S400'ler nerede?


Zamanın dışişleri bakanı mevlüt çavuşoğlu "ABD Patriot'ları satarlarsa alırız ancak satmazsa ikinci S400'ü alırız." cümlesini kurdu. Şu an 2 tane mevcut. Yani bu da demek oluyor ki Patriot'lar bizim ülkemize giriş yapmadı bize ait olacak şekilde. Ben söylemiyorum, başkanın konuşması ve yapılan girişimler böyle söylüyor.

Aynı kefeye koymuyorum ancak sizin unuttuğunuz şey şu: 1 her zaman 0'dan büyüktür.
Ne kadar 40 senelik hurdalar da olsa orada F22'nin, F35'in teknolojik geçmişi yatıyor. Şu an o uçaklar da olmasaydı Kaan'ı sıfırdan bu kadar hızlı geliştirebilir miydin?

Aynı şekilde o S400'ler de olmasaydı şu an hisar hava savunma ağını geliştiremezdin.

Bize gelen füzeleri NATO savunma sistemleri vuruyorken S400'ler çalışmıyor demek doğru bir cümle değil. NATO sistemleri Malatya ve Akdeniz'de varlık gösteriyor. Birbirine entegre çalışan sistemler ile beraber Akdeniz'de bulunan bir gemi hava savunma sistemi cismi algılayıp Malatya'daki füze rampasından füze ateşleyebilir diye biliyorum. Bu yüzden de Akdeniz ve doğu bölgesini senin yerine senden önce koruyan sistemler var.

Bu arada her şeyden önemlisi Patriot hava savunma sistemlerinin balistik füzelere karşı koruması çok daha etkin. S400'lerin birinci önceliği bu değil. Patriot'lar hipersoniklere karşı etkiliyken S400'lerin birinci önceliği savaş uçakları, radarda görünmeyen uçaklar ve seyir füzeleri(yere yakın ve paralel giden, radarlardan kaçan) vurmaktır. En son ise balistik füzeler geliyor.

Yani aslında kullanım amaçları tamamıyla birbirinden farklı iki tür sistemi karşılaştırmak doğru değil. Eğer bir gün Ankara'ya kadar girip bombalayan bir uçak düşürülmezse o zaman S400'ler nerede sorusunu sormak biraz daha mantıklı benim açımdan.

Patriot ve sampt sistemleri Türkiye'ye teklif edildi mi ve neden iptal oldu şeklide S400LERI hangi şartlarla aldık şeklindeki bir arama ile soruların cevabını bulabilirsiniz.

F16 blok 50'ler hurda değil gayet sağlam uçaklar ama F35 ile karşılaştırılabilecek seviyede asla değiller kabiliyet açısından F35 5 gömlek falan üst.

S400'ler olmasaydı nasıl hava savunmamız olmayacaktı merak ediyorum doğrusu. Ruslar ellerindeki en modern sistemlerden birini NATO üyesi bir ülkeye tersine mühendislik yapabileceği şekilde mi teslim etmiştir sizce?

S400'ler depoda paslanmaya bırakıldı. F35'ler gitti üstüne projeden atıldık ver mehteri :D

Depoda da çürümüyorlar fakat tam kapasite kullanamıyoruz F35 bizim için çok daha yararlı olurdu.
 

Zamanın Dışişleri bakanı Mevlüt Çavuşoğlu "ABD Patriotları satarlarsa alırız ancak satmazsa ikinci S400'ü alırız." cümlesini kurdu. Şuan 2 tane mevcut. Yani bu da demek oluyor ki Patriotlar bizim ülkemize giriş yapmadı bize ait olacak şekilde. Ben söylemiyorum, başkanın konuşması ve yapılan girişimler böyle söylüyor.


Aynı kefeye koymuyorum ancak sizin unuttuğunuz şey şu: 1 her zaman 0'dan büyüktür.
Ne kadar 40 senelik hurdalar da olsa orada F22'nin, F35'in teknolojik geçmişi yatıyor. Şuan o uçaklar da olmasaydı KAAN'ı sıfırdan bu kadar hızlı geliştirebilir miydin?

Aynı şekilde o S400'ler de olmasaydı şuan Hisar hava savunma ağını geliştiremezdin.

