Earthsea
Kilopat
- Katılım
- 2 Eylül 2018
- Mesajlar
- 70
Daha fazla
- Cinsiyet
- Erkek
Yaklaşık 260 küsür saati olan biri olarak bu incelemeyi yapıyorum, baştan bunu belirteyim. Oyunun atmosferi çok çok iyi, Slavlar bu işi beceriyorlar. Metro serisi de bence buna örnek ama konuya dönelim. Oyunun atmosferi iyi derken şundan bahsediyorum; ağaçların arasında gezerken biraz kalın bir dalı düşmana benzetip bir taşa mı siper almalıyım yoksa ne varsa dök kurşunu gibi oyuncuyu ikileme sokuyor. Yani hep tetikte ol halini oyuna güzel yedirmişler. Üstelik oyunun modlanabilir ve kendi menüsünden de o modlara ulaşılabilir olması da güzel.
Özet geç diyenler için:
Artılar:
+ Haritanın geniş ve keşfetmeye açık isteği uyandırması.
+ Atmosferi, tekinsiz ortamı ve hayatta kalmaya dürtüsünü güzel işlemesi.
+ Hikayeye seçimlerle yön vermek(daha iyi olabilirdi ama bu da iyi).
+ Modlanabilir olması.
+ Silah ve envanter sistemi güzel.
+ Silah çeşitliliği.
Eksiler:
- Kafa hareketleri kötü, ayarlardan kapatma seçeneği olmalıydı.
- Grafiklerdeki bulanıklık, kumlanma sorunu var.
- Vuruş hissiyatında eksikliklerin olması.
- Optimizasyon.
Envanter ve silahı kullanma özelliklerini beğendim. Yani silahı sıktıkça veya elde taşırken dış koşullardan etkilenerek yıpranması, bozulması güzel detaylar. Belki daha tek düze fps sevenler için iyi bir şey değildir çünkü -dan dan! diye silah sıktığınız bir oyun, bir silah sistemi yok. Ayrıca silah çeşitliliği de oyunun artılarından. Ancak konu silahlardayken vuruş hissi o kadar iyi değil. Kafadan vuruşlarda çıkan geri bildirim yine iyi ama hedefin başka yerlerine atış yapıldığında net bir geri bildirim alamadım. Özellikle düşman bir yere pusmuşsa veya az bir kısmı gözüküyorsa ha arkasına saklandığı taşa vurmuşum ha onun orasına burasına...
Hikaye ve harita kısmın da ise oyun, verdiği tekinsiz bölge hissini tüm harita boyunca hissettiriyor. Üstelik kocaman da keşfedilmeyi bekleyen haritası olunca daha ne olsun. Bence hikayeyi bu haritaya iyi yedirmişler, haritanın bölgelere ayrılması da güzel olmuş. Böylece oyun tamamen çalının, ağacın arasında geçmiyor. Biraz soğuk ve kasvetli lojmanların, binaların arasında biraz da yanık orman olsun kızıl, orman olsun mağaralarda veya bataklıkta geçiyor. Sonra oyunun içinde türlü türlü anomaliler var, bir sürü sırlar ve efsaneler var, bilimsel deneyler ve onun bazı sonuçları var , oyunda ilerledikçe -acaba şimdi ne olacak? veya -bundan benim çıkarım ne? gibi soruları da sorduruyor, başarılı. Ancak detaylarda, hikaye biraz karmaşıklaşıyor. Kim kimlerdendi, bu grubun amacı neydi gibi şeyleri oyunun kendisi fazla anlatmıyor. Tabii STALKER dünyasına hakimseniz o başka ama oyun özelinde net olarak bir tane asker grubu var, işte 2 farklı çete vardır ve bir de biz varız gibi ayırım yok. Bir sürü fraksiyon var, kendi aralarında ilişkileri var ve işte burada oyun bunu biraz da senin çözmeni istiyor ama belki de zaten böyle olması tercih edilmiştir.
Hikaye konusunda başka bir durum ise seçimler. Seçimlerin olması benim açımdan oyunu tekrar tekrar oynatan sebepler arasında çünkü oyun -bu seçimi yaptım ama diğer seçimde de şu kişiyle, şu mekanda ne oldu?- merakını tetikliyor diyebilirim. Ancak oyunun sonlarına doğru da hâlâ seçimlerimin oyunda önemli ölçüde etkileyici olmasını isterdim.
