Basit bir MP3 çaların batmakta olan Apple’ı bu günlere getireceğini kim bilebilirdi? Hiçbir başarının tesadüf olmadığı gibi Apple’ın bundan 10 yıl önce, 2001’de müzik dünyasında devrim yaratan ürünü iPod, firmanın ürünlere olan farklı bakış açısını gözler önüne seriyordu. Uzun süre sonra, 2007 yılında çıkan iPhone ise Dünya’nın en büyük cep telefonu üreticilerini kendine hayran bırakmış, rakip firmaların CEO’larına uzun zaman zor anlar yaşatmıştı. Hatta geçtiğimiz günlerde Nokia’nın şirket içi e-postalarından sızan bilgilere bakacak olursak firma CEO’sunun 2011’de hala iPhone’a rakip bir telefona sahip olmadıklarından yakındığını görebiliyoruz.
Benzer bir durumun tablet bilgisayarlar için de geçerli olduğunu söyleyebiliriz. iPad aramıza gelene kadar piyasaya binlerce tablet bilgisayar çıkmış, fakat hiç biri beklentileri karşılamamıştı. Masaüstü bilgisayarlar için kullanılan işletim sistemini cep telefonuna uyarlamaya çalışıp “Başlat Menüsü”nü cebimize sokmayı amaçlayan düşünce, tablet dünyasında da başarısız olmuş ve ortaya kullanışsız ürünlerden başka bir şey çıkmamıştı. Dokunmatik özelliğinden yararlanmak için bir kaleme ihtiyaç duyan, elinizde 10 dakika tuttuktan sonra kollarınızı hissetmemenize neden olan ve dizüstü bilgisayardan tek farkı içerisindeki el yazısı tanıma yazılımı olan bu tabletlerin başarılı olması mucize olurdu.
Dokunmatik özelliği tamamen parmaklarınız için düşünülmüş olan iPad ise, teknolojinin de desteğiyle birlikte tablet bilgisayarların pil, ağırlık ve boyut sorununu aşarak adeta çığır açtı. Şimdiye kadar piyasaya çıkan “tebletimsi”ler gibi gövde ve ekran olmak üzere iki farklı birimden oluşmak yerine Apple’ın diğer ürünlerinde de sık sık vurguladığı yekpare bir gövdeye sahip olan iPad, tabletlerin de artık taşınabileceğini gözler önüne serdi. Hatta iPad’e tablet PC değil de sadece “tablet” denildiğini dikkate aldığımızda firmanın aslında yeni bir icat yaptığını da söyleyebiliriz. Keza rakipleri de bunu doğrular nitelikte, boyutları farklı olsa da, tasarım olarak hepsi birer iPad kopyası olan ürünlerini hazırlamaya başladılar.
Piyasada henüz iPad’e tam anlamıyla rakip olabilecek bir tablet yer almazken firmanın kısa sürede iPad 2’yi hazırlamış olması, tablet piyasasındaki rekabeti bir kez daha kızıştıracak. Yukarıda bahsettiğimiz “Tablet PC”lere aşina olan kullanıcıların, USB ve başka birçok bağlantısı olmaması dolayısıyla yerden yere vurduğu iPad, tam 15 milyon satış rakamıyla bugüne kadar satılan tablet bilgisayarlın toplamından daha yüksek bir satış rakamına ulaştı diyebiliriz. iPad 2 ile birlikte ilk nesil ürünün birçok eksiğini tamamlayan Apple, yine de iPad 3’ün önünü kapamamak için bazı özellikleri kendine sakladı. Peki, iPad ile devrim yaratan firmanın yeni ürününde bizleri ne gibi farklılıklar bekliyor?
iPad 2: iPad’den sonra neler değişti
Apple, yeni iPad 2 ile iyileştirecek ve güncelleyecek epeyce özellik bulmuşa benziyor. Her ne kadar ekran çözünürlüğü artmasa da ve USB 3.0 katili, süper hızlı Thunderbolt bağlantısını göremesek de iPad 2’nin ilk iPad’e göre daha ince ve daha hafif olduğu dikkatlerden kaçmıyor. Bu bağlamda 8.8 mm kalınlığında olan iPad 2 artık %33 daha ince ve 600 gram ağırlığıyla da %15’e kadar daha hafif.