Bize gelen füzeleri NATO savunma sistemleri vuruyorken S400'ler çalışmıyor demek doğru bir cümle değil. NATO sistemleri Malatya ve Akdenizde varlık gösteriyor. Birbirine entegre çalışan sistemler ile beraber Akdenizde bulunan bir gemi hava savunma sistemi cismi algılayıp malatyadaki füze rampasından füze ateşleyebilir diye biliyorum. Bu yüzden de Akdeniz ve Doğu bölgesini senin yerine senden önce koruyan sistemler var.

Bu arada her şeyden önemlisi Patriot hava savunma sistemlerinin balistik füzelere karşı koruması çok daha etkin. S400'lerin birinci önceliği bu değil. Patriotlar hipersoniklere karşı etkiliyken S400'lerin birinci önceliği savaş uçakları, radarda görünmeyen uçaklar ve seyir füzeleri(yere yakın ve paralel giden, radarlardan kaçan) vurmaktır. En son ise balistik füzeler geliyor.

Yani aslında kullanım amaçları tamamıyla birbirinden farklı iki tür sistemi karşılaştırmak doğru değil. Eğer bir gün Ankaraya kadar girip bombalayan bir uçak düşürülmezse o zaman S400'ler nerede sorusunu sormak biraz daha mantıklı benim açımdan.
patriotların farklı versiyonları var
 
Patriot ve sampt sistemleri Türkiye'ye teklif edildi mi ve neden iptal oldu şeklide S400LERI hangi şartlarla aldık şeklindeki bir arama ile soruların cevabını bulabilirsiniz.
Çok net cevabı var: Türkiye teknoloji paylaşımı da istiyordu ancak ABD buna yanaşmadı ve aynı zamanda 2000 küsürdeki girişimlerde ABD kongresi karşı çıktı satışa. Ruslardan da teknoloji paylaşımı alamasak da Mevlüt Çavuşoğlu'nun sözüyle "teknoloji transferi ve ortak üretimin orta-uzun vadede müzakere edildiğini" söyledi. Yani dönemin şartları bizi S400'leri seçtirdi.
F16 blok 50'ler hurda değil gayet sağlam uçaklar ama F35 ile karşılaştırılabilecek seviyede asla değiller kabiliyet açısından F35 5 gömlek falan üst.
Yukarıda da yazdığım gibi tekrar yazıyorum: F35'ler 5. nesil uçak, F16'lar 3 ve 4. nesilden oluşuyor. ABD f35 ve f22 gibi uçakları üretirken F16'ların bilgi birikimiyle üretti bu uçakları. Senin elinde de ABD mühendisliğinin eseri olan uçaklar var. Bu uçakları inceleyerek üstüne koyabilirsin ama hava savunman yoksa olmayan şeyin üstüne koyamazsın. Ortadoğuda bluetooth ile yönetmiyorsun hava savunmasını. Bu yüzden uçaklar yerine hava savunması kırmızı alarm veriyordu o dönem. Bu yüzden de tercih edilmesi doğru bir karardı.
S400'ler olmasaydı nasıl hava savunmamız olmayacaktı merak ediyorum doğrusu. Ruslar ellerindeki en modern sistemlerden birini NATO üyesi bir ülkeye tersine mühendislik yapabileceği şekilde mi teslim etmiştir sizce?
S400'ler olmasaydı şuan çatısız ev altındaydın. Nato ve ABD sana hava savunma sistemleri anlamında tasmayı takmıştı onlar ne derse onu yapıyordun. Savaş çıkması durumunda "geri çekiyoruz" dedikleri an sınırdan taş atsalar yiyecek durumdaydın. Şuan "çekebilirsiniz." diyebiliyorsun. Belki patriotlar kadar üstün olmayabilir ama hiç olmamasından çok çok daha iyidir şuan varlıkları.

Aynı zamanda devletlerde çare tükenmez. Tersine mühendislik yapılmayacak şekilde üretim olmaz. Böyle bir şey olsaydı en baştan tersine mühendislik diye bir kavram olmazdı. Şuan azerbaycanda düşen 70 senelik hurda c130 tipi uçaklarda bile tersine mühendislik yapılması için kara kutu bulunuyorken üretimi yeni sistemlerde yok diye inkar mı edebilir misin? Kırılması çok zordur belki ama imkansız diye bir durum yok.

patriotların farklı versiyonları var
Pac serisi sistemleri var. Pac 2 eski nesil, Pac3 balistiklere karşı, pac3 mse geniş menzil sağlıyor, biliyorum.
 
