Terapi devam ederken bazı sıkıntılar tabi ki yaşadım çünkü iyileşmek acıya rağmen hareket ederek, korkuya rağmen sabrederek olur.
Yani şunu fark ettim ben özgürüm istediğimi yapabilirim. Artık beni baskılayan birileri yok. Artık kendimi sevdirmek için maske takmama gerek yok. Artık kendimden feda etmeme gerek yok
Daha bir sürü anlatacağı şeyler var hocalarım ama bunlar başka günün konusu olsun.
Death Stranding değerlendirmemi ayrıca yaptım okumak isteyenlere
Günün Şarkısı
Günün Oyunu
Harika rehberleri ile @UmutMelihAkyol hocama ithafen WARFRAME
gün 6 spoiler(yüklemeyi becerebilirsem Zelda olacak
)
Buraya kadar okuduğunuz için çok teşekkür ederim hocalarım. Elimden geldiğince tüm günlere devam edeceğim. Sevgiler saygılar
Bugün terapiden şu anki zamana kadar olan kısmı anlatmak istiyorum. Ve bu günü öncelikle @poyriho hocama armağan ediyorum.
Önceki günde bahsettiğim gibi nefes bile almaya zamanım yokken artık bunu kaldıramadığımı ve bir çözüm bulmam gerektiğini düşündüğüm için bir terapiste görünmeye karar verdim. İlk günler hocam beni dinledi hiç bir şey yapmadan yargılamadan kaçmadan korkutmadan. Sadece gözlerini açtı ve dinledi. Meğerse bana gereken tek şey buymuş. Var olduğumun hissettirilmesi. İlk başlarda kendimden nefret ede ede gittim. Her gittiğimde hocama bundan bahsettim kendim ile barışmak istediğimi ama artık kendimin benden vazgeçtiğini anlattım. Hocam tek bir şey dedi neden buradasın o zaman? Madem kendinle barışmak istemiyorsun neden hala buraya gelmeye devam ediyorsun. Bu sözü bir kırılma yarattı içimde sanki okyanusun dibindeki karanlıkta otururken bir anda ayın parlaması ile her şeyi net görmüş gibi oldum. Yalnız mıydım hayır. Korkuyor muydum evet. Ama tam o anda biri ile göz göze geldim. Uzun zaman önce yitip gitmiş. Ona vermediğim değer yüzünden acı ile bana bakanı gördüm. Bu kısım diyalog olacak. Ben dediğim kişi şu an bunları yazan taraf kendim dediğim kişi ise bastırdığım hor gördüğüm ve kabullenemediğim tarafım.
Ben: Burdasın her şeye rağmen nasıl burda olabiliyorsun.
Kendim: Ben hep burdaydım benim yerime başkalarını seçen ve beni görmezden gelen hep sen oldun.
Ben: Bilmiyordum en başta senin olman gerektiğini. Hep seni kollamam gerektiğini
Kendim:Zararın neresinden dönersen kar olacağına inanma. Herkese rağmen her şeye rağmen yanımızda olman gerekiyordu. Herkes o çocuğu dışlarken yanında olman gerekiyordu. Sen bizi bıraktın biz sana neden yardım edelim
Ben: Özür dilerim. Ama birbirimizden başka kimimiz var ki.
(私は誰?
あなたは誰?
私たちは誰?
あなたは私。
私はあなた。
私たちは生きている。
私たちは自由だ。
私たちは生きる価値がある。)
(
聞こえるよ。
君のしゃくり泣きが聞こえる。
ごめんね、僕の大事な子。
君を一人にしてしまって。)
Kendim: Hatırlaman güzel bana kalsa acı çek ama küçüğüm seni istiyor
Ben: Artık görüyorum neyin eksik olduğunu, biliyorum neyin yanlış olduğunu, aslında görmem gereken en başta kendi gözlerimmiş, duymam gereken küçüğümün feryatları imiş.
Bu ve benzeri bayağı bir iç çatışma yaşadıktan sonra kendim ile tam barışamasam da artık beni kabullenmesini sağlayabildim. Terapi devam ederken bazı sıkıntılar tabi ki yaşadım çünkü iyileşmek acıya rağmen hareket ederek, korkuya rağmen sabrederek olur.
Yani şunu fark ettim ben özgürüm istediğimi yapabilirim. Artık beni baskılayan birileri yok. Artık kendimi sevdirmek için maske takmama gerek yok. Artık kendimden feda etmeme gerek yok
Daha bir sürü anlatacağı şeyler var hocalarım ama bunlar başka günün konusu olsun.
Death Stranding değerlendirmemi ayrıca yaptım okumak isteyenlere
Günün Şarkısı
Günün Oyunu
Harika rehberleri ile @UmutMelihAkyol hocama ithafen WARFRAME
gün 6 spoiler(yüklemeyi becerebilirsem Zelda olacak
Buraya kadar okuduğunuz için çok teşekkür ederim hocalarım. Elimden geldiğince tüm günlere devam edeceğim. Sevgiler saygılar