Mesela Albay karakteri düzen getirmek ve ajanların peşine düşmek istiyor çünkü dünya geneli için bu ajanlar tehdit ve haklıda. Böylece tamam ben bunları takip edeyim öbürleri çokta önemli değil diyorsun ama sonrasında Agatha'nın -tüm bunlar insanlığın çağ atlaması içindir- deyip diyalogları takip ederseniz sonrasında -ya biz bi' kuruluz, deneyi tamamla, dünyayı ve de zihinleri biz yöneteceğiz- demesi, albayın da aslında Agatha'nın yanında aracı gibi bir şey olması - e benim bunların arasında ne işim var?- dedirtiyor. İşte o zaman da -ben bunlarla yolumu ayırayım, kendi göbeğimi kendim keserim, bilimse bilim, insanlıksa insanlık, özgürlükse özgürlük- diyemiyorsunuz. Bi' bakmışsınız oyun sizi muhafaza olarak atamış.
Fazla da uzatmadan seçim işi iyi ancak hikayeye biraz daha iyi yedirilebilirdi.
Gelelim sorunlarına. öncelikle şu gerçekçilik adı altında kafa hareketleri gerçekten baş ağrıtma sebeplerinden bir tanesi, diğer sebebine geleceğim. Yani mesela koşarken her şey çok sallanıyor. Tamam geri bilirim olarak güzel düşünülmüş ama Skif koşuyor ben değil ve bu da kafa ağrıtıcı. O kadar saat oynadım ama dinlene dinlene oynamak lazım.
Başka kötü özellik ise sanki 3 boyutlu grafiklere bakmıyorum da kum denizinde şekil benzetmece oynuyorum. Biraz abartarak örnek veriyorum çünkü manzara güzel, mekanlar güzel ama garip bir bulanıklık var, nesnelerin etrafında bulanık kopyaları çıkıyor. Mesela tel örgünün arkasında birileri var bende bakmak için oraya doğru gidiyorum ve yürümeye başlamamla garip bir kum denizi arasında adam şekli seçmeye çalışıyorum. Ayarlardan hareket bulanıklığını kapatamadım ama en düşüğe aldım. Kare üretimini de kapadım ama yine de değişen bir şey olmadı.
Diğer bir konu ise gölgelendirme. Bazen gölgeler çok koyulaşıyor ve biraz ortamda ilerleyince de çok açık hale geliyor. Tamam bu zaten gerçekte de tünel etkisi olarak var ama daha yumuşak çalışabilirdi. Ayrıca gölgelendirme ya da RTX teknolojisi karıncalı veya kumlu çalışıyor. Lümen teknolojisinden de kaynaklı olabilir tam hakim değilim.
Optimizasyon olarak oyunu bitirdiğim şu günlerde bile sanki oyun çıkmamışta onun sadece en üst grafik ayarında çalışan demo halini oynuyormuşum gibi. Yani oyun iyi sistem istiyor, optimizasyonu o kadar iyi değil. Tabii malum savaş halinde olan ülkeden çıkma bir stüdyonun oyunu. Bunu da göz önünde bulundurmak gerek.
Özet geç diyenler için:
Artılar:
+ Haritanın geniş ve keşfetmeye açık isteği uyandırması.
+ Atmosferi, tekinsiz ortamı ve hayatta kalmaya dürtüsünü güzel işlemesi.
+ Hikayeye seçimlerle yön vermek(daha iyi olabilirdi ama bu da iyi).
+ Modlanabilir olması.
+ Silah ve envanter sistemi güzel.
+ Silah çeşitliliği.
Eksiler:
- Kafa hareketleri kötü, ayarlardan kapatma seçeneği olmalıydı.
- Grafiklerdeki bulanıklık, kumlanma sorunu var.
- Vuruş hissiyatında eksikliklerin olması.
- Optimizasyon.
Envanter ve silahı kullanma özelliklerini beğendim. Yani silahı sıktıkça veya elde taşırken dış koşullardan etkilenerek yıpranması, bozulması güzel detaylar. Belki daha tek düze fps sevenler için iyi bir şey değildir çünkü -dan dan! diye silah sıktığınız bir oyun, bir silah sistemi yok. Ayrıca silah çeşitliliği de oyunun artılarından. Ancak konu silahlardayken vuruş hissi o kadar iyi değil. Kafadan vuruşlarda çıkan geri bildirim yine iyi ama hedefin başka yerlerine atış yapıldığında net bir geri bildirim alamadım. Özellikle düşman bir yere pusmuşsa veya az bir kısmı gözüküyorsa ha arkasına saklandığı taşa vurmuşum ha onun orasına burasına...