Sadece tasarım konusunda değil, performans konusunda önemli iyileştirmelere giden firma, iPad 2 ile artık çift çekirdekli bir işlemci sunuyor. Teoride iki kat daha hızlı olan bu işlemcinin oluşturacağı fark pratikte webde dolaşırken, film izlerken, görüntülü konuşmada, oyunlarda ve uygulamalar arası geçişte kendini gösterecek. iPad 2’ye donanımcı gözüyle baktığımızda ilk nesil iPad’e göre en büyük fark cihazın grafik performansında ortaya çıkıyor. Grafik yongasını da değiştiren Apple, yeni çok çekirdekli SGX543 ile artık oyunlar konusunda da söz sahibi olmak istiyor. Daha önce Apple ile Sony arasında taşınabilir oyun konsolları üzerinde büyük çekişmeler olduğunu görmüştük. Bu bağlamda oyun konusuna artık eskisinden daha fazla önem veren Apple, ileride uygulama mağazası ile oyun mağazasını birbirinden ayırma yoluna dahi gidebilir.
iPad 2’nin 3G bağlantılı sürümünü satın alacaklar için de bir değişiklik söz konusu. İlk iPad’de EDGE ve üç bant HSPA bağlantısı varken iPad 2’de EDGE’in yanında bu defa dört bant UMTS/HSDPA/HSUPA desteği olacak. Bu da demek oluyor ki iPad 2 ile artık internette sörf yapmak da daha hızlı bir hal alacak. Tabii ki söz konusu 3G olunca Apple görüntülü konuşmayı da göz ardı edemezdi. iPad 2 ile ön kısma bir kamera yerleştiren firma, artık Face Time ile sevdiklerinizle –veya patronunuzla- yüz yüze görüşmenize olanak tanıyor.
iPad’in en çok eleştirilen yönlerinden biri de kamerasının olmamasıydı. iPad 2 ile bu konuya da el atan Apple, kullanıcılara artık yüksek tanımlı videolar kaydetmeye ve yine yüksek kaliteli fotoğraf çekmeye olanak veren yeni bir arka kamera sunuyor. Bunun dışında üründe dikkat çeken bir başka yeniliğin de denge ölçer (Cayroskop) olduğunu görüyoruz. Söz konusu oyunlar olduğunda yaratıcı kullanım alanları olan denge ölçer, artık iPad 2 için oyun hazırlayanların emrinde. Son olarak iPad 2’nin oyunlar ve diğer uygulamalarda daha yüksek performans sunması için artık iki katı daha fazla, 512 MB RAM ile geldiğini belirtelim.
Peki, iPad 2 Türkiye’de kaç liraya satılacak? Öncelikle Apple’ın Amerika’nın aksine ülkemizde etkin bir mağaza zinciri olmadığını görüyoruz. Bu bağlamda firmanın ürünleri ülkemizde sadece bir dağıtıcı tarafından resmi olarak satışa sunuluyor. Söz konusu dağıtıcı Bilkom, iPad’nin ülkemizdeki satış fiyatını henüz açıklamış değil. Buna karşın grey market yöntemiyle ülkemizde Apple ürünleri satan firmaların fiyatları şimdilik şu şekilde:
iPad 3’e kalanlar
Apple’ın iPad 2 ile değiştirdikleri kadar değiştirmedikleri de bir o kadar tartışma konusu olacağa benziyor. Değişmeyenler listesinin en başında ekran geliyor. iPad 2’de “Retina Display” bekleyen kullanıcılar hayal kırıklığına uğradılar. Çözünürlük konusunda da bir değişme olmadı. Değişmeyen bir başka şey ise kapasite: iPad 2 ile Dünya’yı yanında taşımak isteyenler hayal kırıklığına uğrayabilir zira cihazın en üst kapasitesi hala 64 GB. iPad 2’de değişmediği için bizi mutlu eden tek şey ise ürünün fiyatı. iPad’in fiyatını 100 dolar aşağıya çeken firma, iPad 2’yi iPad fiyatına satarak Samsung gibi rakiplerini dahi şaşırttı.
