İnceleme Dead Cells İncelemesi

1772113126481.png

Bugün @poyriho hocamın isteği üzerine Dead Cells'i inceleyeceğiz.

İncelememize başlayalım hocalarım.

Oynanış ve Vuruş Hissi

1772114199975.png
Dead-Cells-Gif-3.gif

Dead Cells'i türündeki rakiplerinden ayıran en büyük özellik, karakterin elinize aldığınız andaki o inanılmaz akıcılığı. Bir Metroidvania tutkunuysanız (ki Hollow Knight gibi zirveleri gördükten sonra çıta çok yukardadır keza en yakın örnek ben), karakterin hantallıktan bu kadar uzak olması sizi ilk saniyede tavlayan bir unsur.

Zıplama, yuvarlanma (dodge) ve saldırı arasındaki geçişler o kadar pürüzsüz ki, önceki dediğim gibi o akıcılığı sonuna kadar hissediyorsunuz. Abartmak gerekirse parmaklarınız da bir süre sonra klavye veya kontrolcüyle -kontrolcüde oynamak daha rahat bu arada- birleşiyor.

Vuruş hissi kısmına gelirsek, kılıcı salladığınızda veya bir kalkanla "parry" yaptığınızda aldığınız o tepki, ekranın hafif sarsılması ve düşmanların parçalanma efektleri vesaire bütün bunlar, oyunun "oyun hissiyatı" dediğimiz o teknik kısmının ne kadar ustaca çözüldüğünün kanıtı niteliğinde.

Silahlar ve Build Çeşitliliği

1772114640945.png

Oyundaki bütün silah çeşitleri bkz.
1772114726788.png

Açtığınız silahları belli bir odada görebiliyorsunuz.

Oyun size her seferinde farklı bir hikaye anlatmıyor olabilir ama her seferinde farklı bir strateji kurma imkanı sunuyor. Bir bakıyorsunuz elinizde devasa bir balta var, bir bakıyorsunuz düşmanları donduran buz bombaları ve 10 canla ölmemek için taretlerle düşmanlara karşı bir kule savunma oyunu oynuyorsunuz 😃.

Silah çeşitliliği sadece "sayıdan" ibaret değil bu arada. Silahların birbiriyle olan sinerjisi -mesela yağ süren bir kılıçla ateş çıkartan bir bombayı birleştirip ortaya güzel bir sahne koyabiliyorsunuz- öldükten sonra her oynanışınızı birbirinden farklı deneyimlere dönüştürüyor.

Şahsen kendi oyun projem üzerinde çalışan biri olarak, bu kadar çok değişkenin bu kadar dengeli (veya eğlenceli şekilde dengesiz) çalışmasına hayran kalmamak elde değil.

Oyunun Ana Fikri Olan Rogue-lite Döngüsü

Oyunlarda ölmek genellikle moral bozucudur, ancak Dead Cells'te her ölüm, gelişiminizin bir parçası. Düşmanlardan ve bosslardan topladığımız "Hücreler" (Cells) ile kalıcı yetenekler açabilir veya özellikler kullanabiliyorsunuz. Bu da "şu sefer öldüğümde bütün puanı buna yatıracağım" muhabettini körükleyen bir durum.


Peki Rogue-lite türünde genellikle oyunların başından sonuna kadar zor derler, bu oyun öyle mi? Dürüst olarak cevap vereyim: Hayır. Oyunun zorluk eğrisi çok adil. Öldüğünde oyuna değil, kendinize kızıyorsunuz. "Neden o parry'yi kaçırdım?" veya "Açgözlülük yapıp neden o an kaçmak yerine saldırdım ki" diyorsunuz mesela. Bu özeleştiri süreci, sizi oyunda profesyonelleştirmeye iten bir zaman dilimi olarak düşünebiliriz.

Görsellik, Atmosfer ve Müzik

1772115525396.png
1772115547568.png

1772115624362.png
1772115651958.png
Playdigious ekibi, piksel sanatını (pixel art) sadece nostalji için değil, gerçekten modern bir estetik sunmak için kullanmış. Işıklandırmalar, arka plandaki kalıntıların derinliği ve karakter animasyonlarının kare kare işlenmiş olması, Dead Cells'e kendine has bir görsel kimlik kazandırdığı çok aşikar.

Bu içeriği görüntülemek için üçüncü taraf çerezlerini yerleştirmek için izninize ihtiyacımız olacak.
Daha detaylı bilgi için, çerezler sayfamıza bakınız.