Hikaye ve harita kısmın da ise oyun, verdiği tekinsiz bölge hissini tüm harita boyunca hissettiriyor. Üstelik kocaman da keşfedilmeyi bekleyen haritası olunca daha ne olsun. Bence hikayeyi bu haritaya iyi yedirmişler, haritanın bölgelere ayrılması da güzel olmuş. Böylece oyun tamamen çalının, ağacın arasında geçmiyor. Biraz soğuk ve kasvetli lojmanların, binaların arasında biraz da yanık orman olsun kızıl, orman olsun mağaralarda veya bataklıkta geçiyor. Sonra oyunun içinde türlü türlü anomaliler var, bir sürü sırlar ve efsaneler var, bilimsel deneyler ve onun bazı sonuçları var , oyunda ilerledikçe -acaba şimdi ne olacak? veya -bundan benim çıkarım ne? gibi soruları da sorduruyor, başarılı. Ancak detaylarda, hikaye biraz karmaşıklaşıyor. Kim kimlerdendi, bu grubun amacı neydi gibi şeyleri oyunun kendisi fazla anlatmıyor. Tabii STALKER dünyasına hakimseniz o başka ama oyun özelinde net olarak bir tane asker grubu var, işte 2 farklı çete vardır ve bir de biz varız gibi ayırım yok. Bir sürü fraksiyon var, kendi aralarında ilişkileri var ve işte burada oyun bunu biraz da senin çözmeni istiyor ama belki de zaten böyle olması tercih edilmiştir.
Hikaye konusunda başka bir durum ise seçimler. Seçimlerin olması benim açımdan oyunu tekrar tekrar oynatan sebepler arasında çünkü oyun -bu seçimi yaptım ama diğer seçimde de şu kişiyle, şu mekanda ne oldu?- merakını tetikliyor diyebilirim. Ancak oyunun sonlarına doğru da hâlâ seçimlerimin oyunda önemli ölçüde etkileyici olmasını isterdim.
Mesela Albay karakteri düzen getirmek ve ajanların peşine düşmek istiyor çünkü dünya geneli için bu ajanlar tehdit ve haklıda. Böylece tamam ben bunları takip edeyim öbürleri çokta önemli değil diyorsun ama sonrasında Agatha'nın -tüm bunlar insanlığın çağ atlaması içindir- deyip diyalogları takip ederseniz sonrasında -ya biz bi' kuruluz, deneyi tamamla, dünyayı ve de zihinleri biz yöneteceğiz- demesi, albayın da aslında Agatha'nın yanında aracı gibi bir şey olması - e benim bunların arasında ne işim var?- dedirtiyor. İşte o zaman da -ben bunlarla yolumu ayırayım, kendi göbeğimi kendim keserim, bilimse bilim, insanlıksa insanlık, özgürlükse özgürlük- diyemiyorsunuz. Bi' bakmışsınız oyun sizi muhafaza olarak atamış.
Fazla da uzatmadan seçim işi iyi ancak hikayeye biraz daha iyi yedirilebilirdi.
Gelelim sorunlarına. öncelikle şu gerçekçilik adı altında kafa hareketleri gerçekten baş ağrıtma sebeplerinden bir tanesi, diğer sebebine geleceğim. Yani mesela koşarken her şey çok sallanıyor. Tamam geri bilirim olarak güzel düşünülmüş ama Skif koşuyor ben değil ve bu da kafa ağrıtıcı. O kadar saat oynadım ama dinlene dinlene oynamak lazım.
Başka kötü özellik ise sanki 3 boyutlu grafiklere bakmıyorum da kum denizinde şekil benzetmece oynuyorum. Biraz abartarak örnek veriyorum çünkü manzara güzel, mekanlar güzel ama garip bir bulanıklık var, nesnelerin etrafında bulanık kopyaları çıkıyor. Mesela tel örgünün arkasında birileri var bende bakmak için oraya doğru gidiyorum ve yürümeye başlamamla garip bir kum denizi arasında adam şekli seçmeye çalışıyorum. Ayarlardan hareket bulanıklığını kapatamadım ama en düşüğe aldım. Kare üretimini de kapadım ama yine de değişen bir şey olmadı.
Diğer bir konu ise gölgelendirme. Bazen gölgeler çok koyulaşıyor ve biraz ortamda ilerleyince de çok açık hale geliyor. Tamam bu zaten gerçekte de tünel etkisi olarak var ama daha yumuşak çalışabilirdi. Ayrıca gölgelendirme ya da RTX teknolojisi karıncalı veya kumlu çalışıyor. Lümen teknolojisinden de kaynaklı olabilir tam hakim değilim.
Optimizasyon olarak oyunu bitirdiğim şu günlerde bile sanki oyun çıkmamışta onun sadece en üst grafik ayarında çalışan demo halini oynuyormuşum gibi. Yani oyun iyi sistem istiyor, optimizasyonu o kadar iyi değil. Tabii malum savaş halinde olan ülkeden çıkma bir stüdyonun oyunu. Bunu da göz önünde bulundurmak gerek.