Çok net cevabı var: Türkiye teknoloji paylaşımı da istiyordu ancak ABD buna yanaşmadı ve aynı zamanda 2000 küsürdeki girişimlerde ABD kongresi karşı çıktı satışa. Ruslardan da teknoloji paylaşımı alamasak da Mevlüt Çavuşoğlu'nun sözüyle "teknoloji transferi ve ortak üretimin orta-uzun vadede müzakere edildiğini" söyledi. Yani dönemin şartları bizi S400'leri seçtirdi.

Yukarıda da yazdığım gibi tekrar yazıyorum: F35'ler 5. nesil uçak, F16'lar 3 ve 4. nesilden oluşuyor. ABD f35 ve f22 gibi uçakları üretirken F16'ların bilgi birikimiyle üretti bu uçakları. Senin elinde de ABD mühendisliğinin eseri olan uçaklar var. Bu uçakları inceleyerek üstüne koyabilirsin ama hava savunman yoksa olmayan şeyin üstüne koyamazsın. Ortadoğuda bluetooth ile yönetmiyorsun hava savunmasını. Bu yüzden uçaklar yerine hava savunması kırmızı alarm veriyordu o dönem. Bu yüzden de tercih edilmesi doğru bir karardı.

S400'ler olmasaydı şuan çatısız ev altındaydın. Nato ve ABD sana hava savunma sistemleri anlamında tasmayı takmıştı onlar ne derse onu yapıyordun. Savaş çıkması durumunda "geri çekiyoruz" dedikleri an sınırdan taş atsalar yiyecek durumdaydın. Şuan "çekebilirsiniz." diyebiliyorsun. Belki patriotlar kadar üstün olmayabilir ama hiç olmamasından çok çok daha iyidir şuan varlıkları.

Aynı zamanda devletlerde çare tükenmez. Tersine mühendislik yapılmayacak şekilde üretim olmaz. Böyle bir şey olsaydı en baştan tersine mühendislik diye bir kavram olmazdı. Şuan azerbaycanda düşen 70 senelik hurda c130 tipi uçaklarda bile tersine mühendislik yapılması için kara kutu bulunuyorken üretimi yeni sistemlerde yok diye inkar mı edebilir misin? Kırılması çok zordur belki ama imkansız diye bir durum yok.


Pac serisi sistemleri var. Pac 2 eski nesil, Pac3 balistiklere karşı, pac3 mse geniş menzil sağlıyor, biliyorum.
Türkiye teknoloji transferi istiyordu, ABD buna yanaşmadı evet. Hangi ülke yanaştı, Ruslardan teknoloji transferi aldık mı? Ülkeler bu tarz kilit savunma teknolojilerinin transferini kolay kolay vermez. Özellikle radar algoritmaları, seeker teknolojisi, füze güdüm yazılımları ve ECCM (electronic counter-countermeasure) gibi alanlar tamamen stratejik teknolojilerdir. ABD bize anahtar teslim Patriot verecekti, bu sayede F-35 programından da olmayacaktık. Hadi o olmadı, Avrupa’dan da teklif gelmişti. Örneğin Fransız-İtalyan ortaklığı olan SAMP-T sistemi veya Eurosam teklifleri de konuşuldu. Ama bu sistemlerin hiçbirinde tam anlamıyla kritik teknoloji transferi yoktur; genelde üretim ortaklığı veya sınırlı entegrasyon verilir.


Öncelikle F-16 3. nesil bir uçak değildir, ne kadar saçma da olsa son nesilleri 4.5 nesil olarak bile ifade edilebiliyor. İlk F-16’lar bile fly-by-wire kontrol sistemi, yüksek thrust-to-weight oranı ve gelişmiş manevra kabiliyeti sayesinde klasik 3. nesil uçaklardan ayrılır. Güncel F-16 Block 70/72 gibi versiyonlar ise AESA radar (AN/APG-83), modern görev bilgisayarları, gelişmiş veri linkleri ve elektronik harp sistemleri sayesinde 4.5 nesil kategorisine sokulabiliyor.