Benzer bir durumun tablet bilgisayarlar için de geçerli olduğunu söyleyebiliriz. iPad aramıza gelene kadar piyasaya binlerce tablet bilgisayar çıkmış, fakat hiç biri beklentileri karşılamamıştı. Masaüstü bilgisayarlar için kullanılan işletim sistemini cep telefonuna uyarlamaya çalışıp “Başlat Menüsü”nü cebimize sokmayı amaçlayan düşünce, tablet dünyasında da başarısız olmuş ve ortaya kullanışsız ürünlerden başka bir şey çıkmamıştı. Dokunmatik özelliğinden yararlanmak için bir kaleme ihtiyaç duyan, elinizde 10 dakika tuttuktan sonra kollarınızı hissetmemenize neden olan ve dizüstü bilgisayardan tek farkı içerisindeki el yazısı tanıma yazılımı olan bu tabletlerin başarılı olması mucize olurdu.
Dokunmatik özelliği tamamen parmaklarınız için düşünülmüş olan iPad ise, teknolojinin de desteğiyle birlikte tablet bilgisayarların pil, ağırlık ve boyut sorununu aşarak adeta çığır açtı. Şimdiye kadar piyasaya çıkan “tebletimsi”ler gibi gövde ve ekran olmak üzere iki farklı birimden oluşmak yerine Apple’ın diğer ürünlerinde de sık sık vurguladığı yekpare bir gövdeye sahip olan iPad, tabletlerin de artık taşınabileceğini gözler önüne serdi. Hatta iPad’e tablet PC değil de sadece “tablet” denildiğini dikkate aldığımızda firmanın aslında yeni bir icat yaptığını da söyleyebiliriz. Keza rakipleri de bunu doğrular nitelikte, boyutları farklı olsa da, tasarım olarak hepsi birer iPad kopyası olan ürünlerini hazırlamaya başladılar.
Piyasada henüz iPad’e tam anlamıyla rakip olabilecek bir tablet yer almazken firmanın kısa sürede iPad 2’yi hazırlamış olması, tablet piyasasındaki rekabeti bir kez daha kızıştıracak. Yukarıda bahsettiğimiz “Tablet PC”lere aşina olan kullanıcıların, USB ve başka birçok bağlantısı olmaması dolayısıyla yerden yere vurduğu iPad, tam 15 milyon satış rakamıyla bugüne kadar satılan tablet bilgisayarlın toplamından daha yüksek bir satış rakamına ulaştı diyebiliriz. iPad 2 ile birlikte ilk nesil ürünün birçok eksiğini tamamlayan Apple, yine de iPad 3’ün önünü kapamamak için bazı özellikleri kendine sakladı. Peki, iPad ile devrim yaratan firmanın yeni ürününde bizleri ne gibi farklılıklar bekliyor?
iPad 2: iPad’den sonra neler değişti
Apple, yeni iPad 2 ile iyileştirecek ve güncelleyecek epeyce özellik bulmuşa benziyor. Her ne kadar ekran çözünürlüğü artmasa da ve USB 3.0 katili, süper hızlı Thunderbolt bağlantısını göremesek de iPad 2’nin ilk iPad’e göre daha ince ve daha hafif olduğu dikkatlerden kaçmıyor. Bu bağlamda 8.8 mm kalınlığında olan iPad 2 artık %33 daha ince ve 600 gram ağırlığıyla da %15’e kadar daha hafif.
