Zariyat 56 ayeti aklıma takılıyor

Sorunuzun cevabı için öncelikle yaratılan penceresinden bakmamamız gerekmektedir zira yaratanı yaratılan penceresinden anlamlandırmak çelişki doğuracaktır. Bu sebeple anlama muhtaç olan insanın anlamın kaynağını anlamlandırması için yaratıcının anlama muhtaç olmayışını kavraması gereklidir çünkü anlamın kaynağı anlama muhtaç olamaz. Anlama muhtaç olan da anlamın kaynağı olamaz çünkü insanın anlam arayışı onun sınırlı, sonlu ve bilinç sahibi oluşunun doğal sonucudur. Yaratıcı ise sınırlı ve sonlu değildir.

Bu bağlamda sorunuzu değerlendirirsek yaratıcının anlam arayışı olan bir varlığı yaratmasında anlam aramak, anlamın kaynağını anlama muhtaçlık çerçevesine hapsetmek anlamına gelecektir. Bu sebeple yaratıcının yaratması için bir anlam ihtiyacı söz konusu değildir, anlam ihtiyacı yaratılana aittir.

Sorunu çözdüm kardeşim, bize kulluğu, tapmayı ve köleliği kötü bir şey gibi gösterdiler. Sorun burada. Halbuki Allah'a olan sevgimiz rabbimize teslim olmaktır.
 
Sorunu çözdüm kardeşim, bize kulluğu, tapmayı ve köleliği kötü bir şey gibi gösterdiler. Sorun burada. Halbuki Allah'a olan sevgimiz rabbimize teslim olmaktır.
Kulluk denilince akıllara ilk gelen şey köleliktir. Hâlbuki gerçek kulluk, insanları kölelikten, esaretten, cehaletten, zulümden ve sömürülmekten kurtaran tek kurtuluş yoludur. İnsan Rabbine kul oldukça özgürleşir, O’na kul olmadıkça köleleşir. Yani kula kul olduğunda köleleşir. Necip Fazıl Kısakürek ne güzel anlatmış bu hususu:
“Neler kaybetti insan kula kulluk uğruna, Ah bir erebilseydik “kul” olmanın şuuruna.”
Onun için diyoruz ki : “Sana kul olmayan kula kul olur, Sana kul olmayan nefsine köle olur."
 

Bu konuyu görüntüleyen kullanıcılar

Technopat Haberler

Geri
Yukarı