Öncelikle şunu kabul etmek gerekir: Hayatta kimseden hiçbir şey beklemeyeceksiniz. Buna anne ve babanız da dahildir. Beklenti, insanı zayıflatır. Güçlü olmak istiyorsanız, ihtimalleri başkalarına değil kendinize bağlamalısınız.
Ben her zaman tüm olasılıkları düşünürüm. En kötü senaryoyu hesaba katar, olabilecek her ihtimali tartar ve ona göre yolumu çizerim. Çünkü hazırlıklı olan yıkılmaz. Hayat, duygusallığı değil; sağlam duranları ayakta tutar.
21 yaşındayım. Bugüne kadar “Keşke yapmasaydım” dediğim bir kararım olmadığı gibi, “Neden yapmadım?” dediğim bir pişmanlığım da yok. Çünkü kararlarımın sorumluluğunu aldım ve sonuçlarına hazırdım.
Şunu iyi bilin: Mutlu olmak için kimseye ihtiyacınız yok. Ne bir arkadaşa, ne bir sevgiliye, ne de ailenize. İnsan önce kendi ayakları üzerinde durmayı öğrenmeli. Gerçek güç, yalnız kalabildiğiniz halde dimdik durabilmektir.
Yaşamak için de mutlu olmak için de bir başkasına değil, sağlam bir karaktere ihtiyacınız var.
Kendi hayatımdan da bahsetmek istiyorum. İlkokul, ortaokul ve lise döneminde hiç arkadaşım ya da sevgilim olmadı. Bunun tek bir nedeni var: gereksiz olması. Bunu kendinize aşılamanızı öneririm; hayatınızda olmayan şeyler eksiklik değildir.
Lise son sınıfta okulu bıraktım; askere gitmemek için bu kararı verdim. Şu anda açık liseye kaydoldum, sınavlara girmiyorum ve süreci sürekli uzatıyorum. Yaklaşık 5 yıllık bir hakkım var. Bu süre sonunda liseyi tamamlayacağım ve muhtemelen açık öğretim fakültelerine de kaydolacağım. Senaryo aynı; kendi kararlarımı kendim belirliyorum.
Bir işim var ve şu anda bir Fast-Food zincirinde çalışıyorum. Hayatımı, başkalarının onayına ya da beklentilerine göre değil, kendi planlarım ve kararlarım doğrultusunda şekillendiriyorum.
Kendi dünyanızda tanrı olun.