S-400’ler bizim radar ağlarımıza entegre değil, dost-düşman tanıma (IFF) sistemlerimize entegre değil. Yani NATO’nun entegre hava savunma ağı olan NATINAMDS veya Türkiye’nin milli radar ağı ile birlikte çalışmıyor. Sadece kendi radarının yettiği kadar savunabiliyor. Kendi radarının eh kabiliyeti kadar eh kabiliyeti mevcut. Bu da sistemin teorik performansından pratikte daha sınırlı yararlanıldığı anlamına geliyor. Çünkü modern hava savunmasında en kritik unsur sensör füzyonudur; farklı radar ve erken uyarı sistemlerinden gelen verilerin birleşmesi gerekir.


Yani gerçekten Rusya’nın, ABD müttefiki NATO üyesi bir ülkeye “al tersine mühendislik yap” diye o sistemleri verebileceğini düşünüyorsanız benim bir açıklamam yok bu konuda. Hiçbir ülke radar sinyal işleme algoritmalarını, füze seeker teknolojisini veya veri link protokollerini bu şekilde açmaz. Bu tür sistemlerde kritik yazılımlar genellikle kapalı mimaridedir ve donanımsal ve yazılımsal çok güçlü güvenlik katmanlarıyla korunur.


Patriot PAC-2 GEM-T adında modernize edilmiş farklı amaçlar için kullanılan versiyonlara sahip. GEM-T aslında PAC-2’nin geliştirilmiş bir versiyonu ve özellikle cruise missile veya düşük radar kesit alanına sahip hedeflere karşı daha iyi performans için güncellenmiş radar arayıcıya sahip. PAC-3 ise tamamen farklı bir önleme mantığı kullanıyor; klasik patlayıcı başlık yerine “hit-to-kill” yani kinetik çarpma prensibiyle çalışıyor. Bu yüzden PAC-3 balistik füze savunmasında daha etkili. PAC-2 GEM-T ve PAC-3’ün çalışma prensibi farklı ve bu yüzden modern Patriot bataryalarında genelde ikisi birlikte kullanılır; biri aerodinamik hedefler için, diğeri balistik tehditler için optimize edilmiştir. Yani birisi eski diğeri yeni diye bir olay yok.

Ekleme: Pac 2 eski pac3 yeni diyebilirsiniz tabii ama ikisinin de modern versiyonları mevcut.

@burton tam olarak beğenmediğiniz ve yanlış gördüğünüz yer neresi?
 
Son düzenleme:
Türkiye teknoloji transferi istiyordu, ABD buna yanaşmadı evet. Hangi ülke yanaştı, Ruslardan teknoloji transferi aldık mı? Ülkeler bu tarz kilit savunma teknolojilerinin transferini kolay kolay vermez. Özellikle radar algoritmaları, seeker teknolojisi, füze güdüm yazılımları ve ECCM (electronic counter-countermeasure) gibi alanlar tamamen stratejik teknolojilerdir. ABD bize anahtar teslim Patriot verecekti, bu sayede F-35 programından da olmayacaktık. Hadi o olmadı, Avrupa’dan da teklif gelmişti. Örneğin Fransız-İtalyan ortaklığı olan SAMP-T sistemi veya Eurosam teklifleri de konuşuldu. Ama bu sistemlerin hiçbirinde tam anlamıyla kritik teknoloji transferi yoktur; genelde üretim ortaklığı veya sınırlı entegrasyon verilir.


Öncelikle F-16 3. nesil bir uçak değildir, ne kadar saçma da olsa son nesilleri 4.5 nesil olarak bile ifade edilebiliyor. İlk F-16’lar bile fly-by-wire kontrol sistemi, yüksek thrust-to-weight oranı ve gelişmiş manevra kabiliyeti sayesinde klasik 3. nesil uçaklardan ayrılır. Güncel F-16 Block 70/72 gibi versiyonlar ise AESA radar (AN/APG-83), modern görev bilgisayarları, gelişmiş veri linkleri ve elektronik harp sistemleri sayesinde 4.5 nesil kategorisine sokulabiliyor.