Sadece tasarım konusunda değil, performans konusunda önemli iyileştirmelere giden firma, iPad 2 ile artık çift çekirdekli bir işlemci sunuyor. Teoride iki kat daha hızlı olan bu işlemcinin oluşturacağı fark pratikte webde dolaşırken, film izlerken, görüntülü konuşmada, oyunlarda ve uygulamalar arası geçişte kendini gösterecek. iPad 2’ye donanımcı gözüyle baktığımızda ilk nesil iPad’e göre en büyük fark cihazın grafik performansında ortaya çıkıyor. Grafik yongasını da değiştiren Apple, yeni çok çekirdekli SGX543 ile artık oyunlar konusunda da söz sahibi olmak istiyor. Daha önce Apple ile Sony arasında taşınabilir oyun konsolları üzerinde büyük çekişmeler olduğunu görmüştük. Bu bağlamda oyun konusuna artık eskisinden daha fazla önem veren Apple, ileride uygulama mağazası ile oyun mağazasını birbirinden ayırma yoluna dahi gidebilir.
iPad 2’nin 3G bağlantılı sürümünü satın alacaklar için de bir değişiklik söz konusu. İlk iPad’de EDGE ve üç bant HSPA bağlantısı varken iPad 2’de EDGE’in yanında bu defa dört bant UMTS/HSDPA/HSUPA desteği olacak. Bu da demek oluyor ki iPad 2 ile artık internette sörf yapmak da daha hızlı bir hal alacak. Tabii ki söz konusu 3G olunca Apple görüntülü konuşmayı da göz ardı edemezdi. iPad 2 ile ön kısma bir kamera yerleştiren firma, artık Face Time ile sevdiklerinizle –veya patronunuzla- yüz yüze görüşmenize olanak tanıyor.
iPad’in en çok eleştirilen yönlerinden biri de kamerasının olmamasıydı. iPad 2 ile bu konuya da el atan Apple, kullanıcılara artık yüksek tanımlı videolar kaydetmeye ve yine yüksek kaliteli fotoğraf çekmeye olanak veren yeni bir arka kamera sunuyor. Bunun dışında üründe dikkat çeken bir başka yeniliğin de denge ölçer (Cayroskop) olduğunu görüyoruz. Söz konusu oyunlar olduğunda yaratıcı kullanım alanları olan denge ölçer, artık iPad 2 için oyun hazırlayanların emrinde. Son olarak iPad 2’nin oyunlar ve diğer uygulamalarda daha yüksek performans sunması için artık iki katı daha fazla, 512 MB RAM ile geldiğini belirtelim.
Peki, iPad 2 Türkiye’de kaç liraya satılacak? Öncelikle Apple’ın Amerika’nın aksine ülkemizde etkin bir mağaza zinciri olmadığını görüyoruz. Bu bağlamda firmanın ürünleri ülkemizde sadece bir dağıtıcı tarafından resmi olarak satışa sunuluyor. Söz konusu dağıtıcı Bilkom, iPad’nin ülkemizdeki satış fiyatını henüz açıklamış değil. Buna karşın grey market yöntemiyle ülkemizde Apple ürünleri satan firmaların fiyatları şimdilik şu şekilde:
- 16GB Wi-Fi: 1.596 TL
- 16GB Wi-Fi + 3G: 1.976 TL
- 32GB Wi-Fi: 1.849 TL
- 32GB Wi-Fi + 3G: 2.230 TL
- 64GB Wi-Fi: 2.103 TL
- 64GB Wi-Fi + 3G: 2.484 TL
iPad 3’e kalanlar
Apple’ın iPad 2 ile değiştirdikleri kadar değiştirmedikleri de bir o kadar tartışma konusu olacağa benziyor. Değişmeyenler listesinin en başında ekran geliyor. iPad 2’de “Retina Display” bekleyen kullanıcılar hayal kırıklığına uğradılar. Çözünürlük konusunda da bir değişme olmadı. Değişmeyen bir başka şey ise kapasite: iPad 2 ile Dünya’yı yanında taşımak isteyenler hayal kırıklığına uğrayabilir zira cihazın en üst kapasitesi hala 64 GB. iPad 2’de değişmediği için bizi mutlu eden tek şey ise ürünün fiyatı. iPad’in fiyatını 100 dolar aşağıya çeken firma, iPad 2’yi iPad fiyatına satarak Samsung gibi rakiplerini dahi şaşırttı.
Son düzenleme: