İnceleme Hunt Showdown 1896 - Let the hunt begin!

1768336481418.png

Hunt Showdown 1896 - Burada ya avlanırsın ya da av olursun!

Giriş

Hunt: Showdown 1896 benim gözümde kendi türünde özgün ve karakteristik multiplayer oyunlarından biri. Bu oyunu oynamak için refleks değil, sabır ve beyin(!) gerekiyor. Evet, tam da bu yüzden bayılıyorum.
Haritaya adım attığınız anda oyun sizi içine çekiyor. Haritada ki sessizlik bile tehditkar. Burada acele eden, sabırsız hareket eden değil, düşünen kazanıyor. Silah hissi ağır, yavaş ve tatmin edici. Attığınız her mermi kıymetli ve vurup vurmadığınızı hissettiriyor. Hunt, sizi bir nişancıdan çok bir avcı gibi hissettiren nadir yapımlardan birisi.


Oynanış Döngüsü

Oyuna her girişte bir Avcı kiralayarak başlıyorsunuz. Ekipmanınızı kendiniz seçiyor, haritaya tek başınıza, iki kişilik ya da üç kişilik ekipler halinde giriyorsunuz.

Oyun üç temel aşamadan oluşuyor.
  1. Avınıza ait ipuçlarını bularak boss’un bulunduğu alanı tespit etmek.
  2. Boss’u öldürüp “banish” ederek ödülü almak.
  3. Haritanın kenarlarına dağılmış tahliye noktalarından birine sağ çıkmak.
Ancak iş burada bitmiyor. Boss’u öldürdüğünüz anda diğer takımlar sizin konumunuzu görüyor ve ödülünüzü çalmak için üzerinize geliyor. Yani avcıyken bir anda ava dönüşüyorsunuz.

1768339046218.png


Mekanikler

Hunt’ı özel yapan en önemli şeylerden biri permadeath sistemi. Öldüğünüz anda Avcı'nızın üzerindeki tüm ekipmanları ve geliştirmeleriyle birlikte kalıcı olarak siliniyor.

Bu başta acımasız gibi gelse de oyuna alıştıktan sonra zevkli hale geliyor. Çünkü her yeni Avcı, farklı yetenek kombinasyonlarıyla farklı bir oyun tarzı sunuyor. Hayatta kalan Avcı'nızı geliştiriyor.

Bu sayede hayatta kalmamız bir anlam kazanıyor.

PvPvE Dengesi ve Gerilimi

Oyunda sadece yaratıklarla değil, sizinle aynı ödülün peşinde koşan diğer oyuncularla da savaşıyorsunuz. Çoğu zaman asıl tehdit boss değil, diğer avcılar oluyor.

Sessizlik hayati önemde. Kargalar, köpekler, zincirler, camlar, su birikintileri… Hepsi konumunuzu ele verebiliyor. Bu yüzden ateşli silahları gereksiz kullanmak çoğu zaman ölümle sonuçlanıyor.

Hunt, “Gir, öldür ve çık” oyunu değil. Düşün, planla, pusu kur ve tek mermiyi doğru yerde kullan oyunu.

Atmosfer

Oyunun en güçlü olduğu alanlardan biri atmosferi. Oyun, daha haritaya adım attığınız ilk saniyeden itibaren sizi sürekli tetikte tutan, boğucu ve tehditkar bir dünyaya sokuyor. Sessizlik bile huzur verici değil. Aksine “bir şey olacak” hissini sürekli yaşatıyor.

Gündüz ve gece döngüsü oynanışı ciddi şekilde etkiliyor. Gündüzleri çevresel sesleri dinleyerek, gece ise daha çok silah patlamaları ve ışık kaynakları üzerinden pozisyon alarak oynuyorsunuz. Kargalar, köpekler, zincirler, cam kırıkları, su birikintileri… Haritanın neredeyse tamamı sizi ele verebilecek unsurlarla dolu. Hunt’ta sadece düşmanlardan değil, haritanın kendisinden de korkuyorsunuz. Bu his, oyunu sıradan bir FPS olmaktan çıkarıp adeta bir hayatta kalma deneyimine dönüştürüyor.

1768339329748.png

Grafikler

Oyunun sanat tasarımı ve atmosferi besleyen görsel diliyle fazlasıyla etkileyici bir görünüme sahip. Haritalardaki çürümüş yapılar, bataklıklar, karanlık ormanlar ve terk edilmiş çiftlikler oyunun kasvetli dünyasını çok iyi yansıtıyor. Işıklandırma, sis kullanımı ve gölge oyunları sayesinde özellikle gece haritalarında görüş mesafesi bilinçli olarak kısıtlanıyor. Bu da hem gerilimi artırıyor hem de oyuncuyu daha temkinli oynamaya zorluyor. Karakter animasyonları ağır ve tok, silah animasyonları ise hissiyatı güçlendirecek şekilde detaylı hazırlanmış.

Ses Tasarımı ve Müzikler

Hunt’ın belki de en büyük özelliği ses tasarımı. Oyunda kulak, en az göz kadar hatta çoğu zaman daha önemli. Rakibi görmeden, sadece sesinden pozisyonunu ve ne yapmaya çalıştığını anlayabiliyorsunuz. Uzaktan gelen tek bir silah sesi, bir kapının açılması, suya atılan bir adım, kargaların havalanması… Hepsi sizin için ya tehdit ya da fırsat anlamına geliyor. Sesler sadece atmosferi süslemiyor, oynanışın bizzat kendisi haline geliyor.
Müzikler ise minimal ve gerilim odaklı. Gereksiz yere öne çıkmadan, sizi sürekli huzursuz eden bir altyapı oluşturuyor. Özellikle boss banish anlarında giren müzikler her an birisi gelecekte sizi öldürecekmiş gibi çalıyor.

1768339541490.png

Artılar
  • Eşsiz atmosfer
  • Mükemmel ses tasarımı
  • PvPvE dengesi
  • Kusursuz Permadeath sistemi
  • Her maçın farklı hissettirmesi

Eksiler
  • Uzun eşleştirme süreleri
  • Zor öğrenilen mekanikler
  • Başlangıçta acımasız yapısı

Genel Değerlendirme

Hunt: Showdown 1896 herkese hitap eden bir oyun değil. Hızlı, arcade, affedici bir FPS arayanları mutlu etmez. Ama sabırlı, taktiksel, gerilim seven, kaybetmeyi göze alabilen oyuncular için tam anlamıyla mükemmel bir oyun.

Let the hunt begin! (Av Başlasın!)

 
Son düzenleme:
Her indirimde PS Store mağazasında göreüğüm ama almadığım oyun. Avlanmak oyunlarda çok hoşuma gidiyor ve ileride oynayacağım bir oyun. RDR2'de avcılık yapıyordum ama hedef olmadan zor oluyor. Ne avlasam bilemiyorum.

Elinize sağlık kaydettim.
 
@SkuggaKnight, bedava bir fiyata almışsınız. Keşke oynamayacaksanız bile tutsaydınız kütüphanenizde. Ben de bu fiyattan almıştım. 🥲
 
Oyunu hakkında bildiğim tek şey online bir oyun olmasıydı. İncelemeyi okuduktan sonra hoşuma gitti hatta o görsellere hayran kaldım. Bir online oyundan bunu beklemezdim doğrusu, bir ara denemek gerek oyunu. İnceleme için elinize sağlık hocam, bayağı iyi olmuş.
 

Bu konuyu görüntüleyen kullanıcılar

Technopat Haberler

Yeni konular

Geri
Yukarı