S-400’ler bizim radar ağlarımıza entegre değil, dost-düşman tanıma (IFF) sistemlerimize entegre değil. Yani NATO’nun entegre hava savunma ağı olan NATINAMDS veya Türkiye’nin milli radar ağı ile birlikte çalışmıyor. Sadece kendi radarının yettiği kadar savunabiliyor. Kendi radarının eh kabiliyeti kadar eh kabiliyeti mevcut. Bu da sistemin teorik performansından pratikte daha sınırlı yararlanıldığı anlamına geliyor. Çünkü modern hava savunmasında en kritik unsur sensör füzyonudur; farklı radar ve erken uyarı sistemlerinden gelen verilerin birleşmesi gerekir.


Yani gerçekten Rusya’nın, ABD müttefiki NATO üyesi bir ülkeye “al tersine mühendislik yap” diye o sistemleri verebileceğini düşünüyorsanız benim bir açıklamam yok bu konuda. Hiçbir ülke radar sinyal işleme algoritmalarını, füze seeker teknolojisini veya veri link protokollerini bu şekilde açmaz. Bu tür sistemlerde kritik yazılımlar genellikle kapalı mimaridedir ve donanımsal ve yazılımsal çok güçlü güvenlik katmanlarıyla korunur.


Patriot PAC-2 GEM-T adında modernize edilmiş farklı amaçlar için kullanılan versiyonlara sahip. GEM-T aslında PAC-2’nin geliştirilmiş bir versiyonu ve özellikle cruise missile veya düşük radar kesit alanına sahip hedeflere karşı daha iyi performans için güncellenmiş radar arayıcıya sahip. PAC-3 ise tamamen farklı bir önleme mantığı kullanıyor; klasik patlayıcı başlık yerine “hit-to-kill” yani kinetik çarpma prensibiyle çalışıyor. Bu yüzden PAC-3 balistik füze savunmasında daha etkili. PAC-2 GEM-T ve PAC-3’ün çalışma prensibi farklı ve bu yüzden modern Patriot bataryalarında genelde ikisi birlikte kullanılır; biri aerodinamik hedefler için, diğeri balistik tehditler için optimize edilmiştir. Yani birisi eski diğeri yeni diye bir olay yok.

Ekleme: Pac 2 eski pac3 yeni diyebilirsiniz tabii ama ikisinin de modern versiyonları mevcut.

@burton tam olarak beğenmediğiniz ve yanlış gördüğünüz yer neresi?
Buyurun, oldukça bilgilendirici olmasını diliyorum.

Bu içeriği görüntülemek için üçüncü taraf çerezlerini yerleştirmek için izninize ihtiyacımız olacak.
Daha detaylı bilgi için, çerezler sayfamıza bakınız.
 
Buyurun, oldukça bilgilendirici olmasını diliyorum.

Bu içeriği görüntülemek için üçüncü taraf çerezlerini yerleştirmek için izninize ihtiyacımız olacak.
Daha detaylı bilgi için, çerezler sayfamıza bakınız.


her ne kadar saçma da olsa diye başladığım cümlede nesil kavramı kullandığım için dislike attıysanız, bence önce okuduğunuzu anlayın. Zaten saçma olduğunu belirtmişim; cevap yazdığım kişi nesil kavramı üzerinden gittiği için ben de nesil kavramı üzerinden açıklama yaptım.
Zaten başka bir tartışma dönüyor bir de nesil kavramlarını açıklamaya gerek yok o durumda.
 
her ne kadar saçma da olsa diye başladığım cümlede nesil kavramı kullandığım için dislike attıysanız, bence önce okuduğunuzu anlayın. Zaten saçma olduğunu belirtmişim; cevap yazdığım kişi nesil kavramı üzerinden gittiği için ben de nesil kavramı üzerinden açıklama yaptım.
Zaten başka bir tartışma dönüyor bir de nesil kavramlarını açıklamaya gerek yok o durumda.
Her ne kadar saçma olsa da diye başlayıp iki defa mutlak terim kullanmışsınız, son nesilleri diye devam etmişsiniz. Son nesilleri tabiriniz zaten yanlış, son varyantları deseniz neyse. Paragrafın sonunda da 4.5 nesil kategorisine sokulabiliyor demişsiniz, böyle bir kategori olmadığı için sokulamaz. Sadece bunları ele aldım, bence siz yazmayı bilmiyorsunuz benim okumamdan ziyade, anlam çatışması dolu paragrafınız.
 

Bu konuyu görüntüleyen kullanıcılar

Technopat Haberler

Geri
Yukarı