Müzikler ise sizi dövüşmeye ve adrenalin salgılamanıza yol açan bir yol görevi görmüş. Her bölgenin temasına uygun, bazen melankolik ama genellikle yüksek tempolu melodiler, kendinizi oyunun akışına bırakmanızda bir hayli yardım ediyor. Özellikle boss savaşlarındaki müzik geçişleri tek kelimeyle efsane...

Kişisel Yorumum ve Son Değerlendirme

Son olarak oyun hakkında diyeceklerimi buraya sıkıştırayım dedim. Dead Cells, bir Metroidvania haritasının nasıl rastgele oluşturulabileceği ve buna rağmen nasıl "emek verilerek tasarlanmış" hissettirebileceği konusunda ders niteliğinde bir yapım. Hikaye anlatımını Soulslike tarzında yapılması, çevre detaylarına ve kısa etkileşimlere bırakması ise bence oyunun tarzına göre çok doğru bir karar olmuş.

Eğer içinizde biraz bile aksiyon platformer sevgisi varsa, bu oyun sizi içine çekecek kadar kaliteli ve yüzlerce saatini
(ve muhtemelen birkaç klavyenizi-kontrolcünüzü 😃 ) harcatacak.


1772116332276.png

Bu yazıyı okuyup zaman ayırdığınız için teşekkür ederim hocalarım.
Umarım incelememi beğenmişsinizdir.
Keyifli oynamalar dilerim.
 
Bugün @poyriho hocamın isteği üzerine Dead Cells'i inceleyeceğiz.

İncelememize başlayalım hocalarım.

oynanış ve vuruş hissi


Dead Cells'i türündeki rakiplerinden ayıran en büyük özellik, karakterin elinize aldığınız andaki o inanılmaz akıcılığı. bir metroidvania tutkunuysanız (ki hollow Knight gibi zirveleri gördükten sonra çıta çok yukarıdadır keza en yakın örnek ben), karakterin hantallıktan bu kadar uzak olması sizi ilk saniyede tavlayan bir unsur.

Zıplama, yuvarlanma (dodge) ve saldırı arasındaki geçişler o kadar pürüzsüz ki, önceki dediğim gibi o akıcılığı sonuna kadar hissediyorsunuz. Abartmak gerekirse parmaklarınız da bir süre sonra klavye veya kontrolcüyle -kontrolcüde oynamak daha rahat bu arada- birleşiyor.

vuruş hissi kısmına gelirsek, kılıcı salladığınızda veya bir kalkanla "parry" yaptığınızda aldığınız o tepki, ekranın hafif sarsılması ve düşmanların parçalanma efektleri vesaire bütün bunlar, oyunun "oyun hissiyatı" dediğimiz o teknik kısmının ne kadar ustaca çözüldüğünün kanıtı niteliğinde.

silahlar ve Build çeşitliliği

Eki Görüntüle 2666778
Oyundaki bütün silah çeşitleri bkz.
Eki Görüntüle 2666779
Açtığınız silahları belli bir odada görebiliyorsunuz.

Oyun size her seferinde farklı bir hikaye anlatmıyor olabilir ama her seferinde farklı bir strateji kurma imkanı sunuyor. Bir bakıyorsunuz elinizde devasa bir balta var, bir bakıyorsunuz düşmanları donduran buz bombaları ve 10 canla ölmemek için taretlerle düşmanlara karşı bir kule savunma oyunu oynuyorsunuz 😃.

Silah çeşitliliği sadece "sayıdan" ibaret değil bu arada. Silahların birbiriyle olan Sinerji'si -mesela yağ süren bir kılıçla ateş çıkartan bir bombayı birleştirip ortaya güzel bir sahne koyabiliyorsunuz- öldükten sonra her oynanışınızı birbirinden farklı deneyimlere dönüştürüyor.

Şahsen kendi oyun projem üzerinde çalışan biri olarak, bu kadar çok değişkenin bu kadar dengeli (veya eğlenceli şekilde dengesiz) çalışmasına hayran kalmamak elde değil.

oyunun ana fikri olan Rogue-Lite döngüsü

Oyunlarda ölmek genellikle moral bozucudur, ancak Dead Cells'te her ölüm, gelişiminizin bir parçası. Düşmanlardan ve bosslardan topladığımız "hücreler" (cells) ile kalıcı yetenekler açabilir veya özellikler kullanabiliyorsunuz. Bu da "şu sefer öldüğümde bütün puanı buna yatıracağım" muhabettini körükleyen bir durum.

Peki Rogue-Lite türünde genellikle oyunların başından sonuna kadar zor derler, bu oyun öyle mi? Dürüst olarak cevap vereyim: hayır. oyunun zorluk eğrisi çok adil. Öldüğünde oyuna değil, kendinize kızıyorsunuz. "neden o Parry'yi kaçırdım?" veya "açgözlülük yapıp neden o an kaçmak yerine saldırdım ki" diyorsunuz mesela. Bu özeleştiri süreci, sizi oyunda profesyonelleştirmeye iten bir zaman dilimi olarak düşünebiliriz.

görsellik, atmosfer ve müzik


Playdigious ekibi, piksel sanatını (pixel art) sadece nostalji için değil, gerçekten modern bir estetik sunmak için kullanmış. Işıklandırmalar, arka plandaki kalıntıların derinliği ve karakter animasyonlarının kare kare işlenmiş olması, Dead Cells'e kendine has bir görsel kimlik kazandırdığı çok aşikar.

Bu içeriği görüntülemek için üçüncü taraf çerezlerini yerleştirmek için izninize ihtiyacımız olacak.
Daha detaylı bilgi için, çerezler sayfamıza bakınız.


Müzikler ise sizi dövüşmeye ve adrenalin salgılamanıza yol açan bir yol görevi görmüş. Her bölgenin temasına uygun, bazen melankolik ama genellikle yüksek tempolu melodiler, kendinizi oyunun akışına bırakmanızda bir hayli yardım ediyor. Özellikle boss savaşlarındaki müzik geçişleri tek kelimeyle efsane...

kişisel yorumum ve son değerlendirme

Son olarak oyun hakkında diyeceklerimi buraya sıkıştırayım dedim. Dead Cells, bir metroidvania haritasının nasıl rastgele oluşturulabileceği ve buna rağmen nasıl "emek verilerek tasarlanmış" hissettirebileceği konusunda ders niteliğinde bir yapım. Hikaye anlatımını soulslike tarzında yapılması, çevre detaylarına ve kısa etkileşimlere bırakması ise bence oyunun tarzına göre çok doğru bir karar olmuş.

eğer içinizde biraz bile aksiyon platformer sevgisi varsa, bu oyun sizi içine çekecek kadar kaliteli ve yüzlerce saatini.
(Ve muhtemelen birkaç klavyenizi-kontrolcünüzü 😃 ) harcatacak.

Eki Görüntüle 2666800
bu yazıyı okuyup zaman ayırdığınız için teşekkür ederim hocalarım.
Umarım incelememi beğenmişsinizdir.
Keyifli oynamalar dilerim.


Elinize sağlık hocam. Her zamanki gibi mükemmel olmuş.
 
Bu oyunun babası benim Epic Games'te 200 saati görmek üzereyim Steam de 60 saatim var ve hala oyunda açamadığım silahlar var öyle bir çeşitlilik ve silahları açmak da pek kolay sayılmaz oyunun gerçek sonu için oyunu defalarca bitirmek gerek tek bir gerçek son var ama tüm sonları bitirdim o kadar muhteşem bir oyun ki.
 
Bu oyunun babası benim Epic Games'te 200 saati görmek üzereyim Steam de 60 saatim var ve hala oyunda açamadığım silahlar var öyle bir çeşitlilik ve silahları açmak da pek kolay sayılmaz oyunun gerçek sonu için oyunu defalarca bitirmek gerek tek bir gerçek son var ama tüm sonları bitirdim o kadar muhteşem bir oyun ki.

Hocam peki bu kadar çok sevme nedeniniz nedir?
 
Çok sevdiğim bir oyundur, hem klavye hem konsol hem de mobilden oynaması da zevkli. Güzel inceleme olmuş, teşekkürler.
Ben ilk başta mobilden DLC'leriyle birlikte satın alıp öyle başlamıştım. Sonra PC, Xbox derken her yerden oynamıştım. Dediğiniz gibi hem rahat hem de zevkli.
Teşekkür ederim hocam, keyifli okumalar dilerim 🤗.
 
Hocam peki bu kadar çok sevme nedeniniz nedir?

Oyunda yapacak silah Build'lerinin bir sınırı yok bir bölümü bitirince sana kök hücre denen bir şey veriyor her kök hücre de oyunun zorluğu artıyor ciddi bir şekilde 4-5 kök hücre de sadece belli yerlerden can toplayabilirsun normalde bölüm aralarından can yenileniyor ama ileride kalkıyor bunlar özellikle 4-5 kök hücre de oyunu bitirmek tamamen bir eziyet bu yüzden çok seviyorum ben aksiyonu bol DLC'ler ile çok çok daha güzel hale de geliyor oyun.
 

Bu konuyu görüntüleyen kullanıcılar

Technopat Haberler

Yeni konular

Geri
Yukarı